Connect with us

Sağlık Haberleri

Sonbaharda alerji belirtileri neden artar?

Sonbaharın gelmesiyle birlikte hava sıcaklıkları hissedilir derecede düştü. Camların kapandığı bugünlerde bazı alerji belirtilerinde artışlar da …

Published

on

Sonbaharın gelmesiyle birlikte hava sıcaklıkları hissedilir derecede düştü. Camların kapandığı bugünlerde bazı alerji belirtilerinde artışlar da meydana geldi. Sonbahar alerjilerinin tetikleyicilerinin farklı olduğunu, ancak ilkbahar ve yaz aylarında olduğu kadar çok belirtiye neden olabileceğini ve bazı alerjilerin sonbaharda alevlenebileceğini belirten İstanbul Alerji Kurucusu, Alerji ve Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay önemli uyarılarda bulundu.

Sonbahar Alerjilerinin Nedenleri Nelerdir?

Bağışıklık sisteminin genel olarak zararsız bir maddeyi zararlı olarak algılaması ve bu maddeyle mücadeleye girişmesi sonucu alerjik reaksiyona meydana gelir. Sonbaharda alerjiye neden olan birden fazla tetikleyici vardır. Hem iç mekan alerjenleri hem de dış mekan alerjenleri, belirtilerde artışa neden olabilir. Polenler, küf sporları, toz akarları sonbaharda alerjiye neden olan yaygın alerjenlerdendir.

Alerjiler Sonbaharda Neden Kötüleşir?

Sonbaharda bazı alerjenlere maruziyet artabilir ve bu artış belirtilerin kötüleşmesine neden olabilir. Saman nezlesi ve ağaçların neden olduğu alerjiler genellikle ilkbahar ile ilişkilendirilirken, mevsimsel alerjiler de sonbaharın ilk aylarında artabilir. Serin sonbahar havası, polen kadar rahatsız edici olabilen tahriş edici maddeler barındırır. Küf sporları ve toz akarlarına da sonbahar aylarında daha fazla maruz kalmak, alerjinizin kötüleşmesine neden olabilir. Özellikle ev tozu mite’larının mevsim değişiminde sayıları çok artar ve alerjik astım, göz alerjileri ve alerjik nezle belirtilerini artırır.

Polen alerjiniz aratabilir

Polen alerjileri akla ilkbahar ve yaz aylarını getiriyor. Ancak sonbaharda da yabani ot polenleri çok sayıda kişide alerjiye neden olabilir. Yakupotu poleni, sonbahardaki en büyük alerji tetikleyicisidir. Genellikle Ağustos ayında serin geceler ve sıcak günlerle polen salmaya başlasa da, Eylül ve Ekim aylarına kadar sürebilir. Yaşadığınız yerde yetişmese bile, yakupotu poleni rüzgarda yüzlerce kilometre yol kat edebilir. İstanbul’da yakupotu poleni sıklıkla alerjiye neden olabilen bir polen türüdür.

Küf sporları belirtilere neden olabilir

Küf, başka bir alerji tetikleyicidir. Bodrum katlarında ya da ıslak zeminlerde küf oluşumu yaygın bir durumdur. Bununla birlikte dışardaki ıslak yaprak birikintileri de küf sporları için iyi zemindir; nemli yaprak yığınları, küf için ideal üreme alanlarıdır. Hem iç mekanlarda hem de dış mekanlarda küf sporlarına maruz kalabilirsiniz ve alerji belirtileriniz kötüleşebilir.

Toz akarlarına daha fazla maruz kalabilirsiniz

Toz akarları da alerjiye neden olan yaygın maddelerden biridir. Nemli yaz aylarında yaygın olsalar da sonbaharda ısıtıcıların açılmasıyla birlikte havaya karışabilirler ve hapşırma, burun akıntısı ve hırıltıya neden olabilirler. Okulların açılmasıyla birlikte gribal enfeksiyonlar ve soğuk algınlığı görülme sıklığı da çok artacaktır. Viral enfeksiyonlar astım ve alerjik nezle belirtilerinin tetiklenmesine neden olarak alerji belirtilerini sıklıkla karşımıza çıkacaktır.

Gribal enfeksiyonlar alerjik hastalıkları tetikler

Özellikle mevsim değişmesiyle birlikte soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlar da sıklıkla görülmeye başlar. Gribal enfeksiyonlar alerjik hastalıkları en çok artıran tetikleyici faktördür. Bu nedenle de özellikle çocukların gribal enfeksiyonlara karşı aşı olması çok faydalı olabilir.

Temizlik malzemelerinin kokuları alerji belirtilerini artırır

Özellikle evde daha çok vakit geçirmeye başladığımız ve çocukların da okullara başladığı bugünlerde temizlik malzemelerinin kokuları da alerjik hastalıklarının belirtilerini tetikleyebilir. Çünkü alerjik astım ve alerjik nezleli kişilerin akciğerleri çok hassastır.

Sonbahar Alerjilerinin Belirtileri Nelerdir?

Alerjilerin belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterir; bazı kişilerde belirtiler daha şiddetli olabilir. Sonbahar alerjilerinin tipik belirtileri ise şöyle sıralanabilir:

Burun akıntısı, burun tıkanıklığı,

Gözlerde sulanma,

Hapşırma,

Öksürme,

Hırıltı,

Gözlerde ve burunda kaşınma,

Göz altlarında morarma.

Sonbahar Alerjisi Belirtileri ile COVID-19 Belirtileri Arasındaki Farklar Nelerdir?

Alerji belirtileri ve koronavirüs belirtileri birbiri ile karıştırılabilir. Öksürük ve nefes darlığı gibi bazı COVID-19 ve sonbahar alerjisi semptomları benzemektedir. Ancak COVID-19’un birincil belirtisi yüksek ateştir ve ateş alerji belirtisi değildir. COVID-19 ve alerjiler arasındaki bir diğer temel fark yayılmadır. Alerjiler bulaşıcı olmasa da COVID-19 kişiden kişiye yayılabilir. Koronavirüs belirtileri arasında ateş, öksürük, nefes darlığı, boğaz ve baş ağrısı, burun tıkanıklığı, kas ve vücut ağrıları, bulantı, kusma ve ishal sayılabilir. Alerji belirtileri ise kaşıntılı, burun akıntısı, hapşırma, öksürük, kaşıntılı sulu gözler, kızarıklık, hırıltı sayılabilir.

Sonbahar Alerjileri Nasıl Tedavi Edilir?

Alerjinizin nedenine ve şiddetine göre tedaviniz değişebilir. Kullanabileceğiniz birçok ilaç vardır. Steroid burun spreyleri burnunuzdaki iltihabı azaltabilir. Antihistaminikler hapşırma, burun çekme ve kaşıntıyı durdurmaya yardımcı olur. Dekonjestanlar, tıkanıklığı gidermeye ve burnunuzdaki mukustan kurtulmanıza yardımcı olur.

Alerji aşı tedavisi uzun süreli bir çözüm sağlayabilir

Alerji aşı tedavisi yani immünoterapi, özellikle uzun süre ilaç kullanan ve şiddetli belirtisi olan kişilere önerilen bir tedavidir. Aşı tedavisinde amaç vücudunuzu alerjen maddeye duyarsız hale getirmektir. Polen, ev tozu, küf gibi solunum alerjenlerinde uygulanan bu tedavinin başarı oranı oldukça yüksektir. Alerji uzmanlarınca planlanan ve yapılan bu tedavi metodu enjeksiyon şeklinde uygulanmakla birlikte bazı alerjiler dilaltı tablet şeklinde de uygulanabilmektedir.

Reçetesiz ilaç kullanmadan önce doktorunuza danışın

Bazı alerji ilaçları reçetesiz satın alabilirsiniz, ancak doğru olanı aldığınızdan emin olmak için doktorunuzla konuşun. Örneğin dekonjestan burun spreyleri sadece 3-5 gün kullanılmalıdır. Bunları daha uzun süre kullanırsanız, belirtileriniz tekrarlayabilir. Veya yüksek tansiyonunuz varsa, bazı alerji ilaçları sizin için uygun olmayabilir.

Sonbahar Alerjilerinin Etkisini Nasıl En Aza İndirebilirim?

Solunum alerjenlerinden tamamen kaçınmak pek olası olmasa da izleyebileceğiniz bazı yollar alerjene olan maruziyetinizi biraz daha azaltıp rahatlamanızı sağlayabilir.

Polenlerden kaçının

Yaz sonu ve sonbahar başında, polen seviyeleri sabahları en yüksek seviyededir. Polen ayrıca rüzgarlı, sıcak günlerde ve fırtına veya yağmurdan sonra da dalgalanabilir. Polen sayısı yüksek olduğunda dışarıda geçirdiğiniz zamanı sınırlayın. Dışarıdan eve girerken kıyafetlerinizi çıkarın ve duş alın ve çamaşırları dışarıda kurutmayın.

Düşen yapraklardan kaçının

Çocuklar özellikle yaprak yığınları ile oynamayı sevebilir. Ancak bu yığınlar arasında oynamak, milyonlarca küf sporunu havaya saçabilir. Bu alerjenlerin solunması, hırıltıya neden olabilir.

Evinizin yüksek nemli alanlarına sonbahar temizliği yapın

Bunlara banyo, çamaşır odası ve mutfak dahildir. Gizli küflerden kurtulmak için duş başlıklarını çıkarın ve ev yapımı sirke solüsyonuna batırın ve sızdıran musluk ve boruları onarın. Yeniden boyamanız veya duvar kağıdı yapmanız gerekirse, tüm duvarların temiz ve küf içermediğinden emin olun.

Evinizi dumansız bir ortam haline getirin

Havalar soğudukça, sigara içenler için içeride sigara içmek cazip gelebilir ancak içerde sigaraya izin vermeyin ve siz de içerde sigara içmeyin.

Alerjen geçirmez yatak takımları kullanın

Toz akarları, yatak takımlarında çok sayıda bulunur. Toz akarları için mükemmel yerler olan yıkanamayan, ağır battaniyeleri birkaç kat nefes alabilen, makinede yıkanabilir kumaşlarla değiştirin. Yastıklarınızı ve şiltelerinizi toz akarlarına karşı dayanıklı örtülerle kapladığınızdan emin olun. Döşemeli mobilyaları, halıları ve kalabalık dolapları haftalık olarak süpürerek toz ve toz akarlarının birikmesini önleyin.

Çocuklara grip aşısı faydalı olabilir

6 aydan büyük çocuklara influenza aşısı yapılabilir. Bugünlerde koronavirüsle savaşmaktayız. Çocuklarda gribal enfeksiyon belirtileri ile koronavirüs belirtileri ayırmak zor olacağı için influenza aşısı çıkar çıkmaz yapılması çok faydalı olabilir. Hem alerjik hastalıkları tetiklemesini önlemiş hem de daha az grip olarak koronavirüs endişemiz biraz daha azalmış olur.

Temizlik malzemelerinin kokusuz olanlarını tercih edin

Sonbahar aylarında alerji belirtilerinin tetiklenmemesi için klorsuz temizlik malzemeleri, kokusu az olan deterjanlar tercih etmeniz faydalı olacaktır.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Sağlık Haberleri

Psikolojimizin de dengeli ve doğru beslenmeye ihtiyacı var! – İnternet Haber

Beden sağlığı kadar psikolojik sağlığın da çok önemli olduğunun altını çizen Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, psikolojimizin de tıpkı …

Published

on

By

Beden sağlığı kadar psikolojik sağlığın da çok önemli olduğunun altını çizen Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, psikolojimizin de tıpkı bedenimiz gibi dengeli ve doğru beslenmeye ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Duygu yönetiminin önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “En önemli psikolojik kaynağımız olan sevgiyi geniş bir havuzda tutmalıyız ve sevgi cömerdi olmalıyız.” dedi. Tarhan, hayatı anlamlı kılmak için zihinsel yatırım yapılması gerektiğini de söyledi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 90’lı yıllardan önce psikoloji kaynakları olarak duygu ve düşüncelerin gösterildiğini, 90’lı yıllar sonrasında özellikle beyin çalışmalarıyla beraber nörobilim kavramının hayatımıza girmesiyle insan davranışlarında duygu ve değerlerin etkisinin araştırıldığını söyledi.

İnsan psikolojik bir varlık

İnsanın sadece rasyonel bir varlık değil, aynı zamanda bir psikolojik varlık olduğunu kaydeden Tarhan, “Diğer canlılar gibi yemek, içmek, üremekle yetinmiyor. İnsanların psikolojik boyutunu göz ardı ettiğimiz zaman insanları ilkel düzeyde tutmuş oluruz. Yemek, içmek, üremek insanın yaşamını devam ettirebilmesi için gereken ihtiyaçlarıdır. Ancak insan soyut düşünen, kavramsal, sembolik düşünen bir varlık. Bu özellik nedeniyle insanın psikolojik kaynakları var. Bu kaynakların da yönetilmesi ve yatırım yapılması gerekir. Duyguları ve değerleri göz önüne almak gerekir. Duygusal ve bilişsel yatırımdan ne anlıyoruz? Bilişsel kelimesi Türkçeye psikoloji terminolojisi olarak girdi. Türkçede tam oturmadı. Aslında bu kavramı en iyi karşılayan kelime zihinsel yatırımdır. Beynimizin üzerinde bir zihin var. Zihin de kuantum evrenle ilişkilidir. Nörobilim bunu ortaya çıkardı. ‘Beyinde p300 dalgası var. Karar veren beyin değil, beynin üzerinde holografik bir beyin olmalı’ tarzındaki akıl yürütmeyle bu söyleniyor. Şu anda bu araştırılıyor.” dedi.

Psikoloji 3 kelimede toplanıyor: Akıl, beyin, kültür

İnsanın karar verirken sadece muhakeme ederek aklıyla değil, duygu, heyecanları ve kültürel değerleriyle karar verdiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Psikoloji üç kelimede toplanıyor: Akıl, beyin ve kültür. Bu üç kavram bir araya geldiği zaman insan, insan oluyor. Akıl yerine zihin de denebiliyor. Mind, brain and culture diye geçiyor. İnsan, bu üçünün toplamıdır.

Duygu yönetimi, beyindeki kimyasal eczanenin yönetilmesidir

İnsan tek başına duygudan ibaret değildir. Tek başına düşünceden de ibaret değildir. Bizim kültürümüz akıl ve kalp sentezi yapmıştır. Kalpten kastedilen duygudur. Fiziksel kalp değildir. Buradaki kalp Arapça kökeni olarak İnkılap kelimesinden geliyor. Kalp eden, değiştiren, dönüştüren yani ses enerjisini elektrik enerjisine dönüştürüyor gibi veyahut ısı enerjisini elektrik enerjisine dönüştürüyor, bunun gibi dönüşüm yapan organdır. O nedenle kalbin duygularımız ve beyindeki kimyasallarla bağlantısı tespit edilmiş. Aslında duygu yönetimi demek, beynimizdeki kimyasal eczanenin yönetimi demek. Bir insanın psikolojisini iyi yönetmesi demek, beyin kimyasını iyi yönetmesi demektir.” diye konuştu.

Sevgi havuzunu geniş tutacağız

En önemli psikolojik kaynağın sevgi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Yatırımda kaynak yönetiminde havuz formülü vardır. Havuzu büyük tutacaksın. En önemli psikolojik kaynağımız olan sevgiyi geniş tutacaksın. Sevgi cömerti olacağız. Bazıları sevgi cimrisidir. Duygu dili olarak sevgiyi ifade etmeliyiz. Sevgili dili illa ‘Seni seviyorum’ demek değildir, sevgiyi başka yollarla da ifade edebiliriz. Önemli olan samimi bir şekilde olmasıdır.” dedi.

Niyet de psikolojik bir kaynaktır

“Gözün, yüzün, kalbin aynı olması gerekiyor. Bunu başaran insanda müthiş bir niyet ortaya çıkıyor” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Niyet de bir psikolojik kaynaktır. İyi niyet sihirli bir kelimedir. “İyi niyet ve niyetin nörobiyolojisi” konusunda çalışmalar var. İyi niyeti olan kişiler beyinde duygusal ayna nöronlar çalışıyor. Karşı tarafın beynindeki olumlu duygularla ilgili alanları harekete geçiriyor ve beyindeki internet şeklinde duygusal ayna nöronlar harekete geçip konuşuyorlar.” diye konuştu.

Olumlu yönü pekiştirmek esastır

Kaynak yönetiminde havuzu büyütmek ve daha sonra bu havuzu doğru ve akıllıca kullanabilmenin önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Önce vereceksin ki ondan sonra yönetebilesin. Eğitimde öğretmen, anne ve baba sevgi cömerdi olacak. Çocuk hata yaptığında şiddet göstermeye, bağırmaya hiç lüzum yok. Çocuğa sevgi vereceksin. Eğitimde asıl başarı nedir? Olumlu yönü pekiştirmek esastır, cezalandırmak istisnadır. Eğitimde akademik ve hayat başarısı için. Başarılı olması için çocuğun dersi sevmesi gereklidir. Dersi sevmesi için de öğretmeni sevmesi gerekir. O da yetmiyor. Öğretmeni sevmesi için öğretmenin öğrenciyi sevmesi lazım. Bu sevgi zinciri dönerse bir müddet sonra çocuk başarılı oluyor.” dedi.

Hayatı anlamlı kılmak için zihinsel yatırım gerekiyor

Hayatı anlamlı kılmak için zihinsel yatırım yapılması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişinin kendini tanıması, duygularını yönetmeyi öğrenmesi, duygu, düşünce ve değerleri bir kaynak gibi yönetmesi önemlidir. Bunları başarabilmek için önce duygusal ve zihinsel yatırım yapacaksınız. Zihinsel yatırım nedir? Aklınızı bilgeleştireceksiniz. Bilgeleştirmek için akla duygu katmak gerekiyor. Akıl ve kalp sentezi gerekiyor. Bunun için kişinin yüksek ahlaki değerler öğrenmesi gerekiyor. Akıl ve kalbimizi kullanarak duygu ve bilişsel kaynaklarımızı, yatırımlarımızı arttırabiliriz.” tavsiyesinde bulundu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Prostat Büyümesi ve Doğal Tedaviler – İnternet Haber

Ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte erkeklerde yaşam konforunu bozan ve ciddiye alınması gereken prostat rahatsızlığı önceden …

Published

on

By

Ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte erkeklerde yaşam konforunu bozan ve ciddiye alınması gereken prostat rahatsızlığı önceden önlenebilir mi yoksa her vakada ameliyat mı gerekir, önceden alınması gereken önlemler neler olabilir… Uzm. Dr. Ender Saraç ve Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Acar konuyla ilgili önemli bilgiler paylaştılar.

Prostatın doğrudan cinsellikle ilgili olduğu sanılan bir organ olduğunu ve toplumda neredeyse tabu kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Oğuz Acar, “İnsanlar cinsellikle ilgili problem yaşayacaklarını düşündükleri için, prostat problemi yaşıyor olsalar bile tedaviden uzak duruyorlar. Oysa prostat tedavisi cinselliği bozmaz” dedi.

“Doğru teşhis için mutlaka doktorunuza danışmalısınız”

Prostat hakkında bilgiler veren Acar, “Prostat hastalıklarında PSA dediğimiz bir tetkik yapılır. PSA tetkiki çeşitli prostat hastalıklarında yükselen bir değerdir ki en önemlisi de prostat kanseridir. Biz kanda PSA değerine bakarız. PSA’da kana karışan kısım yükselirse, orada bir sorun vardır. Prostat iltihabı da PSA yüksekliğine yol açar. İyi huylu prostat büyümesinde de PSA yükselir. Burada doğru teşhis için doktorunuza danışmalısınız” dedi.

Herkeste prostatın büyüdüğünü vurgulayan Acar, “Ergenlik çağında 1-2 gramdan, 10-15 grama yükselir. Sonra da vücuttaki erkeklik hormonlarının etkisiyle, androjenlerin etkisiyle büyüme gerçekleşir. Yaklaşık olarak 50-60 yaşından sonra semptom veren, bir tedaviye ihtiyacı olacak erkeklerin oranı yüzde 25’dir. Bunların da beşte birinde zaman içinde ameliyat ihtiyacı olacak kadar büyüme gerçekleşir. 60-70 yaş arasında ise bu oran yüzde 50’ye yükselir” dedi.

“Prostat büyümesi geciktirilebilir”

Uzm. Dr. Ender Saraç ise şu tavsiyelerde bulundu: “Prostata soğuk iyi gelmez. Prostatın en sevmediği şey üşümektir. Hijyenik olmayan, sağlıksız ve çok eşli bir cinsel yaşam da prostatı yoran bir şeydir. Kabızlık da iyi gelmez. Belli bir yaştan sonra suyu kesmeyin. Vücudu susuz bırakmayın, asitli ve şekerli içecekler molekül yapısından dolayı idrarı çok artırır, bunlardan uzak durun” dedi.

Prostattaki büyümenin geciktirilmesine vurgu yapan Saraç “Hem cinsel fonksiyonların sağlıklı olması hem de prostatın büyümesinin yavaşlatılması, hatta bazı araştırmalarda geriletilmesi de söz konusu. Örneğin Pygeum (Afrika eriği) prostatın büyümesinin yavaşlatılmasında önemli. Pygeum yani Afrika eriği ağacının kabuklarından elde edilen bir ekstre var. Fransa’da çok kullanılmış, Avrupa’da yaygınlaşmış ve ABD’de de yakın zamanda kullanılmaya başlanmış. İçinde BETA-SITOSTEROL gibi önemli bir madde var. Bunlar vücutta mikropsuz iltihaba karşı savaşıyor ve testesteron üretimini dengeliyor. Prostatın küçülmesine yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda idrar akışında 23 oranında iyileşme, idrar kalıntılarında 24 ve gece idrara çıkmalarda 19 oranında iyileşme görülmüş” dedi.

“Pygeum ve saw palmetto (bodur palmiye) rahatsızlığın giderilmesinde destek oluyor”

Uzm. Dr. Ender Saraç, “Pygeum ile birlikte süs bitkisi olarak kullanılan saw palmetto (bodur palmiye) de bu tür şikayetlerde kullanılıyor. Yaşlı Kızılderili reisler meyvelerini yiyor ve yapraklarını çiğniyorlarmış. Bodur palmiye bitkisi, anti enflamatuvar yani mikropsuz iltihap dediğimiz enflamasyonda etki yapıyor. Böylelikle idrardaki o yanma, sızı etkisi azalıyor. Aynı zamanda saw palmetto immün sistemi güçlendiriyor. İdrar yolu enfeksiyonunu azaltıcı bir etkisi de var. Bir avantajı da saçların çıkmasına ve güçlenmesine de yardımcı oluyor. Saç dökülmesi için de faydalı” dedi.

Avrupa Üroloji Birliği’nin kabul ettiği bu bitkilerden en çok kullanılan ve bu birliktelik içerisinde preparat olarak da bizlere sunulmuş olan kapsüllerden alınabileceğini söyleyen Prof. Dr. Oğuz Acar, “Bu bitkisel preparatların içinde en yüksek oranda BETA-SITOSTEROL bulunanlar bunlar. Kimyasal formülüne baktığınız zaman bu beta stesterollerin birebir testesteronun aynısı gibi bir görüntüsü var. Ancak prostatı büyütmez” dedi.

“3’lü etki bir arada”

Saw palmetto, (bodur palmiye) bitkisinden elde edilen ekstre, Pygeum ve çiğ kabak çekirdeği bir araya geldiğinde bu kombinasyonun çok etkili olduğunu söyleyen Saraç, “Menünüze sarımsak, domates, karpuz, ısırgan çayını eklerseniz ve belirli bir yaşta sağlıklı, hijyenik ortamda üretilmiş, ruhsatlı preparatlardan yararlanmaya başlarsanız prostatın büyümesi ve erken yaşlanmasını da yavaşlatacaktır. 40’lı yaşlardan itibaren, bunların kullanılmasıyla iyi huylu prostat büyümesiyle önüne geçebilir. Ancak bunları aktarlardan almak doğru olmaz. Doktor tavsiyesiyle etkisi ispatlanmış bitkisel destek ürünleri kullanılmalı” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Egzaması olan yünlü kıyafet giymesin – İnternet Haber

Hayat kalitesini ciddi anlamda etkileyen egzamanın çözümü sanıldığı kadar zor değil. Ancak bu noktada beslenmeden giyime kadar her konuda …

Published

on

By

Hayat kalitesini ciddi anlamda etkileyen egzamanın çözümü sanıldığı kadar zor değil. Ancak bu noktada beslenmeden giyime kadar her konuda dikkatli olunması gerekiyor.

Egzama hakkında bilgi veren Eczacı Hasan Tahsin Arslan, “Egzamanın lezyonların şekillerine bulundukları yerlere göre birçok çeşidi vardır. Atopik Egzama, Seboreik Dermatit, Asteatotik Egzama, Kontakt Egzama, Numuler Egzama, Diskoid Egzama, Venöz Egzama gibi. Cilt yüzeyindeki bariyer bozulduğundan dolayı cilt suyunu (10) tutamadığından kuruma, kızarıklık ve kaşıntı egzamayı diğer cilt rahatsızlıklarından ayıran en önemli bulgulardır. Sınırı belli olmayan kızartıl, ciltte pütürlenme görülür. Sedef rahatsızlığında karakteristik olan pullanma egzamada görülmez” dedi.

Bunlar tetikliyor

Egzamayı tetikleyen etkenlere dikkat çeken Arslan, “Bitkisel ve kimyasal alerjenler, Hepatit B ve C virüsleri, sabun, deterjan, lateks eldiven, çamaşır suyu gibi ürünler, diyabet ve kemoterapi ilaçları, beta blokerlar, lityum içeren antidepresanlar ve bazı antibiyotikler vücudu doğrudan etkilemesi sebebiyle sedef ve egzamayı tetiklerler” diye konuştu.

Sedef ve egzamanın tedavisinin karaciğeri yormamaktan geçtiğini aktaran Arslan, “Sedef ve egzama rahatsızlığı yaşayanlar kesinlikle karaciğerleri üzerine baskı yapacak olan gıdalardan uzak durmaları gerekiyor. Şeker ihtiva eden tüm yiyecek ve içeceklerden, kızartmalardan, unlu gıdalardan ve alkollü içeceklerden uzak durulmalı” ifadelerini kullandı.

Beslenme çok önemli

Beslenme alışkanlıklarımızın egzama üzerindeki etkisinin sanılanın çok üstünde olduğunu dile getiren Arslan, egzama rahatsızlığı yaşayanların alkali beslenmeleri gerektiğini, beslenme tedavideki ilaçlar kadar önemli olduğunu söyledi.

Arslan’ın verdiği bilgilere göre uzak durulması gereken besinler şu şekilde:

• Şekerli tüm yiyecek ve içecekler

• Unlu tüm gıdalar

• Kızartmalar

• Alkollü içecekler

• Yüksek şekerli meyve ve meyve kuruları

• Enerji içecekleri

Mutlaka tüketilmesi gereken besinler ise şunlar:

• Maydanoz, Roka, Marul, Salatalık

• Limon

• Tüm Sebzeler (bakla, ısırgan hariç)

• Peynir çeşitleri, zeytin çeşitleri

• Mevsim salataları

• Doğal Yoğurt, Kefir

• Omega 3 ve Zeytinyağı

Kıyafete bile dikkat etmek gerekir

Egzama rahatsızlığı olanların yemeklerin yanı sıra giysilerine de özen göstermesi gerektiğini dile getiren Arslan, günlük hayatta uygulanması gerekenler hakkında ise şu bilgileri verdi:

• Yünlü ve polyester giysilerden uzak durup, pamuklu giysiler kullanılmalı.

• Kaşıntı atakları egzama lezyonlarının daha da büyümesine ve bozulmasına yol açtığından perhizle ve doktorunuzun uygun gördüğü bir antihistaminik tabletle en aza indirilmeli, ihmal edilmemeli.

• Bulunduğunuz ortamın nem ve ısı durumu egzamalı lezyonları daha da tetiklememesi için ayarlanmaya çalışılmalı.

• Klima kullanarak (nem için), havalandırma yaparak en uygun şartlar sağlanmalı.

• Bol su içilmeli.

• Egzama lezyonlarımız için kullanması gereken tedavi, onarıcı ve bakım kremleri kesinlikle doktorunuzun veya eczacının önerdiği güvenli içeriklere sahip ürünler olmasına özen gösterilmeli. Bunun dışındaki söylemlere kulak asmamalı, kullanılacak ürün mutlaka incelenmelidir.

• Riskler barındırdığı için solaryumdan uzak durulmalı. Ayrıca 11.00-17.30 arası güneşten kaçınılmalı ve güneşlenme süresi 15 dakikayı geçmemeli.

• Banyo sıklığı gerekmedikçe gün aşırı olmalı. Kese ve liflerden uzak durulmalı. Geniş çapta yapılacak temizliklerde mutlaka eldiven kullanılmalı. Egzamalıların en önem vermesi gereken konuların başında ise şampuanlar geliyor. Ciltlerinin temizliğinde kullanılacak sabunların kostik içerme riskleri olduğundan dolayı sadece bebek şampuanı ve bebek sabunu kullanılmalı.

• Kontakt egzamanın etkenleri olabilen kozmetiklerden, takılardan uzak durmalı, güvenli olanları tercih etmeleri gerekmektedir.

• Tozlu ve sigara dumanı olan ortamlardan uzak durulmalı.

Cilt dostu ürünler

Hasan Tahsin Arslan, cilt bakımı hakkında da bilgi verdi. Egzamaya yakalanan kişilerin kullandıkları cilt bakım ürünlerinde gliserin, zeytinyağı, üre, E Vitamini, Panthenol gibi içeriklerin olmasına özen göstermesi gerektiğine dikkat çeken Arslan, “Alerjen etki gösteren saç boyaları, kostik (NaOH) içeren sabunlar, temizleyiciler ve tüm losyonlar, yüksek oranda salisilik asit içeren tüm kremler, yüzde 30 gibi yüksek dozda üre ihtiva eden ürünler, alkol içeren temizleyicilerden uzak durulması gerekir. Öte yandan cilt dostu ürünler de bulunuyor. Üre, dexpantenol, E vitamini ve antioksidan formuyla zengin olmalı. Bu arada epidermisin derinlemesine beslenmesini ve nemlendirilmesini sağlayan gliserin ve bitkisel yağ içermelidir” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending