Connect with us

Gündem

Her ülke ve toplum, farklı düzeylerde olsa da yapısal olarak dönüşüyor – İnternet Haber

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Stiftung Mercator ve Ankara Enstitüsü Türkiye ortaklığıyla düzenlenen “Eşikteki Türkiye …

Published

on

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Stiftung Mercator ve Ankara Enstitüsü Türkiye ortaklığıyla düzenlenen “Eşikteki Türkiye” webinar serisinin ilkinde; birbirinden farklı düzeylerde de olsa, her ülke ve toplumun bilgi, olgu ve değer ile ilişkilerini yapısal olarak dönüştürdüğü vurgulandı

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Stiftung Mercator ve Ankara Enstitüsü Türkiye ortaklığıyla “Eşikteki Türkiye” başlıklı yeni bir webinar serisinin ilki 12 Ekim Salı günü gerçekleşti. Moderatörlüğünü İPM Araştırma ve Akademik İlişkiler Koordinatörü Senem Aydın-Düzgit’in yaptığı ilk webinarda; Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İPM Direktörü Fuat Keyman, Araştırmacı Galip Dalay ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Hatem Ete konuşmacı olarak yer aldı.

İnsanlık küreselleşme, yeni teknolojiler, iklim değişikliği gibi herkesi yatay kesen dinamiklerin yanı sıra her bir ülkeyi farklı şekillerde etkileyen göç, terör, radikalleşme, eşitsizlik, yoksulluk gibi gelişmeler üzerinden yeni bir tecrübe yaşıyor. Bu tecrübe, birbirinden farklı düzeylerde de olsa, her ülke ve toplumun bilgi, olgu ve değer ile ilişkilerini yapısal olarak dönüştürüyor. “Eşikteki Türkiye” webinar serisinde Türkiye’nin de yakından hissettiği bu dönüşüm sürecinin toplumsal, siyasal ve ekonomik dinamiklerinin anlaşılması, bu dinamiklerin ulusal, bölgesel ve küresel gelişmelerle etkileşiminin değerlendirilmesi amaçlanıyor.

Webinarın moderatörü İPM Araştırma ve Akademik İlişkiler Koordinatörü Senem Aydın-Düzgit, “Türkiye’nin önemli bir değişim ve dönüşüm süreci içinde olduğunu düşünüyoruz. Milliyetçilik, laiklik, günümüzde yaşanan sistem tartışmaları olsun, yeni kuşaklar, yeni seçmenler, bunların tercihleri, eski seçmenlerin tercihlerindeki dönüşümler olsun yeni oluşan bazı trendlerin olduğuna, Türkiye’de bazı şeylerin sabit kalmadığını görüyoruz ve aslında bir dönüşümün eşiğinde olduğuna inanıyoruz. Bu yeni webinar serisinde bunları tartışmak istiyoruz. Bunu da veri temelli yapmak istiyoruz. Türkiye’nin yaşadığı bu eşikte olma durumunun Türkiye’ye özgü bir durum olmadığını, aslında tüm dünyada bir dönüşüm süreci yaşanıyor” dedi.

“EKONOMİK İSTİKRAR YERİNİ EKONOMİK SORUNLARA BIRAKTI”

Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İPM Direktörü Fuat Keyman, AK Parti’nin tek başına iktidara geldiği 2002’den 2018’e kadar ekonomi ve seçim performansının paralel gittiğini, ancak 2018’den itibaren bu makasın açılmaya başladığını söyledi. Fuat Keyman, şöyle konuştu:

“Büyük yatırımlar, büyük Türkiye söylemleri varken işsizliğin ve pahalılığının arttığını insanların yaşam mücadelesine girdiğini gördük. Artık bu ekonomik istikrarın bittiğini, yerini ciddi hayat pahalılığı ve ekonomik sorunlara bıraktığını gözlemledik. Kimliği ne olursa olsun insanlar yaşam mücadelesi vermeye çalışıyor. 2002’den 2011’e kadar mutlu bir Türkiye görüyorduk. İnsanlar eleştirse de yarınlarını görebiliyordu. 2018’den başlayarak her farklı eğilimin mutsuz olduğu her alanda görülüyor. Birlikte yaşamanın zorlaştığı, kurumlarına güvenmediği ve insanların kendini yönetenlere güvenmediği bir yöne doğru gittik. Türkiye’nin psikolojisi hem toplum hem bireysel olarak bozulmaya başladı. Her kimlik talebi, vatandaşlık hak talebi. Hem geçmişi hem bugünü eleştirip yeni toplumsal sistemi ona göre inşa etmek gerekiyor.”

Araştırmacı Galip Dalay ise Türkiye’nin son yıllarda dış politikada donmuş krizleri eritmeye çalışan bir politika izlediğini belirterek, şunları söyledi:

“Bunu Azerbaycan’da Suriye’de Karabağ’da Doğu Akdeniz’de gördük. Türkiye’nin ulusal güvenlik olarak kodladığı meselelerle sınırın ileri aşamasında karşılaşmasını gördük. Devlet dışı aktörlerle çalıştığını gördük. Savunmacı mı yayılmacı bir politika mı? Her ikisi de söyleniyor. Türkiye’nin ne stratejisi belli ne de kime karşı otonomi arayışı olduğu belli… Bu bir sorun. Türkiye bölgesel bir aktör. Bunu ilk defa yaşamıyoruz. Bütün tartışmalara rağmen Türkiye’nin bir stratejisi olduğu kanaatında değilim. İç politikada da net bir rotası yok.”

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Hatem Ete ise siyasetin çok hareketli bir dönem yaşadığını ifade ederek, “Bu nedenle bu webinar serisine kimliklerin dönüşümünü eksene alalım diye düşündük. Siyaset ve dış politikadaki hareketlilik hemen yansıma bulmasa da yapısal ve derinden kalıcı olarak toplumsal siyasal kimlikleri de dönüştürüyor. Türkiye şimdi bu aşamada. Siyasal ve toplumsal kimlikler de ciddi bir dönüşüm arifesinde. Bütün kimlikler değişiyor. Siyasal kimlikler kırılmalar yaşıyor, dönüşüyor” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Gündem

Deva’dan İktidara ‘Gri Liste’ Tepkisi ‘Uyarılarımız dikkate alınmadığı için Türkiye gri listeye alındı’ – İnternet Haber

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu,Türkiye’nin Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından kara para aklama ve …

Published

on

By

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu,Türkiye’nin Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda ‘gri liste’ye alınmasına tepki gösterdi.

Geçtiğimiz yıl Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesi Kanun Teklifinin Meclis’te görüşüldüğü sırada, söz konusu kanun teklifinin maksadının dışında düzenlemeler içerdiğine ve buna karşın teklifte kara para aklama, yolsuzluk ve terörizmin finansmanının önlenmesi konusunda etkili tedbirlere yer verilmediğine dair görüşlerini dile getirdiklerini söyleyen Yeneroğlu’nun açıklamaları şöyle:

‘Müzakere kültüründen tamamen uzaklaşan iktidar nedeniyle bugün gri listedeyiz’

İktidarı dernek ve vakıflara yönelik aşırı kısıtlamalardan vazgeçmesi gerektiği konusunda uyardıklarını belirten Yeneroğlu:

“Ancak müzakere kültüründen tamamen uzaklaşan iktidar nedeniyle bugün FATF’in kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda ‘yeterince çaba göstermeyen’ ülkelerin bulunduğu ‘gri liste’sinde yer almaktayız. DEVA Partisi olarak söz konusu kanun teklifi hakkında FATF eleştirilerinin odağında olan ‘Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler’ ile ilgili FATF düzenlemelerine uyum için herhangi bir değişiklik yapılmamasını eleştirmiş ve uyarılarda bulunmuştuk. Ne yazık ki, geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu da Türkiye’de idarenin şeffaf çalışmadığını, ihalelerin açık bir şekilde gerçekleştirilmediğini ve yolsuzluk konularında yargının siyasi etkiye açık olduğunu ifade etti. FATF da yolsuzlukla mücadele konusunda yeterli çabanın gösterilmediğini aynı şekilde tespit etti.”

‘Belediyelerdeki kayyum rejimi FATF düzenlemelerine uyum adı altında STK’lara uyarlanmıştır’

“FATF, sivil toplum kuruluşlarının yasa içerisinde faaliyet gösterdiği müddetçe faaliyetlerine müdahale edilmemesi ve engellenmemesi; öte yandan terörizmin sivil toplum kuruluşları üzerinden finanse edilmesinin önüne geçmek için de gerçek riske dayalı denetimi hayata geçirmesi gerektiğini ortaya koydu. Yasal faaliyette bulunan dernek ve vakıfların terörle suçlanmaması ve faaliyetlerinin önlenmemesi, öte yandan Türkiye’nin özellikle uluslararası terör örgütlerinin para akışlarının sağlandığı bir merkez olmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Fakat ne yazık ki hükûmet bugüne kadar bunun neredeyse tam tersini yapmış, geçtiğimiz yıl çıkarılan söz konusu Kanun ile de belediyelerdeki kayyum rejimi FATF düzenlemelerine uyum adı altında sivil toplum kuruluşlarına uyarlanmıştır.”

‘Bu kararla birlikte Türkiye’nin yurtdışı sermaye piyasalarına erişimi ve bankacılık işlemleri yapması daha da zorlaşacaktır.’

“Türkiye’nin gri listeye alınması, risk primi yüksek olan ülkemizi daha da riskli hale getirmiştir. Bu kararla birlikte Türkiye’nin yurtdışı sermaye piyasalarına erişimi ve bankacılık işlemleri yapması daha da zorlaşacaktır. Pahalı olan dış kaynaklar ne yazık ki daha da pahalılaşacaktır.”

‘DEVA Partisi olarak hükûmete çağrıda bulunuyoruz’

1- Yolsuzluk ve rüşveti önlemek için şeffaflık kurallarını hayata geçirin. Siyasi nüfuz sahibi kişilerle alakalı uluslararası kriterleri iç hukuka uyarlayın.

2- Türkiye’nin bir kara para aklama ve uluslararası terör örgütlerinin nakit akışını gerçekleştirdiği bir merkez ülke olmasını engelleyin.

3- Terörizmin finansmanını önleme kanunlarını sivil toplum kuruluşları üzerinde bir sopa olarak kullanmaktan vazgeçin. Dernek ve vakıflara ilişkin mevzuatı derhal demokratik toplum düzeninin gerekliliklerine uygun hale getirin.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Gündem

En Çok Trafik Cezası Araç Plakalarına Kesildi – İnternet Haber

2021 yılının ilk 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı sebeplerden dolayı …

Published

on

By

2021 yılının ilk 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı sebeplerden dolayı meydana geldi. Uygulanan denetimlerde ise 9 aylık dönemde 13 milyon 838 bin 997 trafik cezası kesildiği görülürken, bu cezaların 11 milyon 103 bin 937 ile büyük bir kısmının araç plakasına uygulandığı kaydedildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı (trafik.gov.tr) verilerinden elde edilen bilgilere göre, 2021 yılının 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı meydana geldi. Bu kazalarda bin 797 kişi olay yerinde yaşamını yitirirken, 202 bin 501 kişi ise yaralandı. Ayrıca 2021 yılının geneline bakıldığında kazaların en çok yandan çarpma şeklinde olduğu görüldü. Ülke genelinde uygulanan trafik cezalarının adetsel dağılımına bakıldığında ise yaya, yolcu, sürücü ve araç plakası olmak üzere 2021 yılının ilk 9 ayında toplam 13 milyon 833 bin 997 ceza kesildiği saptandı.

Medya takip kurumu Ajans Press, trafik kazaları ile alakalı basına yansıyan haber adetlerini çıkardı. Ajans Press’in dijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre 2021 yılı içerisinde trafik kazaları ile alakalı basına 12 bin 329 haber yansıdığı tespit edildi. 2021 yılının başından bugüne kadar yapılan haber incelemesinde trafik kazalarının en çok yerel yayınlarda yer aldığı görülürken, online mecrada çıkan haber sayısının 35 binden fazla olduğu kaydedildi. Özellikle şehirlerarası yolcu taşımacılığında meydana gelen kazaların medyanın da gündeminde olduğu görüldü.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Gündem

İl Müdürü Özen: İklim Değişikliğine Karşı Önlemlerimizi Vakit Kaybetmeden Almalıyız – İnternet Haber

İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nde İklim Değişikliği ve Tarıma Etkilerini konuşmak üzere düzenlenen toplantıda üreticilerle bir araya gelen İl …

Published

on

By

İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nde İklim Değişikliği ve Tarıma Etkilerini konuşmak üzere düzenlenen toplantıda üreticilerle bir araya gelen İl Müdürlüğü yöneticileri, iklim değişikliği sürecini ve alınması gereken önlemleri değerlendirdi. FAO tarafından uygulanan bir proje vasıtasıyla düzenlenen toplantıya uzman konuk olarak İklimbilimci Prof. Dr. Murat Türkeş de katıldı.

Toplantının açılışında konuşan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, iklim değişikliğinden en çok etkilenen sektörün tarım olduğunu hatırlattı ve bu konuda önlemlerin vakit kaybetmeden alınması gerektiğini söyledi. Tarımsal faaliyetler ve su kullanımı konusunda üreticilere seslenen Özen, “Kuraklık önümüzdeki yılların en önemli sorunu olacak. Artık sulamada geleneksel yöntemlerden uzaklaşmalıyız. Salma sulama yöntemleri yerine modern sistemleri tercih etmeye, suyumuzu doğru kullanmaya mecburuz.

Üreticilerimizin Duyarlı Olması Gerekiyor

Kuraklığa daha dayanıklı ve daha az sulama isteyen alternatif tarım ürünlerine ve tekniklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bizler de tüm tarım teşkilatı olarak, Bakanlığımızın destekleri vasıtasıyla ve yerelde İzmirli üreticilerimiz için alacağımız tedbirlerle sizlerin yanında olacağız. Kurum ve kuruluşlar bu süreci çok iyi yönetse bile, başarılı olmak için üreticilerimizin bu konuya sahip çıkmaları ve duyarlı yaklaşmaları gerekiyor. İklim değişikliği sürecinin olumsuz etkilerinden en az şekilde etkilenmemiz için bu şart.” Dedi.

Toplantıda katılımcılara iklim değişikliğinin dünyada ve Türkiye’deki etkilerinden bahseden Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliği krizinden en çok etkilenen ülkelerden birinin Türkiye olacağını belirterek “1980 lerin başından bu yana afetlerin artması ve hava sıcaklıklarının yükselmesi bize önemli sorunların geleceğini işaret ediyor. Türkiye Suptropik iklimden tropik iklime geçiş yapıyor. Her alanda ciddi bir risk yönetimi şart” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending