Connect with us

Sağlık Haberleri

Biontech nedir? Yan etkileri nelerdir?

Published

on

Biontech nedir? Yan etkileri nelerdir?

Biontech nedir? Yan etkileri nelerdir?

Covid-19 pandemisi bir yılı aşkın bir süredir milyonlarca kişinin yaşamını etkilerken Covid-19 salgınının sona erdirilip normalleşmenin sağlanması amacıyla dünyanın pek çok noktasında aşı uygulaması gerçekleştiriliyor. Bu aşılardan biri de ülkemizde de uygulanan mRNA teknolojisiyle üretilen Pfizer/Biontech aşısı.İçindekiler

  • Biontech nedir?
  • mRNA aşıları nasıl çalışıyor?
  • Biontech yan etkileri nelerdir?
  • Biontech mi Sinovac mı daha etkili?
  • Biontech, m-RNA aşısı kısırlaştırır mı?
  • Alerji hikayesi olan kişilerde aşının yan etkileri daha mı ağırdır?
  • Aşıların uzun dönem sonuçları bilinmiyor, etkileri ne olabilir?
  • (Biontech-Moderna) gibi m-RNA aşıları genetiğimizi değiştirir mi?
  • ikinci dozu farklı aşıyla yapabilir miyim?
  • Aşının kanda pıhtılaşmaya neden olmaması için kan sulandırıcı ilaçlar alınmalı mı?
  • Aşı oldum, testim pozitif çıkar mı?
  • Yumurtaya, penisiline, toza, kediye alerjim var, aşı olabilir miyim?
  • Aşı sonrası nasıl besleneyim?
  • Gebelik ve emzirme döneminde aşı yapılabilir mi?
  • Sinovac ve Biontech arasındaki fark nedir?
  • Üçüncü COVID-19 aşısı kimler için gerekli?
  • Biontech, delta varyantına karşı daha fazla mı koruyucu?
  • İki doz Biontech yaptıranlara üçüncü doz yaptırabilir mi?
  • COVİD-19 geçiren hastalar aşı yaptırabilir mi?

Biontech nedir?

Biontech aşısı hedeflenen mikroorganizmanın antikor oluşturan antijenik yapısının mRNA’sını içeren Covid-19 aşısıdır. BioNTech aşısının üretiminde mRNA (messenger RNA veya kurye RNA) olarak bilinen teknoloji kullanıldığından geleneksel aşılardan ayrışır.

Biontech gibi mRNA aşıları nasıl çalışıyor?

Ülkemizde ve dünyanın birçok noktasında uygulanan BioNTech aşısı gibi mRNA vücuttaki hücrelerde Covid-19 virüsünde yer alan proteine benzer proteinlerin üretilmesini sağlıyor. Bununla birlikte bağışıklık sistemi virüsü tanımlayarak antikor üretiyor.

Sonuç olarak yapay olarak üretilen mRNA’lar tıpkı kişinin kendi mRNA’ları gibi çalışarak virüse karşı uyarmayı amaçlamaktadır.

Biontech yan etkileri nelerdir?

Öncelikle ülkemizde kullanılan gerek Biontech gerek Sinovac ve dünyanın çeşitli ülkelerinde kullanılan diğer aşılara yönelik gerçekleştirilen klinik çalışmalarda mevcut aşı uygulamalarında ciddi yan etkilere rastlanmamıştır. Aşılama sonrası yaşanabilen yan etkilerin çoğunlukla hafif şekilde geçer.

Tüm aşılar korumayı amaçladıkları mikroorganizmaları vücuda tanıtırken bazı istenmeyen yan etkiler görülebilir. Aşılara bağlı olarak aşının uygulandığı yerde veya genel bazı yakınmalar olabilir. Aşı sonrası kolda, aşının uygulandığı yerde kızarıklık, şişlik, ya da ağrı gibi yakınma ve bulgular ortaya çıkabilir. Ancak bu yakınmalar aşının yapıldığı yere soğuk uygulama yapılarak en aza indirilebilir. Ayrıca gerekiyorsa parasetamol alınabilir. Aşı, bazı kişilerde de hafif ateş, titreme, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı gibi yan etkilere neden olabilir. Bunlar aşı sonrasında görülebilen, vücudumuzun aşıya verdiği yanıta bağlı belirtilerdir. Bu yakınmalar için de parasetamol kullanılabilir.

Pfizer-Biontech aşısının özellikle ikinci dozunu yaptıranlar bazı yan etkilerden şikayet etmektedir. Söz konusu yan etkilerin bir kısmı 1-2 gün içinde görülür.

Biontech yan etkileri nelerdir?

  • Baş ağrısı şikayeti
  • Yorgun hissetme
  • Aşının uygulandığı kolda ağrı
  • Aşının uygulandığı bölgede kızarıklık
  • Kas-eklem ağrıları
  • Titreme
  • Mide bulantısı
  • İshal
  • Ateş

Not: Alerjik reaksiyonların görülmesi durumunda vakit kaybedilmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvuru yapılmalıdır.

Not: ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına  göre mRNA teknolojisi kullanan aşıların (Biontech-Moderna) ikinci dozunu alanların en az 3’te 2’si yorgunluk, halsizlik ve kas ağrısı gibi şikayetler baş gösteriyor.

Biontech aşısı mı Sinovac aşısı mı daha etkili?

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgın hastalığının önlenmesinde en önemli yardımcımız aşıdır. Yapılan çalışmalar sonucunda COVID-19 hastalığına karşı çeşitli aşılar geliştirilmiştir. Bu aşılardan biri Biontech diğeri ise Sinovac’dır. Türk aşı (Turkovac ) araştırmalarında da üçüncü faz çalışmaları yapılmaya başlandığı bilinmektedir. Erciyes Üniversitesi ve Sağlık Bakanlığı işbirliği ile geliştirilen Turkovac aşısının 3. faz çalışmaları haziran ayında başlamıştı.

Pfizer-Biontech aşısının hem ilk dozdan sonra koruyuculuğun başlaması hem de bulaşmayı engelleme açısından ve delta varyantına karşı biraz daha etkili olduğu bilgisi bulunmaktadır.

Biontech ve Sinovac aşıları ağır seyirli infeksiyonları ve ölüm olasılığını önemli oranda engellemektedir. Bu nedenle COVID-19 aşılarından hangisi size uygunsa mutlaka yaptırmanız önerilir.

Biontech, m-RNA aşısı kısırlaştırır mı?

‘Biontech m-RNA aşısı kısırlığa neden olur mu?’ sorusu sıkça sorulmaktadır. Biontech, Sinovac ve diğer hiçbir aşı kısırlığa neden olmaz. Diğer aşılarda olduğu gibi COVID-19 aşılarında da bu yönde bir bulgu ya da bilgi bulunmamaktadır.

Alerji hikayesi olan kişilerde aşının yan etkileri daha mı ağırdır?

Ciddi yan etkiler genellikle alerjik reaksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ciddi alerjisi olan kişilerin aşı olurken mutlaka bunu doktoruna bildirmesi ve buna yönelik önlemlerin alınarak aşının yapılması gerekmektedir. Bir aşıya karşı ilk uygulamada çok şiddetli, anafilaksi olarak tanımlanan alerjik reaksiyonlar gelişmişse aynı aşı tekrar uygulanmamalıdır. Bu durumu doktorunuz değerlendirerek size yapmanız gerekenler hakkında detaylı bilgi verecektir. Ciddi alerjiler gibi yan etkiler çok seyrek ve genellikle aşı uygulandıktan kısa bir süre sonra görülmektedir. Bu nedenle aşı sonrasında 15 ile 30 dakika aşının uygulandığı sağlık kuruluşunda beklenmesi gerekmektedir.

Aşıların uzun dönem sonuçları bilinmiyor, etkileri ne olabilir?

COVID-19 hastalığı 2019 sonu, aşıları ise 2021 yılı başında hayatımıza girmiştir. Bu nedenle hastalığın ve aşıların uzun dönem sonuçları için beklemek gerekir. Bununla birlikte aşıların olumsuz etkileri genellikle erken dönemde görülmektedir. Bu nedenle uzun dönemde farklı bir istenmeyen etki olmayacağı düşünülmektedir. COVID-19 aşılarının hastalığın ve buna bağlı ölümlerin önlenmesindeki yararları olası istenmeyen etkilerin çok üzerindedir.

(Biontech-Moderna) gibi m-RNA aşıları genetiğimizi değiştirir mi?

m-RNA çok kısa ömürlü bir moleküldür. Aşılamadan kısa süre sonra planlanan etkisini oluşturup parçalanır.  m-RNA hücre çekirdeğine girmez. Genetiğimizi değiştirdiği yönünde herhangi bir bulgu bulunmamaktadır.

Birinci aşıdan sonra ikinci dozu farklı bir aşıyla yapabilir miyim?

COVID-19 aşılarında şu anda birinci dozdan sonra ikinci dozu farklı bir aşıyla yapma seçeneği sunulmamaktadır. Tüm dünyada aynı aşıyla ikinci dozun yapılması önerilmekte ve bu şekilde uygulanmaktadır.

Aşının kanda pıhtılaşmaya neden olmaması için kan sulandırıcı ilaçlar alınmalı mı?

Pıhtılaşmaya neden olduğu düşünülen aşılar ülkemizde kullanılmamaktadır. Aşının pıhtılaşma yapması olasılığına karşı kan sulandırıcı olarak adlandırılan ilaçların kullanılması önerilmemektedir.

Aşı oldum, testim pozitif çıkar mı?

COVID-19 aşıları, COVID-19 hastalığına karşı bağışıklık oluşturur. Bunun önemli bir parçası da IgG ve IgM sınıfından antikorlardır. Aşı sonrası antikor testleri, yani virüsle karşılaştığımızı gösteren testler pozitif bulunabilir. Hastalığın tanısı için altın standart olan PCR testleri, yani virüsün genetik maddesini gösteren testler ise pozitif bulunmaz.

Yumurtaya, penisiline, toza, kediye alerjim var, aşı olabilir miyim?

Çeşitli alerjileri olan hastalar bu bilgileri aşı için başvurduklarında sağlık çalışanlarına mutlaka bildirmelidir. COVID-19 aşısının üretiminde yumurta kullanılmamaktadır. Bu alerjiler aşı olmaya engel değildir. Alerjisi olan kişiler aşı sonrasında sağlık kuruluşunda 15-30 dakika beklemelidir.

Aşı sonrası nasıl besleneyim?

COVID-19 aşıları sonrası yiyeceklerle ilişkili aşıya özel herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Aşı olan kişi rutin beslenme alışkanlıklarını devam ettirebilir.

Gebelik ve emzirme döneminde aşı yapılabilir mi?

Gebelik döneminde COVID-19 hastalığına yakalanan anne adayları bu hastalığı daha ağır geçirebilir. Aşı konusunda karar verilirken COVID-19’la temas olasılığı, hastalığın ciddi seyretme riski, aşının bilinen yararları ve gebelikte aşının güvenilirliğine ilişkin kısıtlı fakat giderek güçlenen bilgiler değerlendirildiğinde özellikle COVID-19’u ağır geçirme riski yüksek olan gebelere kendi istekleri halinde aşı uygulanması önerilmektedir. Aşının gebeliğin ilk üç ayında uygulanmaması tercih edilmektedir.

Sinovac ve Biontech arasındaki fark nedir?

Sinovac inaktive virüs içeren bir aşıdır ve on yıllardır aşı üretilen yöntemlerle üretilmektedir. Biontech ise m-RNA yani daha yeni bir teknoloji kullanılarak üretilmektedir. Her iki aşı da özellikle ciddi infeksiyonları ve ölümleri engellemekte çok etkilidir. Biontech aşısının koruyucu etkinliği birinci dozdan 2 hafta sonra başlamakta ve daha güçlü görünmektedir. Geleneksel aşı isteyenler Sinovac, yine etkili bir aşı isteyenler Biontech aşısı olabilirler. Toplum bağışıklığını oluşturabilmek için hızlı bir şekilde toplumun büyük çoğunluğunun aşılanması gerekir. Hangi aşı size uygun geliyor ve hangisine ulaşabiliyorsanız bir an önce aşılanmanız önerilir.

Üçüncü COVID-19 aşısı kimler için gerekli?

Salgın hastalıklar tüm toplumun aşılanması ile kontrol altına alınabilir. COVİD-19 virüsünün de kontrol altına alınabilmesi için tüm toplumun aşılanması gerekmektedir. Bu nedenle virüs ortaya çıktığı günden itibaren yapılan uzun çalışmalar sonunda aşılar geliştirilerek toplumun kullanımına sunulmuştur. Bu aşıların en önemlisi ise Sinovac ve Biontech aşılarıdır. Sinovac aşısının koruyuculuğunun 3 ile 6 ay arasında, Biontech aşısının koruyuculuğunun ise 9 ile 12 ay arasında olduğu düşünülmektedir.  Grip aşısı gibi COVID-19 aşısının da her yıl uygulanması gerekebilir. Bunu, yapılacak bilimsel araştırmalar ve sonuçları gösterecektir.

Biontech, delta varyantına karşı daha fazla mı koruyucu?

Ülkemizde ilk olarak aşılanan sağlık çalışanları ve 65 yaş üstü vatandaşlara Sinovac aşısı yapıldı. Sinovac aşısı iki doz uygulandığında koruyuculuğunun 3 ile 6 ay kadar sürdüğü tahmin edilmektedir. Bu nedenle iki doz Sinovac aşısı uygulanan kişilerin üçüncü doz COVID-19 aşısı yaptırması önerilmektedir. Üçüncü doz aşısının ise Sinovac veya Biontech olması kişinin kendi tercihine bırakılmaktadır. Üçüncü dozu Sinovac ya da Biontech aşısı yaptırmanın herhangi bir sakınca yoktur. Ancak delta varyantına karşı daha etkili olan ve koruyuculuğu daha uzun süren Biontech aşısının tercih edilmesi önerilebilir.  

İki doz Biontech yaptıranlara üçüncü doz yaptırabilir mi?

mRNA teknolojisiyle üretilen Biontech aşısı da iki doz olarak uygulanmaktadır. Biontech aşısının koruyuculuğunun 9-12 ay kadar olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle iki doz Biontech aşısı olan kişiler için üçüncü doz aşı şu an için gerekmemektedir. Bu konudaki çalışma sonuçlar beklenmektedir

COVİD-19 geçiren hastalar aşı yaptırabilir mi?

COVID-19 pandemisi hala tüm dünya ile birlikte ülkemizde de aktif olarak devam etmektedir. Yeni varyantları daha bulaşıcı olan COVİD-19 salgınını kontrol altına almak için aşı olunsa da hastalık geçirilip iyileşme olsa da kontrollerin hastalık tamamen ortadan kalkana kadar devam etmesi gerekmektedir. COVID-19 hastalığı geçiren kişiler hastalıktan 3 ay sonra aşı olabilirler. Hastalık, aşılar, tedavileri ve hastalığın kontrol altına alınıp alınmadığı konusundaki yeni gelişme ve önerileri Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kurum ve kuruluşların yapacağı açıklamalardan takip etmek gerekmektedir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık Haberleri

Bel Ölçünüz Kalp Sağlığınız Hakkında İpucu Verebilir – İnternet Haber

Sigara bağımlılığı, stresli ve hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme gibi nedenler kalp hastalıkları için önemli risk faktörleri oluştururken, bel …

Published

on

By

Sigara bağımlılığı, stresli ve hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme gibi nedenler kalp hastalıkları için önemli risk faktörleri oluştururken, bel bölgenizin ölçüsü de kalp sağlığınız hakkında ipucu verebiliyor. Adatıp İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, özellikle elma tipi vücut ölçülerine sahip kişilerin kalp hastalıkları konusunda daha çok risk altında olabileceğini belirtti.

Dünyada ölümle sonuçlanan sağlık sorunları arasında dolaşım sistemi hastalıkları ilk sıradaki yerini korumaya devam ediyor. Kalp hastalıklarının her geçen gün daha tehlikeli boyutlara gelmesi ise hastalığın risk faktörlerini belirlemeye destek olacak yeni araştırmalar yapılmasına zemin hazırlıyor. Yapılan araştırmalar, bel çevresi tarafından belirlenen karın obezitesinin, bir kardiyovasküler hastalık risk belirteci olduğunu vurguluyor. Adatıp İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, konuyla ilgili; “Kalp hastalıkları konusunda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de durum hiç iç açıcı değil. Yaklaşık 2 yıldır önemli bir virüsle mücadele halindeyiz. Evlere kapandık, stres seviyemiz yükseldi, hareketlerimiz kısıtlanırken yiyecek-içecek tüketimimiz arttı. Buna bağlı olarak artış gösteren fazla kilolu olma durumu da tartı üzerindeki sayıların rekabetine dönüştü. Oysaki sağlığımız hakkındaki ipuçlarını sadece tartı üzerindeki sayılardan alamayız. Fazla kilo ve yağ miktarının vücudun hangi bölgelerinde toplandığı da özellikle kalp sağlığı açısından önemli bir mesaj verebilir.” dedi.

Elma tipi vücut şekline sahip olanlar, dikkat!

Vücut Kitle İndeksi değerlerinin kişinin sağlığı hakkında önemli bilgiler verdiğini fakat yeterli olmayabileceğini belirten Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, özellikle karın / bel bölgesinde fazla kilo ve yağlanmaların kalp sağlığı açısından daha büyük risk taşıdığını ifade ediyor. Prof. Dr. Bildirici; Her insanın vücut yapısı farklıdır. Kimi insanlarda kilo ve yağ miktarı vücuda dağılabilir ya da özellikle basen bölgesinde kendini gösterebilir, kimilerinde ise tüm fazlalıklar karın bölgesinde toplanabilir. Elma tipi olarak adlandırılan bu vücut şekline sahip kişilerin kalp hastalığı ve tip 2 diyabete yakalanma riskinin daha yüksek olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Bu sağlık riskleri, kalçaları etrafında daha fazla ağırlık taşıyan armut biçimli kişiler için daha düşüktür.” dedi.

Bel çevrenizi rutin olarak ölçtürün

Yüksek kardiyovasküler hastalık riski taşıyan kişileri belirlerken, vücut kitle indeksi ile birlikte bel çevresinin ölçülmesinin de önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bildirici, bunun sebebini ise şu şekilde açıkladı: “İnsanlar yaşlandıkça kas kütlesi kaybetme eğilimi gösterir fakat karın / bel bölgesinden kilo alabilirler. Bu nedenle, toplam ağırlıkları ve VKİ aynı kalsa bile kişinin biriken yağ miktarı sağlığı için ciddi tehlike oluşturabilir. VKİ, bir kişinin genel vücut yağının nispeten net bir resmini sağlar, ancak yağın nerede olduğunu göstermez, bu da kişinin sağlık risklerini etkileyebilir. Bu yüzden kalp hastalıkları risk faktörleri belirlenirken diğer tetkiklerin yanında bel çevresinin de rutin olarak ölçüsü alınmalı, sağlık riskleri bir bütün içerisinde değerlendirilmelidir.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Memer Cerrahisinde uzman hekimler güçlerini birleştirdi – İnternet Haber

Liv Hospital Vadistanbul meme kanserinin tanı, tedavi ve takibi konusunda Türkiye’nin önde gelen, alanında uzman hekimleri ile birlikte “Meme …

Published

on

By

Liv Hospital Vadistanbul meme kanserinin tanı, tedavi ve takibi konusunda Türkiye’nin önde gelen, alanında uzman hekimleri ile birlikte “Meme Kanserli Hastada Aksillaya Güncel Yaklaşım” konulu bilimsel toplantıya ev sahipliği yaptı. Günümüzde her 8 kadından birinde görülen meme kanserinin tedavisinde güncel yaklaşımları tartışmak, bilgi ve deneyimleri paylaşmak ve yenilikleri değerlendirmek için hekimler bir araya geldi.

Alanında uzman hekimler katıldı

1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı öncesi, Liv Hospital Vadistanbul Meme Sağlığı Merkezi Koordinatörü Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Keskin tarafından düzenlenen bilimsel toplantı büyük ilgi gördü. Liv Hospital Vadistanbul’da gerçekleşen ve açılış konuşmasını Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti’nin yaptığı hekimlere yönelik etkinlikte alanında uzman pek çok değerli hekim, konuşmacı ve moderatör olarak katkı sundu.

İleri biyopsi teknikleri ve patolojideki yenilikler paylaşıldı

Aksillanın klinik değerlendirilmesinin yapıldığı, güncel yaklaşımların konuşulduğu ve vaka tartışmalarının gerçekleştiği bilimsel toplantıda meme kanserli hastada koltuk altı lenf düğümlerinden etkilenmiş olanları tespit etmeye yönelik yeni teknolojik gelişmeler, ileri biyopsi teknikleri ve patolojik değerlendirmedeki yenilikler paylaşıldı. Nükleer tıp tekniklerinin bu hastalardaki öneminin ve yerinin konuşulduğu toplantıda hastanın konforunu ve yaşam kalitesini bozmadan yapılabilecek yeni koltukaltı cerrahisi yöntemleri ile cerrahisiz tedavi yöntemleri tartışıldı. Koltukaltı cerrahisine bağlı gelişen lenfödem tanı ve tedavisindeki gelişmeler anlatıldı. Bilgi paylaşımları sonrası hekimler panellerde vaka incelemesi yaparak yorumlarda bulundular. Alanında uzman hekimlerin bir araya geldiği toplantı zoom üzerinden de yoğun ilgi ile izlendi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Kalp sağlığı hakkında doğru bilinen yanlışlar – İnternet Haber

Kalp-damar hastalıkları dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde Kalp ve Damar Cerrahisi …

Published

on

By

Kalp-damar hastalıkları dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, doğru bilinen yanlışları 10 maddede anlattı…

  1. Kalp krizi belirti verir
    Çoğu zaman kalp krizinin ilk belirtisi kalp krizinin kendisidir. Hastaların büyük kısmı daha önceden hiçbir şikayeti yokken, ani bir göğüs ağrısı ya da baskı hissiyle karşımıza gelir. Elektrokardiyogram ve kan testiyle kalp krizi (miyokard enfarktüsü) teşhisi konulur.
  2. Kalp krizinin tek bulgusu göğüs ağrısıdır
    Göğüste ağır bir yük binmesine benzeyen baskı tarzında ve eforla ilişkili ağrı kalp krizi için tipik olsa da şikayetler çok değişik şekilde olabilir. Özellikle ağır bir yemek sonrası hazımsızlık, midede gaz varmış soda içince veya gaz çıkarınca rahatlayacakmışsınız hissi; sol kolda boylu boyunca ağrı ve uyuşukluk; damağa vuran ağrı ve boğulma hissi; ani nefes darlığı, soğuk terleme, halsizlik gibi belirtiler de kalp krizi anında görülebilir. Hastalar çoğu zaman bu şikayetlerle mide doktoruna veya akciğer hastalıklarına başvurabilirler. Gecikmiş teşhis, kalp damar tıkanıklıkları için hayati olabilir.
  3. Basit tetkiklerle kalp damarı tıkanıklığı tespit edilebilir
    Çoğu hasta rutin check-up testleriyle kendisinde kalp hastalığı olmadığını düşünür. Ancak kalp damarlarını görmenin tek yolu anjiografidir. Kalp ekokardiyogramı, efor testi, hatta kalp sintigrafisi hep direkt olmayan testlerdir ve kalp adelesini gösterir. Bir kriz anında değilseniz veya kriz geçirmemişseniz, her şey normal çıkabilir. Risk faktörleri çok fazla ve şikayetler çok tipikse direkt anjiografi yapılabilir. Kararsız kalınan ancak şüpheli kişilerde kalp damarlarını görüntülemek için sanal anjiyo (tomografi anjio) erken teşhis için faydalıdır.
  4. Kalp krizi kaçınılmaz bir şeydir
    Kalp damar hastalıkları genetiktir ve ailenizde, birinci derecede yakınlarınızda görüldüyse sizde de olma olasılığı çok yüksektir. Ancak olası kötü sonuçları ötelemek ve erken teşhisle tam tedaviye ulaşmak sizin elinizde. Kalp damar hastalıklarının önlenebilir en basit yolu sigara içmemektir. Aile hikayeniz varsa ve sigara içiyorsanız erken yaşta kalp krizi adayısınızdır. Özellikle 35-40 yaş sonrası kalp kontrolleri hayat kurtarıcı olabilir. İyi tedavi edilen yüksek tansiyon, şeker hastalığı (diyabet), kolesterol yüksekliği sizi kalp krizinden korur. Unutmayın; erken teşhis hayat kurtarır.
  5. Benim tansiyonum düşmez, ben bu tansiyona alışığım
    Yüksek tansiyon sigaradan sonra damar tıkanıklığına en fazla sebep olan durumdur ve tedavi edilebilir. Siz, tansiyonunuz yüksekken tedavi olmazsanız veya haberiniz olmazsa, bir süre sonra şikayetleriniz geçer, alışırsınız. Ancak damarlarınız alışmaz. Tansiyonunuz mutlaka 12/8 civarı ve 14/9 altı olmalı. Kalp doktorunuzun tansiyon canavarına karşı kullanacağı çok silah (ilaç) var, mutlaka düşer merak etmeyin!
  6. Kalp damarımda darlık var, anjio ve stentle herşey tedavi olabilir
    Kalp adalesini besleyen üç ana damarın üçünde de darlık var ve özellikle şeker hastasıysanız by-pass cerrahisi sizin için mutlak çözümdür. Stent ile kaybedilen zamanda hem kalp adelenizi yorar ve kalp yetmezliği hastası olursunuz; hem de ameliyat olmaya karar verdiğinizde daha riskli ve verimsiz bir ameliyat olursunuz. Hangi tedavinin sizin için daha iyi olacağını bir kalp takımı belirlemeli. Kardiyolog ve kalp cerrahı birlikte karar vermeli.
  7. Stent mi by-pass mı? “Anjio ile idare ederim”
    Anjio sonrası by-pass ameliyatı önerilmiş bir kişinin vereceği en yanlış cevap budur… Ameliyatı erteleyerek sorunu içinden çıkılmaz bir noktaya getirirsiniz. By-pass cerrahisi anjio ile damar açılmasından tamamen farklı bir işlemdir. Ameliyatta tıkalı damar açılmaz, bütün tıkanıklıkların ilerisine yeni bir damar dikilir. Ben bunu ana yolda trafik sıkışınca yan yoldan tıkanıklığın ilerisine geçmeye benzetiyorum. Böylece ileride de oluşabilecek by-pass öncesi darlıklara çözüm bulmuş oluyoruz. By-pass cerrahisi yarım asırdan uzun bir süredir başarıyla uygulanmakta ve her bilimsel çalışmada anjio ile damar açmadan daha üstün görünmektedir.
  8. By-pass cerrahisi çok riskli ve büyük, hayatıma aynen devam edemem
    By-pass cerrahisi yeni yüzyılına girdi, artık ‘Mini By-pass’ var. Göğüs kemiğini açmadan, bacakta hiçbir yara izi olmadan aynı ameliyatı olmak mümkün. Kalp hastalıkları şakaya gelmez, öncelikle açık bir cerrahi ile aynı işi yapmamız gerekir. ‘Mini Bypass’ta kalbin hangi damarına ve kaç tane damar by-pass yapmamız gerekiyor ise aynısını kapalı yapıyoruz. Hastalar bir gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 4. gün eve çıkıyorlar. Göğüs kemiği açılan bir hastada iki ay araba kullanmak ve yan yatmak mümkün değilken, ‘Mini By-pass sonrası hastalar hastaneden arabasını sürerek çıkıyor. Ameliyat sonrası on gün içinde iş ve sosyal hayatına dönebiliyor. Özellikle genç yaşta ameliyat önerilen ve iş ve sosyal hayatından kopmak istemeyen veya ameliyatı yaşı, akciğer durumu, şeker hastalığı, aşırı kiloları nedeniyle riskli bulunan kişiler bu kapalı yöntemden en çok fayda görenler.
  9. Kadınlarda kalp damar tıkanıklıkları daha az görülür
    Eskiden kalp-damar tıkanıklıkları sadece erkeklerde görülür, kadınlık hormonları korur diye düşünülürdü. Ancak günümüzde kadınlar ne mutlu ki erkeklerle aynı işleri yapmakta ama maalesef ki aynı kalp damar risklerini almaktalar. Özellikle menopoz sonrası ve ailede kalp hastalıkları olan kadınlar erkeklerle aynı risklere sahip. Onlarda da cerrahi en uzun ömürlü çözüm. Kadın hastalarda bütün ameliyat izleri meme altında kaldığı için ayrıca bir kozmetik üstünlüğü de var. İlerleyen yaşlarda kemik erimesi daha fazla olduğu için, kemiğe hiç dokunmadığımız bir cerrahi çok önemli.
  10. Bütün kalp ameliyatları kapalı yapılamaz
    Bütün kalp ameliyatları göğüs kemiğini kesmeden kapalı olarak yapılabilir. By-pass ameliyatlarında sol meme hizasından yapılan 4 cm’lik bir yerden ve bacakta hiç bir iz bırakmadan bütün damarları tedavi etmek mümkün. Kalp kapak ameliyatları da sağ göğüsten 4 cm’lik küçük kesilerle gerçekleştirilir. Mitral kapak tamiri ya da değişimi, triküspit kapak, aort kapak ve aort genişlemesi, kalp deliği, kalp tümörleri tamamı buradan kapalı yapılabilir. Bazen hem kapak, hem bypas ameliyatı birlikte gereken hastalarımız oluyor ki onları da iki taraflı küçük kesilerle ama göğüs kemiğini açmadan tedavi ediyoruz.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending