Connect with us

Sağlık Haberleri

Pandemide diz şikayetleri arttı!

Bir buçuk yılı aşkın süredir devam eden Covid-19 pandemisi fiziksel hareketlerimizin büyük ölçüde kısıtlanmasına yol açarken, vücudumuzun tüm …

Published

on

Bir buçuk yılı aşkın süredir devam eden Covid-19 pandemisi fiziksel hareketlerimizin büyük ölçüde kısıtlanmasına yol açarken, vücudumuzun tüm yükünü çeken dizlerimizi de vurdu. Ayakta durmada, merdiven ve yokuş iniş çıkışlarında, oturma ve çömelmelerde önemli bir görevi üstlenen diz eklemlerinde önemli ve yaygın sorunlar ortaya çıktığını belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Halil Koyuncu “Pandemide diz şikayetlerinin büyük ölçüde arttığını görüyoruz. Diz eklemlerinin şekli bozulurken, kas, tendon ve bağlar kısalmaya başladı, kasların kasılma gücü azaldı ve yeterince çalışmayan kaslar inceldi. Eklemin en önemli yapısı olan kıkırdaklar erken dejenere olmaya yüz tutarken, var olan bozukluk hızlandı. Yıpranma veya aşınma adını verdiğimiz kireçlenme derecesi yükseldi. Dizlerde ağrı, tutukluk, diz ekleminde ses ve aniden kilitlenme gibi sorunlarla çok sık karşılaşır olduk” diyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Halil Koyuncu, dizi oluşturan yapılardan kas, kemik ve eklemleri güçlendirmek için basit ama etkili 7 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kasların kuvvetini artırın

Kaslarınızı çalıştırmayı ihmal etmeyin. Basit egzersizler bunun için faydalı olacaktır. Örneğin; çömelme hareketleri yapmak, diz kaslarını güçlendirmede önemli rol oynuyor. Gün içerisinde 2-3 kez; 5 ila 10 kez çömelip kalkın. Bisiklete binmek, koşu bandında zorlanmadan yürümek veya çeşitli aletlerle yapılan egzersizler de dizlerinizin kaslarını kuvvetlendirerek şikayetlerinizi azaltmaya fayda sağlayacaktır.

Dizleri devamlı bükülü tutmayın

Otururken dizleri devamlı bükülü tutmayın. Hatta bacak bacak üzerine atmayın, ayağınızın altına yükseltici tabure koyarak uzatın. Bu pozisyonlar, diz eklem kıkırdağında aşınmaya neden olur. Diz eklemi kıkırdağının, sinir, damar ve lenf yapısı olmadığı için beslenmesi ve gerekli olan ürünlerin alınması ancak ve ancak kasların çalışması ile sağlanır. Bacaklarınızı ileri uzatıp oturarak şekil bozukluğunu önleyebilir, kas ve tendonlarda kısalma riskini ortadan kaldırabilirsiniz.

Diz kaslarını germe hareketi yapın

Hareketsizlikten kaçının. Özellikle ‘dizlerim ağrıyor’ diyerek hareketsiz kalmak en büyük yanlışların başında geliyor. Zira hareketsizlik diz kaslarının da en büyük düşmanı. Kaslarınızı güçlendirmek için masa başında çalışırken de gerekli egzersizleri yapabilirsiniz. Bacaklarınızı ileri uzatın ve diz kaslarınızı gerip sıkarak ardından gevşetin. Bu hareketi gün içerisinde ne kadar fazla yaparsanız o kadar faydalı. Her kasma ve germe 5-10 saniye arası olmalıdır.

İki saatte bir evde 15 dakika yürüyün

Bilgisayar başında uzun saatler oturmayın. İki saatte bir mutlaka masa başından uzaklaşmak gerekir. Dışarı çıkamasanız bile bulunduğunuz ortamda gün içerisinde 15 dakika yürümeyi ihmal etmeyin.

Bol su için

Günde iki litre su içmeyi alışkanlık haline getirin. Kıkırdağın yüzde 80’i sudur. Kalanında hem protein hem karbonhidrat hem de mineraller bulunur. Eğer beslenme bozulmuş ve bu temel maddeler alınamamışsa, temel tedaviye ek olarak, gıda takviyeleri şeklinde, glikozamin, kondroitin sulfat, hiyaluronik asit ve diğer maddelerin verilmesi doğru olur. Tüm bunlar hekim önerileriyle ve uzmanlarca verilmelidir.

Her gün bir kase yoğurt yiyin

Sağlıklı beslenmek dizlerin, özellikle kemiklerin güçlü olması açısından da çok önemlidir. Kalsiyum ve D vitamininden zengin gıda almak, eğer bunlar yeterli gelmiyorsa hekimin önerisiyle ilaçlarla takviye etmek gerekir. Her gün 1 kase yoğurt tüketmeye özen gösterin.

Güneşten faydalanın

Kemiklerin güçlü olması ve diz sağlığı açısından D vitamini son derece önem taşıyor. Bu nedenle güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde, her gün 15-25 dakika güneşten faydalanın. Böylece D vitamini üretimi sağlanmış olur.

Diz sorunları ihmale gelmez!

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Halil Koyuncu “Diz bölgesi, yürümede, ayakta durma ve oturmada çok önemli bir eklem yapısıdır. Son zamanlarda başvuran pek çok hastanın pandemi sebebiyle dizlerinin anatomik yapısının ve fonksiyonlarının bozulduğunu, işlevlerini yapamaz hale geldiğini görüyoruz. Dizleri güçlendirmek için alınacak basit önlemler ve her gün düzenli olarak yapılacak diz egzersizlerine rağmen diz yakınmaları olan bir kişi hekime gitmeli, işin uzmanına görünmelidir. Gerekirse diz eklemine ilaç enjekte edilmeli, fizik tedavi verilmelidir. Ancak tıbbi tedavi ve destek tedavileri yeterli gelmezse cerrahi tedavi gerekebilir” diyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık Haberleri

Bel Ölçünüz Kalp Sağlığınız Hakkında İpucu Verebilir – İnternet Haber

Sigara bağımlılığı, stresli ve hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme gibi nedenler kalp hastalıkları için önemli risk faktörleri oluştururken, bel …

Published

on

By

Sigara bağımlılığı, stresli ve hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme gibi nedenler kalp hastalıkları için önemli risk faktörleri oluştururken, bel bölgenizin ölçüsü de kalp sağlığınız hakkında ipucu verebiliyor. Adatıp İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, özellikle elma tipi vücut ölçülerine sahip kişilerin kalp hastalıkları konusunda daha çok risk altında olabileceğini belirtti.

Dünyada ölümle sonuçlanan sağlık sorunları arasında dolaşım sistemi hastalıkları ilk sıradaki yerini korumaya devam ediyor. Kalp hastalıklarının her geçen gün daha tehlikeli boyutlara gelmesi ise hastalığın risk faktörlerini belirlemeye destek olacak yeni araştırmalar yapılmasına zemin hazırlıyor. Yapılan araştırmalar, bel çevresi tarafından belirlenen karın obezitesinin, bir kardiyovasküler hastalık risk belirteci olduğunu vurguluyor. Adatıp İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, konuyla ilgili; “Kalp hastalıkları konusunda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de durum hiç iç açıcı değil. Yaklaşık 2 yıldır önemli bir virüsle mücadele halindeyiz. Evlere kapandık, stres seviyemiz yükseldi, hareketlerimiz kısıtlanırken yiyecek-içecek tüketimimiz arttı. Buna bağlı olarak artış gösteren fazla kilolu olma durumu da tartı üzerindeki sayıların rekabetine dönüştü. Oysaki sağlığımız hakkındaki ipuçlarını sadece tartı üzerindeki sayılardan alamayız. Fazla kilo ve yağ miktarının vücudun hangi bölgelerinde toplandığı da özellikle kalp sağlığı açısından önemli bir mesaj verebilir.” dedi.

Elma tipi vücut şekline sahip olanlar, dikkat!

Vücut Kitle İndeksi değerlerinin kişinin sağlığı hakkında önemli bilgiler verdiğini fakat yeterli olmayabileceğini belirten Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, özellikle karın / bel bölgesinde fazla kilo ve yağlanmaların kalp sağlığı açısından daha büyük risk taşıdığını ifade ediyor. Prof. Dr. Bildirici; Her insanın vücut yapısı farklıdır. Kimi insanlarda kilo ve yağ miktarı vücuda dağılabilir ya da özellikle basen bölgesinde kendini gösterebilir, kimilerinde ise tüm fazlalıklar karın bölgesinde toplanabilir. Elma tipi olarak adlandırılan bu vücut şekline sahip kişilerin kalp hastalığı ve tip 2 diyabete yakalanma riskinin daha yüksek olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Bu sağlık riskleri, kalçaları etrafında daha fazla ağırlık taşıyan armut biçimli kişiler için daha düşüktür.” dedi.

Bel çevrenizi rutin olarak ölçtürün

Yüksek kardiyovasküler hastalık riski taşıyan kişileri belirlerken, vücut kitle indeksi ile birlikte bel çevresinin ölçülmesinin de önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bildirici, bunun sebebini ise şu şekilde açıkladı: “İnsanlar yaşlandıkça kas kütlesi kaybetme eğilimi gösterir fakat karın / bel bölgesinden kilo alabilirler. Bu nedenle, toplam ağırlıkları ve VKİ aynı kalsa bile kişinin biriken yağ miktarı sağlığı için ciddi tehlike oluşturabilir. VKİ, bir kişinin genel vücut yağının nispeten net bir resmini sağlar, ancak yağın nerede olduğunu göstermez, bu da kişinin sağlık risklerini etkileyebilir. Bu yüzden kalp hastalıkları risk faktörleri belirlenirken diğer tetkiklerin yanında bel çevresinin de rutin olarak ölçüsü alınmalı, sağlık riskleri bir bütün içerisinde değerlendirilmelidir.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Memer Cerrahisinde uzman hekimler güçlerini birleştirdi – İnternet Haber

Liv Hospital Vadistanbul meme kanserinin tanı, tedavi ve takibi konusunda Türkiye’nin önde gelen, alanında uzman hekimleri ile birlikte “Meme …

Published

on

By

Liv Hospital Vadistanbul meme kanserinin tanı, tedavi ve takibi konusunda Türkiye’nin önde gelen, alanında uzman hekimleri ile birlikte “Meme Kanserli Hastada Aksillaya Güncel Yaklaşım” konulu bilimsel toplantıya ev sahipliği yaptı. Günümüzde her 8 kadından birinde görülen meme kanserinin tedavisinde güncel yaklaşımları tartışmak, bilgi ve deneyimleri paylaşmak ve yenilikleri değerlendirmek için hekimler bir araya geldi.

Alanında uzman hekimler katıldı

1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı öncesi, Liv Hospital Vadistanbul Meme Sağlığı Merkezi Koordinatörü Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Keskin tarafından düzenlenen bilimsel toplantı büyük ilgi gördü. Liv Hospital Vadistanbul’da gerçekleşen ve açılış konuşmasını Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti’nin yaptığı hekimlere yönelik etkinlikte alanında uzman pek çok değerli hekim, konuşmacı ve moderatör olarak katkı sundu.

İleri biyopsi teknikleri ve patolojideki yenilikler paylaşıldı

Aksillanın klinik değerlendirilmesinin yapıldığı, güncel yaklaşımların konuşulduğu ve vaka tartışmalarının gerçekleştiği bilimsel toplantıda meme kanserli hastada koltuk altı lenf düğümlerinden etkilenmiş olanları tespit etmeye yönelik yeni teknolojik gelişmeler, ileri biyopsi teknikleri ve patolojik değerlendirmedeki yenilikler paylaşıldı. Nükleer tıp tekniklerinin bu hastalardaki öneminin ve yerinin konuşulduğu toplantıda hastanın konforunu ve yaşam kalitesini bozmadan yapılabilecek yeni koltukaltı cerrahisi yöntemleri ile cerrahisiz tedavi yöntemleri tartışıldı. Koltukaltı cerrahisine bağlı gelişen lenfödem tanı ve tedavisindeki gelişmeler anlatıldı. Bilgi paylaşımları sonrası hekimler panellerde vaka incelemesi yaparak yorumlarda bulundular. Alanında uzman hekimlerin bir araya geldiği toplantı zoom üzerinden de yoğun ilgi ile izlendi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Kalp sağlığı hakkında doğru bilinen yanlışlar – İnternet Haber

Kalp-damar hastalıkları dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde Kalp ve Damar Cerrahisi …

Published

on

By

Kalp-damar hastalıkları dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü’nde Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, doğru bilinen yanlışları 10 maddede anlattı…

  1. Kalp krizi belirti verir
    Çoğu zaman kalp krizinin ilk belirtisi kalp krizinin kendisidir. Hastaların büyük kısmı daha önceden hiçbir şikayeti yokken, ani bir göğüs ağrısı ya da baskı hissiyle karşımıza gelir. Elektrokardiyogram ve kan testiyle kalp krizi (miyokard enfarktüsü) teşhisi konulur.
  2. Kalp krizinin tek bulgusu göğüs ağrısıdır
    Göğüste ağır bir yük binmesine benzeyen baskı tarzında ve eforla ilişkili ağrı kalp krizi için tipik olsa da şikayetler çok değişik şekilde olabilir. Özellikle ağır bir yemek sonrası hazımsızlık, midede gaz varmış soda içince veya gaz çıkarınca rahatlayacakmışsınız hissi; sol kolda boylu boyunca ağrı ve uyuşukluk; damağa vuran ağrı ve boğulma hissi; ani nefes darlığı, soğuk terleme, halsizlik gibi belirtiler de kalp krizi anında görülebilir. Hastalar çoğu zaman bu şikayetlerle mide doktoruna veya akciğer hastalıklarına başvurabilirler. Gecikmiş teşhis, kalp damar tıkanıklıkları için hayati olabilir.
  3. Basit tetkiklerle kalp damarı tıkanıklığı tespit edilebilir
    Çoğu hasta rutin check-up testleriyle kendisinde kalp hastalığı olmadığını düşünür. Ancak kalp damarlarını görmenin tek yolu anjiografidir. Kalp ekokardiyogramı, efor testi, hatta kalp sintigrafisi hep direkt olmayan testlerdir ve kalp adelesini gösterir. Bir kriz anında değilseniz veya kriz geçirmemişseniz, her şey normal çıkabilir. Risk faktörleri çok fazla ve şikayetler çok tipikse direkt anjiografi yapılabilir. Kararsız kalınan ancak şüpheli kişilerde kalp damarlarını görüntülemek için sanal anjiyo (tomografi anjio) erken teşhis için faydalıdır.
  4. Kalp krizi kaçınılmaz bir şeydir
    Kalp damar hastalıkları genetiktir ve ailenizde, birinci derecede yakınlarınızda görüldüyse sizde de olma olasılığı çok yüksektir. Ancak olası kötü sonuçları ötelemek ve erken teşhisle tam tedaviye ulaşmak sizin elinizde. Kalp damar hastalıklarının önlenebilir en basit yolu sigara içmemektir. Aile hikayeniz varsa ve sigara içiyorsanız erken yaşta kalp krizi adayısınızdır. Özellikle 35-40 yaş sonrası kalp kontrolleri hayat kurtarıcı olabilir. İyi tedavi edilen yüksek tansiyon, şeker hastalığı (diyabet), kolesterol yüksekliği sizi kalp krizinden korur. Unutmayın; erken teşhis hayat kurtarır.
  5. Benim tansiyonum düşmez, ben bu tansiyona alışığım
    Yüksek tansiyon sigaradan sonra damar tıkanıklığına en fazla sebep olan durumdur ve tedavi edilebilir. Siz, tansiyonunuz yüksekken tedavi olmazsanız veya haberiniz olmazsa, bir süre sonra şikayetleriniz geçer, alışırsınız. Ancak damarlarınız alışmaz. Tansiyonunuz mutlaka 12/8 civarı ve 14/9 altı olmalı. Kalp doktorunuzun tansiyon canavarına karşı kullanacağı çok silah (ilaç) var, mutlaka düşer merak etmeyin!
  6. Kalp damarımda darlık var, anjio ve stentle herşey tedavi olabilir
    Kalp adalesini besleyen üç ana damarın üçünde de darlık var ve özellikle şeker hastasıysanız by-pass cerrahisi sizin için mutlak çözümdür. Stent ile kaybedilen zamanda hem kalp adelenizi yorar ve kalp yetmezliği hastası olursunuz; hem de ameliyat olmaya karar verdiğinizde daha riskli ve verimsiz bir ameliyat olursunuz. Hangi tedavinin sizin için daha iyi olacağını bir kalp takımı belirlemeli. Kardiyolog ve kalp cerrahı birlikte karar vermeli.
  7. Stent mi by-pass mı? “Anjio ile idare ederim”
    Anjio sonrası by-pass ameliyatı önerilmiş bir kişinin vereceği en yanlış cevap budur… Ameliyatı erteleyerek sorunu içinden çıkılmaz bir noktaya getirirsiniz. By-pass cerrahisi anjio ile damar açılmasından tamamen farklı bir işlemdir. Ameliyatta tıkalı damar açılmaz, bütün tıkanıklıkların ilerisine yeni bir damar dikilir. Ben bunu ana yolda trafik sıkışınca yan yoldan tıkanıklığın ilerisine geçmeye benzetiyorum. Böylece ileride de oluşabilecek by-pass öncesi darlıklara çözüm bulmuş oluyoruz. By-pass cerrahisi yarım asırdan uzun bir süredir başarıyla uygulanmakta ve her bilimsel çalışmada anjio ile damar açmadan daha üstün görünmektedir.
  8. By-pass cerrahisi çok riskli ve büyük, hayatıma aynen devam edemem
    By-pass cerrahisi yeni yüzyılına girdi, artık ‘Mini By-pass’ var. Göğüs kemiğini açmadan, bacakta hiçbir yara izi olmadan aynı ameliyatı olmak mümkün. Kalp hastalıkları şakaya gelmez, öncelikle açık bir cerrahi ile aynı işi yapmamız gerekir. ‘Mini Bypass’ta kalbin hangi damarına ve kaç tane damar by-pass yapmamız gerekiyor ise aynısını kapalı yapıyoruz. Hastalar bir gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 4. gün eve çıkıyorlar. Göğüs kemiği açılan bir hastada iki ay araba kullanmak ve yan yatmak mümkün değilken, ‘Mini By-pass sonrası hastalar hastaneden arabasını sürerek çıkıyor. Ameliyat sonrası on gün içinde iş ve sosyal hayatına dönebiliyor. Özellikle genç yaşta ameliyat önerilen ve iş ve sosyal hayatından kopmak istemeyen veya ameliyatı yaşı, akciğer durumu, şeker hastalığı, aşırı kiloları nedeniyle riskli bulunan kişiler bu kapalı yöntemden en çok fayda görenler.
  9. Kadınlarda kalp damar tıkanıklıkları daha az görülür
    Eskiden kalp-damar tıkanıklıkları sadece erkeklerde görülür, kadınlık hormonları korur diye düşünülürdü. Ancak günümüzde kadınlar ne mutlu ki erkeklerle aynı işleri yapmakta ama maalesef ki aynı kalp damar risklerini almaktalar. Özellikle menopoz sonrası ve ailede kalp hastalıkları olan kadınlar erkeklerle aynı risklere sahip. Onlarda da cerrahi en uzun ömürlü çözüm. Kadın hastalarda bütün ameliyat izleri meme altında kaldığı için ayrıca bir kozmetik üstünlüğü de var. İlerleyen yaşlarda kemik erimesi daha fazla olduğu için, kemiğe hiç dokunmadığımız bir cerrahi çok önemli.
  10. Bütün kalp ameliyatları kapalı yapılamaz
    Bütün kalp ameliyatları göğüs kemiğini kesmeden kapalı olarak yapılabilir. By-pass ameliyatlarında sol meme hizasından yapılan 4 cm’lik bir yerden ve bacakta hiç bir iz bırakmadan bütün damarları tedavi etmek mümkün. Kalp kapak ameliyatları da sağ göğüsten 4 cm’lik küçük kesilerle gerçekleştirilir. Mitral kapak tamiri ya da değişimi, triküspit kapak, aort kapak ve aort genişlemesi, kalp deliği, kalp tümörleri tamamı buradan kapalı yapılabilir. Bazen hem kapak, hem bypas ameliyatı birlikte gereken hastalarımız oluyor ki onları da iki taraflı küçük kesilerle ama göğüs kemiğini açmadan tedavi ediyoruz.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending