Connect with us

Sağlık Haberleri

Kalp sağlığı hakkında doğru bilinen yanlışlar – İnternet Haber

Kalp-damar hastalıkları dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde Kalp ve Damar Cerrahisi …

Published

on

Kalp-damar hastalıkları dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, doğru bilinen yanlışları 10 maddede anlattı…

  1. Kalp krizi belirti verir
    Çoğu zaman kalp krizinin ilk belirtisi kalp krizinin kendisidir. Hastaların büyük kısmı daha önceden hiçbir şikayeti yokken, ani bir göğüs ağrısı ya da baskı hissiyle karşımıza gelir. Elektrokardiyogram ve kan testiyle kalp krizi (miyokard enfarktüsü) teşhisi konulur.
  2. Kalp krizinin tek bulgusu göğüs ağrısıdır
    Göğüste ağır bir yük binmesine benzeyen baskı tarzında ve eforla ilişkili ağrı kalp krizi için tipik olsa da şikayetler çok değişik şekilde olabilir. Özellikle ağır bir yemek sonrası hazımsızlık, midede gaz varmış soda içince veya gaz çıkarınca rahatlayacakmışsınız hissi; sol kolda boylu boyunca ağrı ve uyuşukluk; damağa vuran ağrı ve boğulma hissi; ani nefes darlığı, soğuk terleme, halsizlik gibi belirtiler de kalp krizi anında görülebilir. Hastalar çoğu zaman bu şikayetlerle mide doktoruna veya akciğer hastalıklarına başvurabilirler. Gecikmiş teşhis, kalp damar tıkanıklıkları için hayati olabilir.
  3. Basit tetkiklerle kalp damarı tıkanıklığı tespit edilebilir
    Çoğu hasta rutin check-up testleriyle kendisinde kalp hastalığı olmadığını düşünür. Ancak kalp damarlarını görmenin tek yolu anjiografidir. Kalp ekokardiyogramı, efor testi, hatta kalp sintigrafisi hep direkt olmayan testlerdir ve kalp adelesini gösterir. Bir kriz anında değilseniz veya kriz geçirmemişseniz, her şey normal çıkabilir. Risk faktörleri çok fazla ve şikayetler çok tipikse direkt anjiografi yapılabilir. Kararsız kalınan ancak şüpheli kişilerde kalp damarlarını görüntülemek için sanal anjiyo (tomografi anjio) erken teşhis için faydalıdır.
  4. Kalp krizi kaçınılmaz bir şeydir
    Kalp damar hastalıkları genetiktir ve ailenizde, birinci derecede yakınlarınızda görüldüyse sizde de olma olasılığı çok yüksektir. Ancak olası kötü sonuçları ötelemek ve erken teşhisle tam tedaviye ulaşmak sizin elinizde. Kalp damar hastalıklarının önlenebilir en basit yolu sigara içmemektir. Aile hikayeniz varsa ve sigara içiyorsanız erken yaşta kalp krizi adayısınızdır. Özellikle 35-40 yaş sonrası kalp kontrolleri hayat kurtarıcı olabilir. İyi tedavi edilen yüksek tansiyon, şeker hastalığı (diyabet), kolesterol yüksekliği sizi kalp krizinden korur. Unutmayın; erken teşhis hayat kurtarır.
  5. Benim tansiyonum düşmez, ben bu tansiyona alışığım
    Yüksek tansiyon sigaradan sonra damar tıkanıklığına en fazla sebep olan durumdur ve tedavi edilebilir. Siz, tansiyonunuz yüksekken tedavi olmazsanız veya haberiniz olmazsa, bir süre sonra şikayetleriniz geçer, alışırsınız. Ancak damarlarınız alışmaz. Tansiyonunuz mutlaka 12/8 civarı ve 14/9 altı olmalı. Kalp doktorunuzun tansiyon canavarına karşı kullanacağı çok silah (ilaç) var, mutlaka düşer merak etmeyin!
  6. Kalp damarımda darlık var, anjio ve stentle herşey tedavi olabilir
    Kalp adalesini besleyen üç ana damarın üçünde de darlık var ve özellikle şeker hastasıysanız by-pass cerrahisi sizin için mutlak çözümdür. Stent ile kaybedilen zamanda hem kalp adelenizi yorar ve kalp yetmezliği hastası olursunuz; hem de ameliyat olmaya karar verdiğinizde daha riskli ve verimsiz bir ameliyat olursunuz. Hangi tedavinin sizin için daha iyi olacağını bir kalp takımı belirlemeli. Kardiyolog ve kalp cerrahı birlikte karar vermeli.
  7. Stent mi by-pass mı? “Anjio ile idare ederim”
    Anjio sonrası by-pass ameliyatı önerilmiş bir kişinin vereceği en yanlış cevap budur… Ameliyatı erteleyerek sorunu içinden çıkılmaz bir noktaya getirirsiniz. By-pass cerrahisi anjio ile damar açılmasından tamamen farklı bir işlemdir. Ameliyatta tıkalı damar açılmaz, bütün tıkanıklıkların ilerisine yeni bir damar dikilir. Ben bunu ana yolda trafik sıkışınca yan yoldan tıkanıklığın ilerisine geçmeye benzetiyorum. Böylece ileride de oluşabilecek by-pass öncesi darlıklara çözüm bulmuş oluyoruz. By-pass cerrahisi yarım asırdan uzun bir süredir başarıyla uygulanmakta ve her bilimsel çalışmada anjio ile damar açmadan daha üstün görünmektedir.
  8. By-pass cerrahisi çok riskli ve büyük, hayatıma aynen devam edemem
    By-pass cerrahisi yeni yüzyılına girdi, artık ‘Mini By-pass’ var. Göğüs kemiğini açmadan, bacakta hiçbir yara izi olmadan aynı ameliyatı olmak mümkün. Kalp hastalıkları şakaya gelmez, öncelikle açık bir cerrahi ile aynı işi yapmamız gerekir. ‘Mini Bypass’ta kalbin hangi damarına ve kaç tane damar by-pass yapmamız gerekiyor ise aynısını kapalı yapıyoruz. Hastalar bir gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 4. gün eve çıkıyorlar. Göğüs kemiği açılan bir hastada iki ay araba kullanmak ve yan yatmak mümkün değilken, ‘Mini By-pass sonrası hastalar hastaneden arabasını sürerek çıkıyor. Ameliyat sonrası on gün içinde iş ve sosyal hayatına dönebiliyor. Özellikle genç yaşta ameliyat önerilen ve iş ve sosyal hayatından kopmak istemeyen veya ameliyatı yaşı, akciğer durumu, şeker hastalığı, aşırı kiloları nedeniyle riskli bulunan kişiler bu kapalı yöntemden en çok fayda görenler.
  9. Kadınlarda kalp damar tıkanıklıkları daha az görülür
    Eskiden kalp-damar tıkanıklıkları sadece erkeklerde görülür, kadınlık hormonları korur diye düşünülürdü. Ancak günümüzde kadınlar ne mutlu ki erkeklerle aynı işleri yapmakta ama maalesef ki aynı kalp damar risklerini almaktalar. Özellikle menopoz sonrası ve ailede kalp hastalıkları olan kadınlar erkeklerle aynı risklere sahip. Onlarda da cerrahi en uzun ömürlü çözüm. Kadın hastalarda bütün ameliyat izleri meme altında kaldığı için ayrıca bir kozmetik üstünlüğü de var. İlerleyen yaşlarda kemik erimesi daha fazla olduğu için, kemiğe hiç dokunmadığımız bir cerrahi çok önemli.
  10. Bütün kalp ameliyatları kapalı yapılamaz
    Bütün kalp ameliyatları göğüs kemiğini kesmeden kapalı olarak yapılabilir. By-pass ameliyatlarında sol meme hizasından yapılan 4 cm’lik bir yerden ve bacakta hiç bir iz bırakmadan bütün damarları tedavi etmek mümkün. Kalp kapak ameliyatları da sağ göğüsten 4 cm’lik küçük kesilerle gerçekleştirilir. Mitral kapak tamiri ya da değişimi, triküspit kapak, aort kapak ve aort genişlemesi, kalp deliği, kalp tümörleri tamamı buradan kapalı yapılabilir. Bazen hem kapak, hem bypas ameliyatı birlikte gereken hastalarımız oluyor ki onları da iki taraflı küçük kesilerle ama göğüs kemiğini açmadan tedavi ediyoruz.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Sağlık Haberleri

Meme Kanseri Farkındalık Ayında Erken Tanının Önemine Dikkat Çekildi – İnternet Haber

Meme kanseri dünyada ve ülkemizde, kadınlarda en sık rastlanılan kanser türleri arasında yer alıyor. Her 8 kadından biri hayatının bir döneminde …

Published

on

By

Meme kanseri dünyada ve ülkemizde, kadınlarda en sık rastlanılan kanser türleri arasında yer alıyor. Her 8 kadından biri hayatının bir döneminde bu hastalıkla karşı karşıya kalabiliyor. Bununla birlikte erken tanı ve doğru tedavi planlaması ile meme kanserinden tamamen kurtulmak mümkün olabiliyor. “1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı”nda Memorial Sağlık Grubu ve Şanlıurfa Siverek Belediyesi işbirliği ile kanserde erken tanının önemine dikkat çekmek için bir seminer düzenledi. Toplantıda Memorial Diyarbakır Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Zeynep Şener Bahçe ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gamze Akın Evsen sunum yaparak katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.

“Benim başıma gelmez demeyin”

Op. Dr. Zeynep Şener Bahçe, meme kanseri farkındalığı ile ilgili şu bilgileri verdi: “Meme kanseri, meme dokusunu oluşturan hücrelerde ortaya çıkan kontrolsüz çoğalmalar olarak ifade edilmektedir. Sıklıkla memede veya koltuk altına doğru elle hissedilebilen kitleler ile fark edilmektedir. Bununla birlikte iki meme arasında yeni ortaya çıkan büyüklük ve şekil farkı, memede kızarıklık, yara, portakal kabuğu görünümü, meme başında çöküntü, renk ve şekilde değişmesi, meme başından pembe- kırmızı renkte akıntı gibi belirtiler de olabilir.

Kadınlar bu tür belirtiler ile karşılaştıkları takdirde vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır. Meme kanserinde erken tanı ve tedavi başarı şansını artırır. Bununla birlikte koruyucu uygulamalar da çok önemlidir. Kişi sağlıklı beslenmeli, fiziksel aktivitelerine önem vermeli, uyku saatlerine dikkat etmeli ve düzenli bir yaşam tarzını benimsemelidir. En önemli nokta ise kendine meme muayenesi ve düzenli doktor kontrollerinin aksatılmamasıdır. 40 yaşından sonra her kadın doktorunun önerisi ile mamografi çektirmelidir. Eğer ailede meme kanseri öyküsü varsa bu kontroller daha erken yaşlara çekilebilir. Meme kanseri benim başıma gelmez denilerek ötelenebilecek bir sorun değildir. Bu konuda bilinçli olunmalı ve mutlaka tüm önlemler zamanında alınmalıdır.”

“Kadınlar düzenli jinekolojik kontrollerini de ihmal etmemeli”

Op. Dr. Gamze Akın Evsen de meme kanseri ile birlikte kadın kanserlerinin de kadınların yaşam kalitesi ve süresini düşürüyor olmasına dikkat çekti. Op. Dr. Evsen, “ Günümüzde kadınların sağlığını bozan, hastalıklara yol açan ve jinekolojik kanserlere de zemin hazırlayan pek çok çevresel etken bulunmaktadır. Örneğin vajinal enfeksiyonların tamamı diğer kadın hastalıklarına yol açabilmektedir. Kronik pelvik ağrıya neden olan çikolata kistleri de anatomiyi bozmasından dolayı kısırlığa neden olmaktadır. Çikolata kistleri pek çok kadının ortak sorunudur. Yüksek doz östrojen içeren doğum kontrol hapları gibi ilaçların kullanımı ile de miyomlar büyüyebilmektedir. Kadınlarda rahim ve rahim ağrı kanseri, yumurtalık kanseri de günümüzde sık görülmektedir. Tüm bu ciddi sağlık sorunlarından korunmanın en önemli yolu düzenli jinekolojik muayeneden geçmektedir” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Yorglass’tan iki şehirde kan ve kök hücre bağışı – İnternet Haber

Global cam devi Yorglass, toplumsal fayda çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Yorglass, üretim yaptığı Bolu ve Manisa işletmelerinde Türk …

Published

on

By

Global cam devi Yorglass, toplumsal fayda çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Yorglass, üretim yaptığı Bolu ve Manisa işletmelerinde Türk Kızılay ile birlikte kan bağışı etkinliği gerçekleştirdi. İki lokasyonda onlarca Yorglass çalışanı “Kahramanlık Kanımızda Var!” düşüncesiyle hareket ederek kan ve kök hücre bağışında bulundu.

Endüstriyel cam işleme sektöründe etkin faaliyetler gerçekleştiren Yorglass, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ediyor ve kan bağışı etkinleri düzenliyor. “Kahramanlık Kanımızda Var!” diyen Yorglass çalışanları, Türk Kızılay ile beraber hayata geçirilen etkinlik boyunca kan ve kök hücre bağışında bulundu.

Türk Kızılay ile ‘hayat ver’

Yorglass CEO’su Semavi Yorgancılar, üretim tesislerinden Bolu ve Manisa işletmelerinde gerçekleştirilen kan bağışı etkinliklerinin oldukça anlamlı olduğunu söyledi. Yorgancılar, “Yorglas’ın yarım yüzyıla dayanan tarihi boyunca toplumsal fayda çalışmalarına yönelik birçok değerli etkinlik gerçekleştirdik. Ancak kan bağışı etkinliğinin önemini ayrıca belirtmem gerekiyor çünkü kan, hayat vermek demek. Dolayısıyla bağışlanan miktar ne kadar çok olursa, kurtulacak hayat sayısı da o kadar artıyor. Bundan dolayı Türk Kızılay ile birlikte yaptığımız bu iş birliğinden gurur duyuyor, kan bağışı yapmaya devam edeceğimizin sözünü veriyoruz” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

İdeal ve mükemmel bir kişilik tipi var mı – İnternet Haber

Kişilik kavramı, günlük dilde insanları değerlendirmek ya da betimlemek için kullanılıyor. Psikolojinin her kavramında olduğu gibi kişiliği de …

Published

on

By

Kişilik kavramı, günlük dilde insanları değerlendirmek ya da betimlemek için kullanılıyor. Psikolojinin her kavramında olduğu gibi kişiliği de tek bir yaklaşımla açıklamanın mümkün olmadığını belirten uzmanlar, farklı kuramların kişilik kavramını farklı bakış açıları getirerek ele aldığını ifade ediyor. Uzmanlar, kişilik tiplerinin antik çağlardan bu yana tartışılan bir konu olduğuna dikkat çekerek ideal ve mükemmel kişilik tipinden de bahsedilemeyeceğini vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Esra Işık, psikolojide kişilik kavramı ve kişilik tipleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Kişi agresifse saldırgan olarak betimleniyor

Kişilik kavramının günlük dilde insanları değerlendirmek ya da betimlemek için kullanıldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Esra Işık, “Örneğin, tavrı beğenilmeyen ve etkileşime girmek istenilmeyen bir insan kişiliksiz olarak değerlendirebiliyor. Ya da bir kişinin en göze çarpan özelliği agresif olması ise saldırgan kişilik olarak betimlenebiliyor. Ancak bilimsel bir kavram olan kişilik, bu kullanımların çok daha ötesine geçerek biraz farklılaşıyor.” dedi.

Her kuram kişiliği farklı açıklıyor

Psikolojinin her kavramında olduğu gibi kişiliği de tek bir yaklaşımla açıklamak mümkün olmadığını ifade eden Işık, “Farklı kuramların kişiliğe farklı bakış açısı getirerek kişilik kapsamındaki unsurları farklı şekillerde ele aldıklarını söyleyebiliriz. Psikodinamik kuramlar, kişiliğin büyük ölçüde bilinçdışı süreçler ile şekillendiğini savunuyorlar ve kişiliği temel güdüler üzerinden açıklıyorlar. Gelişimsel bir perspektife sahip olan bu yaklaşımlar, kişilik gelişiminde çocukluk dönemi yaşantılarının çok önemli olduğunu savunuyorlar. Bu alandaki birçok yaklaşım kişiliğin yaşamın ilk beş yılında oluştuğunu iddia ediyor.” dedi.

Kişilik oluşumu ihtiyaçlar tarafından güdüleniyor

Dr. Öğretim Üyesi Esra Işık, ‘Davranışçı yaklaşım kişiliğin büyük oranda öğrenilmiş davranışlar üzerinden şekillendiğini savunuyor.’ dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Bu davranışlar pekiştirildikleri için alışkanlığa dönüşmüş ve kişilikte sürekli hale gelmişler. Bu nedenle kişiliğin yapısı konusunda spekülasyonlar öne sürmek yerine, kişilik gözlemlenebilir davranışlar üzerinden tanımlanıyor. Hümanistik yaklaşımlar, sağlıklı gelişim ve ilerleme için doğuştan getirilen potansiyeller üzerine odaklanan, insan doğasını pozitif ele alan yaklaşımlardır. Kişilik oluşumu bireylerin ihtiyaçları tarafından güdülenir. Örneğin, yaklaşımın en önemli temsilcilerinden olan Abraham Maslow’a göre kişilik bireyin ihtiyaçlarını hiyerarşik bir düzende karşılamasıyla oluşur. Farkındalığımız, değerlerimiz ve özgür irademizle yaptığımız tercihler de bu sürece yön veren unsurlardır. Ayırıcı özellik yaklaşımı ise kişiliğin anlaşılabilmesi için ayırıcı kişilik özelliklerinin tanımlanması gerektiğini savunuyor. Bu özelliklerin kombinasyonu ve etkileşimi her insanda farklıdır. Bireyi diğerinden farklı kılan bu özelliklere yönelerek kişiler arası farklılıklara odaklanıyor.”

Kişilik tipleri tartışılan bir konu

Psikolojide kişilik tiplerinin antik çağlardan günümüze tartışılan ve incelenen bir konu olduğunu belirten Işık, “Kişilik tipi belli özelliklere göre kişileri gruplandırmayı ifade ediyor. Bilim insanları; beden yapısı, konuşma şekli, beden kimyası gibi özelliklere göre insanları gruplamaya çalışmışlar. En eski sınıflandırma da M.Ö. 5.yüzyılda Hipokrat tarafından yapılmış. Hipokrat, bedenin 4 farklı sıvı ya da salgı bulundurduğunu ve bu salgılardan her birinin mizaç özelliği ile ilişkili olduğunu öne sürmüş. M.Ö. 2. Yüzyılda ise Claude Galen, kişiliği bedendeki baskın salgı ile ilişkilendirmiş ve salgıları şu mizaçlarla açıklamış;

Kan: Neşeli mizaç, kanlı, canlı ve hareketli

Balgam: Sakin mizaç, ilgisiz ve ağırkanlı

Kara safra: Melankolik mizaç, üzgün ve düşünceli

İltihap: Asabi mizaç, sinirli ve telaşlı

İşte kişiliğin 5 ana boyutu

Hans J. Eysenck’in çalışmalarında kişiliği dışa dönüklük, nevrotiklik ve psikotiklik olarak üç boyutta incelediğini ifade eden Işık, “Eysenck’in öğrencisi Alan Gray ise günümüzün en sık kullanılan kişilik tipolojisini içeren ‘Kişilik Tiplerinde Büyük Beşli’ kuramını geliştirmişt. Bu kuram, kişiliği beş ana boyutta ele alıyor;

– Özenlilik: Bu kişilik özelliği verimli ve organize olmak ile rahat ve dağınık olmak üzere iki ucu kapsar.

– Tecrübeye açıklık: Bu kişilik özelliği meraklı ve yaratıcı olmak ile rutini sevmek ve dikkatli/korkak olmak üzere iki ucu kapsar.

– Dışa dönüklük: Bu kişilik özelliği dışa dönük olup, enerjik olmak ile içe kapanıklık ve yalnızlığı tercih etme uçlarını kapsar.

– Anlaşılabilirlik: Bu kişilik özelliği arkadaş canlısı ve nezaketli olmak ile soğuk ve düşüncesiz olmak uçlarını kapsar.

– Nevrotiklik: Bu kişilik özelliği duyarlı ve sinirli olmak ile kendine güvenli olmak uçlarını kapsar.

İdeal ve mükemmel kişilik tipi var mı?

İdeal ya da mükemmel kişilik tipinden bahsedilemeyeceğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Esra Işık, “Bu hayatın ve insan doğasının karmaşık yapısında çok mümkün olmayan bir durum olduğunu söyleyebiliriz. Fakat hangi iş kolu için hangi kişilik tipinin daha uygun olduğunun tarif edilmesi ya da belirli kişilik özelliklerine sahip bir birey için ideal partnerin hangi kişilik tipine sahip olması gerektiği gibi duruma özel ideal kişilik tanımlamaları yapmak için çalışmalar mevcut. Yine de genel geçer bir ideal kişilik tipinden bahsetmek mümkün değil.” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending