Connect with us

Ekonomi Haber

Türkçimento Anadolu Buluşmaları’nın üçüncüsü Gaziantep’te yapıldı

TÜRKÇİMENTO’nun Gaziantep’te düzenlediği Anadolu Buluşmaları’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, “Çimento sektörü olarak yüksek …

Published

on

TÜRKÇİMENTO’nun Gaziantep’te düzenlediği Anadolu Buluşmaları’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, “Çimento sektörü olarak yüksek maliyet artışlarından kaynaklı büyük fiyat baskılamasına maruz kaldığımız dönemlerde dahi ülkemize katma değer yaratacak çalışmalara imza atmaktan geri durmadık. İnşaat sektörü proje üretsin, biz Türkiye’ye yeteriz. Her yerde çimento fabrikalarımız var” dedi.

Çimento sektörünün 94’ünü temsil eden TÜRKÇİMENTO’nun geleneksel hale gelen Anadolu Buluşmaları bu kez Gaziantep’te yapıldı. Gaziantep’teki buluşma TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, Başkan Vekili Adil Sani Konukoğlu ve Başkan Yardımcısı Nihat Özdemir’in katılımıyla gerçekleşti. Çimento sektörünün temsilcileri, son günlerde yaşanan maliyet-fiyat tartışmasına da değinerek, dünyada en ucuz çimentonun Türkiye’de satıldığına dikkat çekti. Konuşmacılar, çimento ihracatına getirilmesi düşünülen ihracat kısıtlamasının ise Türkiye’de zaten düşük olan kapasite kullanımını daha da azaltarak maliyetleri yukarı çekebileceği uyarısında bulundu.

Çimento ihracatının durdurulması konusunu değerlendiren Fatih Yücelik, sektörün ihracata büyümeyi hedeflediğini hatırlatarak, “Sektörün fazla tonajı var. İç pazardaki tüketim belli. İhracata bir kısıtlama getirilmesi halinde fabrikalar tonajlarını düşürmek zorunda kalırlar. Matematiksel olarak değerlendirildiğinde bu maliyetlerin artması demektir. Biz tam kapasite üreterek içerdeki maliyeti de düşürmeye çalışıyoruz. İhracata mal veremezsek oluşacak maliyetlerin iç piyasa fiyatlarına yansıması muhtemeldir. . Sektörün kapasite kullanım oranı yüzde 60-70 arası… Kullanılmayan kapasite 30 – 40 civarı. Proje üretilsin biz Türkiye’ye yeteriz. Her yerde üretime hazır fabrikalarımız var” diye konuştu. Adil Sani Konukoğlu ise “İhracatı durdurursanız eksik kapasite çalışırsınız, üretim düşer. Birim başı maliyet daha da artar. İnşaatçılar fabrika kuracakmış gelsinler biz fabrikaları satalım. Olduğu gibi devretmeye hazırız yatırdığımız parayı bize verin yeter ki” dedi. Nihat Özdemir de ihracata getirilecek bir kısıtlamanın yabancı sermayeyi üzeceğine dikkat çekerek, bunun Türkiye ekonomisi açısından da sıkıntı yaratacağını söyledi.

“PANDEMİYE RAĞMEN İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN DEVAMLILIĞI İÇİN ÇABA GÖSTERDİK”

TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, Anadolu Buluşmaları’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yaklaşık 115 milyon ton toplam kapasiteyle Avrupa’nın en büyük ve Dünya’nın ise 5. büyük üreticisi ve dünyanın en büyük 2. ihracatçısı olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

Son 10 yılda, sektörümüz 2 milyar dolara yakın yeni fabrika yatırımı yaparak üretim kapasitesini 2 katına çıkardı. Bu dönemde inşaat sektörünün ihtiyacı olan çimento tamamen yerel üretimden karşılandı. Çimento sektörü, 2020 sonu itibariyle 55’i entegre 76 tesis ile 17.200 kişiye istihdam sağlıyor. Sektörümüzün iç piyasa cirosu yaklaşık 1,7 milyar , ihracat geliri ise 1,1 milyar dolar.”

Dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisinin, üretim ve ekonomiye büyük darbeye yol açtığı dönemde de inşaat sektörünün devamlılığına her zamanki gibi katkı sunmak adına büyük çaba gösterdiklerini vurgulayan Fatih Yücelik, “Sektörümüz, 2017 yılında 72 milyon ton olan iç piyasa çimento tüketiminin, 2019’da 45 milyon tona düşmesi ile maalesef büyük bir yara alarak pandemi dönemine girmişti. Çimento sektörü olarak, yıllara dayanan azim ve fedakarlıklarla, yüksek maliyet artışlarından kaynaklı büyük fiyat baskılamasına maruz kaldığımız dönemlerde dahi ülkemize katma değer yaratacak çalışmalara imza atmaktan geri durmadık” dedi.

Çimento sektörünün toplam maliyet kalemlerinin yaklaşık 80’ini ithal girdilerin ve elektrik maliyetinin oluşturduğuna dikkat çeken TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı yücelik, maliyetlere ilişkin şu bilgileri verdi:

“Sektörümüzün yakıt tedarikinde ithalata olan bağımlılığı da oldukça yüksek. Çimento sektörü birincil yakıt ihtiyacının 90’dan fazlasını petrokok ve ithal kömürden karşılanıyor. Üretimde yoğun olarak kullanılan fosil yakıtların nerdeyse tamamı (92) ithal ediliyor, yani dövize endeksli. 2021 yılı Ağustos ayında petrokok fiyatları geçen yılın Ağustos ayına göre 270 artarken, elektrik ve ithal kömür fiyatları sırasıyla 62 ve 197 artış gösterdi. Yine 2021 yılı Temmuz ayında Yerli Linyit 43 oranında arttı. 2020 Ağustos ayında 7,27 TL olan dolar kuru ise 8,49 TL’ye yükseldi. Tüm bu gelişmelere rağmen sektör, çimento fiyatlarını maliyet artışının çok daha altında bir noktada tutma fedakârlığını gösterdi. Bu dönemde çimento fiyatlarındaki artış, maliyet artışlarının çok daha altında kaldı. Ancak bu gelişmeler yaşanırken, sektörümüz maalesef inşaat sektöründe yaşanan fiyat artışlarının sorumlusu gibi gösteriliyor.”

“SEKTÖRÜN ÜRETİMİNİN 80’İ İÇ PİYASAYA GİDİYOR “

TÜRKÇİMENTO üyelerinin 2020 sonunda 40 milyon tona yakın kapasite fazlasının ortaya çıktığını belirten Fatih Yücelik, sektörün 2021 yılı 6 aylık dönemine ilişkin de şu bilgileri verdi: “Yılın ilk yarısında sektörün çimento üretimi geçen yıla oranla 26’lık artışla 37 milyon tona çıkarken, iç satışlar 29 artışla 28,3 milyon tonu buldu. Yılın ilk 6 ayında üretilen çimentonun 21,8’i ihracata konu oldu. Üretimin 80’e yakını iç piyasaya gitti. İhracatçı Birlikleri’nin geçici verilerine göre, 2021 Ocak-Ağustos döneminde çimento sektörünün toplam ihracatı değer bazında 12,3 artarak 836 milyon dolara çıktı. Ancak toplam ihracat miktarı bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,9 gerileyerek 20,8 milyon tona indi.”

Yücelik, 100 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren çimento sektörünün, ortak geleceğimizin de baş aktörlerinden biri olma sorumluluğunu her şeye rağmen fedakârlıkla üstlenmeye devam edeceğini belirterek, “Sürdürülebilirlik konularının dünya genelinde böylesine önem kazandığı bir dönemde gerek sektör gerekse ülke olarak konsantrasyonumuzu bu alana yöneltmemizin çok daha önemli olduğu görüşündeyim” dedi.

ADİL SANİ KONUKOĞLU: 150 METREKARE BİR DAİREDE ÇİMENTONUN PAYI 7-9 BİN LİRA

TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Adil Sani Konukoğlu, TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Adil Sani Konukoğlu, Gaziantep’in her zaman Türkiye ekonomisine katkı veren bir şehir olduğunu hatırlatarak, “180 ülkeye ihracat yapan şehrimiz halen 9,5 milyar dolar ihracatla Türkiye’nin en büyük 5. İhracatçı şehri. Hedefimiz bu yılsonunda 10 milyar doları yakalamak. Kullandığınız her şeyde mutlaka bir Gaziantep imzası vardır. Dünyada maske kumaşı sıkıntısı yaşanırken Gaziantepli sanayiciler maske kumaşı üreterek Türkiye’nin rahat nefes almasını sağladı. Hedefimiz 10 milyar doları bu yıl yakalamak” dedi.

Çimento sektöründe son yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Adil Sani Konukoğlu, “Çin’de çimento 70 dolar, Türkiye’de fabrika çıkış fiyatı 340 lira. Bugün 150 metrekare bir dairede temeli, bahçesi dahil 70 metreküp beton harcanıyor. Beton ortalama metreküp fiyatı ise 300 lira. Yani toplam 21 bin lira yapıyor. Burada çimentonun payı da en fazla 33-35. Müteahhitlerin 1 milyona sattıkları dairenin içinde çimentonun bedeli 7-9 bin lira. Dolayısıyla konut fiyatının içinde çimentonun maliyeti oldukça kısıtlı” diye konuştu.

NİHAT ÖZDEMİR: DÜNYANIN EN UCUZ ÇİMENTOSU TÜRKİYE’DE

TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nihat Özdemir de çimento ve inşaat sektörünün birbirinden ayrılamayacağına dikkat çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ekonomi büyüyorsa büyüme inşaat sektöründen başlar. İnşaat sektörü 200 sektörle birlikte hareket eder. Ekonomi durursa ilk hisseden yine inşaat sektörü olur. Biz de inşaatın alt sektörlerinden biriyiz. Yükte ağır ama pahada hafif bir ürün üretiyoruz. Yaklaşık 2 yıl önce ODTÜ’ye 6 ay süren bir araştırma yaptırdık. Bu araştırmanın sonucunda konut inşaatının maliyetinde çimentonun değeri yüzde 3.5 çıktı. Konut lüks olunca bu 3’e düşüyor. Bizim şirketimiz dünyanın 3, Türkiye’nin en yüksek barajı olan Yusufeli’ni yaptı. Yüksekliği 275 metre. Bu baraja 4,3 milyon metreküp beton döktük. Bunun tüm çimentosunu nakliye nedeniyle daha ucuz olduğundan Erzurumlu Aşkale Çimento’dan satın aldık. Bu barajda kullandığımız çimento barajın toplam maliyetinin yüzde 7,7’si. Türkiye’de 55 fabrika var, hiçbirinde iddia edildiği gibi 500 liralara varan fiyatla satış yoktur. Türkiye’nin çimento fabrikalarının tamamının fabrika kapısındaki satış fiyatı 330-340 TL. Bu nakliye ile 200 km taşınırsa o tamamen nakliye bedeli olarak fiyatın üzerine gelir. Bu çimentocuları bağlamaz. Limak olarak yurtdışında da çimento fabrikalarımız var. Biz hem çimento üreticisi hem tüketicisiyiz. Fildişi’nde 1000 TL. Mozambik’te 105 dolar. Türkiye’deki satış fiyatımız 35 dolar. Dünyanın en ucuz çimentosu Türkiye’de.”

Nihat Özdemir, son günlerde yapılan tartışmalarda gerçekliği olmayan açıklamaların yapıldığını, kamuoyunun bu konuda yanıltıldığını iddia ederek, “Biz maliyetlerin matematiğini her platformda tartışmaya hazırız. Burada medyadan da isteğimiz söyleneni peşin doğru kabul etmemesi araştırmasıdır”

Ekonomi finans yazarı Abdurrahman Yıldırım da toplantıda yaptığı konuşmada, “çimento fiyatlarındaki tartışmada ana sebep dövizdir. Dolar kurudur. Son 8 yılda 77 değer kaybetti TL. 2013 yılı ortalama dolar kuru ve 2021 yılı OVP 8.30’luk dolar kuru. Her yıl 10 değer kaybetti. Bu enflasyonu fırlatıyor. Kur artışında beraberinde enflasyon artışı ve diğer faktörlerle ülke olarak yatırım reytingimizi de kaybettik. Yatırım yapılabilir seviyede 4 sıra geriledik. 77 değer kaybeden bir ülkede kim nasıl yatırım yapsın. Maalesef Türkiye ithalat yapmadan üretemiyor. Hammadde ithal edinip üretimin içinde kullanılınca, kur artışı tüm üretimin içine yayılıyor. Sorunlar bütüncül yaklaşımla ele alınıp yerli üretime ağırlık verilebilirse çözülebilir” diye konuştu.

Gazeteci Vahap Munyar da, hükümetin çimento sektörü başta olmak üzere ekonomide dinamizmin önünü açacak şekilde adımlar atması gerektiğini düşündüğünü söyledi. Munyar, “Hammadde ve ara mal ithalatıyla birlikte enflasyon da ithal ediyoruz. Bu bizi de daha zorlar noktaya geliyor” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Ekonomi Haber

AVAX’a Yatırım, ADA’ın Ağ Yoğunluğu Artıyor, BTC -ETH sakin – İnternet Haber

Bireysellerin alımı ile başlayan kripto paralarda son iki yıldır dev şirketlerin yapmış oldukları yatırımlarla sektör 2 trilyon dolara ulaştı ve …

Published

on

By

Bireysellerin alımı ile başlayan kripto paralarda son iki yıldır dev şirketlerin yapmış oldukları yatırımlarla sektör 2 trilyon dolara ulaştı ve artmayı da sürdürüyor. Son olarak Avalanche block zinciri 230 milyon dolarlık özel token satış yoluyla fon elde etti. Bu özel satıştan elde edilen 230 milyon dolarlık fon teknik destek altyapısı ve DeFi sektöründeki yatırımlara harcanacağı belirtildi. Önümüzdeki süreçte buradan elde edilen fonların iş birlik ya da yatırım haberlerine açık hale gelen AVAX için potansiyel teşkil edebilir. Bunun yanı sıra piyasa değeri bakımından en yüksek üçüncü coin olan ADA, 12 Eylül’de Alonzo adlı ağ çatallanmasının ardından akıllı sözleşmeleri çekmeye ve ADA’nın ağ içerisindeki kullanımı artışını sürdürüyor. Ethereum ise zincir verilerinde aktif ve yeni adres sayısına bakıldığında Bitcoin’e göre daha güçlü kalıyor. Ancak ağ ücretlerinin yüksek kalması şimdilik 4000 seviyesinin geçilemesine neden oluyor. Bitcoin 50.000 altındaki seyri 48.500 seviyesinin geçilmesinde zorlanıldı. Bitcoin destek arama çabasında, 47.000 seviyelerinin test edilmesi söz konusu olabilir. Ancak 47.000 seviyesinden geçen kısa vadeli trendi aşağı kırmadığı sürece 50.000 seviyesinin görülmesi kısa vadede söz konusu olabilir. SOL ise önceki gün ağdaki sorun nedeniyle yaşadığı problem yatırımcı nezdinde güven tahribatına neden oldu. Bu nedenle 150 ’ın altına sarkan SOL için 125 seviyesi ilk destek.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Sütaş ev sahipliğinde gerçekleşen Tarla Günü’nde tarımda organik ve organomineral gübrelerin, olumlu etkileri paylaşıldı – İnternet Haber

“Kullandığı Doğal Kaynakları, Doğaya Geri Kazandırma” ilkesiyle hareket eden Sütaş, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla …

Published

on

By

“Kullandığı Doğal Kaynakları, Doğaya Geri Kazandırma” ilkesiyle hareket eden Sütaş, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla çiftçilerin gübre kullanımının etkilerini görebilecekleri “Organik ve Organomineral Tarla Günleri”nin üçüncüsünü 16 Eylül Perşembe günü düzenledi.

Çiftçiler, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Doğanköy’de gerçekleşen 3. Organik ve Organomineral Tarla Günü”nde, 31 bin 500 metrekarelik ayçiçeği deneme tarlasında, fermente sıvı ile katı organik ve organomineral gübrelerin toprak ve ürün üzerindeki etkileri konusunda uzmanlardan bilgi aldılar.

Etkinliğe Sütaş Grubu temsilcilerinin yanı sıra Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Bursa Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ile muhtarlar ve çiftçiler katılım gösterdi.

Etkinlikte konuşan Sütaş Grup Enerji ve Gübre Tesisleri Genel Müdürü İlker İhsan Çabukol, 2020 yılında toplam 45 bin ton organik, 1.636 ton organomineral gübre üreterek yaklaşık 50 bin dekar toprağı zenginleştirdiklerine dikkat çekti. Toprağın organik maddesinin yetersiz olduğu, sulu tarımın yapılmadığı yerlerde sıvı fermente organik gübre uygulamaları ile yüzde 30’a yakın verim artışı elde edildiğini vurgulayan Çabukol, organik ve organomineral gübrenin meyve, sebze ve yem bitkilerinin kalitesini ve aroma özelliklerini de iyileştirdiğini de vurguladı.

Sütaş, “Organik ve Organomineral Tarla Günleri”nin ilkini Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işbirliğiyle 1 Temmuz 2020’de Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Doğanköy’deki buğday deneme tarlasında gerçekleştirmişti. İkinci Tarla Günü ise Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü’nün de katılımıyla Türkiye mısır üretiminde önemli bir yere sahip olan Karacabey Bakırköy’de 8 Eylül’de düzenlendi.

3. Organik ve Organomineral Tarla Günü Heyet Fotoğraf ID:

Soldan Sağa: Sütaş Grup Enerji ve Gübre Üretim Direktörü Mustafa Gül, Bursa Tarım ve Orman Müdürlüğü İl Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, Sütaş Grup Enerji ve Gübre Tesisleri Genel Müdürü İlker İhsan Çabukol, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürü Hamit Aygül, Nilüfer İlçe Tarım ve Orman Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Ömer Doğan, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Doç. Dr. Barış Bülent Aşık, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümünden Emre Üstün.

Sütaş Organik ve Organomineral Gübre Faaliyetleri Hakkında

Sütaş’ın bitkisel üretimden başlayarak gübre ve enerji üretimine kadar uzanan ve kullandığı doğal kaynakları geri dönüştürmeyi esas alan “Çiftlikten Sofralara” iş modeli; çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla özgün bir sürdürülebilirlik modeli oluşturuyor. Çiftliklerinin gübreleri ve tesislerinin organik atıklarını, biyogaz tesisinde yenilenebilir enerjiye dönüştürüyor, elektrik, sıcak su ve buhar elde ediyor. Burada üretilen elektrik enerjisi, üretim tesislerinin ihtiyacının 84’üne eşdeğer seviyede. Biyogaz tesislerinin çıktılarından da 2016 yılından bu yana organik ve organomineral gübre elde ediyor. Yem bitkileri üretiminde kullanılan bu gübreler toprağın organik yapısını iyileştirirken ürün verimini ve toprakların karbon tutma kapasitesini artırıyor. Organik içeriği yüksek topraklar, atmosferik karbonu da tutarak iklim değişikliği ile mücadeleye katkı sağlıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Alarko Carrier, Türkiye’nin iklim okuryazarlığı seviyesini ölçtü – İnternet Haber

İklimlendirme sektörünün öncü şirketi Alarko Carrier, Türkiye’de iklim okuryazarlığı seviyesini ölçmek ve bu doğrultuda gelecek dönem planları …

Published

on

By

İklimlendirme sektörünün öncü şirketi Alarko Carrier, Türkiye’de iklim okuryazarlığı seviyesini ölçmek ve bu doğrultuda gelecek dönem planları yapabilmek amacıyla İklim Okuryazarlığı Araştırması’na imza attı.

Alarko Carrier, #İklimBizimİşimiz sloganıyla toplumun iklim konusundaki farkındalığının ve bilgi seviyesinin yükseltilmesi adına bilgilendirme faaliyetlerine başlayacağını açıkladı.

Yıllardır sürdürülebilirliğe önem veren, çevreye ve insana duyarlı ürünleri ile öne çıkan Alarko Carrier, kapsamlı bir iklim okuryazarlığı araştırması gerçekleştirdi. Ülkemizdeki iklim farkındalığına dikkat çekmek ve buna yönelik çözümler sunabilmek amacıyla yapılan araştırma Türkiye çapında, bölgesel ve sosyo-demografik temsiliyet sağlayan 1261 kişilik örneklem ile Twentify tarafından hayata geçirildi.

İklime Dair Farkındalığımız Yüksek, Teknik Bilgilerimiz ise Yetersiz

İklime dair hem bilgi hem de farkındalık düzeyinin ölçüldüğü araştırmada, toplumun etkilerini doğrudan yaşadığı konularda sorunun kaynağına ve çözüm yöntemlerine dair ciddi bir fikrinin bulunduğu ortaya çıktı. Toplumun büyük bir çoğunluğu; iklimsel değişimlere yol açan etkenlerin başında ormanlık alanların yok edilmesini gösteriyor. Ayrıca iklim değişikliğinin sonucunda sel, fırtına gibi afetlerin oluştuğu, tarım ürünlerini azaldığı düşünülüyor. Buna karşın sera gazı salınımı, karbon ayak izi ya da uluslararası düzeyde yapılan iklim anlaşmaları gibi daha teknik kavramlara dair bilgi seviyesinin yeterli düzeyde olmadığı gözlemleniyor. Türkiye’de yaşayan insanların yüzde 25’inin sera gazına dair bir fikri bulunmazken bu oran karbon ayak izi kavramında yüzde 37’ye, iklim değişimini kapsayan Paris Antlaşması, Kyoto Protokolü gibi uluslararası anlaşmalar noktasında yüzde 69’a çıkıyor.

İklim Değişikliği ile ilgili Endişeler Büyük

Araştırmada katılımcılara iklim değişikliği etkisiyle ortaya çıkan endişelere dair sorular da soruldu. İnsanlarımızın yüzde 86’sı iklimsel değişimlerin gelecek nesillere etkisi konusunda endişeliyken yüzde 87’si ise gelecekte susuzluk problemi yaşayacağını düşünüyor. Su kaynaklarının tükenişiyle enfeksiyonların ve salgın hastalıkların da artacağı düşünülüyor. Yangınların artması, tarım kaynaklarının yok olması ve ekosistemin bozulması gibi endişelerin de öne çıktığı görülürken katılımcılar, bunların sonucunda ekonomi ve turizmin olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Araştırma sonuçlarında dikkat çeken bir başka veri ise yüzde 73’lük bir çoğunluğun iklim sorunlarına karşı gerekli önlemlerin alınmadığını yönünde görüş bildirmesi oldu.

“İklim konusunda nereden bilgi alıyorsunuz” sorusuna ağırlıklı olarak ise “televizyondan” ve “sosyal medyadan” yanıtı verildiği de dikkat çekti.

“İnsan Faktörü” En Önemli Etken

Araştırmaya göre, iklim değişikliğinin en büyük sorumlusunun insan faktörü olduğuna inanılıyor. İklim değişikliğine sebep olan ana kaynaklar olarak denizlere dökülen atıklar, fabrikalardan atmosfere yayılan gazlar, aşırı tüketim, çarpık kentleşme ve plastik gibi doğaya zarar veren maddelerin yoğun kullanımı gibi insan kaynaklı unsurlar öne çıkarken alınması gereken bireysel önlemlerin yeşil alanları arttırmak, geri dönüşüme yönelik faaliyetler yapmak ve geri dönüştürülebilir ürünlere özendirmek olarak belirtildiği görülüyor.

“İklim Farkındalığının Artmasına Yönelik Çalışmalarımız Devam Edecek”

Alarko Carrier Genel Müdürü Cem Akan, ülkemizin ve dünyanın doğrudan etkilendiği iklim değişikliği konusuna değinerek bu konudaki bilgi ve farkındalık seviyesinin önemine dikkat çekti:

“Alarko Carrier olarak; iklim okuryazarlığı düzeyini ölçüp, ülkemizde iklim konusundaki hem bilgi düzeyini hem de kavramsal olarak konuların nasıl algılandığını anlamaya çalıştık.

Bu araştırmamızın ardından #İklimBizimİşimiz yaklaşımıyla iklim okuryazarlığı düzeyine katkı koyacak bir dizi faaliyete başlıyoruz. İlk adımı bu kıymetli verileri elde ederek attık. Önümüzdeki dönemde hepimizin iklim konusundaki bilgi seviyesinin yükseltilmesi ve bireysel ya da kurumsal her adımımızın çevresel etkileri üzerine farkındalığımızın artırılması adına projeler hayata geçireceğiz. Yerel yönetimler, belediyeler ile beraber çalışmayı planlıyoruz. Gün içinde yoğun zaman geçirdiğimiz sosyal medyada ve bütün her mecrada iklim konusuna dikkat çekmeye çalışacağız.”

“Eko-Anksiyete Olarak Adlandırılan Yepyeni Bir Sorunumuz Var”

İklim değişikliğinin etkileri sonucunda insanlarda oluşan yeni bir korku kavramının ortaya çıktığını belirten Cem Akan, şunları söyledi: “İngilizcesi Eco-anxiety olan ve Türkçe’ye “eko-anksiyete” olarak çevrilen yepyeni bir sorunumuz var. İklim krizinin etkilerini yaşamaya başladıkça artan bir endişe söz konusu. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 6.000’in üzerinde bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı 1,5ºC Küresel Isınma Özel Raporu çok önemli bir veriyi ortaya koyuyor. Sera gazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5ºC sınırını geçecek. Bu da dünyamız için geri dönüşü mümkün olmayan bir nokta anlamına geliyor.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending