Connect with us

Gündem

Doğada 450 Yılda Çözünen Maskeler, Artık Gezegenimizi Tehdit Etmeyecek! – İnternet Haber

Covid-19 hastalığı ile mücadelede bireysel tedbirlerin başında gelen maskeler, çevresel boyutlarıyla gezegenimizi tehdit ediyor. Okyanusların …

Published

on

Covid-19 hastalığı ile mücadelede bireysel tedbirlerin başında gelen maskeler, çevresel boyutlarıyla gezegenimizi tehdit ediyor. Okyanusların korunması için çalışan OceansAsia’nın raporuna gore okyanuslarda yaklaşık 1,6 milyar maske yüzüyor ve tek bir maskenin tamamen yok olması 450 yıl sürüyor.

Abalıoğlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren Hifyber, sürdürülebilir yaşam için geri dönüştürülebilir hammaddelerden ürettiği “Nanofiber Filtre Medyası” ilemaskelerin artık çevresel bir sorun teşkil etmeyeceğini açıkladı.

Dünya genelinde görülen yeni tip koronavirüs hastalığı (COVID-19) nedeniyle dünya zor bir dönemden geçiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün de bir pandemi olarak kabul ettiği Covid-19 hastalığı ile mücadelede bireysel tedbirler hayati önem taşıyor. Bireysel tedbirlerin başında gelen maske, çevresel boyutlarıyla gezegenimizi tehdit ediyor.

Avrupa’da maskeden kaynaklı atık miktarı günde yaklaşık 445 milyon

Koronavirüs salgınına karşı birçok ülkede kamuya açık alanlarda maske takılmasının zorunlu hale getirilmesi ile birlikte günde yaklaşık 3.4 milyar tek kullanımlık yüz maskesinin atıldığı tahmin ediliyor. Covid öncesinde de çevreyi tehdit eden maskeler, pandemiyle birlikte ciddi bir atık sorununa neden oldu. Tahminlere göre Avrupa’da maskeden kaynaklı atık miktarı günde yaklaşık 445 milyon.

Türkiye’de maskeden kaynaklı atık miktarı günde yaklaşık 6 milyon ton

84 milyon nüfuslu Türkiye‘de ise maske kullanım oranının yüzde 80, atılan günlük yüz maskelerinin yaklaşık 51 milyon ve toplam plastik atık miktarının ise yaklaşık 6 milyon ton olduğu tahmin ediliyor.

Okyanuslarda yaklaşık 1,6 milyar maske yüzüyor

Okyanusların korunması için çalışan OceansAsia’nın Aralık 2020 tarihli ‘Masks on the Beach: The Impact of COVID-19 on Marine Plastic Pollution’ başlıklı raporuna gore okyanuslarda yaklaşık 1,6 milyar maske yüzüyor.

Tek bir maskenin tamamen yok olması 450 yıl sürüyor

Raporda; maskelerin 4 bin 680 ila 6 bin 240 ton arasında deniz kirliliğine yol açtığı ve tek bir maskenin tamamen yok olmasının 450 yıl kadar süreceği belirtiliyor.

Çevre felaketi ile karşı karşıyayız

Dünya genelinde maskelerin nasıl güvenli bir şekilde atılacağı ve geri dönüştürüleceği konusunda çok az rehberlik sağlanıyor. Bu konuda dünyada iyi bir bertaraf uygulaması olmadığı için ciddi bir çevre felaketi ile karşı karşıyayız.

Hifyber’ın Nanofiber Filtre Medyası” ile maskeler, geri dönüştürülebiliyor

Abalıoğlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren Hifyber, yüz maskesi ürünleri için çevreci ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimseyerek, geliştirdiği çevreci Nanofiber Filtre Medyası”nı piyasaya sürdü.

Hifyber Genel Müdürü Ahmet Özbecetek, şirket olarak çevredeki plastik atıkların azaltılmasını yönünde çalışmalarına hız kesmeden devam etiklerini ve bu kapsamda biyolojik olarak doğada parçalanabilir özellikte filtre medyası geliştirdiklerini açıkladı. Özbecetek: “Hifyber olarak AR-GE çalışmalarımızı; “çevreyi, insanı ve inovasyonu” odağımıza alarak yürütüyoruz. Hifyberyüz maskelerinde kullanılmak üzere geliştirdiğimiz “Nanofiber Filtre Medyası”nı çevreye duyduğumuz sorumluluk bilinci ile geri dönüştürülebilir hammaddelerden üretiyoruz.

Maskelerin 90’ı uzun ömürlü plastik malzemelerden üretiliyor

Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan maskelerin yüzde 90’ı uzun ömürlü plastik malzemelerden üretiliyor. Kullanım sonrası çevreye rastgele atılan bu maskeler, 450 yıl çevrede kalarak; doğayı, canlıları ve insan yaşamını tehdit ediyor. Hifyber olarak maskelerin çevresel bir tehdit oluşturmasını önlemek amacıyla yaklaşık bir yıl süren AR-GE çalışmalarımızın sonunda geliştirdiğimiz “HF-BIO60 yüz maskesi filtrasyon katmanı” ile çevre dostu bir yaklaşım benimsiyoruz.

“Sürdürülebilir yaşama katkı sağlıyoruz”

EN13432 standardına uygun olarak kontrollü koşullar altında, yüksek teknoloji nanofiberlerle birlikte biyolojik olarak parçalanabilen ürünümüz ile; çevre dostu bir şekilde yaşamak, bireysel karbon ayak izini azaltmak ve gezegenimizi korumak isteyen herkese yardımcı olarak, sürdürülebilir yaşama katkı sağlıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

HF-BIO60 yüz maskesi filtrasyon katmanı ile maskelerde; N95, N99, FFP1, FFP2 ve FFP3 gibi çeşitli verimlilik seviyeleri elde edilebiliyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Gündem

Deva’dan İktidara ‘Gri Liste’ Tepkisi ‘Uyarılarımız dikkate alınmadığı için Türkiye gri listeye alındı’ – İnternet Haber

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu,Türkiye’nin Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından kara para aklama ve …

Published

on

By

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu,Türkiye’nin Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda ‘gri liste’ye alınmasına tepki gösterdi.

Geçtiğimiz yıl Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesi Kanun Teklifinin Meclis’te görüşüldüğü sırada, söz konusu kanun teklifinin maksadının dışında düzenlemeler içerdiğine ve buna karşın teklifte kara para aklama, yolsuzluk ve terörizmin finansmanının önlenmesi konusunda etkili tedbirlere yer verilmediğine dair görüşlerini dile getirdiklerini söyleyen Yeneroğlu’nun açıklamaları şöyle:

‘Müzakere kültüründen tamamen uzaklaşan iktidar nedeniyle bugün gri listedeyiz’

İktidarı dernek ve vakıflara yönelik aşırı kısıtlamalardan vazgeçmesi gerektiği konusunda uyardıklarını belirten Yeneroğlu:

“Ancak müzakere kültüründen tamamen uzaklaşan iktidar nedeniyle bugün FATF’in kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda ‘yeterince çaba göstermeyen’ ülkelerin bulunduğu ‘gri liste’sinde yer almaktayız. DEVA Partisi olarak söz konusu kanun teklifi hakkında FATF eleştirilerinin odağında olan ‘Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler’ ile ilgili FATF düzenlemelerine uyum için herhangi bir değişiklik yapılmamasını eleştirmiş ve uyarılarda bulunmuştuk. Ne yazık ki, geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu da Türkiye’de idarenin şeffaf çalışmadığını, ihalelerin açık bir şekilde gerçekleştirilmediğini ve yolsuzluk konularında yargının siyasi etkiye açık olduğunu ifade etti. FATF da yolsuzlukla mücadele konusunda yeterli çabanın gösterilmediğini aynı şekilde tespit etti.”

‘Belediyelerdeki kayyum rejimi FATF düzenlemelerine uyum adı altında STK’lara uyarlanmıştır’

“FATF, sivil toplum kuruluşlarının yasa içerisinde faaliyet gösterdiği müddetçe faaliyetlerine müdahale edilmemesi ve engellenmemesi; öte yandan terörizmin sivil toplum kuruluşları üzerinden finanse edilmesinin önüne geçmek için de gerçek riske dayalı denetimi hayata geçirmesi gerektiğini ortaya koydu. Yasal faaliyette bulunan dernek ve vakıfların terörle suçlanmaması ve faaliyetlerinin önlenmemesi, öte yandan Türkiye’nin özellikle uluslararası terör örgütlerinin para akışlarının sağlandığı bir merkez olmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Fakat ne yazık ki hükûmet bugüne kadar bunun neredeyse tam tersini yapmış, geçtiğimiz yıl çıkarılan söz konusu Kanun ile de belediyelerdeki kayyum rejimi FATF düzenlemelerine uyum adı altında sivil toplum kuruluşlarına uyarlanmıştır.”

‘Bu kararla birlikte Türkiye’nin yurtdışı sermaye piyasalarına erişimi ve bankacılık işlemleri yapması daha da zorlaşacaktır.’

“Türkiye’nin gri listeye alınması, risk primi yüksek olan ülkemizi daha da riskli hale getirmiştir. Bu kararla birlikte Türkiye’nin yurtdışı sermaye piyasalarına erişimi ve bankacılık işlemleri yapması daha da zorlaşacaktır. Pahalı olan dış kaynaklar ne yazık ki daha da pahalılaşacaktır.”

‘DEVA Partisi olarak hükûmete çağrıda bulunuyoruz’

1- Yolsuzluk ve rüşveti önlemek için şeffaflık kurallarını hayata geçirin. Siyasi nüfuz sahibi kişilerle alakalı uluslararası kriterleri iç hukuka uyarlayın.

2- Türkiye’nin bir kara para aklama ve uluslararası terör örgütlerinin nakit akışını gerçekleştirdiği bir merkez ülke olmasını engelleyin.

3- Terörizmin finansmanını önleme kanunlarını sivil toplum kuruluşları üzerinde bir sopa olarak kullanmaktan vazgeçin. Dernek ve vakıflara ilişkin mevzuatı derhal demokratik toplum düzeninin gerekliliklerine uygun hale getirin.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Gündem

En Çok Trafik Cezası Araç Plakalarına Kesildi – İnternet Haber

2021 yılının ilk 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı sebeplerden dolayı …

Published

on

By

2021 yılının ilk 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı sebeplerden dolayı meydana geldi. Uygulanan denetimlerde ise 9 aylık dönemde 13 milyon 838 bin 997 trafik cezası kesildiği görülürken, bu cezaların 11 milyon 103 bin 937 ile büyük bir kısmının araç plakasına uygulandığı kaydedildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı (trafik.gov.tr) verilerinden elde edilen bilgilere göre, 2021 yılının 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı meydana geldi. Bu kazalarda bin 797 kişi olay yerinde yaşamını yitirirken, 202 bin 501 kişi ise yaralandı. Ayrıca 2021 yılının geneline bakıldığında kazaların en çok yandan çarpma şeklinde olduğu görüldü. Ülke genelinde uygulanan trafik cezalarının adetsel dağılımına bakıldığında ise yaya, yolcu, sürücü ve araç plakası olmak üzere 2021 yılının ilk 9 ayında toplam 13 milyon 833 bin 997 ceza kesildiği saptandı.

Medya takip kurumu Ajans Press, trafik kazaları ile alakalı basına yansıyan haber adetlerini çıkardı. Ajans Press’in dijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre 2021 yılı içerisinde trafik kazaları ile alakalı basına 12 bin 329 haber yansıdığı tespit edildi. 2021 yılının başından bugüne kadar yapılan haber incelemesinde trafik kazalarının en çok yerel yayınlarda yer aldığı görülürken, online mecrada çıkan haber sayısının 35 binden fazla olduğu kaydedildi. Özellikle şehirlerarası yolcu taşımacılığında meydana gelen kazaların medyanın da gündeminde olduğu görüldü.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Gündem

İl Müdürü Özen: İklim Değişikliğine Karşı Önlemlerimizi Vakit Kaybetmeden Almalıyız – İnternet Haber

İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nde İklim Değişikliği ve Tarıma Etkilerini konuşmak üzere düzenlenen toplantıda üreticilerle bir araya gelen İl …

Published

on

By

İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nde İklim Değişikliği ve Tarıma Etkilerini konuşmak üzere düzenlenen toplantıda üreticilerle bir araya gelen İl Müdürlüğü yöneticileri, iklim değişikliği sürecini ve alınması gereken önlemleri değerlendirdi. FAO tarafından uygulanan bir proje vasıtasıyla düzenlenen toplantıya uzman konuk olarak İklimbilimci Prof. Dr. Murat Türkeş de katıldı.

Toplantının açılışında konuşan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, iklim değişikliğinden en çok etkilenen sektörün tarım olduğunu hatırlattı ve bu konuda önlemlerin vakit kaybetmeden alınması gerektiğini söyledi. Tarımsal faaliyetler ve su kullanımı konusunda üreticilere seslenen Özen, “Kuraklık önümüzdeki yılların en önemli sorunu olacak. Artık sulamada geleneksel yöntemlerden uzaklaşmalıyız. Salma sulama yöntemleri yerine modern sistemleri tercih etmeye, suyumuzu doğru kullanmaya mecburuz.

Üreticilerimizin Duyarlı Olması Gerekiyor

Kuraklığa daha dayanıklı ve daha az sulama isteyen alternatif tarım ürünlerine ve tekniklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bizler de tüm tarım teşkilatı olarak, Bakanlığımızın destekleri vasıtasıyla ve yerelde İzmirli üreticilerimiz için alacağımız tedbirlerle sizlerin yanında olacağız. Kurum ve kuruluşlar bu süreci çok iyi yönetse bile, başarılı olmak için üreticilerimizin bu konuya sahip çıkmaları ve duyarlı yaklaşmaları gerekiyor. İklim değişikliği sürecinin olumsuz etkilerinden en az şekilde etkilenmemiz için bu şart.” Dedi.

Toplantıda katılımcılara iklim değişikliğinin dünyada ve Türkiye’deki etkilerinden bahseden Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliği krizinden en çok etkilenen ülkelerden birinin Türkiye olacağını belirterek “1980 lerin başından bu yana afetlerin artması ve hava sıcaklıklarının yükselmesi bize önemli sorunların geleceğini işaret ediyor. Türkiye Suptropik iklimden tropik iklime geçiş yapıyor. Her alanda ciddi bir risk yönetimi şart” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending