Connect with us

Sağlık Haberleri

Kilo Verme Sonrası Yüzdeki Sarkma ve Yorgun Görüntü Giderilebiliyor – İnternet Haber

Fazla kiloları nedeniyle mide küçültme ameliyatı olanların ardından vücuttaki sarkmaları önlemek için operasyon geçirdiğini ancak yüz germe …

Published

on

Fazla kiloları nedeniyle mide küçültme ameliyatı olanların ardından vücuttaki sarkmaları önlemek için operasyon geçirdiğini ancak yüz germe işlemini ihmal ettiğini söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Özellikle fazla kilo verenlerin yüzlerinde de sarkma olabildiği için bu kişiler olduğundan yaşlı görülebiliyor. Böyle durumlarda yüz germe ameliyatı gereklidir. Bu işlem 50 yaş üstünde yapıldığında kişi 15 yaş genç gibi görünebiliyor” dedi.

Mide küçültme ameliyatı sonrasında ya da diyetle fazla kilo verilmesi sonrasında karında, bacak, kollar ve vücudun diğer bölgelerindeki sarkmalara dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, yüz germe operasyonlarına yönelik bilgi verdi.

45 KİLO VE ÜSTÜNDE HAFİFLEYENLEN DİKKAT

Yaşlılığa bağlı insanların yüzünde sarkmalar yaşanmasının doğal olabildiğini hatırlatan Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Bu sarkmalar genç görünümün kaybına neden olabilir. Ayrıca son yıllarda çokça yapılan mide küçültme ameliyatlarından sonra ani kilo verilmesi nedeniyle hastalarda yüz sarkmalarını görüyoruz. Özellikle 45 kiloya yakın ve üstende kilo kaybetmiş kişilerde yüz sarkması ortaya çıkabiliyor. Hasta o kadar kilo verince göbek bölgesi, sırt, popo, meme, kollar ve üst bacakta sarkmalar oluşuyor. Kişiler genelde bu bölgelerde sarkmalardan şikayetçi olur, düzeltilmesini ister” diye konuştu.

KİŞİ DAHA YAŞLI GÖRÜNÜYOR

Yüzde sarkmalara ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Kişilerde kaşlar aşağıya doğru sarkmaya başlıyor, orta yüz de sarkar. Burun ve dudak arasındaki oluk belirginleşir, öne doğru gelir. Dudak etrafındaki çizgiler belirginleşir. Çene altındaki bölgelerde sarkmalar olur, çenedeki açılar belli olmaz. İşte yüzde böyle durumların geliştiği hastalarda germe ameliyatlarını yapmak gerekir. Çünkü kendi yaş popülasyonlarına göre çok daha yaşlı görünürler” dedi.

KİŞİLERİN YÜZDE 20’SİNDE YÜZ SARKMASI GÖRÜLÜYOR

Mide küçültme ameliyatı olanların yaklaşık yüzde 20’sinde yüz sarkması görüldüğünü ancak kişilerin genelde bunu ihmal ettiğini söyleyen Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, bu oranın kilo verme hızına ve miktarına bağlı olarak değişebildiğini anlattı. Kilo verme sonrası ortaya çıkabilen bu şikayetler için yapılacak düzeltme ameliyatlarında zamanlamanın çok önemli olduğunu ifada eden Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Bu ameliyatları aşama aşama yapmak gerekli. Mide küçültme ameliyatı olan kişi 12-18 ay kadar bekleyip, hedef kilosuna ulaşınca düzeltme operasyonunu gerçekleştiriyoruz. Belli beslenme düzeninin oluşmasını da önemsiyoruz.” diye konuştu.

YÜZDEKİ YORGUN GÖRÜNTÜ GİDERİLİYOR

Oluşabilecek bu sarkmalar için tek seçeneğin ameliyat olmadığını da hatırlatan Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Sarkmalara ameliyatsız uygulanan teknikler de var. Ama en etkilisi yüz germe operasyonudur. Hastadan alınan yağ dokusu hacim kaybı yaşanan yerlere dolduruluyor. Çene hattını, elmacık kemikleri belirgin hale getiriliyor. Bu sayede yorgun görüntüyü giderebiliyoruz” diye konuştu.

Kişi eğer sigara içiyorsa doku kaybı yaşanmaması için ameliyattan bir ay önce bunu bırakmasını istediklerini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu. Bununla birlikte kan değerlerinin iyi olması için beslenme düzenine de dikkat edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AMELİYATTAN SONRA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Ameliyattan çıkan hastayı pıhtı olmaması için hemen hareketlendirmek gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Hastanın ameliyattan sonra da sigara içmemesi son derece önemli. Bununla birlikte özellikle tansiyon hastalarında kanama yaşanmaması için tansiyonunu da dengede tutmaya çalışıyoruz. Yüz bölgesine yapılan estetik cerrahiden sonra hastaya özel bir bandaj takıyoruz. Kulak önünde, arkasında oluşan küçük izler de 6-9 ay içerisinde çok az belirgin halde olacak şekilde azalacaktır. Hastaların özel bandajı 4 hafta takmaları gerekir. Ameliyattan 1 hafta sonra dikişleri alınan hastanın normal hele gelmesi yaklaşık üç ayı bulabiliyor. Genç bir hastaysa operasyondan sonra kendi yaş grubu gibi görünecektir. Ancak özellikle 50 yaş üstü bir hastaya yüz germe ameliyatı yapıyorsak 15 yaş gençleşme söz konusu olabiliyor. 40’lı yaşlarda bu operasyonu geçirenler ise 7 yaş kadar gençleşme gözleniyor” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Sağlık Haberleri

Meme Kanseri Farkındalık Ayında Erken Tanının Önemine Dikkat Çekildi – İnternet Haber

Meme kanseri dünyada ve ülkemizde, kadınlarda en sık rastlanılan kanser türleri arasında yer alıyor. Her 8 kadından biri hayatının bir döneminde …

Published

on

By

Meme kanseri dünyada ve ülkemizde, kadınlarda en sık rastlanılan kanser türleri arasında yer alıyor. Her 8 kadından biri hayatının bir döneminde bu hastalıkla karşı karşıya kalabiliyor. Bununla birlikte erken tanı ve doğru tedavi planlaması ile meme kanserinden tamamen kurtulmak mümkün olabiliyor. “1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı”nda Memorial Sağlık Grubu ve Şanlıurfa Siverek Belediyesi işbirliği ile kanserde erken tanının önemine dikkat çekmek için bir seminer düzenledi. Toplantıda Memorial Diyarbakır Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Zeynep Şener Bahçe ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gamze Akın Evsen sunum yaparak katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.

“Benim başıma gelmez demeyin”

Op. Dr. Zeynep Şener Bahçe, meme kanseri farkındalığı ile ilgili şu bilgileri verdi: “Meme kanseri, meme dokusunu oluşturan hücrelerde ortaya çıkan kontrolsüz çoğalmalar olarak ifade edilmektedir. Sıklıkla memede veya koltuk altına doğru elle hissedilebilen kitleler ile fark edilmektedir. Bununla birlikte iki meme arasında yeni ortaya çıkan büyüklük ve şekil farkı, memede kızarıklık, yara, portakal kabuğu görünümü, meme başında çöküntü, renk ve şekilde değişmesi, meme başından pembe- kırmızı renkte akıntı gibi belirtiler de olabilir.

Kadınlar bu tür belirtiler ile karşılaştıkları takdirde vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır. Meme kanserinde erken tanı ve tedavi başarı şansını artırır. Bununla birlikte koruyucu uygulamalar da çok önemlidir. Kişi sağlıklı beslenmeli, fiziksel aktivitelerine önem vermeli, uyku saatlerine dikkat etmeli ve düzenli bir yaşam tarzını benimsemelidir. En önemli nokta ise kendine meme muayenesi ve düzenli doktor kontrollerinin aksatılmamasıdır. 40 yaşından sonra her kadın doktorunun önerisi ile mamografi çektirmelidir. Eğer ailede meme kanseri öyküsü varsa bu kontroller daha erken yaşlara çekilebilir. Meme kanseri benim başıma gelmez denilerek ötelenebilecek bir sorun değildir. Bu konuda bilinçli olunmalı ve mutlaka tüm önlemler zamanında alınmalıdır.”

“Kadınlar düzenli jinekolojik kontrollerini de ihmal etmemeli”

Op. Dr. Gamze Akın Evsen de meme kanseri ile birlikte kadın kanserlerinin de kadınların yaşam kalitesi ve süresini düşürüyor olmasına dikkat çekti. Op. Dr. Evsen, “ Günümüzde kadınların sağlığını bozan, hastalıklara yol açan ve jinekolojik kanserlere de zemin hazırlayan pek çok çevresel etken bulunmaktadır. Örneğin vajinal enfeksiyonların tamamı diğer kadın hastalıklarına yol açabilmektedir. Kronik pelvik ağrıya neden olan çikolata kistleri de anatomiyi bozmasından dolayı kısırlığa neden olmaktadır. Çikolata kistleri pek çok kadının ortak sorunudur. Yüksek doz östrojen içeren doğum kontrol hapları gibi ilaçların kullanımı ile de miyomlar büyüyebilmektedir. Kadınlarda rahim ve rahim ağrı kanseri, yumurtalık kanseri de günümüzde sık görülmektedir. Tüm bu ciddi sağlık sorunlarından korunmanın en önemli yolu düzenli jinekolojik muayeneden geçmektedir” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Yorglass’tan iki şehirde kan ve kök hücre bağışı – İnternet Haber

Global cam devi Yorglass, toplumsal fayda çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Yorglass, üretim yaptığı Bolu ve Manisa işletmelerinde Türk …

Published

on

By

Global cam devi Yorglass, toplumsal fayda çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Yorglass, üretim yaptığı Bolu ve Manisa işletmelerinde Türk Kızılay ile birlikte kan bağışı etkinliği gerçekleştirdi. İki lokasyonda onlarca Yorglass çalışanı “Kahramanlık Kanımızda Var!” düşüncesiyle hareket ederek kan ve kök hücre bağışında bulundu.

Endüstriyel cam işleme sektöründe etkin faaliyetler gerçekleştiren Yorglass, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ediyor ve kan bağışı etkinleri düzenliyor. “Kahramanlık Kanımızda Var!” diyen Yorglass çalışanları, Türk Kızılay ile beraber hayata geçirilen etkinlik boyunca kan ve kök hücre bağışında bulundu.

Türk Kızılay ile ‘hayat ver’

Yorglass CEO’su Semavi Yorgancılar, üretim tesislerinden Bolu ve Manisa işletmelerinde gerçekleştirilen kan bağışı etkinliklerinin oldukça anlamlı olduğunu söyledi. Yorgancılar, “Yorglas’ın yarım yüzyıla dayanan tarihi boyunca toplumsal fayda çalışmalarına yönelik birçok değerli etkinlik gerçekleştirdik. Ancak kan bağışı etkinliğinin önemini ayrıca belirtmem gerekiyor çünkü kan, hayat vermek demek. Dolayısıyla bağışlanan miktar ne kadar çok olursa, kurtulacak hayat sayısı da o kadar artıyor. Bundan dolayı Türk Kızılay ile birlikte yaptığımız bu iş birliğinden gurur duyuyor, kan bağışı yapmaya devam edeceğimizin sözünü veriyoruz” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

İdeal ve mükemmel bir kişilik tipi var mı – İnternet Haber

Kişilik kavramı, günlük dilde insanları değerlendirmek ya da betimlemek için kullanılıyor. Psikolojinin her kavramında olduğu gibi kişiliği de …

Published

on

By

Kişilik kavramı, günlük dilde insanları değerlendirmek ya da betimlemek için kullanılıyor. Psikolojinin her kavramında olduğu gibi kişiliği de tek bir yaklaşımla açıklamanın mümkün olmadığını belirten uzmanlar, farklı kuramların kişilik kavramını farklı bakış açıları getirerek ele aldığını ifade ediyor. Uzmanlar, kişilik tiplerinin antik çağlardan bu yana tartışılan bir konu olduğuna dikkat çekerek ideal ve mükemmel kişilik tipinden de bahsedilemeyeceğini vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Esra Işık, psikolojide kişilik kavramı ve kişilik tipleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Kişi agresifse saldırgan olarak betimleniyor

Kişilik kavramının günlük dilde insanları değerlendirmek ya da betimlemek için kullanıldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Esra Işık, “Örneğin, tavrı beğenilmeyen ve etkileşime girmek istenilmeyen bir insan kişiliksiz olarak değerlendirebiliyor. Ya da bir kişinin en göze çarpan özelliği agresif olması ise saldırgan kişilik olarak betimlenebiliyor. Ancak bilimsel bir kavram olan kişilik, bu kullanımların çok daha ötesine geçerek biraz farklılaşıyor.” dedi.

Her kuram kişiliği farklı açıklıyor

Psikolojinin her kavramında olduğu gibi kişiliği de tek bir yaklaşımla açıklamak mümkün olmadığını ifade eden Işık, “Farklı kuramların kişiliğe farklı bakış açısı getirerek kişilik kapsamındaki unsurları farklı şekillerde ele aldıklarını söyleyebiliriz. Psikodinamik kuramlar, kişiliğin büyük ölçüde bilinçdışı süreçler ile şekillendiğini savunuyorlar ve kişiliği temel güdüler üzerinden açıklıyorlar. Gelişimsel bir perspektife sahip olan bu yaklaşımlar, kişilik gelişiminde çocukluk dönemi yaşantılarının çok önemli olduğunu savunuyorlar. Bu alandaki birçok yaklaşım kişiliğin yaşamın ilk beş yılında oluştuğunu iddia ediyor.” dedi.

Kişilik oluşumu ihtiyaçlar tarafından güdüleniyor

Dr. Öğretim Üyesi Esra Işık, ‘Davranışçı yaklaşım kişiliğin büyük oranda öğrenilmiş davranışlar üzerinden şekillendiğini savunuyor.’ dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Bu davranışlar pekiştirildikleri için alışkanlığa dönüşmüş ve kişilikte sürekli hale gelmişler. Bu nedenle kişiliğin yapısı konusunda spekülasyonlar öne sürmek yerine, kişilik gözlemlenebilir davranışlar üzerinden tanımlanıyor. Hümanistik yaklaşımlar, sağlıklı gelişim ve ilerleme için doğuştan getirilen potansiyeller üzerine odaklanan, insan doğasını pozitif ele alan yaklaşımlardır. Kişilik oluşumu bireylerin ihtiyaçları tarafından güdülenir. Örneğin, yaklaşımın en önemli temsilcilerinden olan Abraham Maslow’a göre kişilik bireyin ihtiyaçlarını hiyerarşik bir düzende karşılamasıyla oluşur. Farkındalığımız, değerlerimiz ve özgür irademizle yaptığımız tercihler de bu sürece yön veren unsurlardır. Ayırıcı özellik yaklaşımı ise kişiliğin anlaşılabilmesi için ayırıcı kişilik özelliklerinin tanımlanması gerektiğini savunuyor. Bu özelliklerin kombinasyonu ve etkileşimi her insanda farklıdır. Bireyi diğerinden farklı kılan bu özelliklere yönelerek kişiler arası farklılıklara odaklanıyor.”

Kişilik tipleri tartışılan bir konu

Psikolojide kişilik tiplerinin antik çağlardan günümüze tartışılan ve incelenen bir konu olduğunu belirten Işık, “Kişilik tipi belli özelliklere göre kişileri gruplandırmayı ifade ediyor. Bilim insanları; beden yapısı, konuşma şekli, beden kimyası gibi özelliklere göre insanları gruplamaya çalışmışlar. En eski sınıflandırma da M.Ö. 5.yüzyılda Hipokrat tarafından yapılmış. Hipokrat, bedenin 4 farklı sıvı ya da salgı bulundurduğunu ve bu salgılardan her birinin mizaç özelliği ile ilişkili olduğunu öne sürmüş. M.Ö. 2. Yüzyılda ise Claude Galen, kişiliği bedendeki baskın salgı ile ilişkilendirmiş ve salgıları şu mizaçlarla açıklamış;

Kan: Neşeli mizaç, kanlı, canlı ve hareketli

Balgam: Sakin mizaç, ilgisiz ve ağırkanlı

Kara safra: Melankolik mizaç, üzgün ve düşünceli

İltihap: Asabi mizaç, sinirli ve telaşlı

İşte kişiliğin 5 ana boyutu

Hans J. Eysenck’in çalışmalarında kişiliği dışa dönüklük, nevrotiklik ve psikotiklik olarak üç boyutta incelediğini ifade eden Işık, “Eysenck’in öğrencisi Alan Gray ise günümüzün en sık kullanılan kişilik tipolojisini içeren ‘Kişilik Tiplerinde Büyük Beşli’ kuramını geliştirmişt. Bu kuram, kişiliği beş ana boyutta ele alıyor;

– Özenlilik: Bu kişilik özelliği verimli ve organize olmak ile rahat ve dağınık olmak üzere iki ucu kapsar.

– Tecrübeye açıklık: Bu kişilik özelliği meraklı ve yaratıcı olmak ile rutini sevmek ve dikkatli/korkak olmak üzere iki ucu kapsar.

– Dışa dönüklük: Bu kişilik özelliği dışa dönük olup, enerjik olmak ile içe kapanıklık ve yalnızlığı tercih etme uçlarını kapsar.

– Anlaşılabilirlik: Bu kişilik özelliği arkadaş canlısı ve nezaketli olmak ile soğuk ve düşüncesiz olmak uçlarını kapsar.

– Nevrotiklik: Bu kişilik özelliği duyarlı ve sinirli olmak ile kendine güvenli olmak uçlarını kapsar.

İdeal ve mükemmel kişilik tipi var mı?

İdeal ya da mükemmel kişilik tipinden bahsedilemeyeceğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Esra Işık, “Bu hayatın ve insan doğasının karmaşık yapısında çok mümkün olmayan bir durum olduğunu söyleyebiliriz. Fakat hangi iş kolu için hangi kişilik tipinin daha uygun olduğunun tarif edilmesi ya da belirli kişilik özelliklerine sahip bir birey için ideal partnerin hangi kişilik tipine sahip olması gerektiği gibi duruma özel ideal kişilik tanımlamaları yapmak için çalışmalar mevcut. Yine de genel geçer bir ideal kişilik tipinden bahsetmek mümkün değil.” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending