Connect with us

Otomobil Haberleri

Türkiye’nin ilk dijital Autoshow’unda Continental geleceğin teknolojisini sergileyecek

Teknoloji şirketi ve Premium lastik üreticisi Continental’in sponsorları arasında yer aldığı Autoshow 2021 Mobility; 13 Eylül’de basına, 14 Eylül …

Published

on

Teknoloji şirketi ve Premium lastik üreticisi Continental’in sponsorları arasında yer aldığı Autoshow 2021 Mobility; 13 Eylül’de basına, 14 Eylül’de ise tüm otomotiv tutkunlarına kapılarını açtı. Türkiye’nin ilk dijital Autoshow’u unvanına sahip olan fuarda Continental Türkiye, özel tasarladığı 3D standında katılımcıları geleceğin teknolojileri ile buluşturacak.

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) tarafından bu yıl “Mobilite” teması ile düzenlenen Türkiye’nin ilk dijital Autoshow’u başladı. 26 Eylül tarihine kadar otomotiv tutkunlarına benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanan Autoshow 2021’in bronz sponsoru Continental Türkiye, fuara özel tasarlanan 3D standında ziyaretçilere otomotiv ve mobilite dünyasındaki son yeniliklerini sunacak. Dünyanın sırt desenli ilk otomobil lastiğinden sürücüsüz otomobiller için akıllı lastiklere kadar, her zaman mobilitenin sınırlarını zorlayan Continental, son teknolojilerinin yanı sıra zorlu kış şartlarına özel olarak geliştirdiği kış lastiği WinterContact TS 870 ve spor araçlar için geliştirdiği Continental SportContact 7’nin de tanıtımını yapacak.

Kendi kendini tamir eden lastik de Continental standında!

Autoshow 2021 Mobility’de Continental standında, lastiğin durumunun sürekli olarak izlenmesine ve performans özelliklerinin mevcut yol koşullarına ve duruma göre ayarlanmasına izin veren ContiSense ve ContiAdapt sistemleri yer alacak. Continental tarafından geliştirilen ContiSeal™ teknolojisi ise hasarlı lastik sırtını tamir etmek için tasarlandı.

Sırt bölgesinde lastiğin içine uygulanan ContiSeal™ çapı 5 mm’ye kadar olan tüm lastik delinmelerinin 80’ini kapatarak lastik patlama riskini azaltıyor.

Autoshow’da ziyaretçilerin yakından tanıma fırsatı bulacağı bir diğer Continental teknolojisi ise ContiSilent. ContiSilent teknolojisi araç içi lastik sesini azaltmaya yarayan bir sistem olarak öne çıkıyor. Bu sistem sayesinde tüm yol yüzeylerinde ve hava koşullarında iç seste 9 db’e kadar azalma sağlanıyor. ContiSilent standart bir lastik kadar kolay monte edilebiliyor ve saklanabiliyor.

Continental SSR sistemi ile yolda kalmayın

Bugün, yedek lastik taşımak istemeyen birçok sürücü SSR lastikleri tercih ediyor. Continental’in geliştirdiği SSR sistemi, özellikle alçak profilli lastiklerin tüm standart jantlarla uyumlu olmasını sağlayan bir runflat teknolojisi. Continental SSR sisteme sahip bir lastik, lastik patladığında lastik yanağının ezilmesini önleyerek sürücünün 80 km/h azami hızda 80 km’ye kadar yol almasını sağlıyor.

Autoshow’da karlı ve buzlu yollarda mükemmel kontrolün keyfi ile tanışın

Autoshow’da Continental mühendisleri tarafından zorlu kış şartlarına özel olarak geliştirilen kış lastiği WinterContact TS 870’in de tanıtımı yapılacak. Lastik endüstrisindeki üstün teknolojilerden yararlanılarak tasarlanan WinterContact TS 870, buzlu ve karlı zeminlerde maksimum tutuş sağlıyor. Merkezi bir kanala sahip yeni lastik sırtı tasarımı ise suyu hızla yanlardan tahliye ederek suda kızaklama risklerini düşürüyor. Continental’in özel sırt hamuru bileşimi Cool Chili™ ise ıslak zeminde frenlemeyi optimize hale getiriyor.

İleri seviye sürüş keyfi

Fuarda ziyaretçilerle buluşacak olan bir diğer yeni lastik ise Continental SportContact 7. Islak ve kuru yüzeylerdeki sürüş deneyimini daha dengeli ve daha güvenli hale getiren Continental SportContact 7, uzun ömürlü yapısı ve ekstra sert sırt deseniyle sürücüleri ileri seviye sürüşle tanıştıracak.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomobil Haberleri

Mega kent İstanbul’un 100 yeni Otokar metrobüsü için imzalar atıldı

İETT Genel Müdürlüğü tarafından açılan 100 adetlik metrobüs alımı için Otokar’ın kazandığı ihalenin imzaları atıldı. İstanbulluları taşıyacak …

Published

on

By

İETT Genel Müdürlüğü tarafından açılan 100 adetlik metrobüs alımı için Otokar’ın kazandığı ihalenin imzaları atıldı. İstanbulluları taşıyacak yeni metrobüsler için İETT Metrobüs Garajı’nda gerçekleşen imza töreni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İETT Genel Müdürü Alper Bilgili ve Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç’ün katılımıyla gerçekleşti. İstanbul ulaşımında standartları yükseltecek yerli metrobüsü geliştiren Otokar, yeni araçların teslimatını partiler halinde 2022 yılı içerisinde tamamlayacak. Otokar, İETT’ye 3 yıl boyunca satış sonrası hizmeti de sunacak.

Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, Türkiye’nin dört bir yanında belediyelerin toplu taşıma filolarını yenilikçi ve çevre dostu araçlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Ürettiği araçlarla 50’yi aşkın ülkede büyük beğeni toplayan Otokar, İETT’nin 100 adet metrobüs alımı ve araçların 3 yıl boyunca satış sonrası hizmetlerinin sağlanmasına ilişkin, toplam değeri 606 milyon TL olan ihaleyi kazandı. İETT’nin Edirnekapı’daki metrobüs garajında gerçekleşen imza töreni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İETT Genel Müdürü Alper Bilgili ve Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç‘ün katılımıyla gerçekleşti.

Son yıllarda Türkiye’deki pek çok büyükşehir belediyesi tarafından ve Avrupa’da Fransa, İtalya, İspanya, Almanya, Romanya gibi ülkelerde tercih edilen Otokar, İstanbul toplu ulaşımı için KENT’in 21 metrelik metrobüs versiyonu olan KENT XL’yi geliştirdi. İstanbul’un toplu ulaşımında üst düzey konfor sunacak olan 100 adet KENT XL metrobüs, 2022 yıllına kadar partiler halinde teslim edilecek. Otokar sözleşme gereği 3 yıl boyunca araçların satış sonrası hizmetlerini de sunacak.

“HER DAİM İSTANBUL’UN YANINDAYIZ”

Düzenlenen törende Otokar’ın metrobüslelerini Türk mühendislerince tasarlandığı, Türk işçileri tarafından üretileceğini belirten Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç; “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İETT üst yönetimine bizlere olan güveni için tüm Otokar çalışanları adına teşekkür ederim. 2012 yılından bu yana 1000’den fazla şehir içi otobüsümüz İETT bünyesinde başarıyla hizmet veriyor, İstanbulluları taşıyor. Mega kent İstanbul’un şartlarını, yollarını, toplu taşımadaki zorlukları çok iyi biliyoruz; bu büyük sorumluluğun farkındayız. Üreteceğimiz metrobüslerle şehir içi seyahat konforunu artırırken; satış sonrası hizmetlerimizle işletme maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayacağız. Her daim İstanbul’un yanında olacağız. Yeni Otokar otobüslerimizin İstanbul’a hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Gerçekleşen imza töreni sonrasında Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yerli metrobüsün maketini takdim etti. Katılımcılar tören sonrasında İstanbul’un yeni metrobüsünü inceleyip, test etti.

TÜRKİYE’NİN YERLİ METROBÜSÜ

Otokar’ın araç ailesine kattığı 21 metre uzunluğundaki ve 200 yolcu kapasitesi bulunan Türkiye’nin yerli metrobüsü KENT XL, yüksek performansı, dayanıklılığı, düşük yakıt tüketimi, üst seviyede emniyet ve konfor seviyesi ile toplu ulaşımda yeni bir dönem başlatacak. Yolcuların hızlı bir şekilde metrobüse binmesine ve inmesine imkân veren geniş, güvenli ve dışa açılan kapılara sahip olan araç, basamaksız tasarımı ve kolay ulaşılabilir koltuklarıyla toplu taşımada engelleri de ortadan kaldırıyor. KENT XL; yüksek tavan yapısı, ferah iç hacmi ve güçlü kliması ile şehir içi toplu taşımacılıkta üst düzey keyif vadediyor. Araç, yüksek ısı ve ses yalıtımıyla da fark yaratıyor.

ÜST DÜZEY KONFOR VE GÜVENLİK SUNUYOR

Yüksek motor gücü ve torku sunan araç, Super Eco sürüş moduyla vites geçiş aralıklarını optimize edip, yakıt tüketimini düşürüyor. İstanbul’un yol ve hava koşulları gözetilerek geliştirilen KENT XL, direksiyonlanabilir bağımsız süspansiyonlu 4’üncü aks yapısı ile yüksek manevra kabiliyeti sunuyor. Dönüşlerde savrulmayı engelleyen, motorun gücünü ve torkunu otomatik olarak limitleyen, elektronik körük yönetim sistemiyle yüksek güvenlik sunan Otokar KENT XL, sürüş esnasında çevresini tarayıp, yaya ve bisiklet algılıyor. Araç, kör noktaları tespit ederek edip tehlike anında şoförü ikaz eden uyarı sistemlerini de üzerinde barındırıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Otomobil Haberleri

Otokar, Londra’daki DSEI Fuarı’nda COBRA II MRAP ve TULPAR’ı Sergileyecek

Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, savunma sanayii alanındaki kabiliyetlerini küresel çapta sergilemeye devam ediyor. Dünya savunma sanayindeki …

Published

on

By

Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, savunma sanayii alanındaki kabiliyetlerini küresel çapta sergilemeye devam ediyor. Dünya savunma sanayindeki konumunu her geçen gün güçlendiren Otokar, İngiltere’nin başkenti Londra’da bugün başlayan ve 17 Eylül tarihine kadar devam edecek olan DSEI 2021’e katıldı. Savunma sanayiinin bu yılki dev buluşmasında Otokar, COBRA II MRAP ve zırhlı paletli aracı TULPAR’ı MIZRAK kule sistemiyle sergileyip; dünyaca ünlü askeri araçları ile kara sistemlerindeki kabiliyetlerini tanıtacak.

Türkiye’nin global kara sistemleri üreticisi Otokar, Avrupa’nın en büyük savunma sanayii ve güvenlik fuarında bir kez daha yerini aldı. Türk savunma sanayiini yurtdışında başarıyla temsil eden Otokar, DSEI Fuarı’na COBRA II MRAP Mayına Karşı Korumalı Araç ve TULPAR paletli zırhlı aracı ile katıldı. Mühendislik gücü, üstün tasarım ve test kabiliyetleri, üretim deneyimi ve kendini kanıtlamış ürünleriyle dünya savunma sanayii sektöründeki konumunu her geçen gün güçlendiren Otokar 17 Eylül tarihine kadar sürecek olan fuarda, küresel ölçekte büyük beğeni toplayan TULPAR’ı MIZRAK kule sistemi ile sergileyecek. Otokar ayrıca bugüne kadar ülkemizde ve dünyada görev alan COBRA II’nin Mayına Karşı Korumalı Aracı COBRA II MRAP’ın da tanıtımını yapacak. Otokar, 4 gün sürecek organizasyonda dünyaca ünlü askeri araçlarını tanıtarak kara sistemlerindeki kabiliyetlerini aktaracak.

Otokar’ın askeri araçlar alanında 30 yılı aşkın tecrübesi ile kullanıcı beklenti ve ihtiyaçlarını en iyi şekilde analiz edip, modern orduların güncel ve gelecek ihtiyaçlarına yönelik araçlar geliştirdiğini belirten Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç; “Tamamı kendi mühendislerimiz tarafından geliştirilen araçlarımız çok farklı coğrafyalarda, zorlu iklim koşullarında, riskli bölgelerde aktif olarak hizmet veriyor. Savunma sanayiinde kara sistemleri alanında kullanıcımızın farklı ihtiyaç ve beklentilerini analiz ediyor, mühendislik kabiliyetlerimiz ve üstün Ar-Ge imkanlarımız ile bu ihtiyaçları yanıtlayabilecek çözümleri hızlı şekilde geliştiriyoruz. Fuar süresince mevcut kullanıcılarımızla olan iş birliklerimizi geliştirirken, potansiyel kullanıcılara kara sistemleri alanındaki kabiliyetlerimizi tanıtmayı planlıyoruz” dedi.

Otokar’ın ihracat pazarlarında sadece araç üreticisi olarak değil satış sonrası hizmet faaliyetleri ve teknoloji transferi kabiliyeti ile fark yarattığına dikkat çeken Serdar Görgüç şunları söyledi; “Türkiye’de tasarlanan ve Türkiye’de üretilen araçlarımızla kahraman ordumuza hizmet etmekten her zaman gurur ve onur duyuyoruz. Ülkemizin yanı sıra dünyada NATO ülkeleri dahil 35’ten fazla dost ve müttefik ülkedeki 55’i aşkın farklı kullanıcımız için günümüz ve gelecek tehditlerine karşı en iyi ürün ve hizmetleri sunmak için çalışıyoruz. Bugün 33 bine yakın askeri aracımız NATO ve Birleşmiş Milletler güçleri kapsamında aktif olarak hizmet veriyor. Hedefimiz ihracat faaliyetlerimizi artırıp ülke ekonomimize ve savunma sanayimizin gelişimine daha fazla katkı sağlamak.”

YENİ NESİL ZIRHLI MUHAREBE ARACI: TULPAR

İsmini Manas Destanı’ndaki savaşçıları koruyan efsanevi kanatlı attan alan TULPAR, 21’inci yüzyılın gereksinimleri doğrultusunda geliştirildi. İngiltere’de Otokar tasarımı MIZRAK kule sistemi ile sergileniyor. Yüksek hareket kabiliyeti, balistik ve mayın korumasına sahip araç, en sert iklim koşullarında ve ağır arazi şartlarında test edildi. TULPAR, modüler yapısı sayesinde, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına tek bir platform ile cevap veriyor. TULPAR zırhlı muharebe aracı, personel taşıyıcı, hava savunma aracı, keşif aracı, komuta kontrol aracı, 105 mm silah taşıyan hafif ve orta ağırlık sınıfı tank gibi farklı görevlerde kullanılabiliyor. Otomatik şanzımanlı, yüksek performansa sahip güç grubu, her türlü arazide hareket kabiliyeti sağlayan palet askı ve süspansiyon donanımı, açık mimariye sahip elektronik sistemi ile donatılmış araç, farklı sistem entegrasyonuna sahip alt yapısıyla birlikte müşteriye özel çözümler oluşturulabiliyor. Ayrıca süspansiyon, hız azaltan, palet gergi gibi alt sistemler Otokar bünyesinde tasarlandığı ve geliştirildiği için kullanıcıya düşük ömür devri maliyeti sunuyor.

EN ZORLU GÖREVLER İÇİN ÜRETİLDİ: COBRA II MRAP

İhracat pazarlarında dikkatleri üzerine çeken COBRA II Mayına Karşı Korumalı Araç (COBRA II MRAP) araç, riskli bölgelerde yüksek beka kabiliyeti sağlamak üzere geliştirildi. Kullanıcıların yüksek balistik ve mayın koruma ile, yüksek taşıma beklentilerini bu sınıf araçlardan farklı olarak eşsiz hareket kabiliyetiyle birlikte sunuyor. Dünyadaki benzer mayına karşı korumalı araçlara kıyasla COBRA II MRAP ağırlık merkezinin alçak olması sebebiyle sadece stabilize yollarda değil, arazide de üstün bir hareket kabiliyeti ve eşsiz bir yol tutuşu sunuyor. Düşük silueti ile daha az fark edilen araç, modüler yapısıyla muharebe sahasında kullanıcılarına lojistik avantajlar sunuyor. Farklı yerleşim seçenekleri ile 11 kişiye kadar personel taşıma kapasitesine sahip olan araç, kullanıcı gereksinimlerine uygun olarak 3 veya 5 kapılı olarak yapılandırılabiliyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Otomobil Haberleri

Aisin Otomotiv Dijitalleşme Yatırımının Yüksek Kazanımlarına Dikkat Çekti

Yeni endüstri çağının akıllı fabrikalarına öncülük eden ve sanayinin gelişiminde rol üstlenen ProManage, ST Endüstri Radyo iş birliğiyle hayata …

Published

on

By

Yeni endüstri çağının akıllı fabrikalarına öncülük eden ve sanayinin gelişiminde rol üstlenen ProManage, ST Endüstri Radyo iş birliğiyle hayata geçirdiği ‘‘Dijitalleşen Sanayicilerin Tecrübe Paylaşımları’’ program dizisiyle sektörlerin dijitalleşme yolculuklarına rehberlik ediyor. Fark yaratan dijitalleşme yatırımlarını yöneterek sektörlerinde öne çıkan şirket yetkililerinin deneyimlerini paylaştığı program, başta KOBİ’ler olmak üzere pek çok farklı sektörden üreticiye dijitalleşmenin yol haritası ve kazanımları konusunda ışık tutuyor. Sanayinin bel kemiğini oluşturan otomotiv sektörünü de gündemine taşıyan programda; Toyoto Group bünyesinde yer alan Aisin Otomotiv Türkiye Başkanı Murat Ayabakan, dijital dönüşümle yakaladıkları başarıları anlatarak sektördeki firmalar için ilham verici bilgiler paylaştı.

Fabrikaları dijital alt yapılara entegre etmek isteyen ancak birçok soru işaretiyle karşı karşıya kalan sanayicileri, bu yatırımları bizzat deneyimlemiş sektör temsilcilerinin tecrübeleriyle buluşturan ProManage, “Dijitalleşen Sanayicilerin Tecrübe Paylaşımları” program dizisiyle oluşan sinerjinin Türk sanayisine hâkim olmasını amaçlıyor. Her perşembe sabah 09.00-10.00 ve akşam 20.00-21.00 saatleri arasında farklı sektörlerden profesyonelleri ağırlayan programın moderatörlüğünü Doruk Yönetim Kurulu Üyesi ve ProManage Corporation Genel Müdürü Aylin Tülay Özden ile ProManage Müşteri Başarısı Yöneticisi Murat Uruş yapıyor. Programın kayıtlarına ise podcast olarak ST Endüstri Radyo’nun web sitesinden ve video olarak ProManage YouTube kanalından ulaşmak mümkün.

“Daha rekabetçi olmak ve daha yüksek verim elde etmek istedik”

İlk dijitalleşme adımlarının atılmasında en doğru veriye ulaşma ihtiyacının etkili olduğunu söyleyen Aisin Otomotiv Türkiye Başkanı Murat Ayabakan,yatırım kararı almalarındaki nedenleri şu şekilde paylaştı:“Japon sistemi tamamen insan kontrolünde otomasyon ve hız üzerine kurulu bir sistem. Bu sistemin belli başlı alt kırılımları mevcut. Ayrıca bu kırılımların sürekli olarak iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Japon sistemi üzerine inşa edilen üretim organizasyonlarında sistem kendi kendine yetecek şekilde tasarlanıyor. Sadece bazı temel yazılımlarla veri toplamak ve bunu günlük olarak proses etmek faydalı olarak kabul ediliyor. Biz, verilerin manuel olarak kaydedilmesinin hataları da beraberinde getirdiğini deneyimledik. İşletme olarak gerçek verilerle çalıştığımızı sanırken aslında manipüle edilmiş verilerle çalıştığımızı gördük. Örneğin; gelen verilere göre verimlilik çok iyi görünürken kârlılığa bakıldığında beklenen rakamlara erişemediğimizi, hurda rakamları düşük görünürken fabrika turlarında hurda bunkerlerinin çok dolu olduğunu fark ettik. Dolayısıyla verilerin insan eliyle değil doğrudan kaynağından, gerçek zamanlı ve online olarak temin edilmesi gerekiyordu. Doğru veri ihtiyacına ek olarak, hem zamanla artan müşteri ve üretim potansiyeli hem de otomotiv sektörünün Endüstri 4.0 ile birlikte çok daha talepkâr olmasının etkisiyle manuel yöntemler yerine bilgi teknolojilerini tercih etmeye karar verdik. Burada yine Japon kültürünün getirmiş olduğu ‘adım adım iyileştirme’ yöntemini tercih ettik. Amacımız kendi sistemimizin, anahtar teslim bir MES ile birleştirilmiş ERP sisteminin getirilip kurulmasıydı. Uzun süre firmaları birbirleriyle karşılaştırdık, analizler yaptık ve en sonunda 2013 yılında ProManage sistemiyle yola çıkma kararı aldık. Bu sistem, 2014 yılında fabrikamızda kullanıma geçti.”

“Çalışanlara dijitalleşme ihtiyacının gerekliliğini iyi anlatmak gerekiyor”

Rekabetin olduğu her sektörde verinin toplanması ve işlenmesinin çok kritik olduğuna dikkat çeken Murat Ayabakan, dijitalleşme sürecinde yaşadıkları sorunlara ve aştıkları engellere değindi. Hiçbir değişim ve dönüşümün kolay olmadığını ve dijitalleşmenin aslında fabrikalarda iş yapış şekillerinin değişmesi anlamına geldiğini vurgulayan Ayabakan; “Çalışanlar, bir konfor alanı içinde bildikleri şekilde iş süreçlerini yönetiyor. Dijitalleşme kararı alındığında ise mevcut sisteme alışan çalışanlar için değişimin kendisi başlı başına bir probleme dönüşüyor. Kimileri değişime açık oluyor ve değişimin öncülüğünü yapıyor; kimileri ise çekimser kalıyor ve nötr davranıyor. Bazı çalışanlar ise değişime tamamen olumsuz yaklaşıyor. Bu noktada, çalışanlara dijitalleşme ihtiyacının gerekliliğini iyi anlatma şartı doğuyor. Sürece kendi açımızdan baktığımızda, Aisin Türkiye için değişimin beklenenden daha kolay gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Ekibimizde Kaizen mantalitesi olarak adlandırılan ilerlemeye ve yenilikçiliğe açık bir ruh hâkim. İnovasyon kültürünü benimseyen bir iş gücüyle çalıştığımız için sisteme rahat adapte olduk ve faydalarına hızlı ulaştık. Önceden maliyetleri görmek için ay sonunu beklerken şimdi istediğimiz zaman tek bir tıkla tüm verilere ulaşabiliyor, bakım maliyetlerini, ürün maliyetlerini ve kârlılıkları analiz edebiliyoruz” şeklinde konuştu.

“ProManage çalışma kültürümüze proaktif bir yaklaşım kazandırdı”

Üretim Yönetim Sistemi MES ile elde ettikleri kazanımlardan bahseden Murat Ayabakan; “ProManage ile yola çıktığımızda bize çok efektif ve verim elde edeceğimizi gösteren bir tablo gösterildi. Sistem sayesinde elde ettiğimiz ilk sonuçlar beklediğimizden daha şaşırtıcı ve etkileyiciydi. En küçük bir hamleyle bile istediğimiz hedefe varmamız büyük oranda kolaylaştı. Örneğin; herhangi bir verimlilik verisini analiz etmek, kalıp ömrüyle ilgili bir bilgiyi veya baskı sayısını görmek için aylık toplantıları beklemek zorunda kalmamaya başladık. Bu sayede giderek proaktif bir perspektif kazandık. Bu durum bize bazı ürünlerimizde istediğimiz kârlılık ve verimlilik seviyesinde olmadığımızı gösterdi. ProManage, anlık ve şeffaf bilgiler sağladığı için sürece hızlı bir şekilde müdahale edebilme şansı elde ettik. Sonuç olarak ProManage ile olan ortaklığımız, Aisin Türkiye’ye diğer Aisin fabrikalarından farklılaşmasını sağlayan bir yetkinlik kazandırdı. Aisin Global’in 2030’a kadar MES gibi dijital alt yapıları kullanacaklarını duyurdukları bugünlerde, çok daha önceden böyle bir adım atmanın haklı gururunu yaşıyoruz” dedi

“2014 yılından bu yana ciro artışından yeni işlere kadar büyük kazanımlar elde ettik”

Yapılan çalışmalara müşteri gözüyle bakıldığında ne gibi kazanımlar elde edildiği sorusuna yanıt veren Murat Ayabakan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aisin Türkiye olarak, 2014 yılından beri ciromuzu artırıyor ve portföyümüze yeni işler ekliyoruz. Bu sonuç aslında müşterilerimizi mutlu ettiğimiz anlamına da geliyor. Dünyadaki iki üst düzey OEM’in çok zorlu kriterlere tabi tutarak verdiği ödüllere lâyık görülmemiz de yine müşterilerimiz tarafından takdir gördüğümüzü gösteriyor. Son olarak, pandemiye rağmen en iyi otomotiv tedarikçilerinden biri tarafından verilen bir ödülü aldık. Dijital dönüşüme odaklanan diğer sanayiciler ve otomotiv tedarikçileri de aynı yolda yürüyerek müşteri memnuniyetlerini maksimum seviyeye çıkarıyor. Sektörümüzün dijital dönüşüme doğru bir şekilde uyum sağlaması çok sevindirici…”

MES, yalın üretimde kalite ve verimliliği artırarak rekabet avantajı sağlıyor

Kullanılan araçların yalın üretim tekniklerinde maliyeti düşürme noktasında büyük katkıları olduğunu söyleyen Ayabakan; “Biz, daha önce yerinde izleme yaparak verileri manuel olarak kaydediyorduk. MES, bu işlemi yaparken verileri doğrulamamızı sağlayacak malzemeleri sunmaya başladı. Sistem; daha uzun süreli verileri alıp kendi yaptığımız gözlemlere uyan ve uymayan noktaları karşılaştırıp problemleri daha fazla detaylandırabilme şansı veriyor. Hataları yakalayabiliyor ve sorunları tespit edebiliyoruz. MES sistemi, onun sağladığı verilerin üstüne ilave ederek ve diğer dijitalleşme kanallarını da kullanarak veri toplamamıza yardımcı oluyor. Bu durum bir üretim sürecindeki en ince ayrıntıyı görmemizi ve üretim stratejimizi daha efektif kurgulamamızı sağlıyor. Bizi daha rekabetçi kılıyor, iş kaybetmemizi önlerken aksine yeni işler almamızda belirleyici oluyor. Sistemin şeffaf olması da verimliliği artırırken kalitenin de standartlaşmasını sağlıyor. Biz sistemle elde ettiğimiz veriler sayesinde ‘bu makine 30 saniyede bir, 3 saniye neden duruyor?’ sorusuna cevap bulabiliyoruz ve kayıp duruşlara anında müdahale edebiliyoruz. Aynı şey kalıp değişimleri için de geçerli. Örneğin, bir makinede 20 dakikada kalıp değişimi yapılırken aynı özelliğe sahip başka bir makinede 3 saat değişim yapılıyorsa neden böyle olduğunu sorgulayabiliyor ve nedenlerini görebiliyoruz. MES, sanayicilere tam da nereye bakması gerektiğini söylüyor ve doğru adımları atması için gerekli veriyi sunuyor” diyerek sistemin yalın üretimdeki avantajlarına dikkat çekti.

MES ile Aisin Türkiye’deki Kaizen verme oranı yüzde 19 arttı

Dijitalleşme yatırımları ile beyaz ve mavi yakalı çalışanların iş hayatında neler değiştiği konusuna da değinen Ayabakan; “İlk başladığımız zamanlarda bazı çalışma arkadaşlarımız sürekli ölçümlenme baskısı hissettiğini söyledi, ancak biz bu sistemin faydalarını çalışanlarımıza doğru anlattık. Onlara bunun hem kişisel hem de genel faydalarını göstererek geri bildirim sağladık. Sonuç olarak MES sisteminin kuruluşundan itibaren Aisin Türkiye’deki Kaizen verme oranı yüzde 19 arttı, yani çalışanlar sistemi benimseyerek daha fazla Kaizen vermeye başladı. Çünkü kendileri de sistemin faydalarını gördü” şeklinde konuştu.

Makul sürelerde geri dönüş ve maksimum seviyede kazanım mümkün

Doğru hesaplamalar, doğru ihtiyaç tespitleri, ilgili süreçlerin çok iyi tasarlanması ve çalışanların ikna edilmesi sayesinde dijital yatırımlardan makul sürelerde geri dönüşler sağlanabildiğini söyleyen Aisin Otomotiv Türkiye Başkanı Murat Ayabakan; “Özellikle KOBİ’lerin bilişim sistemlerine ihtiyaçları olduğu bir gerçek. Dijital dönüşüm konusunda yatırım maliyetinden çok ileriye dönük elde edilecek kazanımlar düşünülmeli… Örneğin, pres ihtiyacı olduğunda maliyet kadar diğer parametreler de düşünülüyor ve bu doğrultuda gerekli adımlar atılıyorsa bilişim sistemleri için de aynı kararlılık gösterilmeli. Aksi takdirde; yapılan bütçeler ya da bütçeleri kıyaslayacak veriler, makinelerin verimliliği ve bakım maliyetleri doğru ölçümlenemez. Sanayinin kalkınabilmesi için böyle bir bilinmezlik yerine doğru iş ortaklarıyla akılcı dijital dönüşüm adımları atılmalı” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending