Connect with us

Ekonomi Haber

Geleceğin üretim bandını insan ve robot iş birliği inşa edecek – İnternet Haber

Çok sayıda sektöre ileri otomasyon çözümleriyle hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik konusunda katma değer sağlayan Mitsubishi …

Published

on

Çok sayıda sektöre ileri otomasyon çözümleriyle hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik konusunda katma değer sağlayan Mitsubishi Electric, 5-7 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen Robot Yatırımları Zirvesi ve Sergisi’ne katıldı. Zirvede sanayinin çağın gereklerine uygun üretim kabiliyeti kazanması için geliştirilen yeni nesil MELFA ASSISTA kolaboratif robot teknolojisini sektör profesyonelleriyle buluşturan şirket, insan iş gücünü asiste eden bu teknolojisiyle büyük ilgi gördü. Zirve özelinde gerçekleştirilen panel kapsamında sunum yapan Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel; fabrikaların dijital dönüşüm süreci, robot ve insan iş birliğine odaklanan teknolojilerin üretime etkisi hakkında güncel bilgiler verdi.

İleri otomasyon teknolojileriyle sanayiye yüksek katma değer sağlayan Mitsubishi Electric, sadece robot teknolojisine odaklanan Türkiye’nin prestijli organizasyonlarından Robot Yatırımları Zirvesi ve Sergisi’ndeki yerini aldı. 5-7 Ekim tarihleri arasında Viaport Marina Expo Center İstanbul Tuzla’da gerçekleşen ve dünyanın her yerinden binlerce ziyaretçiye ev sahipliğe yapan zirvede Mitsubishi Electric, robotik üretim sistemlerinin toplam sahip olma maliyetini azaltan ve insan iş gücünü asiste eden cobot teknolojisini tanıttı. Akıllı üretim anlayışında ve otomasyonun geleceğinde çığır açan özellikleriyle zirvenin en dikkat çeken teknolojileri arasında yer alan MELFA ASSISTA serisi kolaboratif robotlar diğer bir deyişle cobotlar, üretime kazandırdığı hibrit kabiliyeti fuar katılımcılarının yakından deneyimlemesini sağladı.

Zirvenin ilk günü “Fabrikaların Dijital Dönüşümü ve İleri Robot Teknolojileri’’ konusunda bir sunum gerçekleştiren Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, markanın ileri teknolojiye sahip yeni nesil robotlarıyla üretimin dijitalleşmesine yaptığı katkıyı katılımcılarla paylaştı.

Tüketicilerin beklenti ve ihtiyaçlarını anlayabilen yeni nesil robotlar

Gerçekleştirdiği sunumda robot kullanımının hızla yaygınlaştığı yeni endüstri çağında geleneksel teknolojilerin değişen ve kişiselleşen tüketici beklentilerini karşılamada yetersiz olduğuna dikkat çeken Tolga Bizel; “Rutin işleri yapan geleneksel robotlar değişen tüketici alışkanlıklarına uyum sağlayamıyor. Yapay zekâyla desteklenmiş robotlarımız ise başından sonuna kadar sisteme müdahale edebiliyor. Üç boyutlu kamerasıyla ürünleri görüyor, yapay zekâ uygulamalarıyla ürünü en iyi hangi kısımdan tutabileceğini saptıyor ve başarı oranına da karar vererek bir sonraki çalışmada tutacağı farklı ürünler için yorumlar geliştirebiliyor. Böylece, geometrisi ve şekli farklı ürünü tutmak için daha önceki deneyimlerinden yararlanıyor ve uzun ayar zamanlamasına gerek kalmadan kendi kendine çalışmaya başlıyor. Tüm bu gelişmelere baktığımızda; gelecekte sabit duran robotlar yerine fabrika içinde hareket eden, kamerayla çevreyi gören, ürünü en iyi kapasiteyle tutabilen, insanla iş birliği yapan ve en önemlisi çalışana çarpmadan güvenle iş yapabilecek robotlarla çalışmanın yaygınlaşacağını öngörüyoruz” dedi.

Üretimde ihtiyaç duyulan esneklik ancak insan ve robot iş birliğiyle mümkün

Kişiselleştirilmiş ürünlere olan talebin gittikçe arttığını ifade eden Bizel; “Ancak sadece insanların veya sadece robotların çalıştığı üretim bantlarıyla bu esnekliği sağlamamız mümkün değil. Esnek üretim bantları ancak robot ve insan iş birliğine dayanan çalışma prensibiyle mümkün. Robotun insanın bilinci ve iş arkadaşlığına, insanın da işini kolaylaştıracak mekanik bir partnere ihtiyacı var. Kolaboratif robot kavramı da tam bu ihtiyaç doğrultusunda ortaya çıktı. Biz de Mitsubishi Electric olarak tasarladığımız cobotlar ile üretim esnasında ihtiyaç duyulan esneme kabiliyetini üst düzeye çıkararak endüstriyel anlamda büyük avantaj sağlıyoruz. MELFA ASSISTA serisi kolaboratif robotlarımız istenildiği takdirde iş birlikçi ya da endüstriyel robot olarak çalışabiliyor” diye belirtti.

Mitsubishi Electric’ten kolay ayarlanabilir, basit arayüzlü cobotlar

Cobot alanında standartları belirleyen firma konumuna ulaşmayı hedeflediklerini söyleyen Tolga Bizel; “Şirket olarak insan ve robotların iş birliğiyle çalışacağı üretim yaklaşımımızdan hareketle hem robotların hem de çalışma ortamının yapay zekâyla desteklendiği bütüncül bir sistem sunuyoruz. Bu konuda çok öncü çalışmalara imza atıyor ve robotları ayrıcalıklı kılan özellikler geliştiriyoruz. Örneğin cobotlarımızın tüm eksenleri kolaboratif özelliklere sahip. Bu özellik sayesinde ekipmanların insanlara zarar vermeyecek fonksiyonlara sahip olmasını sağlıyoruz. Üstelik cobotlarımız tabletten programlanabiliyor ve bu sistemimiz, sürükle bırak gibi çok basit işlemlerle program algoritmasını hayata geçirilebiliyor. Bu robotlarımızın öne çıkan diğer bir özelliği ise ara yüzünün çok kolay ve kullanıcı dostu olması. Entegre edilmiş görüntü işleme teknolojisine de sahip olan robotlarımız, elle ayarlama ihtiyacını ortadan kaldırarak, en az 3-5 saat sürebilecek ayarlama zahmetinden kurtarıyor. Her adımı kontrol etme zorunluluğunu minimize eden cobotlarımız, proses yönetimini çok hızlı bir şekilde gerçekleştirmeye imkan tanıyor. Aynı zamanda cobotlarımızın tüm ürün ailemizle entegre çalışabilecek bir alt yapısı bulunuyor. İstenildiği taktirde global bir haberleşme ağıyla da cihaza kolaylıkla bağlanılabiliyor. Ek olarak, ileri teknolojilerimizle robotlarımızın ayar sürelerinde yüzde 80’e kadar tasarruf yapmak ve tanıma oranlarını da yüzde 30’a kadar artırmak mümkün” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Ekonomi Haber

Etik değerler muhasebe ve finans sektörünün kalbinde yer alır – İnternet Haber

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın Dünya Etik Günü nedeniyle düzenlediği “Covid Döneminde Meslek Etiği” konulu webinara …

Published

on

By

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın Dünya Etik Günü nedeniyle düzenlediği “Covid Döneminde Meslek Etiği” konulu webinara katılan ACCA Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Afganistan Bölge Başkanı Filiz Demiröz, muhasebe ve finans profesyonellerinin katıldığı küresel anketin sonuçlarını anlattı.

Etik değerlerin muhasebe ve finans sektörünün kalbinde yer aldığını söyleyen Demiröz, “Ankete katılan muhasebe ve finans profesyonellerinin 20’si önümüzdeki iki yıl içinde kendisinin veya tanıdığı birinin iş hayatında etik değerlerden ödün verilmesiyle karşı karşıya kalacağını öngörüyor” dedi.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası İSMMMO tarafından düzenlenen “Covid Döneminde Meslek Etiği” konulu webinar 21 Ekim 2021 tarihinde Dünya Etik Günü’nde gerçekleşti. Webinarda konuşan ACCA Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Afganistan Bölge Başkanı Filiz Demiröz, “Covid-19 Dönemi İçinde Etik Değerler” başlığıyla yaptığı konuşmada muhasebe ve finans profesyonellerinin katıldığı küresel anketin sonuçlarını aktardı.

Dünyanın 178 ülkesinde 233 binden fazla üyesi bulunan küresel bir finans ve muhasebe meslek kuruluşu olan ACCA’nın 2020’de yaptığı küresel anketin sonuçlarını anlatan Filiz Demiröz, şunları söyledi:

“ACCA, Eylül 2020 tarihinde ACCA ve Institute of Management Accountants (IMA) üyelerinin katılımı ile küresel bir anket gerçekleştirdi. Bu anketin sonuçlarına göre, muhasebe ve finans profesyonellerinin 20’si doğrudan veya bir iş arkadaşı aracılığıyla Covid-19 sebebiyle etik yaklaşımdan ödün verilmesinin söz konusu olduğuna şahit oldu. Etik değerleri ve yaklaşımlarından ödün verilmesinin söz konusu olduğu durumların 25’i teknolojinin kullanımı ile alakalı oldu. Muhasebe ve finans profesyonellerinin 20’si önümüzdeki iki yıl içinde kendisinin veya tanıdığı birinin iş hayatında etik değerlerden ödün verilmesiyle karşı karşıya kalacağını öngörüyor. İçinde bulunduğumuz dönemde toparlanma muhakkak öncelikli, ancak bunun sağlanması etik ve kamu yararına hizmet eden bir şekilde olmalı.”

ETİK DEĞERLERE UYUM HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ HALE GELDİ

Filiz Demiröz, Covid-19’un iş dünyasında profesyonellerin ve işverenlerin etik davranışı riske atabilecekleri yeni zorluklar yaratması etik değerlere uyumun hem işletmeler hem de muhasebe ve finans fonksiyonları için her zamankinden daha önemli hale geldiğine dikkat çekti. Demiröz, “Muhasebe ve finans profesyonelleri, kamu yararı ilkesi uyarınca toplumların ve ekonomilerin sürdürülebilirliği için etik sorunlarla mücadele etmelerine faydalı olacak yeni ve farklı mesleki yetkinliklere sahip olmak için çalışmalılar” dedi.

Etik değerlerin ACCA için muhasebe ve finans mesleğinin tam kalbinde yer aldığını belirten Filiz Demiröz, “Etik, aynı zamanda kurum kültürümüzün, gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin, ACCA Ruhsat yolculuğunun, müfredatımızın ve sürekli mesleki eğitimlerimizin de merkezinde yer alır” diyerek, şunları söyledi:

“Geleceğin sürdürülebilir muhasebe ve finans profesyonellerinin sahip olması gerektiğini düşündüğümüz 7 temel yeteneği olduğunu tespit ettik. Bu yeteneklerden biri de etik. Zira ACCA’e göre günümüz ve geleceğin iş dünyasında stratejik düşünen, en yüksek mesleki ve etik standartlara sahip, büyük resmi görebilen finans ve muhasebe profesyonellerine ihtiyaç duyulmaktadır. Öte yandan, ACCA Ruhsatı’na sahip olmak isteyen muhasebe ve finans profesyonellerinin, 21 saat süren online Etik ve Mesleki Beceriler Modülü’nü tamamlamaları gerekir. Ayrıca tüm üye ve adaylarımız uymakla yükümlü olduğu Etik ve Davranış Koduyla Etik konusundaki çerçeve çizilmiş durumdadır.”

Küçük ve orta ölçekli muhasebe bürolarının (SMP’ler) kamusal ve toplumsal refahı sağlayan güçlü kuruluşlar olduğunun altını çizen Filiz Demiröz, şöyle devam etti: “Kamu yararını gözetme ilkesinden yola çıkarak canla başla çalışan küçük ve orta ölçekli muhasebe büroları, 2020’li yıllarda, müşterileri olan KOBİ’lere ve ekonomiye katkıda bulunmaya devam etmek için muhasebe alanındaki dijital teknolojileri benimsemeli. Ayrıca bu alanda ortaya çıkabilecek sorunlarla karşılaşmaya hazır olmalılar. Ancak sahip oldukları güçlü mesleki etik değerler ve mesleki muhakeme ile sorunları çözebileceklerdir.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Rolls-Royce, Boeing ve World Energy, yüzde 100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı ile yapılacak uçuş için güçlerini birleştirdi – İnternet Haber

Rolls-Royce, Boeing ve World Energy’le bir araya gelerek yürüttüğü çalışmalar bünyesinde yüzde 100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ile …

Published

on

By

Rolls-Royce, Boeing ve World Energy’le bir araya gelerek yürüttüğü çalışmalar bünyesinde yüzde 100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ile güçlendirilmiş Trent 1000 motoru bulunan 747 Flying Testbed uçağının test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.

Testleri başarıyla tamamlayan uçak, Arizona’daki Tucson havaalanından kalkış yaparken, üzerindeki Trent 1000 motorunda yalnızca yüzde 100 SAF yakıtı kullanarak, kalan üç RB211 motorunda ise standart jet yakıtı kullanarak gökyüzüyle buluşmayı başardı. Bunun yanı sıra uçak, New Mexico ve Texas’ı geçerek 3 saat 54 dakika sonra kalkış yaptığı havaalanına başarıyla dönüş sağladı. Uçuş sonrasında elde edilen veriler, uçuş esnasında herhangi bir mühendislik sorunu yaşanmadığını teyit ederken, yakıtın ticari kullanıma uygunluğunu doğrulayan daha ileri bulguları da gözler önüne serdi.

Bu testin doğrulanması ile birlikte Rolls-Royce, Trent XWB ve Pearl motorlarının hem yerde hem de havada gerçekleştirilen testlerini pekiştirerek, yüzde 100 SAF’ın benimsenmesine öncülük etmeye devam ediyor. Öte yandan şirket, tüm Trent motorlarının 2023 yılına kadar yüzde 100 SAF ile uyumlu olacağını teyit ediyor. Rolls-Royce ayrıca uzun mesafeli havacılığın net sıfıra geçişini sağlamak üzere, UN Race to Zero ile belirlenen hedeflerin de ötesine geçmek için havacılık sektörüne ve hükûmetlere iş birliği çağrısında bulunuyor.

Günümüzde hâlihazırda faaliyet gösteren uçaklar, geleneksel jet yakıtlarla yüzde 50’yevaran oranda karıştırılmış SAF yakıtı ile çalışmak için gerekli onaylara sahip. Bu oranı daha da yukarılara taşımak üzere Rolls-Royce, harmanlanmamış SAF onayına ilişkin çalışmaları desteklemeye devam ediyor. Yürütülen bu çalışmalar ise, özellikle önümüzdeki yıllarda gaz türbinlerinin güç yoğunluğunu gerektirecek uzun mesafeli hava yolculuklarında sürdürülebilirliği desteklemek için önemli bir noktada bulunuyor.

Sektör genelinde SAF kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan Rolls-Royce ise, testi yapılan uçağın modifikasyonları konusunda teknik destek ve gözetim sağlamasının yanı sıra uçak sistemlerinin de yüzde 100 SAF ile planlanan şekilde çalışmasını güvence altına alan Boeing ile yakın bir iş birliği gerçekleştiriyor. Şirket ayrıca, uçuş için düşük karbonlu yakıt sağlayabilmek adına dünyanın ilk ve ABD’nin tek ticari ölçekli SAF üretim şirketi olan World Energy ile güçlerini birleştiriyor.

Daha geniş bir havacılık iklim eylem planının bir parçası…

SAF üretiminin önemli ölçüde artırılmasına yönelik ilk ihtiyaç, yakın zamanda ABD yönetimi tarafından, 2030 yılına kadar yılda üç milyar galon yakıt üretilmesi için Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Teşvik Programı’nın başlatılmasıyla kabul edildi. Bu durum, önümüzdeki aylarda açıklanması beklenen daha geniş bir havacılık iklim eylem planının bir parçasını oluşturuyor. Avrupa Komisyonu ise, AB havalimanlarında sağlanan yakıtlara SAF yakıtının dâhil edilmesini zorunlu kılmayı hedeflerken bu doğrultuda bir ReFuelEU Aviation önerisi oluşturuyor. Bu öneriyle belirlenen oranın ise 2050 yılına kadar yüzde 63’e ulaşması bekleniyor.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Rolls-Royce Sivil Havacılık Ürün Geliştirme ve Teknoloji Direktörü Simon Burr şunları söyledi: “Rolls-Royce olarak endüstrimizi karbondan arındırmak için harekete geçmemiz gerekiyor. Gerçekleştirdiğimiz bu uçuş ile de yüzde 100 SAF’ın sektörümüzde sorunsuz bir şekilde kullanılmaya başlanmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Buna ek olarak, tüm uçak teknolojisi çözümlerinin bu tip bir değişime hazır olduğundan emin olmak için çeşitli iş birlikleri yapmaya devam ediyoruz.”

Yapılan iş birliği hakkında yorumlarını dile getiren Boeing Çevresel Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Sheila Remes ise şöyle dedi: “Yüzde 100 SAF yakıtla yapılan bu uçuşta Rolls-Royce ve World Energy ile ortak olmak bizim için oldukça gurur verici. Elde ettiğimiz bu başarı, SAF’ın uzun vadede geleneksel jet yakıtının yerini alabileceğini ve önümüzdeki 20-30 yıl içinde havacılığın karbondan arındırılması için uygulanabilir bir yenilenebilir enerji çözümü olduğunu gözler önüne seriyor.”

World Energy CEO’su Gene Gebolys ise yapılan işbirliğinin havacılık için önemini vurgularken, konu ile ilgili görüşlerini “Dünyadaki ilk ve ABD’deki tek SAF üreticisi olarak ortaklarımızın yürüttükleri bu öncü çalışmaları takdir ediyoruz. Rolls-Royce’un, kendi ürettiği jet motorlarına bizim ürettiğimiz yüzde 100 yenilenebilir SAF ile güç sağlamanın uygulanabilirliğini ortaya koyma çabası, fosil yakıtsız uçuşlara geçiş için sağlam bir zemin hazırlıyor. Yapılan bu çalışma kritik bir önem taşıyor. Bu dönemde bizimle birlikte çalıştığı için Rolls-Royce’a teşekkür ediyoruz.” diyerek paylaştı.

Rolls-Royce Flying Testbed, verimliliği ve dayanıklılığı artıran ve aynı zamanda Rolls-Royce’un karbondan arındırma stratejisini destekleyen motorla ilgili çeşitli testleri yürütmek için kullanılıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Hyundai’nin Marka Değeri Tırmanışa Geçti. – İnternet Haber

Hyundai Motor Company, Interbrand’e göre marka değerini yüzde 6 artırarak 15 milyara çıkardı. Yedi yıldan bu yana dünyanın en iyi 30 markası …

Published

on

By

  • Hyundai Motor Company, Interbrand’e göre marka değerini yüzde 6 artırarak 15 milyara çıkardı.
  • Yedi yıldan bu yana dünyanın en iyi 30 markası arasında yer alan Hyundai, zirveye doğru koşuyor.
  • Elektirifikasyon ve mobilite alanındaki ilerleme, marka değeri açısından oldukça önemli rol oynadı.

Hyundai Motor Company, marka değerini 2021 yılında yüzde 6 oranında artırarak toplam 15.1 milyar dolar seviyesine çıkardı. Aynı zamanda dünyanın en iyi 30 markası arasında yerleşen Hyundai, böylelikle otomotiv dünyasındaki yeteneklerini, müşterilerin değer ve önem verdiği şekilde güçlendirdi. Dünya çapındaki bağımsız kuruluşlardan ödüller ve övgüler alan Hyundai, marka değeri açısından yedi yıl üstüte gelişim gösterirken aynı zamanda mobilite alanındaki hızlı çözümleriyle de geleceğe yönelik ciddi adımlar atmaya devam ediyor.

Son olarak Interbrand tarafından açıklanan bu önemli artışa, markanın çevre dostu elektrikli modelleri üretmesi ve akıllı mobilite uygulamaları önemli ölçüde katkıda bulundu. Aynı zamanda, 2045 yılına kadar karbon nötrlüğü ve hidrojen yakıt hücreli araçlar konusundaki gelişmeler de markanın yükselmesine yardımcı oldu.

Hyundai Motor Company, geleceğin akıllı mobilite cihazlarını ve hizmetlerini göstermek için bir akıllı şehir inşaatı projesi başlatırken aynı zamanda bu insan merkezli, doğa dostu yerleşim bölgesi, şehir içindeki yoğun araç trafiği ve çevre kirliliği gibi kentleşme sorunlarını da ele alıyor. Urban Air Mobility (UAM) adı verilen bu konsept, robotik ve otonom elektrikli araçları gelecekte yoğun bir şekilde kullanmayı amaçlıyor. Buna ek olarak, 2030 yılına kadar hava taksilerinin günlük kullanımını öngören Hyundai, bu planları ve stratejileri sayesinde ödülleri toplarken aynı zamanda otoriteler tarafından da her zaman en üst sıralarda değerlendiriliyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending