Connect with us

Kültür-Sanat Haberleri

Ahmet Güneştekin’in “hafıza odası” Diyarbakır’da açılıyor – İnternet Haber

PİLEVNELİ, Ahmet Güneştekin’in Hafıza Odası adlı sergisini 16 Ekim – 31 Aralık 2021 tarihleri arasında Diyarbakır, Keçi Burcu’nda açıyor …

Published

on

PİLEVNELİ, Ahmet Güneştekin’in Hafıza Odası adlı sergisini 16 Ekim – 31 Aralık 2021 tarihleri arasında Diyarbakır, Keçi Burcu’nda açıyor. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde ve PİLEVNELİ tarafından gerçekleştirilen sergi, sanatçının nesnelere biçim verişini gösteren çeşitli mecralardan çalışmalarını bir araya getiriyor.

Hafıza Odası sanatsal hatırla(t)ma biçimlerini araştırıyor ve başka türlü sesi hiç duyulmadan kalacak, tamamen unutulacak olanların silinmiş seslerini duyulur kılma yollarını gösteriyor. Güneştekin’in çalışmaları epistemik direniş tarzlarını göstererek resmî söyleme meydan okuyan karşı hafızalara yer açıyor, geçmişin parçalara ayrılmış hatıralarıyla dayanışma geliştiriyor.

Sanatçının nesne yerleştirmelerinden ve videolarından oluşan Hafıza Odası’nda bu eserler sessizlikleri ve eşsizlikleri, görülmemişlikleriyle bir yokluğa tanıklık ediyor, bu yokluktan ortaya çıkan tarihi anlatıyor ve yokluğun, noksanlığın, inatçı bekleyişiyle bugünün peşini kovalamasını, hatırlanıp anlatılmadıkça bu hafıza alanına talip olmaktan vazgeçmeyeceğini daima hatırlatma görevi yapıyor. Sanatçının mitolojiyi ve ikonografik unsurları kullanarak yeni bir anlatı olanağı oluşturduğu boyutlu çalışmaları, heykelleri ve kırkyamaları da sergilenecek işler arasında yer alıyor.

Hafıza Odası, sanatçının ses ve görüntüleri yeniden düzenleme biçimlerine odaklanarak şu soruları soruyor: Tanığı olmayan tarihsel olayların hafızası nerededir? Olaylara tanık olmuş kişiler öldüğünde anıları nereye gider? Fotoğrafı çekilmeyen görüntüler nerede saklıdır? Kamera ile kaydedilmeyen olayların arkalarında bıraktığı izler nelerdir? Peki ya yas imkânı tanınmazsa ne olur? Başka bir ifadeyle, eksiklik bir imge aracılığıyla telafi edilemiyorsa, çünkü eksik olan ölmüş bir kişi değil de ölümün kendisiyse, o zaman ne olur?

Olay, bekletilme vasfında sağ kalıyor. Tam olarak hatırlanamayan, ama hesaplaşılmamış bir geçmiş olarak inatla direnç gösteren bir şey o; henüz hatırlanmamış, tarihi henüz yazılmamış olan bir geçmiş. Yaşanmış bazı şeylerin görüntüleri sadece onları o anda görmüş olanların zihinlerinde mevcutken, bazı olayların artık ölülerin ruhlarından başka gözlemcisi kalmamıştır. Onları nasıl işitilir kılabiliriz, deneyimin, hafızanın ve tarihin alanlarında nasıl kapsayabiliriz onları? Sanatçının Hafıza Odası’nda sergilenen işlerinin materyali belleğinde taşıdığı bu imgesiz geçmişin görünümleridir.

Güneştekin’in yerleştirmeleri, olayların silinmesine, bunların zorunlu tarihsel tekerrürüne ve unutulmaya direnirken gösterdikleri dikbaşlılığa tanıklık edebilecek bir gramer yerleştiriyor. Unutuluşa direniş, ortaya çıkarmaktan çok sessizce eşlik etme görevi gören bir hafızanın çatlaklarına, ara boşluklarına sığınıp orada yaşayabilme becerilerine bağlı. Bu yüzden o olaylar tam da yas tutma ve hatırlama imkânlarının tanınmadığı yerlerde başka bir dil konuşuyorlar. Sanatçının enstalasyonları, sesi duyulmamışların adına konuşmaya yeltenmiyor. Bunlar susturulmuş yok oluşun elle tutulamayan, taşan fazlasını temsil ediyorlar.

Fakat burada söz konusu olan, yokluğu eserde kuvvetli bir şekilde ortaya konan, henüz anlatılmamış bir tarihin var olma talebi değil yalnızca. Mesele bu sessizliğin yaratmaya devam ettiği ve resmî olarak, kurumsal olarak silindikçe gelecekte de yaratmaya devam edeceği tekrar eden, süren etkiler. Geçmiş, unutulmaya direnmesiyle hatırlanıyor burada; dahası sadece direnişle, kaybının tekrar eden deneyimi üstünden gösterdiği bu direnişle hatırlanıyor.

Sanatçının eserleri yalnızca hafızanın, açığa çıkmak için, hakkı teslim edilmek ve dinlenmek için başka yol bulamadığı zaman aldığı biçimleri temsil etmiyor. Eserler başkalarının yerine konuşmaya, onlara ses vermeye veya başka türlü bir rahatlama sağlamaya da kalkışmıyor; yası tutulmamış ölülerle bedensiz isimler arasındaki kurgusal karşılaşmanın temsil ettiği imkânsız yasın yerini almaya girişmiyor. Onlar yalnızca bu kavranması, hayal edilmesi imkânsız yasa, boş ve hayaletvâri varlığı üzerinden eşlik ediyorlar. İsimsiz ölü bedenler ile ağlanan, gömülen, hafıza ile unutulmuşluğun geçiş eşiğinde hatırlanan bedensiz isimler arasındaki karşılaşmada keşfettiğimiz şey bir yolun hikâyesi; bu yol, başka türlü yüzleşmenin mümkün olmayacağı bir şimdi’de, özür dileme, telafi etme imkânına çıkıyor.

Sanatçı için bellek, amorf, sürekli değişen bir görüntü alanıdır. Şekillendirilmeye ve tekrar tekrar müzakere edilmeye açık, kişisel olanla müşterek olanın, geçmiş ile geleceğin kesiştiği noktada durmaktadır. Hafıza Odası’ndaki işlerin ortaya çıkardığı, sanatsal hatırla(t)ma biçimlerinin, henüz çözüme ulaşmamış bir geçmişi yeniden yazmanın yollarını açabileceğidir.

Sergiye PİLEVNELİ’nin yayınladığı kapsamlı bir kitap eşlik ediyor. Yayın, Şener Özmen’in sanatçının siyasi ve kültürel tarih bağlamlarıyla iç içe geçmiş araştırma ve uygulamalarına çok katmanlı bir okuma sunduğu makalesini içeriyor. Kitapta ayrıca, Özmen ile Güneştekin’in serginin teorik çerçevesini ele aldıkları ve günümüz çağdaş sanat politikalarıyla ilgili önemli konuları tartıştıkları kapsamlı bir söyleşiye de yer veriliyor. Sergiye sponsor olan kurumlar arasında Deniz Bank, Arçelik, Tatko Grup ve Lokal Enerji alıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Kültür-Sanat Haberleri

Yansımalar’dan 30. yıl konseri 25 Ekim’de Trump Sahne’de – İnternet Haber

Müzik dünyasında 30. yılını kutlayan Yansımalar grubu, 25 Ekim Pazartesi günü saat 20:30’da Trump Sahne’de müzikseverlerle buluşuyor. Aziz Şenol …

Published

on

By

Müzik dünyasında 30. yılını kutlayan Yansımalar grubu, 25 Ekim Pazartesi günü saat 20:30’da Trump Sahne’de müzikseverlerle buluşuyor.

Aziz Şenol Filiz ve Birol Yayla’nın 90’lı yılların başlarında yayınlanan ilk albümleri ile müzik yolculuğuna başlayan Yansımalar, çeyrek asrı aşan müzik serüvenini dinleyicileriyle paylaşacak.

Yansımalar, klasikleşmiş parçalarının yanı sıra 30. Yıl konserleri için özel düzenlenmiş repertuarı ile dinleyicilerini 30 yıllık içsel bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor.

Yansımalar grubunda Aziz Şenol Filiz, ney; Birol Yayla, gitar ve tanbur; Cem Tuncer, gitar; Erdal Akyol, kontrbas; Ediz Hafızoğlu ise vurmalı çalgılar çalıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Kültür-Sanat Haberleri

Çağdaş sanatın yeni adresi Bursa Zindankapı’da ‘Zamansızlık Şarkısı” sergisi açıldı – İnternet Haber

Bursa’nın yeni kültür ve sanat merkezi Zindankapı içerisindeki Güncel Sanat Galerisi, ilk sergisi ‘Zamansızlık Şarkısı’ ile kapılarını ziyarete …

Published

on

By

Bursa’nın yeni kültür ve sanat merkezi Zindankapı içerisindeki Güncel Sanat Galerisi, ilk sergisi ‘Zamansızlık Şarkısı’ ile kapılarını ziyarete açtı. Derya Yücel’in küratörlüğünde, Cengiz Tekin, Çağrı Saray, Gülçin Aksoy, Işıl Çelik, Meliha Sözeri, Nezaket Ekici, Osman Dinç, Şefik Özcan, Vahit Tuna ve Yaşam Şaşmazer’in katılımıyla gerçekleşen sergi 17 Ocak 2022’ye kadar ziyarete açık.

Kadim şehir Bursa’nın 2500 yıllık mirası Zindankapı, aslına uygun bir restorasyonun ardından, Büyükşehir Belediyesi inisiyatifiyle yeniden hayat buldu. Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kullanılan zindanların yer aldığı yapı, artık interaktif bir dijital müzeye ve birbirinden zengin sergilerin yer alacağı güncel sanat galerisine ev sahipliği yapıyor.

Bunlardan ilki olan “Zamansızlık Şarkısı,” Derya Yücel küratörlüğünde günümüz sanatçılarının zaman kavramına dair yorumlarını ortaya koyarken, geçmişin hafızasını taşıyan bu mekânda yepyeni bir pencere açıyor. Çağdaş sanat alanında varlık gösteren birbirinden değerli sanatçılara ait yerleştirme, heykel, desen ve video eserleri, adeta zindanların yarattığı zamansız bir mekânı sanat ile tamamlıyor.

Derya Yücel: ‘Geçmişin hafızasını taşıyan, bu hafızadan ise şimdiye dair bir anlam yaratan ve bu anlamı sanat aracılığıyla geleceğe aktarmaya başlayacak olan Bursa Zindankapı, “zamansızlık” kavramına bir çerçeve sunmakta’

Serginin küratörü Derya Yücel serginini çerçevesini şu şekilde açıklıyor: ‘Zaman kavramı, fizikten psikolojiye, felsefeden sosyolojiye kadar birçok düşünce ve bilim kuramına kaynaklık etmiştir. İnsan, varoluş, algı ve bellek gibi olguların da zaman kavramı üzerine temellenerek açıklanması ve farklı bakış açılarıyla ele alınması çok uzun zamandır sanat alanında da izlenir. Zaman, bilimsel olarak mutlak ve göreli olarak ele alınmış olsa da çoğu düşünür zamanın bir noktadan diğerine doğru hareket eden kesintisiz, dinamik ve tekrar etmeyen bir olgu olduğunu ileri sürmektedir. Geçmiş ile gelecek zamanı bağlayan ve aynı zamanda onlarla sınır oluşturan “şimdiki an”ın, zamanın sürekliliği ve bağlantısı olduğu söylenebilir. Bellek de geçmişin ve geleceğin şimdi içindeki bu birlikteliğinden beslenmektedir.

Geçmişin hafızasını taşıyan, bu hafızadan ise şimdiye dair bir anlam yaratan ve bu anlamı sanat aracılığıyla geleceğe aktarmaya başlayacak olan Bursa Zindankapı, “zamansızlık” kavramına bir çerçeve sunmakta. Duvarları, kuleleri, burçları ve zindanları ile Bitinya Krallığı döneminde inşa edilen surlarda bulunan 2 bin 500 yıllık Zindankapı, kentin sınırlarını da belirlemiş olan savunma mimarisinin bir parçası. Yakın bir geçmişte kentin tarihi silüetine bir anı-anıt olarak yeniden kazandırılan bu mekanlar Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyor. Zindankapı’ya adını veren 7m2’lik altı zindan ile kule giriş ve zindancı odalarının mekân olarak kullanıldığı “Zamansızlık Şarkısı,” günümüz sanatçılarının zaman kavramını nasıl algıladıkları, geçmiş ile gelecek arasında yaşanan şimdileri ortaya koyma biçimleri, kendi iç zamanları ile başkalarının zamanları arasındaki bağı sorgulama şekilleri, zamanın sürekliği içinde insanın durağanlığının biçimi gibi birçok katmanı aralayacakları disiplinler arası yapıtları bir araya getiriyor.

Zindanlar, nesnel, kronolojik, doğrusal, ölçülüp biçilen sınırlı zamanın olmadığı bir uzam yaratıyor. Katman katman bir süreklilik ve geçirgenlik taşıyan zindanlar, zaman ve mekânı belirsizleştiriyor. Dışarısı ve içerisi ayrımında kendi iç zamanını ve ritmini belirlemiş olan bir uzamda sanatçılar da zaman katmanlarını yorumluyor. Zamanın sonsuz ya da sonlu yapısı içerisinde sınırları olmayan gerçeklik gibi, havada asılı kalmış bir zamansızlığın şarkısı mekâna yayılıyor.’

Sergi 17 Ocak 2022’ye kadar devam edecek

Sergiyi 17 Ocak 2022 tarihine kadar ücretsiz ziyaret edebilir ve Zindankapı’da tarihin, kültürün, sanatın ve sosyal hayatın sentezine siz de katılabilirsiniz.

Sizi surların içinde bir yolculuğa çıkaracak olan Zindankapı Güncel Sanat Galerisi, önümüzdeki aylarda birbirinden farklı sergilere de ev sahipliği yapacak.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Kültür-Sanat Haberleri

Beril Anılanmert’in “Seyir Defteri” Sergisi İş Sanat’ta – İnternet Haber

Kuruluşundan günümüze Türk plastik sanatlar tarihinin usta isimlerini ağırlayan İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, 22. sezonuna seramik sanatçısı …

Published

on

By

Kuruluşundan günümüze Türk plastik sanatlar tarihinin usta isimlerini ağırlayan İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, 22. sezonuna seramik sanatçısı Beril Anılanmert’in “Seyir Defteri” başlıklı sergisi ile merhaba diyor. Anılanmert’in Tunus, Makedonya ve Çanakkale’de yaptığı çalışmalar ve tanık olduğu kültürel yapıları ele aldığı sergi, 8 Ocak 2022 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Farklı tekniklerdeki seramik formları ile tanınan Anılanmert’in “Seyir Defteri”nde sanatçının önceki yıllarda açtığı pek çok sergiden örneklerin yanı sıra son zamanlarda ürettiği yeni eserleri de yer alıyor. Sergide seramik formlar, pentür karakterindeki karolar, enstalasyonlar, kâğıt üzerine karışık malzeme ile yapılmış desenler ve resimler sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçılığının yanı sıra akademik bir kariyeri de olan Anılanmert’in teorik bilgi birikiminin ve sanat alanındaki kesintisiz üretiminin yansıdığı sergide sanatçı, zaman zaman seramik malzemenin dışına taşmayı, giderek farklı disiplinlere yönelmeyi seçiyor. Sanatçı geniş bir bakış açısıyla oluşturduğu yapıtlarına düşünsel-eleştirel bir boyut da katıyor. Böylece sanatseverlerin karşısına dünya ölçeğinde toplumsal çözümlemelerin, felsefî yaklaşımların estetik sonuçları da çıkıyor.

Sanatçının yapıtları arasındaki sürekliliğin ve ilişkinin hissedildiği sergide, seramik sanatçılarının çok uzun bir zaman dilimini baştan sona, sondan başa durmaksızın kat ettiği görülüyor.

Geleneksellik ile günümüz teknoloji koşulları arasında sürekli gidiş-gelişler ortaya koyan bu sergi, bir yandan Anılanmert’in sanatında kat ettiği yola bir ışık tutarken, öte yandan onun hayata bakış açısının da ipuçlarını gösteriyor. Yaşamı farklı açılardan ele alarak kendine özgü kurguladığı görsel diliyle bireyin ve toplumun içinden geçtiği evreleri tuvalleri aracılığıyla yansıtan sanatçı, yapıtlarında insanı dünyanın güncel sorunlarıyla buluşturan özgür bir yaklaşım sergiliyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending