Connect with us

Ekonomi Haber

“Tekstil Mühendislerimiz” Tekstil ve Hazır Giyim Sektörümüzü Geleceğe Taşıyacaklar

Türkiye’nin dış ticaretinde ivme yaratan tekstil ve hazır giyim sektörleri, üretim kapasitesiyle ülkemizin iktisadi kalkınması ve uluslararası …

Published

on

Türkiye’nin dış ticaretinde ivme yaratan tekstil ve hazır giyim sektörleri, üretim kapasitesiyle ülkemizin iktisadi kalkınması ve uluslararası rekabet gücünün artırılmasında öncü sektörler arasında yer alıyor. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinin tüm üretim aşamalarında sektörün gereksinimlerini karşılayan Tekstil Mühendislerine olan ihtiyaç ise her geçen gün artıyor. Sektörün hızla değişen ve sürekli gelişen dinamiklerine teknoloji ve inovasyon odaklı bir yaklaşımla bütünleşik olarak adapte olabilen Tekstil Mühendisleri farklı alanlarda çalışma imkânına sahip oluyor.

Sektör Tekstil Mühendislerinin Teknik Bilgisine Gün Geçtikçe Daha Fazla İhtiyaç Duyacaktır

Yerel ve global pazarlarda rol alan, sektörün öncü şirketlerinden İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve İpekyol Ayaydın Miroglio Grup Yönetim Kurulu Üyesi Nejdet Ayaydın: “Hızla değişen moda trendleri, üretim ve satış teknolojilerinin sürekli gelişmesi, mevcut operasyonların yürütülürken aynı zamanda yeni alt yapıların süreçlere entegrasyonunu gerektirmektedir. Tekstil mühendisleri; temel mühendislik bilgisi, analitik bakış açısı, tekstil teknik ve tasarım bilgisi, yenilikçi ve vizyoner bakış açısı ile moda perakende sektörünün en önemli rollerinden birini üstlenmektedir. Türk markalarının yerel ve global pazarda her yıl büyüyerek yer alması ile tekstil mühendisliğine duyulan ihtiyaç artmaya devam edecektir. Tekstil sektörünün kendi profesyonellerini yetiştirme vizyonu bu meslek kolunun gün geçtikçe daha da ihtiyaç duyulan bir konuma gelmesini sağlamıştır.” dedi.

Sürdürülebilir Moda Endüstrisi İçin Tekstil Mühendisliği Gelecekte Daha da Önemli Rol Alacaktır

Ayaydın ayrıca, “Ayaydın Miroglio Grup bünyesinde; kategori planlama, planlama ve alokasyon, kumaş geliştirme ve satın alma, ürün geliştirme, üretim planlama, konfeksiyon üretim, ürün satın alma, kalite güvence fonksiyonlarında tekstil mühendisleri aktif olarak rol almaktadır. Günümüz dünyasının en önemli konularından biri olan sürdürülebilir moda endüstrisi için tekstil mühendisliği gelecekte daha da önemli rol alacaktır. Sektör, tekstil mühendislerinin teknik bilgisine sürdürülebilirlik kavramı çerçevesinde gün geçtikçe daha fazla ihtiyaç duyacaktır” açıklamasında bulundu.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Zorlu Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın: “Bir tekstil mühendisi olarak, Türkiye’nin geleceğine yön veren tekstil sektöründe yenilikçi ve sürdürülebilir üretim için nitelikli mühendislere ihtiyacımız olduğunun altını çizmek isterim. Sektörün ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda fikirlerini inovatif çözümlerle hayata geçirebilen tekstil mühendislerimiz, tekstil sektörümüzün ihracat hedeflerine ulaşmasında öncü rol oynayacak. Çünkü en önemli yatırım; beşeri sermayeye yapılan yatırımdır. Dünya’nın en büyük 5. Tekstil ihracatçısı Türkiye’nin ilk 3’e girmesi hedefi ve aynı zamanda Türkiye markası algısına en büyük katkılardan birini sağlama vizyonu ancak ve ancak nitelikli tekstil mühendisleriyle mümkün. Çünkü dünya üzerinde küçük veya büyük ölçekte tekstil ürünü üretmeyen neredeyse hiçbir ülke yok. Önemli olan Ar-Ge ve inovasyon gücü ile, nitelikli beşeri sermaye ile ayrışmak. İşte bu da ancak nitelikli tekstil mühendisleriyle mümkün” dedi.

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektöründeki pazar payını sürekli artırdığını ifade eden Varner Global Üretim Strateji Uzmanı ve aynı zamanda Tekstil Mühendisi Burak Çeker, sektörün nitelikli ve eğitimli insan gücüne olan ihtiyacına vurgu yaptı. Çeker, “Sektörümüzde teknik personele, nitelikli ara elemana ve özellikle de Tekstil Mühendisine ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Ayrıca dünya üzerinde üretim teknikleri konularındaki gelişmeler, daha hızlı daha iyi üretim nasıl yapılır sorusuna cevap veren ciddi yatırımlar, küreselleşen dinamik firmalarımızın sayısında ve niteliklerindeki artışlar, dünya genelinde yaygınlaşan sürdürülebilirlik, kurumsal sosyal sorumluluk gibi konularda doğan ciddi eğitimli iş gücü talebi sonucunda Tekstil Mühendisi ihtiyacı daha da artmaktadır. “ ifadelerini kullandı.

Tekstil Mühendisliğini tercih edecek öğrencilere seslenen Kipaş Tekstil Genel Müdürü ve Kipaş Holding Yönetim Kurulu Üyesi Halit Gümüşer: “Sektörümüze değer katan sürdürülebilir ve döngüsel bir gelecek için Tekstil Mühendisliği alanında nitelikli ş gücünü ekonomik faaliyetler içerisine daha fazla dahil ediyoruz. Tekstil Mühendisliğini tercih edecek öğrencilere inovasyon ve teknolojik gelişmelere meraklı, sektörün gelişimi ile birlikte kendi gelişim ve değişimlerine de açık olabilmelerini tavsiye ediyorum. Tekstil sektörü geleneksel tekstillerin yanı sıra; medikal, otomotiv, inşaat, kimya gibi birçok alanda işlevselliğini artıran bir dönüşüm süreci içerisinde. Sektörün geleceği olarak konumlandırdığımız teknik tekstillerde küresel hedeflerimize ulaşabilmemiz için vizyoner, dünyayı takip eden, niteliği yüksek tekstil mühendislerine olan ihtiyacımız kaçınılmaz.” dedi.

Tekstil Mühendisliği mezunu olan ve 32 yıldır profesyonel olarak sektörde yer alan İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jale Tunçel, mühendislik eğitiminin öğrencilere her alanda beceri kazandırdığını belirtti. Tunçel, “Dinamik bir yapıya sahip olan sektörde yıllar içerisinde tedarik, satış, finansman, birimlerinde yöneticilik yaptım. Tüm bu birimlerde edindiğim tecrübe ile bütünsel bir bakış açısı gerektiren üst yönetim kademelerinde çalışmaya devam ediyorum. Tekstil Mühendisliği tekstilde kullanılan elyaf, iplik, dokuma, örme, dokusuz yüzeyler, hazır giyim üretimi ve tekstil terbiye gibi konular üzerine çalışmalar gerçekleştiren akademik bir disiplindir. Çalışma alanları olan sağlık, mimarlık, inşaat, hazırgiyim konfeksiyon, savunma sanayi, otomotiv, tarım gibi ülke ekonomisi ve gelişimine katkı sağlayan endüstrileri kollarında konvansiyonel üretiminin dışında ayrıca inovasyon ve katma değer yaratmaktadır.” dedi.

Tekstil Mühendisliği’nde Eğitim ve İstihdam Olanakları Destekleniyor

Tekstil Mühendislerinin teknik bilgisine olan ihtiyaç sektörün sürekliliği ile paralel olarak devam ediyor. Öğrencilerin mesleğe ilişkin gerekli donanımları kazanabilmesi için üniversite sınavında Tekstil Mühendisliğini tercih eden öğrencilere “Tercihim Tekstil Mühendisliği” projesi kapsamında, asgari ücret tutarında karşılıksız burs imkânı, staj ve iş garantisi veriliyor.

Tekstil ve Hazırgiyim İhracatçı Birlikleri öncülüğünde, ülkemizdeki Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri, Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçı Birlikleri ile Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası (TTSİS) iş birliğinde 2019 yılında başlatılan “Tercihim Tekstil Mühendisliği” projesi üçüncü yılında öğrencilere destek olmaya devam ediyor. Üniversite sınav sonucuna göre sıralamada ilk 20 bine giren öğrencilere net asgari ücret tutarında, 20-50 bin arasındaki öğrencilere asgari ücretin yüzde 70’i, 50-80 bin arasındaki öğrencilere ise asgari ücretin yüzde 50’si kadar burs veriliyor.

Tercihim Tekstil Mühendisliği projesi kapsamında burstan yararlanabilmek için öğrencilerin ilk 5 tercihlerinden birinin “Tekstil Mühendisliği” olması kaydıyla bölüme yerleşmiş olması gerekiyor. Proje kapsamında herhangi bir sayı sınırı olmaksızın kriterleri sağlayan tüm öğrenciler, üniversitelerin hazırlık bölümleri de dahil olmak üzere lisans eğitimleri boyunca burs almaya hak kazanıyor. Nitelikli gençlerin sektöre kazandırılması amacıyla üçüncü yılında öğrencilere destek olmaya devam eden burs ve istihdam projesi kapsamında öğrencilere en az bir dönem üretim fabrikalarında uygulamalı eğitim programı da gerçekleştirilecek.

Tekstil Mühendisliği bursu çalışması Tekstil ve Hazırgiyim İhracatçı Birlikleri ve Türkiye Tekstil İşverenleri Sendikası iş birliğinde, Ticaret Bakanlığının onayları, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile imzalanan İşbirliği Protokolü çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Burs projesi, Tekstil ve Hazırgiyim İhracatçı Birlikleri ile Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası tarafından finanse ediliyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi Haber

AVAX’a Yatırım, ADA’ın Ağ Yoğunluğu Artıyor, BTC -ETH sakin – İnternet Haber

Bireysellerin alımı ile başlayan kripto paralarda son iki yıldır dev şirketlerin yapmış oldukları yatırımlarla sektör 2 trilyon dolara ulaştı ve …

Published

on

By

Bireysellerin alımı ile başlayan kripto paralarda son iki yıldır dev şirketlerin yapmış oldukları yatırımlarla sektör 2 trilyon dolara ulaştı ve artmayı da sürdürüyor. Son olarak Avalanche block zinciri 230 milyon dolarlık özel token satış yoluyla fon elde etti. Bu özel satıştan elde edilen 230 milyon dolarlık fon teknik destek altyapısı ve DeFi sektöründeki yatırımlara harcanacağı belirtildi. Önümüzdeki süreçte buradan elde edilen fonların iş birlik ya da yatırım haberlerine açık hale gelen AVAX için potansiyel teşkil edebilir. Bunun yanı sıra piyasa değeri bakımından en yüksek üçüncü coin olan ADA, 12 Eylül’de Alonzo adlı ağ çatallanmasının ardından akıllı sözleşmeleri çekmeye ve ADA’nın ağ içerisindeki kullanımı artışını sürdürüyor. Ethereum ise zincir verilerinde aktif ve yeni adres sayısına bakıldığında Bitcoin’e göre daha güçlü kalıyor. Ancak ağ ücretlerinin yüksek kalması şimdilik 4000 seviyesinin geçilemesine neden oluyor. Bitcoin 50.000 altındaki seyri 48.500 seviyesinin geçilmesinde zorlanıldı. Bitcoin destek arama çabasında, 47.000 seviyelerinin test edilmesi söz konusu olabilir. Ancak 47.000 seviyesinden geçen kısa vadeli trendi aşağı kırmadığı sürece 50.000 seviyesinin görülmesi kısa vadede söz konusu olabilir. SOL ise önceki gün ağdaki sorun nedeniyle yaşadığı problem yatırımcı nezdinde güven tahribatına neden oldu. Bu nedenle 150 ’ın altına sarkan SOL için 125 seviyesi ilk destek.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Sütaş ev sahipliğinde gerçekleşen Tarla Günü’nde tarımda organik ve organomineral gübrelerin, olumlu etkileri paylaşıldı – İnternet Haber

“Kullandığı Doğal Kaynakları, Doğaya Geri Kazandırma” ilkesiyle hareket eden Sütaş, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla …

Published

on

By

“Kullandığı Doğal Kaynakları, Doğaya Geri Kazandırma” ilkesiyle hareket eden Sütaş, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla çiftçilerin gübre kullanımının etkilerini görebilecekleri “Organik ve Organomineral Tarla Günleri”nin üçüncüsünü 16 Eylül Perşembe günü düzenledi.

Çiftçiler, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Doğanköy’de gerçekleşen 3. Organik ve Organomineral Tarla Günü”nde, 31 bin 500 metrekarelik ayçiçeği deneme tarlasında, fermente sıvı ile katı organik ve organomineral gübrelerin toprak ve ürün üzerindeki etkileri konusunda uzmanlardan bilgi aldılar.

Etkinliğe Sütaş Grubu temsilcilerinin yanı sıra Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Bursa Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ile muhtarlar ve çiftçiler katılım gösterdi.

Etkinlikte konuşan Sütaş Grup Enerji ve Gübre Tesisleri Genel Müdürü İlker İhsan Çabukol, 2020 yılında toplam 45 bin ton organik, 1.636 ton organomineral gübre üreterek yaklaşık 50 bin dekar toprağı zenginleştirdiklerine dikkat çekti. Toprağın organik maddesinin yetersiz olduğu, sulu tarımın yapılmadığı yerlerde sıvı fermente organik gübre uygulamaları ile yüzde 30’a yakın verim artışı elde edildiğini vurgulayan Çabukol, organik ve organomineral gübrenin meyve, sebze ve yem bitkilerinin kalitesini ve aroma özelliklerini de iyileştirdiğini de vurguladı.

Sütaş, “Organik ve Organomineral Tarla Günleri”nin ilkini Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işbirliğiyle 1 Temmuz 2020’de Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Doğanköy’deki buğday deneme tarlasında gerçekleştirmişti. İkinci Tarla Günü ise Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü’nün de katılımıyla Türkiye mısır üretiminde önemli bir yere sahip olan Karacabey Bakırköy’de 8 Eylül’de düzenlendi.

3. Organik ve Organomineral Tarla Günü Heyet Fotoğraf ID:

Soldan Sağa: Sütaş Grup Enerji ve Gübre Üretim Direktörü Mustafa Gül, Bursa Tarım ve Orman Müdürlüğü İl Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, Sütaş Grup Enerji ve Gübre Tesisleri Genel Müdürü İlker İhsan Çabukol, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürü Hamit Aygül, Nilüfer İlçe Tarım ve Orman Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Ömer Doğan, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Doç. Dr. Barış Bülent Aşık, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümünden Emre Üstün.

Sütaş Organik ve Organomineral Gübre Faaliyetleri Hakkında

Sütaş’ın bitkisel üretimden başlayarak gübre ve enerji üretimine kadar uzanan ve kullandığı doğal kaynakları geri dönüştürmeyi esas alan “Çiftlikten Sofralara” iş modeli; çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla özgün bir sürdürülebilirlik modeli oluşturuyor. Çiftliklerinin gübreleri ve tesislerinin organik atıklarını, biyogaz tesisinde yenilenebilir enerjiye dönüştürüyor, elektrik, sıcak su ve buhar elde ediyor. Burada üretilen elektrik enerjisi, üretim tesislerinin ihtiyacının 84’üne eşdeğer seviyede. Biyogaz tesislerinin çıktılarından da 2016 yılından bu yana organik ve organomineral gübre elde ediyor. Yem bitkileri üretiminde kullanılan bu gübreler toprağın organik yapısını iyileştirirken ürün verimini ve toprakların karbon tutma kapasitesini artırıyor. Organik içeriği yüksek topraklar, atmosferik karbonu da tutarak iklim değişikliği ile mücadeleye katkı sağlıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Alarko Carrier, Türkiye’nin iklim okuryazarlığı seviyesini ölçtü – İnternet Haber

İklimlendirme sektörünün öncü şirketi Alarko Carrier, Türkiye’de iklim okuryazarlığı seviyesini ölçmek ve bu doğrultuda gelecek dönem planları …

Published

on

By

İklimlendirme sektörünün öncü şirketi Alarko Carrier, Türkiye’de iklim okuryazarlığı seviyesini ölçmek ve bu doğrultuda gelecek dönem planları yapabilmek amacıyla İklim Okuryazarlığı Araştırması’na imza attı.

Alarko Carrier, #İklimBizimİşimiz sloganıyla toplumun iklim konusundaki farkındalığının ve bilgi seviyesinin yükseltilmesi adına bilgilendirme faaliyetlerine başlayacağını açıkladı.

Yıllardır sürdürülebilirliğe önem veren, çevreye ve insana duyarlı ürünleri ile öne çıkan Alarko Carrier, kapsamlı bir iklim okuryazarlığı araştırması gerçekleştirdi. Ülkemizdeki iklim farkındalığına dikkat çekmek ve buna yönelik çözümler sunabilmek amacıyla yapılan araştırma Türkiye çapında, bölgesel ve sosyo-demografik temsiliyet sağlayan 1261 kişilik örneklem ile Twentify tarafından hayata geçirildi.

İklime Dair Farkındalığımız Yüksek, Teknik Bilgilerimiz ise Yetersiz

İklime dair hem bilgi hem de farkındalık düzeyinin ölçüldüğü araştırmada, toplumun etkilerini doğrudan yaşadığı konularda sorunun kaynağına ve çözüm yöntemlerine dair ciddi bir fikrinin bulunduğu ortaya çıktı. Toplumun büyük bir çoğunluğu; iklimsel değişimlere yol açan etkenlerin başında ormanlık alanların yok edilmesini gösteriyor. Ayrıca iklim değişikliğinin sonucunda sel, fırtına gibi afetlerin oluştuğu, tarım ürünlerini azaldığı düşünülüyor. Buna karşın sera gazı salınımı, karbon ayak izi ya da uluslararası düzeyde yapılan iklim anlaşmaları gibi daha teknik kavramlara dair bilgi seviyesinin yeterli düzeyde olmadığı gözlemleniyor. Türkiye’de yaşayan insanların yüzde 25’inin sera gazına dair bir fikri bulunmazken bu oran karbon ayak izi kavramında yüzde 37’ye, iklim değişimini kapsayan Paris Antlaşması, Kyoto Protokolü gibi uluslararası anlaşmalar noktasında yüzde 69’a çıkıyor.

İklim Değişikliği ile ilgili Endişeler Büyük

Araştırmada katılımcılara iklim değişikliği etkisiyle ortaya çıkan endişelere dair sorular da soruldu. İnsanlarımızın yüzde 86’sı iklimsel değişimlerin gelecek nesillere etkisi konusunda endişeliyken yüzde 87’si ise gelecekte susuzluk problemi yaşayacağını düşünüyor. Su kaynaklarının tükenişiyle enfeksiyonların ve salgın hastalıkların da artacağı düşünülüyor. Yangınların artması, tarım kaynaklarının yok olması ve ekosistemin bozulması gibi endişelerin de öne çıktığı görülürken katılımcılar, bunların sonucunda ekonomi ve turizmin olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Araştırma sonuçlarında dikkat çeken bir başka veri ise yüzde 73’lük bir çoğunluğun iklim sorunlarına karşı gerekli önlemlerin alınmadığını yönünde görüş bildirmesi oldu.

“İklim konusunda nereden bilgi alıyorsunuz” sorusuna ağırlıklı olarak ise “televizyondan” ve “sosyal medyadan” yanıtı verildiği de dikkat çekti.

“İnsan Faktörü” En Önemli Etken

Araştırmaya göre, iklim değişikliğinin en büyük sorumlusunun insan faktörü olduğuna inanılıyor. İklim değişikliğine sebep olan ana kaynaklar olarak denizlere dökülen atıklar, fabrikalardan atmosfere yayılan gazlar, aşırı tüketim, çarpık kentleşme ve plastik gibi doğaya zarar veren maddelerin yoğun kullanımı gibi insan kaynaklı unsurlar öne çıkarken alınması gereken bireysel önlemlerin yeşil alanları arttırmak, geri dönüşüme yönelik faaliyetler yapmak ve geri dönüştürülebilir ürünlere özendirmek olarak belirtildiği görülüyor.

“İklim Farkındalığının Artmasına Yönelik Çalışmalarımız Devam Edecek”

Alarko Carrier Genel Müdürü Cem Akan, ülkemizin ve dünyanın doğrudan etkilendiği iklim değişikliği konusuna değinerek bu konudaki bilgi ve farkındalık seviyesinin önemine dikkat çekti:

“Alarko Carrier olarak; iklim okuryazarlığı düzeyini ölçüp, ülkemizde iklim konusundaki hem bilgi düzeyini hem de kavramsal olarak konuların nasıl algılandığını anlamaya çalıştık.

Bu araştırmamızın ardından #İklimBizimİşimiz yaklaşımıyla iklim okuryazarlığı düzeyine katkı koyacak bir dizi faaliyete başlıyoruz. İlk adımı bu kıymetli verileri elde ederek attık. Önümüzdeki dönemde hepimizin iklim konusundaki bilgi seviyesinin yükseltilmesi ve bireysel ya da kurumsal her adımımızın çevresel etkileri üzerine farkındalığımızın artırılması adına projeler hayata geçireceğiz. Yerel yönetimler, belediyeler ile beraber çalışmayı planlıyoruz. Gün içinde yoğun zaman geçirdiğimiz sosyal medyada ve bütün her mecrada iklim konusuna dikkat çekmeye çalışacağız.”

“Eko-Anksiyete Olarak Adlandırılan Yepyeni Bir Sorunumuz Var”

İklim değişikliğinin etkileri sonucunda insanlarda oluşan yeni bir korku kavramının ortaya çıktığını belirten Cem Akan, şunları söyledi: “İngilizcesi Eco-anxiety olan ve Türkçe’ye “eko-anksiyete” olarak çevrilen yepyeni bir sorunumuz var. İklim krizinin etkilerini yaşamaya başladıkça artan bir endişe söz konusu. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 6.000’in üzerinde bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı 1,5ºC Küresel Isınma Özel Raporu çok önemli bir veriyi ortaya koyuyor. Sera gazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5ºC sınırını geçecek. Bu da dünyamız için geri dönüşü mümkün olmayan bir nokta anlamına geliyor.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending