Connect with us

Ekonomi Haber

Kervan Gıda İlk 500 Sanayi Şirketi Arasında Yerini Aldı

Türkiye’deki en yüksek yumuşak şeker üretim kapasitesine sahip Kervan Gıda, İstanbul Sanayi Odası (İSO), “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu …

Published

on

Türkiye’deki en yüksek yumuşak şeker üretim kapasitesine sahip Kervan Gıda, İstanbul Sanayi Odası (İSO), “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) listesine girme başarısını gösterdi. Kervan Gıda Genel Müdürü Burhan Başar, halka arzın getirdiği enerjinin ardından ISO 500’de yer almanın hem Kervan Gıda hem de paydaşlar için büyük motivasyon olduğunu ifade etti.

85 ülkeye ihracat yapan yumuşak şeker üreticisi Kervan Gıda, İstanbul Sanayi Odası (İSO), “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) listesine 424.sıradan giriş yaptı. Kervan Gıda 2020 yılında İstanbul Sanayi Odası’nın yayınladığı “2019 yılı Türkiye’nin En Büyük İkinci 500 Kuruluşu” listesinde 2. sırada yer almıştı. Şirket bu yıl listede 78 sıra yükselerek ilk 500 sanayi şirketi arasında yerini aldı. Kervan Gıda Genel Müdürü Burhan Başar 2020 yılı performanslarının böyle bir sonucu getireceğinden emin olduklarını ifade ederek, beklentiye rağmen Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu listesinde yer almış olmanın tüm şirket çalışanları ve paydaşlar için büyük bir heyecan yarattığını ifade etti. Başar, bu motivasyonla 2021 yılının da stratejik hedeflerin tamamına ulaşıldığı bir yıl olmasını planladıklarını söyledi.

İlk 500’ü 2020 başarısı getirdi

Kervan Gıda’nın konsolide satış geliri 2020 yılında 1 milyar TL’nin üzerinde gerçekleşti. Bu rakam bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 47’lik bir büyümeye karşılık geldi. Şirketin aynı dönemde yaptığı ihracat dolar bazında 86 Milyon USD seviyelerinde gerçekleşti. Bu rakam toplam ciro içinde yüzde 59,7’lik bir pay oluşturdu. Küresel pazarda kendi kategorisinde ciro açısından sekizinci sırada yer alan Kervan Gıda’nın orta vadeli hedefi dünyanın ilk 5 yumuşak şeker üreticisi arasında yerini almak.

Halka arzın yurtdışı yatırımlarını hızlandırdı

2020 yılı Aralık ayında halka arz sürecini yaklaşık 270 bin yatırımcının portföyüne girerek büyük bir başarı ile tamamlayan Kervan Gıda, halka arz gelirlerinin yüzde 55’inin global pazar yatırımlarına yönlendirilmesini hedefliyordu. Bu hedefleri kapsamında Polonya’nın önde gelen yumuşak şeker üreticilerinden ZPC Otmuchów ve iştiraki PWC Odra’nın çoğunluk hissesini satın alan Kervan Gıda, bu satın alım ile 72 bin 300 ton olan yıllık üretim kapasitesini yaklaşık yüzde 52 oranında artırdı. Burhan Başar, bu hamlenin Avrupa’da üretim tesisi ile Avrupa Birliği vergi avantajlarından faydalanmak, gelir kaynaklarını çeşitlendirmek, küresel seviyede marka bilinilirliğini arttırmak gibi avantajlar getirdiğine de değinerek, ZPC Otmuchów ve PWC Odra’nın üretim kapasitesi, dağıtım kanalları ve mevcut müşteri portföyü vasıtasıyla yumuşak şeker üretiminde ve satışında önemli bölgesel sinerjiler yakalamayı planladıklarını söyledi.

“Değer katan üretim modelimizi dünyaya yayacağız”

Burhan Başar Türkiye’nin ilk 500 sanayicisi arasında yer almanın üretim kapasitesi, ciro ya da ihracat rakamlarının ötesinde bir değeri olduğunu belirterek, insan yaşamına değer katan bir operasyon yürütmenin Kervan Gıda’nın öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Başar, “Topluma fayda sağlayan bir anlayışla, insanların güvenle tüketebileceği ürünler sunan yenilikçi bir gıda firması olmak amacıyla her gün daha fazlası için çalışıyoruz. 2018’den beri yoğun faaliyette olan Ar-Ge Merkezi’miz, fonksiyonel, vegan, şekeri azaltılmış, prebiyotik, C vitaminli, multi vitaminli ürünler gibi birçok öncü çalışmayı yürütüyor” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi Haber

AVAX’a Yatırım, ADA’ın Ağ Yoğunluğu Artıyor, BTC -ETH sakin – İnternet Haber

Bireysellerin alımı ile başlayan kripto paralarda son iki yıldır dev şirketlerin yapmış oldukları yatırımlarla sektör 2 trilyon dolara ulaştı ve …

Published

on

By

Bireysellerin alımı ile başlayan kripto paralarda son iki yıldır dev şirketlerin yapmış oldukları yatırımlarla sektör 2 trilyon dolara ulaştı ve artmayı da sürdürüyor. Son olarak Avalanche block zinciri 230 milyon dolarlık özel token satış yoluyla fon elde etti. Bu özel satıştan elde edilen 230 milyon dolarlık fon teknik destek altyapısı ve DeFi sektöründeki yatırımlara harcanacağı belirtildi. Önümüzdeki süreçte buradan elde edilen fonların iş birlik ya da yatırım haberlerine açık hale gelen AVAX için potansiyel teşkil edebilir. Bunun yanı sıra piyasa değeri bakımından en yüksek üçüncü coin olan ADA, 12 Eylül’de Alonzo adlı ağ çatallanmasının ardından akıllı sözleşmeleri çekmeye ve ADA’nın ağ içerisindeki kullanımı artışını sürdürüyor. Ethereum ise zincir verilerinde aktif ve yeni adres sayısına bakıldığında Bitcoin’e göre daha güçlü kalıyor. Ancak ağ ücretlerinin yüksek kalması şimdilik 4000 seviyesinin geçilemesine neden oluyor. Bitcoin 50.000 altındaki seyri 48.500 seviyesinin geçilmesinde zorlanıldı. Bitcoin destek arama çabasında, 47.000 seviyelerinin test edilmesi söz konusu olabilir. Ancak 47.000 seviyesinden geçen kısa vadeli trendi aşağı kırmadığı sürece 50.000 seviyesinin görülmesi kısa vadede söz konusu olabilir. SOL ise önceki gün ağdaki sorun nedeniyle yaşadığı problem yatırımcı nezdinde güven tahribatına neden oldu. Bu nedenle 150 ’ın altına sarkan SOL için 125 seviyesi ilk destek.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Sütaş ev sahipliğinde gerçekleşen Tarla Günü’nde tarımda organik ve organomineral gübrelerin, olumlu etkileri paylaşıldı – İnternet Haber

“Kullandığı Doğal Kaynakları, Doğaya Geri Kazandırma” ilkesiyle hareket eden Sütaş, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla …

Published

on

By

“Kullandığı Doğal Kaynakları, Doğaya Geri Kazandırma” ilkesiyle hareket eden Sütaş, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla çiftçilerin gübre kullanımının etkilerini görebilecekleri “Organik ve Organomineral Tarla Günleri”nin üçüncüsünü 16 Eylül Perşembe günü düzenledi.

Çiftçiler, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Doğanköy’de gerçekleşen 3. Organik ve Organomineral Tarla Günü”nde, 31 bin 500 metrekarelik ayçiçeği deneme tarlasında, fermente sıvı ile katı organik ve organomineral gübrelerin toprak ve ürün üzerindeki etkileri konusunda uzmanlardan bilgi aldılar.

Etkinliğe Sütaş Grubu temsilcilerinin yanı sıra Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Bursa Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ile muhtarlar ve çiftçiler katılım gösterdi.

Etkinlikte konuşan Sütaş Grup Enerji ve Gübre Tesisleri Genel Müdürü İlker İhsan Çabukol, 2020 yılında toplam 45 bin ton organik, 1.636 ton organomineral gübre üreterek yaklaşık 50 bin dekar toprağı zenginleştirdiklerine dikkat çekti. Toprağın organik maddesinin yetersiz olduğu, sulu tarımın yapılmadığı yerlerde sıvı fermente organik gübre uygulamaları ile yüzde 30’a yakın verim artışı elde edildiğini vurgulayan Çabukol, organik ve organomineral gübrenin meyve, sebze ve yem bitkilerinin kalitesini ve aroma özelliklerini de iyileştirdiğini de vurguladı.

Sütaş, “Organik ve Organomineral Tarla Günleri”nin ilkini Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işbirliğiyle 1 Temmuz 2020’de Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Doğanköy’deki buğday deneme tarlasında gerçekleştirmişti. İkinci Tarla Günü ise Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü’nün de katılımıyla Türkiye mısır üretiminde önemli bir yere sahip olan Karacabey Bakırköy’de 8 Eylül’de düzenlendi.

3. Organik ve Organomineral Tarla Günü Heyet Fotoğraf ID:

Soldan Sağa: Sütaş Grup Enerji ve Gübre Üretim Direktörü Mustafa Gül, Bursa Tarım ve Orman Müdürlüğü İl Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, Sütaş Grup Enerji ve Gübre Tesisleri Genel Müdürü İlker İhsan Çabukol, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürü Hamit Aygül, Nilüfer İlçe Tarım ve Orman Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Ömer Doğan, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Doç. Dr. Barış Bülent Aşık, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümünden Emre Üstün.

Sütaş Organik ve Organomineral Gübre Faaliyetleri Hakkında

Sütaş’ın bitkisel üretimden başlayarak gübre ve enerji üretimine kadar uzanan ve kullandığı doğal kaynakları geri dönüştürmeyi esas alan “Çiftlikten Sofralara” iş modeli; çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla özgün bir sürdürülebilirlik modeli oluşturuyor. Çiftliklerinin gübreleri ve tesislerinin organik atıklarını, biyogaz tesisinde yenilenebilir enerjiye dönüştürüyor, elektrik, sıcak su ve buhar elde ediyor. Burada üretilen elektrik enerjisi, üretim tesislerinin ihtiyacının 84’üne eşdeğer seviyede. Biyogaz tesislerinin çıktılarından da 2016 yılından bu yana organik ve organomineral gübre elde ediyor. Yem bitkileri üretiminde kullanılan bu gübreler toprağın organik yapısını iyileştirirken ürün verimini ve toprakların karbon tutma kapasitesini artırıyor. Organik içeriği yüksek topraklar, atmosferik karbonu da tutarak iklim değişikliği ile mücadeleye katkı sağlıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Alarko Carrier, Türkiye’nin iklim okuryazarlığı seviyesini ölçtü – İnternet Haber

İklimlendirme sektörünün öncü şirketi Alarko Carrier, Türkiye’de iklim okuryazarlığı seviyesini ölçmek ve bu doğrultuda gelecek dönem planları …

Published

on

By

İklimlendirme sektörünün öncü şirketi Alarko Carrier, Türkiye’de iklim okuryazarlığı seviyesini ölçmek ve bu doğrultuda gelecek dönem planları yapabilmek amacıyla İklim Okuryazarlığı Araştırması’na imza attı.

Alarko Carrier, #İklimBizimİşimiz sloganıyla toplumun iklim konusundaki farkındalığının ve bilgi seviyesinin yükseltilmesi adına bilgilendirme faaliyetlerine başlayacağını açıkladı.

Yıllardır sürdürülebilirliğe önem veren, çevreye ve insana duyarlı ürünleri ile öne çıkan Alarko Carrier, kapsamlı bir iklim okuryazarlığı araştırması gerçekleştirdi. Ülkemizdeki iklim farkındalığına dikkat çekmek ve buna yönelik çözümler sunabilmek amacıyla yapılan araştırma Türkiye çapında, bölgesel ve sosyo-demografik temsiliyet sağlayan 1261 kişilik örneklem ile Twentify tarafından hayata geçirildi.

İklime Dair Farkındalığımız Yüksek, Teknik Bilgilerimiz ise Yetersiz

İklime dair hem bilgi hem de farkındalık düzeyinin ölçüldüğü araştırmada, toplumun etkilerini doğrudan yaşadığı konularda sorunun kaynağına ve çözüm yöntemlerine dair ciddi bir fikrinin bulunduğu ortaya çıktı. Toplumun büyük bir çoğunluğu; iklimsel değişimlere yol açan etkenlerin başında ormanlık alanların yok edilmesini gösteriyor. Ayrıca iklim değişikliğinin sonucunda sel, fırtına gibi afetlerin oluştuğu, tarım ürünlerini azaldığı düşünülüyor. Buna karşın sera gazı salınımı, karbon ayak izi ya da uluslararası düzeyde yapılan iklim anlaşmaları gibi daha teknik kavramlara dair bilgi seviyesinin yeterli düzeyde olmadığı gözlemleniyor. Türkiye’de yaşayan insanların yüzde 25’inin sera gazına dair bir fikri bulunmazken bu oran karbon ayak izi kavramında yüzde 37’ye, iklim değişimini kapsayan Paris Antlaşması, Kyoto Protokolü gibi uluslararası anlaşmalar noktasında yüzde 69’a çıkıyor.

İklim Değişikliği ile ilgili Endişeler Büyük

Araştırmada katılımcılara iklim değişikliği etkisiyle ortaya çıkan endişelere dair sorular da soruldu. İnsanlarımızın yüzde 86’sı iklimsel değişimlerin gelecek nesillere etkisi konusunda endişeliyken yüzde 87’si ise gelecekte susuzluk problemi yaşayacağını düşünüyor. Su kaynaklarının tükenişiyle enfeksiyonların ve salgın hastalıkların da artacağı düşünülüyor. Yangınların artması, tarım kaynaklarının yok olması ve ekosistemin bozulması gibi endişelerin de öne çıktığı görülürken katılımcılar, bunların sonucunda ekonomi ve turizmin olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Araştırma sonuçlarında dikkat çeken bir başka veri ise yüzde 73’lük bir çoğunluğun iklim sorunlarına karşı gerekli önlemlerin alınmadığını yönünde görüş bildirmesi oldu.

“İklim konusunda nereden bilgi alıyorsunuz” sorusuna ağırlıklı olarak ise “televizyondan” ve “sosyal medyadan” yanıtı verildiği de dikkat çekti.

“İnsan Faktörü” En Önemli Etken

Araştırmaya göre, iklim değişikliğinin en büyük sorumlusunun insan faktörü olduğuna inanılıyor. İklim değişikliğine sebep olan ana kaynaklar olarak denizlere dökülen atıklar, fabrikalardan atmosfere yayılan gazlar, aşırı tüketim, çarpık kentleşme ve plastik gibi doğaya zarar veren maddelerin yoğun kullanımı gibi insan kaynaklı unsurlar öne çıkarken alınması gereken bireysel önlemlerin yeşil alanları arttırmak, geri dönüşüme yönelik faaliyetler yapmak ve geri dönüştürülebilir ürünlere özendirmek olarak belirtildiği görülüyor.

“İklim Farkındalığının Artmasına Yönelik Çalışmalarımız Devam Edecek”

Alarko Carrier Genel Müdürü Cem Akan, ülkemizin ve dünyanın doğrudan etkilendiği iklim değişikliği konusuna değinerek bu konudaki bilgi ve farkındalık seviyesinin önemine dikkat çekti:

“Alarko Carrier olarak; iklim okuryazarlığı düzeyini ölçüp, ülkemizde iklim konusundaki hem bilgi düzeyini hem de kavramsal olarak konuların nasıl algılandığını anlamaya çalıştık.

Bu araştırmamızın ardından #İklimBizimİşimiz yaklaşımıyla iklim okuryazarlığı düzeyine katkı koyacak bir dizi faaliyete başlıyoruz. İlk adımı bu kıymetli verileri elde ederek attık. Önümüzdeki dönemde hepimizin iklim konusundaki bilgi seviyesinin yükseltilmesi ve bireysel ya da kurumsal her adımımızın çevresel etkileri üzerine farkındalığımızın artırılması adına projeler hayata geçireceğiz. Yerel yönetimler, belediyeler ile beraber çalışmayı planlıyoruz. Gün içinde yoğun zaman geçirdiğimiz sosyal medyada ve bütün her mecrada iklim konusuna dikkat çekmeye çalışacağız.”

“Eko-Anksiyete Olarak Adlandırılan Yepyeni Bir Sorunumuz Var”

İklim değişikliğinin etkileri sonucunda insanlarda oluşan yeni bir korku kavramının ortaya çıktığını belirten Cem Akan, şunları söyledi: “İngilizcesi Eco-anxiety olan ve Türkçe’ye “eko-anksiyete” olarak çevrilen yepyeni bir sorunumuz var. İklim krizinin etkilerini yaşamaya başladıkça artan bir endişe söz konusu. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 6.000’in üzerinde bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı 1,5ºC Küresel Isınma Özel Raporu çok önemli bir veriyi ortaya koyuyor. Sera gazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5ºC sınırını geçecek. Bu da dünyamız için geri dönüşü mümkün olmayan bir nokta anlamına geliyor.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending