Connect with us

Ekonomi Haber

WorldFood İstanbul’un Son Gününde Gıda Sektöründeki Teknoloji Uygulamaları Konuşuldu…

Türkiye’nin gıda ve gastronomi kültürünü dünyaya duyuran, dünyanın ve bölgenin güçlü iş birliği platformları arasında yer alan Uluslararası Gıda …

Published

on

Türkiye’nin gıda ve gastronomi kültürünü dünyaya duyuran, dünyanın ve bölgenin güçlü iş birliği platformları arasında yer alan Uluslararası Gıda Ürünleri Teknolojileri Fuarı – WorldFood Istanbul 9 Eylül Perşembe günü TÜYAP’ta 29’inci kez kapılarını açtı. Fuarın son gününde ‘Food Tech Garage Gıda Sektörüne Damga Vuran Tekno Girişimlerle Tanışın’ oturumu ve ‘Hayatı Tatlandıran Renkli Dokunuşlar’ showu gerçekleştirildi.

‘Ezberlerin Bozulduğu Yeni Dönem Analizi ve Gıda Sektörü Gelecek Öngörüleri’ oturumu gerçekleşti ve Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat katıldı.

Pandemi süreci ile gıda sektörünün büyük değişim yaşadığına belirten Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat, “Dünya değişiyor, gelişiyor, dönüşüyor. Artan tüketici bilinci, farkındalık ve sorgulayan müşteri sektöre artık yön veriyor. An itibarı ile bizim doğrularımız diye bir şey kalmadı, tüketicinin doğruları var. Pandeminin üzerinden yaklaşık 15 ay geçti ve bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar bir değişim yaşandığını gördük. Bu değişim halen, üstelik de giderek artan bir ivmeyle devam ediyor.” dedi ve şöyle devam etti:

“Gıda enflasyonunu konuşur olduk çünkü üretici sattığı ücretten, tüketici de aldığı ücretten memnun değil. Bu problemleri aşabilirsek Türkiye’nin gıda sektöründe büyük kazançlar sağlayacağı aşikar. Dünya haritasını açıp bakarsanız Türkiye’nin 4 saatlik uçuş mesafesinde kalan alandaki potansiyeli göreceksiniz. Hem rakamsal olarak hem de nitelik olarak çok önemli bir nüfusun tam merkezindeyiz. Bu potansiyeli çok iyi kullanmamız gerekiyor.”

Önceki senenin rakamlarına göre küresel organik ürün pazarının 130 milyar dolar büyüdüğüne dikkat çeken Donat, “organik pazar büyüme hızı 26’ya ulaştı, organik ürün üretici sayısı ise sürekli ve yoğun bir şekilde artıyor. Pandemi süreci de bu rakamlara dahil edildiğinde büyümenin aslında çok daha fazla olduğunu göreceğiz.” dedi.

Gıdaya erişim konusunu da değinen İrfan Donat, “Gıdaya erişim konusunda yeni normallerin de kalıcı olması bekleniyor. Artık paket servis, geri dönüşü olmayan bir noktada gelişti. Konsept olarak bir değişim olduğu aşikar. Catering firmaları da bu dönüşüme ayak uyduruyor. Artık bireysel hizmet de sunmaya başladılar. Öte yandan ürünlerin içerik olarak modern dokunuşlarla tüketicinin talebini karşılayacak, istediği tadı verecek duruma getirilmesi de yine üretici ve tüketici açısından bir yenilik olarak karşımıza çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Son olarak, E-ticaretin pandemiyle beraber büyük bir ivme kazandığını ve gelecekteki pastadaki payının çok büyük bir hızla büyümesini beklediğini belirtti.

‘Food Tech Garage Gıda Sektörüne Damga Vuran Tekno Girişimlerle Tanışın’ paneliAge Provocateur Kurucu Ortakları Duygu Birecikli & Gülşah Akın’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Sugar Technology Yazılım Genel Müdürü Abdurrahman Türkeri, Fuwell Ar-Ge Direktörü Can Kayacılar, Agrovisio Kurucu Ortağı Emre Tunalı, Can Bahçe Kurucusu Fırat Can Tokuri ve Avokadio CEO’su Yunus Korkmaz konuşmacı olarak yer aldı.

Sektördeki pandemi kaynaklı değişimin ve dönüşümün devam etmesi ve 2030’larda tamamlanması beklediğini belirterek sözlerine başlayan Fuwell Ar-Ge Direktörü Can Kayacılar, “Gelecekte daha basit ve sağlıklı yaşamak hepimizin hayatına girecek. Herkes sağlığına daha fazla önem gösterecek ve beslenme alışkanlıklarını buna göre düzenleyecek. Biz de Fuwell olarak sağlıklı beslenme konusunda toplumda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz.” dedi.

Sugar Technology Yazılım Genel Müdürü Abdurrahman Türkeri iseE-ticaret siteleri, reklam ajansları ve üreticilerin artırılmış gerçeklik hizmeti konusunda ihtiyaç duydukları gerekli teknolojik altyapıyı sağlıyoruz. Özellikle pandemic sonrasında satışın yönü değişti diyebiliriz. Bu da şirketlerin stratejilerini doğal olarak etkiledi. İnsanların uzun süre evlerinde kaldıkları, alışverişlerini evlerinde gerçekleştirdikleri süreçte bu konuda büyük talep oldu. Değişen alışveriş alışkanlıklarıyla birlikte bu taleplerin artarak devam edeceğini düşünüyoruz.” dedi.

40 milyon hektar tarımsal ürünü takip ettiklerine dikkat çeken Agrovisio Kurucu Ortağı Emre Tunalı, Tarlaların durumunu kontrol ediyor, bitki sağlığıyla ilgili analizler yapıyoruz. Verimlilik anlamında yaptığımız takiple çiftçilere ve üreticilere destek oluyoruz. Böylece ürün kaybı yaşanmadan önce destek vererek üründe verim artışı sağlayabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Şehirlerde akıllı dikey tarım çözümleri geliştirdiklerinden bahseden Can Bahçe Kurucusu Fırat Can Tokuri, hem yetiştirilen alan açısından kolaylık sağlayan hem de sağlıklı olan yetiştirme sistemleri ve teknolojiler geliştirdiklerini paylaştı.

Sağlıklı beslenme konusunda insanlara destek olduklarını paylaşan Avokadio CEO’su Yunus Korkmaz, “Dünya nüfusunun 52’si obez ya da aşırı kilolu. Bu noktada artık beslenme konusunda bazı önlemler alınması gerektiği, beslenmemizde bazı değişiklikler yapılması gerektiği aşikar. Nefes analizi yaparak ulaştığımız verilerle sağlıklı beslenme konusunda önerilerde bulunabiliyoruz. Bunların dışında klinik araştırmalar da gerçekleştiriyoruz. Gıdayla doğrudan alakalı gözükmesek de aslında verdiğimiz hizmet insanları bu alanda bilgilendiriyor ve sağlıklı beslenme konusunda destek veriyor.” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Ekonomi Haber

AVAX’a Yatırım, ADA’ın Ağ Yoğunluğu Artıyor, BTC -ETH sakin – İnternet Haber

Bireysellerin alımı ile başlayan kripto paralarda son iki yıldır dev şirketlerin yapmış oldukları yatırımlarla sektör 2 trilyon dolara ulaştı ve …

Published

on

By

Bireysellerin alımı ile başlayan kripto paralarda son iki yıldır dev şirketlerin yapmış oldukları yatırımlarla sektör 2 trilyon dolara ulaştı ve artmayı da sürdürüyor. Son olarak Avalanche block zinciri 230 milyon dolarlık özel token satış yoluyla fon elde etti. Bu özel satıştan elde edilen 230 milyon dolarlık fon teknik destek altyapısı ve DeFi sektöründeki yatırımlara harcanacağı belirtildi. Önümüzdeki süreçte buradan elde edilen fonların iş birlik ya da yatırım haberlerine açık hale gelen AVAX için potansiyel teşkil edebilir. Bunun yanı sıra piyasa değeri bakımından en yüksek üçüncü coin olan ADA, 12 Eylül’de Alonzo adlı ağ çatallanmasının ardından akıllı sözleşmeleri çekmeye ve ADA’nın ağ içerisindeki kullanımı artışını sürdürüyor. Ethereum ise zincir verilerinde aktif ve yeni adres sayısına bakıldığında Bitcoin’e göre daha güçlü kalıyor. Ancak ağ ücretlerinin yüksek kalması şimdilik 4000 seviyesinin geçilemesine neden oluyor. Bitcoin 50.000 altındaki seyri 48.500 seviyesinin geçilmesinde zorlanıldı. Bitcoin destek arama çabasında, 47.000 seviyelerinin test edilmesi söz konusu olabilir. Ancak 47.000 seviyesinden geçen kısa vadeli trendi aşağı kırmadığı sürece 50.000 seviyesinin görülmesi kısa vadede söz konusu olabilir. SOL ise önceki gün ağdaki sorun nedeniyle yaşadığı problem yatırımcı nezdinde güven tahribatına neden oldu. Bu nedenle 150 ’ın altına sarkan SOL için 125 seviyesi ilk destek.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Sütaş ev sahipliğinde gerçekleşen Tarla Günü’nde tarımda organik ve organomineral gübrelerin, olumlu etkileri paylaşıldı – İnternet Haber

“Kullandığı Doğal Kaynakları, Doğaya Geri Kazandırma” ilkesiyle hareket eden Sütaş, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla …

Published

on

By

“Kullandığı Doğal Kaynakları, Doğaya Geri Kazandırma” ilkesiyle hareket eden Sütaş, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla çiftçilerin gübre kullanımının etkilerini görebilecekleri “Organik ve Organomineral Tarla Günleri”nin üçüncüsünü 16 Eylül Perşembe günü düzenledi.

Çiftçiler, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Doğanköy’de gerçekleşen 3. Organik ve Organomineral Tarla Günü”nde, 31 bin 500 metrekarelik ayçiçeği deneme tarlasında, fermente sıvı ile katı organik ve organomineral gübrelerin toprak ve ürün üzerindeki etkileri konusunda uzmanlardan bilgi aldılar.

Etkinliğe Sütaş Grubu temsilcilerinin yanı sıra Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Bursa Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ile muhtarlar ve çiftçiler katılım gösterdi.

Etkinlikte konuşan Sütaş Grup Enerji ve Gübre Tesisleri Genel Müdürü İlker İhsan Çabukol, 2020 yılında toplam 45 bin ton organik, 1.636 ton organomineral gübre üreterek yaklaşık 50 bin dekar toprağı zenginleştirdiklerine dikkat çekti. Toprağın organik maddesinin yetersiz olduğu, sulu tarımın yapılmadığı yerlerde sıvı fermente organik gübre uygulamaları ile yüzde 30’a yakın verim artışı elde edildiğini vurgulayan Çabukol, organik ve organomineral gübrenin meyve, sebze ve yem bitkilerinin kalitesini ve aroma özelliklerini de iyileştirdiğini de vurguladı.

Sütaş, “Organik ve Organomineral Tarla Günleri”nin ilkini Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işbirliğiyle 1 Temmuz 2020’de Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Doğanköy’deki buğday deneme tarlasında gerçekleştirmişti. İkinci Tarla Günü ise Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü’nün de katılımıyla Türkiye mısır üretiminde önemli bir yere sahip olan Karacabey Bakırköy’de 8 Eylül’de düzenlendi.

3. Organik ve Organomineral Tarla Günü Heyet Fotoğraf ID:

Soldan Sağa: Sütaş Grup Enerji ve Gübre Üretim Direktörü Mustafa Gül, Bursa Tarım ve Orman Müdürlüğü İl Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, Sütaş Grup Enerji ve Gübre Tesisleri Genel Müdürü İlker İhsan Çabukol, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürü Hamit Aygül, Nilüfer İlçe Tarım ve Orman Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Ömer Doğan, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Doç. Dr. Barış Bülent Aşık, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümünden Emre Üstün.

Sütaş Organik ve Organomineral Gübre Faaliyetleri Hakkında

Sütaş’ın bitkisel üretimden başlayarak gübre ve enerji üretimine kadar uzanan ve kullandığı doğal kaynakları geri dönüştürmeyi esas alan “Çiftlikten Sofralara” iş modeli; çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla özgün bir sürdürülebilirlik modeli oluşturuyor. Çiftliklerinin gübreleri ve tesislerinin organik atıklarını, biyogaz tesisinde yenilenebilir enerjiye dönüştürüyor, elektrik, sıcak su ve buhar elde ediyor. Burada üretilen elektrik enerjisi, üretim tesislerinin ihtiyacının 84’üne eşdeğer seviyede. Biyogaz tesislerinin çıktılarından da 2016 yılından bu yana organik ve organomineral gübre elde ediyor. Yem bitkileri üretiminde kullanılan bu gübreler toprağın organik yapısını iyileştirirken ürün verimini ve toprakların karbon tutma kapasitesini artırıyor. Organik içeriği yüksek topraklar, atmosferik karbonu da tutarak iklim değişikliği ile mücadeleye katkı sağlıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Alarko Carrier, Türkiye’nin iklim okuryazarlığı seviyesini ölçtü – İnternet Haber

İklimlendirme sektörünün öncü şirketi Alarko Carrier, Türkiye’de iklim okuryazarlığı seviyesini ölçmek ve bu doğrultuda gelecek dönem planları …

Published

on

By

İklimlendirme sektörünün öncü şirketi Alarko Carrier, Türkiye’de iklim okuryazarlığı seviyesini ölçmek ve bu doğrultuda gelecek dönem planları yapabilmek amacıyla İklim Okuryazarlığı Araştırması’na imza attı.

Alarko Carrier, #İklimBizimİşimiz sloganıyla toplumun iklim konusundaki farkındalığının ve bilgi seviyesinin yükseltilmesi adına bilgilendirme faaliyetlerine başlayacağını açıkladı.

Yıllardır sürdürülebilirliğe önem veren, çevreye ve insana duyarlı ürünleri ile öne çıkan Alarko Carrier, kapsamlı bir iklim okuryazarlığı araştırması gerçekleştirdi. Ülkemizdeki iklim farkındalığına dikkat çekmek ve buna yönelik çözümler sunabilmek amacıyla yapılan araştırma Türkiye çapında, bölgesel ve sosyo-demografik temsiliyet sağlayan 1261 kişilik örneklem ile Twentify tarafından hayata geçirildi.

İklime Dair Farkındalığımız Yüksek, Teknik Bilgilerimiz ise Yetersiz

İklime dair hem bilgi hem de farkındalık düzeyinin ölçüldüğü araştırmada, toplumun etkilerini doğrudan yaşadığı konularda sorunun kaynağına ve çözüm yöntemlerine dair ciddi bir fikrinin bulunduğu ortaya çıktı. Toplumun büyük bir çoğunluğu; iklimsel değişimlere yol açan etkenlerin başında ormanlık alanların yok edilmesini gösteriyor. Ayrıca iklim değişikliğinin sonucunda sel, fırtına gibi afetlerin oluştuğu, tarım ürünlerini azaldığı düşünülüyor. Buna karşın sera gazı salınımı, karbon ayak izi ya da uluslararası düzeyde yapılan iklim anlaşmaları gibi daha teknik kavramlara dair bilgi seviyesinin yeterli düzeyde olmadığı gözlemleniyor. Türkiye’de yaşayan insanların yüzde 25’inin sera gazına dair bir fikri bulunmazken bu oran karbon ayak izi kavramında yüzde 37’ye, iklim değişimini kapsayan Paris Antlaşması, Kyoto Protokolü gibi uluslararası anlaşmalar noktasında yüzde 69’a çıkıyor.

İklim Değişikliği ile ilgili Endişeler Büyük

Araştırmada katılımcılara iklim değişikliği etkisiyle ortaya çıkan endişelere dair sorular da soruldu. İnsanlarımızın yüzde 86’sı iklimsel değişimlerin gelecek nesillere etkisi konusunda endişeliyken yüzde 87’si ise gelecekte susuzluk problemi yaşayacağını düşünüyor. Su kaynaklarının tükenişiyle enfeksiyonların ve salgın hastalıkların da artacağı düşünülüyor. Yangınların artması, tarım kaynaklarının yok olması ve ekosistemin bozulması gibi endişelerin de öne çıktığı görülürken katılımcılar, bunların sonucunda ekonomi ve turizmin olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Araştırma sonuçlarında dikkat çeken bir başka veri ise yüzde 73’lük bir çoğunluğun iklim sorunlarına karşı gerekli önlemlerin alınmadığını yönünde görüş bildirmesi oldu.

“İklim konusunda nereden bilgi alıyorsunuz” sorusuna ağırlıklı olarak ise “televizyondan” ve “sosyal medyadan” yanıtı verildiği de dikkat çekti.

“İnsan Faktörü” En Önemli Etken

Araştırmaya göre, iklim değişikliğinin en büyük sorumlusunun insan faktörü olduğuna inanılıyor. İklim değişikliğine sebep olan ana kaynaklar olarak denizlere dökülen atıklar, fabrikalardan atmosfere yayılan gazlar, aşırı tüketim, çarpık kentleşme ve plastik gibi doğaya zarar veren maddelerin yoğun kullanımı gibi insan kaynaklı unsurlar öne çıkarken alınması gereken bireysel önlemlerin yeşil alanları arttırmak, geri dönüşüme yönelik faaliyetler yapmak ve geri dönüştürülebilir ürünlere özendirmek olarak belirtildiği görülüyor.

“İklim Farkındalığının Artmasına Yönelik Çalışmalarımız Devam Edecek”

Alarko Carrier Genel Müdürü Cem Akan, ülkemizin ve dünyanın doğrudan etkilendiği iklim değişikliği konusuna değinerek bu konudaki bilgi ve farkındalık seviyesinin önemine dikkat çekti:

“Alarko Carrier olarak; iklim okuryazarlığı düzeyini ölçüp, ülkemizde iklim konusundaki hem bilgi düzeyini hem de kavramsal olarak konuların nasıl algılandığını anlamaya çalıştık.

Bu araştırmamızın ardından #İklimBizimİşimiz yaklaşımıyla iklim okuryazarlığı düzeyine katkı koyacak bir dizi faaliyete başlıyoruz. İlk adımı bu kıymetli verileri elde ederek attık. Önümüzdeki dönemde hepimizin iklim konusundaki bilgi seviyesinin yükseltilmesi ve bireysel ya da kurumsal her adımımızın çevresel etkileri üzerine farkındalığımızın artırılması adına projeler hayata geçireceğiz. Yerel yönetimler, belediyeler ile beraber çalışmayı planlıyoruz. Gün içinde yoğun zaman geçirdiğimiz sosyal medyada ve bütün her mecrada iklim konusuna dikkat çekmeye çalışacağız.”

“Eko-Anksiyete Olarak Adlandırılan Yepyeni Bir Sorunumuz Var”

İklim değişikliğinin etkileri sonucunda insanlarda oluşan yeni bir korku kavramının ortaya çıktığını belirten Cem Akan, şunları söyledi: “İngilizcesi Eco-anxiety olan ve Türkçe’ye “eko-anksiyete” olarak çevrilen yepyeni bir sorunumuz var. İklim krizinin etkilerini yaşamaya başladıkça artan bir endişe söz konusu. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 6.000’in üzerinde bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı 1,5ºC Küresel Isınma Özel Raporu çok önemli bir veriyi ortaya koyuyor. Sera gazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5ºC sınırını geçecek. Bu da dünyamız için geri dönüşü mümkün olmayan bir nokta anlamına geliyor.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending