Connect with us

Sağlık Haberleri

Karpuz – Peynir İkilisine Dikkat!

Yaz aylarında beslenmenin değişmez ikilisi karpuz-peynir… Karpuzun serinleten lezzeti, protein yönünden zengin peynirle bir araya gelince …

Published

on

Yaz aylarında beslenmenin değişmez ikilisi karpuz-peynir… Karpuzun serinleten lezzeti, protein yönünden zengin peynirle bir araya gelince, tatlı-tuzlu dengesini oluşturuyor. Sindirim sistemine iyi gelen bu tat, aynı zamanda vücudun sıvı ihtiyacının karşılanmasına da yardımcı oluyor. Ancak bu leziz ikilinin fazla tüketilmesi sağlık sorunlarına davetiye çıkartabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, karpuz-peynir ikilisinin aşırı tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak “Bu ikili, günde bir kez ara öğün olarak ve haftada en fazla 3-4 kez tüketilebilir. Fazlası ciltte sivilce sorunlarından kan şekeri yüksekliğine ve karaciğerde yağlanmaya uzanan bir dizi soruna neden olabiliyor” diye uyarıyor.

Ana öğün olarak tüketmeyin

Su yönünden zengin bir içeriğe sahip olan karpuz, serinlemek için en çok tercih edilen meyvelerin başında geliyor. Aynı zamanda karpuzun potasyum içeriğinden dolayı kas ve eklem ağrılarına da iyi geldiğini anlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, “Özellikle spor sonrasında karpuz suyu içmek kas sistemi için çok faydalıdır” diyor. Karpuz birçok faydasının yanı sıra şeker oranı yüksek bir meyve olduğu için fazla tüketilmesi özellikle diyabet hastalarında alarm zillerinin çalmasına yol açabiliyor. Bu nedenle karpuzun yanında iyi bir protein kaynağı olan peyniri de tüketmenin kan şekerini dengelemeye ve tokluk süresini uzatmaya yardımcı olduğunu kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, bu ikilinin diyetlerde ara öğün için kullanılan en uygun seçeneklerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Karpuz-peyniri tek başına öğün olarak tüketmenin sakıncalarına değinen Yeşim Özcan, bu konuda “Karpuz, şeker oranı yüksek olduğundan insülin salgısını artırıp göbek çevresi yağlanmasına sebep olur. Peynirin fazla tüketilmesi de vücuda gereğinden fazla yağ ve tuz alınması, yani kilo anlamına gelebilir. Bu nedenle karpuz-peynir ikilisinde porsiyon miktarı göz önünde tutulmalı” uyarısında bulunuyor.

Porsiyon miktarına dikkat!

Peki, ideal porsiyon miktarı nedir? Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcanara öğün olarak iki ince dilim karpuz ile bir dilim peynirin yeterli olacağını söyleyerek iştah kontrolü açısından en uygun zamanın da öğleden sonraki ara öğün olduğunu kaydediyor. Bu öneriler dikkate alınmadığında ise çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşıldığını anlatan Yeşim Özcan, bu konuda şöyle bilgi veriyor: “Karpuz fazla tüketildiğinde kan şekeri dengesi bozuluyor ve daha hızlı acıkmaya, fazla yemeye neden oluyor. Ayrıca mide ve bağırsak düzeni etkilendiği için gaz ve şişkinlik gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bir başka tehlike de karpuzun içeriğindeki fazla şekerin karaciğer yağlanması gibi sorunlara yol açabilme riski. Peynirin aşırı tüketimi de tuz nedeniyle tansiyon sorunlarına, ciltte sivilcelere ve yüksek yağ içeriği nedeniyle fazla kiloya dönüşebiliyor.”

KUTU… KUTU…

Karpuzlu Peynirli Salata

Malzemeler:

-Karpuz dilimleri

-2 dilim beyaz peynir

-Nane yaprakları

-2 tam ceviz

Yapılışı:

Karpuzları küp halinde kesin, üzerine peynirleri ve nane yapraklarını ekleyin. Cevizleri ilave ederek yemeklerin yanına servis edebilirsiniz.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık Haberleri

Bel Ölçünüz Kalp Sağlığınız Hakkında İpucu Verebilir – İnternet Haber

Sigara bağımlılığı, stresli ve hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme gibi nedenler kalp hastalıkları için önemli risk faktörleri oluştururken, bel …

Published

on

By

Sigara bağımlılığı, stresli ve hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme gibi nedenler kalp hastalıkları için önemli risk faktörleri oluştururken, bel bölgenizin ölçüsü de kalp sağlığınız hakkında ipucu verebiliyor. Adatıp İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, özellikle elma tipi vücut ölçülerine sahip kişilerin kalp hastalıkları konusunda daha çok risk altında olabileceğini belirtti.

Dünyada ölümle sonuçlanan sağlık sorunları arasında dolaşım sistemi hastalıkları ilk sıradaki yerini korumaya devam ediyor. Kalp hastalıklarının her geçen gün daha tehlikeli boyutlara gelmesi ise hastalığın risk faktörlerini belirlemeye destek olacak yeni araştırmalar yapılmasına zemin hazırlıyor. Yapılan araştırmalar, bel çevresi tarafından belirlenen karın obezitesinin, bir kardiyovasküler hastalık risk belirteci olduğunu vurguluyor. Adatıp İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, konuyla ilgili; “Kalp hastalıkları konusunda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de durum hiç iç açıcı değil. Yaklaşık 2 yıldır önemli bir virüsle mücadele halindeyiz. Evlere kapandık, stres seviyemiz yükseldi, hareketlerimiz kısıtlanırken yiyecek-içecek tüketimimiz arttı. Buna bağlı olarak artış gösteren fazla kilolu olma durumu da tartı üzerindeki sayıların rekabetine dönüştü. Oysaki sağlığımız hakkındaki ipuçlarını sadece tartı üzerindeki sayılardan alamayız. Fazla kilo ve yağ miktarının vücudun hangi bölgelerinde toplandığı da özellikle kalp sağlığı açısından önemli bir mesaj verebilir.” dedi.

Elma tipi vücut şekline sahip olanlar, dikkat!

Vücut Kitle İndeksi değerlerinin kişinin sağlığı hakkında önemli bilgiler verdiğini fakat yeterli olmayabileceğini belirten Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, özellikle karın / bel bölgesinde fazla kilo ve yağlanmaların kalp sağlığı açısından daha büyük risk taşıdığını ifade ediyor. Prof. Dr. Bildirici; Her insanın vücut yapısı farklıdır. Kimi insanlarda kilo ve yağ miktarı vücuda dağılabilir ya da özellikle basen bölgesinde kendini gösterebilir, kimilerinde ise tüm fazlalıklar karın bölgesinde toplanabilir. Elma tipi olarak adlandırılan bu vücut şekline sahip kişilerin kalp hastalığı ve tip 2 diyabete yakalanma riskinin daha yüksek olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Bu sağlık riskleri, kalçaları etrafında daha fazla ağırlık taşıyan armut biçimli kişiler için daha düşüktür.” dedi.

Bel çevrenizi rutin olarak ölçtürün

Yüksek kardiyovasküler hastalık riski taşıyan kişileri belirlerken, vücut kitle indeksi ile birlikte bel çevresinin ölçülmesinin de önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bildirici, bunun sebebini ise şu şekilde açıkladı: “İnsanlar yaşlandıkça kas kütlesi kaybetme eğilimi gösterir fakat karın / bel bölgesinden kilo alabilirler. Bu nedenle, toplam ağırlıkları ve VKİ aynı kalsa bile kişinin biriken yağ miktarı sağlığı için ciddi tehlike oluşturabilir. VKİ, bir kişinin genel vücut yağının nispeten net bir resmini sağlar, ancak yağın nerede olduğunu göstermez, bu da kişinin sağlık risklerini etkileyebilir. Bu yüzden kalp hastalıkları risk faktörleri belirlenirken diğer tetkiklerin yanında bel çevresinin de rutin olarak ölçüsü alınmalı, sağlık riskleri bir bütün içerisinde değerlendirilmelidir.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Memer Cerrahisinde uzman hekimler güçlerini birleştirdi – İnternet Haber

Liv Hospital Vadistanbul meme kanserinin tanı, tedavi ve takibi konusunda Türkiye’nin önde gelen, alanında uzman hekimleri ile birlikte “Meme …

Published

on

By

Liv Hospital Vadistanbul meme kanserinin tanı, tedavi ve takibi konusunda Türkiye’nin önde gelen, alanında uzman hekimleri ile birlikte “Meme Kanserli Hastada Aksillaya Güncel Yaklaşım” konulu bilimsel toplantıya ev sahipliği yaptı. Günümüzde her 8 kadından birinde görülen meme kanserinin tedavisinde güncel yaklaşımları tartışmak, bilgi ve deneyimleri paylaşmak ve yenilikleri değerlendirmek için hekimler bir araya geldi.

Alanında uzman hekimler katıldı

1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı öncesi, Liv Hospital Vadistanbul Meme Sağlığı Merkezi Koordinatörü Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Keskin tarafından düzenlenen bilimsel toplantı büyük ilgi gördü. Liv Hospital Vadistanbul’da gerçekleşen ve açılış konuşmasını Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti’nin yaptığı hekimlere yönelik etkinlikte alanında uzman pek çok değerli hekim, konuşmacı ve moderatör olarak katkı sundu.

İleri biyopsi teknikleri ve patolojideki yenilikler paylaşıldı

Aksillanın klinik değerlendirilmesinin yapıldığı, güncel yaklaşımların konuşulduğu ve vaka tartışmalarının gerçekleştiği bilimsel toplantıda meme kanserli hastada koltuk altı lenf düğümlerinden etkilenmiş olanları tespit etmeye yönelik yeni teknolojik gelişmeler, ileri biyopsi teknikleri ve patolojik değerlendirmedeki yenilikler paylaşıldı. Nükleer tıp tekniklerinin bu hastalardaki öneminin ve yerinin konuşulduğu toplantıda hastanın konforunu ve yaşam kalitesini bozmadan yapılabilecek yeni koltukaltı cerrahisi yöntemleri ile cerrahisiz tedavi yöntemleri tartışıldı. Koltukaltı cerrahisine bağlı gelişen lenfödem tanı ve tedavisindeki gelişmeler anlatıldı. Bilgi paylaşımları sonrası hekimler panellerde vaka incelemesi yaparak yorumlarda bulundular. Alanında uzman hekimlerin bir araya geldiği toplantı zoom üzerinden de yoğun ilgi ile izlendi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Kalp sağlığı hakkında doğru bilinen yanlışlar – İnternet Haber

Kalp-damar hastalıkları dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde Kalp ve Damar Cerrahisi …

Published

on

By

Kalp-damar hastalıkları dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, doğru bilinen yanlışları 10 maddede anlattı…

  1. Kalp krizi belirti verir
    Çoğu zaman kalp krizinin ilk belirtisi kalp krizinin kendisidir. Hastaların büyük kısmı daha önceden hiçbir şikayeti yokken, ani bir göğüs ağrısı ya da baskı hissiyle karşımıza gelir. Elektrokardiyogram ve kan testiyle kalp krizi (miyokard enfarktüsü) teşhisi konulur.
  2. Kalp krizinin tek bulgusu göğüs ağrısıdır
    Göğüste ağır bir yük binmesine benzeyen baskı tarzında ve eforla ilişkili ağrı kalp krizi için tipik olsa da şikayetler çok değişik şekilde olabilir. Özellikle ağır bir yemek sonrası hazımsızlık, midede gaz varmış soda içince veya gaz çıkarınca rahatlayacakmışsınız hissi; sol kolda boylu boyunca ağrı ve uyuşukluk; damağa vuran ağrı ve boğulma hissi; ani nefes darlığı, soğuk terleme, halsizlik gibi belirtiler de kalp krizi anında görülebilir. Hastalar çoğu zaman bu şikayetlerle mide doktoruna veya akciğer hastalıklarına başvurabilirler. Gecikmiş teşhis, kalp damar tıkanıklıkları için hayati olabilir.
  3. Basit tetkiklerle kalp damarı tıkanıklığı tespit edilebilir
    Çoğu hasta rutin check-up testleriyle kendisinde kalp hastalığı olmadığını düşünür. Ancak kalp damarlarını görmenin tek yolu anjiografidir. Kalp ekokardiyogramı, efor testi, hatta kalp sintigrafisi hep direkt olmayan testlerdir ve kalp adelesini gösterir. Bir kriz anında değilseniz veya kriz geçirmemişseniz, her şey normal çıkabilir. Risk faktörleri çok fazla ve şikayetler çok tipikse direkt anjiografi yapılabilir. Kararsız kalınan ancak şüpheli kişilerde kalp damarlarını görüntülemek için sanal anjiyo (tomografi anjio) erken teşhis için faydalıdır.
  4. Kalp krizi kaçınılmaz bir şeydir
    Kalp damar hastalıkları genetiktir ve ailenizde, birinci derecede yakınlarınızda görüldüyse sizde de olma olasılığı çok yüksektir. Ancak olası kötü sonuçları ötelemek ve erken teşhisle tam tedaviye ulaşmak sizin elinizde. Kalp damar hastalıklarının önlenebilir en basit yolu sigara içmemektir. Aile hikayeniz varsa ve sigara içiyorsanız erken yaşta kalp krizi adayısınızdır. Özellikle 35-40 yaş sonrası kalp kontrolleri hayat kurtarıcı olabilir. İyi tedavi edilen yüksek tansiyon, şeker hastalığı (diyabet), kolesterol yüksekliği sizi kalp krizinden korur. Unutmayın; erken teşhis hayat kurtarır.
  5. Benim tansiyonum düşmez, ben bu tansiyona alışığım
    Yüksek tansiyon sigaradan sonra damar tıkanıklığına en fazla sebep olan durumdur ve tedavi edilebilir. Siz, tansiyonunuz yüksekken tedavi olmazsanız veya haberiniz olmazsa, bir süre sonra şikayetleriniz geçer, alışırsınız. Ancak damarlarınız alışmaz. Tansiyonunuz mutlaka 12/8 civarı ve 14/9 altı olmalı. Kalp doktorunuzun tansiyon canavarına karşı kullanacağı çok silah (ilaç) var, mutlaka düşer merak etmeyin!
  6. Kalp damarımda darlık var, anjio ve stentle herşey tedavi olabilir
    Kalp adalesini besleyen üç ana damarın üçünde de darlık var ve özellikle şeker hastasıysanız by-pass cerrahisi sizin için mutlak çözümdür. Stent ile kaybedilen zamanda hem kalp adelenizi yorar ve kalp yetmezliği hastası olursunuz; hem de ameliyat olmaya karar verdiğinizde daha riskli ve verimsiz bir ameliyat olursunuz. Hangi tedavinin sizin için daha iyi olacağını bir kalp takımı belirlemeli. Kardiyolog ve kalp cerrahı birlikte karar vermeli.
  7. Stent mi by-pass mı? “Anjio ile idare ederim”
    Anjio sonrası by-pass ameliyatı önerilmiş bir kişinin vereceği en yanlış cevap budur… Ameliyatı erteleyerek sorunu içinden çıkılmaz bir noktaya getirirsiniz. By-pass cerrahisi anjio ile damar açılmasından tamamen farklı bir işlemdir. Ameliyatta tıkalı damar açılmaz, bütün tıkanıklıkların ilerisine yeni bir damar dikilir. Ben bunu ana yolda trafik sıkışınca yan yoldan tıkanıklığın ilerisine geçmeye benzetiyorum. Böylece ileride de oluşabilecek by-pass öncesi darlıklara çözüm bulmuş oluyoruz. By-pass cerrahisi yarım asırdan uzun bir süredir başarıyla uygulanmakta ve her bilimsel çalışmada anjio ile damar açmadan daha üstün görünmektedir.
  8. By-pass cerrahisi çok riskli ve büyük, hayatıma aynen devam edemem
    By-pass cerrahisi yeni yüzyılına girdi, artık ‘Mini By-pass’ var. Göğüs kemiğini açmadan, bacakta hiçbir yara izi olmadan aynı ameliyatı olmak mümkün. Kalp hastalıkları şakaya gelmez, öncelikle açık bir cerrahi ile aynı işi yapmamız gerekir. ‘Mini Bypass’ta kalbin hangi damarına ve kaç tane damar by-pass yapmamız gerekiyor ise aynısını kapalı yapıyoruz. Hastalar bir gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 4. gün eve çıkıyorlar. Göğüs kemiği açılan bir hastada iki ay araba kullanmak ve yan yatmak mümkün değilken, ‘Mini By-pass sonrası hastalar hastaneden arabasını sürerek çıkıyor. Ameliyat sonrası on gün içinde iş ve sosyal hayatına dönebiliyor. Özellikle genç yaşta ameliyat önerilen ve iş ve sosyal hayatından kopmak istemeyen veya ameliyatı yaşı, akciğer durumu, şeker hastalığı, aşırı kiloları nedeniyle riskli bulunan kişiler bu kapalı yöntemden en çok fayda görenler.
  9. Kadınlarda kalp damar tıkanıklıkları daha az görülür
    Eskiden kalp-damar tıkanıklıkları sadece erkeklerde görülür, kadınlık hormonları korur diye düşünülürdü. Ancak günümüzde kadınlar ne mutlu ki erkeklerle aynı işleri yapmakta ama maalesef ki aynı kalp damar risklerini almaktalar. Özellikle menopoz sonrası ve ailede kalp hastalıkları olan kadınlar erkeklerle aynı risklere sahip. Onlarda da cerrahi en uzun ömürlü çözüm. Kadın hastalarda bütün ameliyat izleri meme altında kaldığı için ayrıca bir kozmetik üstünlüğü de var. İlerleyen yaşlarda kemik erimesi daha fazla olduğu için, kemiğe hiç dokunmadığımız bir cerrahi çok önemli.
  10. Bütün kalp ameliyatları kapalı yapılamaz
    Bütün kalp ameliyatları göğüs kemiğini kesmeden kapalı olarak yapılabilir. By-pass ameliyatlarında sol meme hizasından yapılan 4 cm’lik bir yerden ve bacakta hiç bir iz bırakmadan bütün damarları tedavi etmek mümkün. Kalp kapak ameliyatları da sağ göğüsten 4 cm’lik küçük kesilerle gerçekleştirilir. Mitral kapak tamiri ya da değişimi, triküspit kapak, aort kapak ve aort genişlemesi, kalp deliği, kalp tümörleri tamamı buradan kapalı yapılabilir. Bazen hem kapak, hem bypas ameliyatı birlikte gereken hastalarımız oluyor ki onları da iki taraflı küçük kesilerle ama göğüs kemiğini açmadan tedavi ediyoruz.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending