Connect with us

Gündem

Zirvenin yıldızları ProManage Cloud ve Computer Vision oldu – İnternet Haber

Geleceği şekillendiren teknolojileriyle sanayiye katma değer sağlayan Doruk, deneyimlerini ve teknolojilerini Endüstri 4.0 Uygulamaları Zirvesi …

Published

on

Geleceği şekillendiren teknolojileriyle sanayiye katma değer sağlayan Doruk, deneyimlerini ve teknolojilerini Endüstri 4.0 Uygulamaları Zirvesi ve Sergisi’nde anlattı

Akıllı fabrika teknolojilerinin mimarı Doruk, sektör profesyonelleriyle dijitalleşme yatırımı yapmak isteyen firmaları buluşturan Endüstri 4.0 Uygulamaları Zirvesi ve Sergisi’ne katıldı. 5-7 Ekim tarihleri arasında Tuzla’da gerçekleşen zirvede Doruk; yapay zekâ ile veri toplamada fark yaratan ‘Kamera Görüntülerinin Dijital Veriye Dönüştürülmesi Teknolojisi’ olan Computer Vision’ı ve KOBİ’lerin dijitalleşmesine öncülük eden devrim niteliğindeki ProManage Cloud teknolojisi ile ziyaretçilerden tam not aldı. Zirve panelinde sunum yapan Doruk Yönetim Kurulu Üyesi ve ProManage Corporation Genel Müdürü Aylin Tülay Özden, KOBİ’lere dijital dönüşüm yolculuklarında yol gösterecek bilgiler paylaştı. Sunumda Özden’in sorularını yanıtlayan ProManage MES/MOM ve Dijital Dönüşüm Proje Direktörü Devrim Balaban ise denetim mekanizmalarının dijitalleşmesine dair merak edilenleri katılımcılarla paylaştı.

Dünya genelinde 300’den fazla fabrikanın dijital dönüşümünü gerçekleştiren Doruk, üreticilere rehber olmayı hedefleyen Endüstri 4.0 Uygulamaları Zirvesi ve Sergisi’nde yer aldı. 5-7 Ekim tarihleri arasında Tuzla Viaport Marina Expo Center’da gerçekleşen zirvede yenilikçi teknolojilerini tanıtan Doruk, ziyaretçilerin dijitalleşme yolculuklarına rehberlik edecek etkinliklere imza attı. Zirvenin ikinci günü “Üretim yapan KOBİ’lerin hedefledikleri tedarik zincirlerine dahil olarak büyümelerinde dijitalleşmenin kilit rolü” konulu bir sunum yapan Doruk Yönetim Kurulu Üyesi ve ProManage Corporation Genel Müdürü Aylin Tülay Özden; “Yeni endüstri çağında dijitalleşme yoluyla üretim operasyonlarını proaktif olarak yönetebilen firmalar çok büyük kazanımlar elde ediyor. Çünkü dijital ve akıllı iş çözümleri firmaların rekabette kendilerine yer edinebilmeleri için çok önemli bir araç” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Doruk teknolojileri zirvede büyük ilgi gördü

Zirve boyunca inovatif teknolojileriyle sektör profesyonellerinin yoğun ilgisiyle karşılaşan Doruk yerli ve yabancı birçok yatırımcıyla birebir görüşmeler sağladı. Şirket özellikle de KOBİ’ler başta olmak üzere üreticilerin pratik ve hızlı bir şekilde dijitalleşmesine imkân tanıyan devrim niteliğindeki yeni teknolojisi ProManage Cloud ile yatırımcıların dikkatini çekti. Zirvede aynı zamanda ürün tanıma/kimliklendirme, ürün sayma, yeniden işleme, manuel montaj gibi noktalarda operasyon adeti süresi ölçme, ürün kalite kontrol ve montaj hattı boyunca operasyon kalite uygunluğunu doğrulamak için geliştirilen Computer Vision’ tanıtan Doruk, dijitalleşme adımı atmak isteyen sektör temsilcilerinden tam not aldı. Doruk Yönetim Kurulu Üyesi ve ProManage Corporation Genel Müdürü Aylin Tülay Özden ve Doruk MES/MOM ve Dijital Dönüşüm Proje Direktörü Devrim Balaban’ın soru-cevap şeklinde ilerleyen söyleşilerinde ise dijitalleşmenin üretim yönetimine olan katkıları ve firmalara olan kazanımları masaya yatırıldı.

Rekabette kazanmanın formülü: Tasarım, üretim yöntemi, kârlılık ve çeviklik

Firmaların rekabette öncü olmaları için çözmeleri gereken dört önemli unsur olduğunu söyleyen Özden; “Bunlardan ilki ürün tasarımı. Eğer üretilen ürün dijitalleşen dünyada sanayinin ve müşterilerin üreticiden almayı beklediği ürün değilse gidilen yol yanlıştır. İkinci unsur inovatif üretim yolları. En inovatif ürünü üretsek bile yeterince inovatif yollarla üretebilmeli ve siparişten sevkiyata kadar kullandığımız yöntemlerin dijital dünyayla uyumlu olması gerekiyor. Üçüncü unsur verimlilik. İşletmenin yeterince kâr etmesi ve maliyetlerini kontrol altında tutuyor olması lazım. Dördüncü ve son unsur ise çeviklik. Eğer bir firma daha az sayıda sipariş partilerini hızlı teslim edebiliyorsa çeviktir ve tüm bunları onu rekabette öne geçirir” diye belirtti.

IoT verileri, operasyonel süreçleri iyileştirmek için kullanılmalı

Yaptığı sunumla dijital araçların tedarik zincirinin beklentilerine cevap verilebileceğine dikkat çeken Özden; “Firmaların tedarikçilerden malzemeleri almaları, bunları takip etmeleri, fabrika girişinde ürünün hangi tedarikçiden geldiğinin takibini yapmaları gerekiyor. Aynı şekilde işletmeler de üretim esnasında da IoT datalarını toplamaları gerekiyor. Bu aşamada üretilen ürünle ilgili tüm bilgilerin merkezde toplanması da kritik bir süreç. IoT platformu ile tüm bunlar çok kolay ve etkili bir şekilde yürütülebiliyor. Sensörler veya akıllı cihazlar aracılığıyla toplanan bilgilerin ise operasyonel yönetim anlamında kullanılması gerekiyor. Ancak bu şekilde entegre kurumsal işletme yapısına doğru yol alınabiliyor” dedi.

Müşteriler, kendi kontrollerini yapabilen proaktif tedarikçilerle çalışmak istiyor

Panelde tedarik zincirinin firmalardan öz denetim beklediğini vurgulayan ProManage MES/MOM ve Dijital Dönüşüm Proje Direktörü Devrim Balaban ise “Tedarik zincirinin en tepesinde bulunan müşteri; kendi sistemlerini, alt yapısını, proseslerini takip eden, en önemlisi de öz denetimini yapabilen firmalarla çalışmak istiyor. Ayrıca kendi denetim mekanizmasını çalıştırırken de büyük eksiklikler görmek istemiyor. Bahsi geçen ölçümleri dijital uygulamalarla yapan işletmeler çok hızlı ve otomatik olarak verileri raporlayabiliyor. Denetim süresi de aynı oranda kısalmakla birlikte çok daha güvenilir sonuçlar elde etmeyi sağlıyor. Müşteri aynı zamanda KOBİ’den proaktif olmasını, olası sorunları önceden görüp ilgili adımları atmasını istiyor. Proaktif kültürü ve dijital alt yapısı olan işletmeler çok sağlıklı bir şekilde bu süreci yürütebiliyorlar” şeklinde konuştu.

Dijital araçlarla aynı üretim parkında yıllık 2,5 kat artış mümkün

Çalışma kültüründeki değişim, dijital araçları kullanabilecek nitelikli iş gücü ve doğru bir dijital iş ortağı seçmek gibi durumların dijitalleştirmeyi zorlaştırdığına değinen Devrim Balaban; dijitalleşmenin önünü açmak için hükümet ve sanayi odaları tarafından sunulan teşvikler olduğunu, bunların da firmaların çeşitli maliyetlerinin azalmasına katkı sağladığını ifade etti. Dijital araçlara yapılan yatırımın bir yıl gibi kısa sürede geri dönüşleri olduğunu söyleyerek Balaban’ın sözlerini destekleyen Aylin Tülay Özden ise dijitalleşme kültürünün firma içinde karşılık bulmasına dikkat çekti ve dijital araçların üretimde 2,5 kat artış sağladığını sözlerine ekledi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Gündem

Deva’dan İktidara ‘Gri Liste’ Tepkisi ‘Uyarılarımız dikkate alınmadığı için Türkiye gri listeye alındı’ – İnternet Haber

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu,Türkiye’nin Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından kara para aklama ve …

Published

on

By

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu,Türkiye’nin Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda ‘gri liste’ye alınmasına tepki gösterdi.

Geçtiğimiz yıl Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesi Kanun Teklifinin Meclis’te görüşüldüğü sırada, söz konusu kanun teklifinin maksadının dışında düzenlemeler içerdiğine ve buna karşın teklifte kara para aklama, yolsuzluk ve terörizmin finansmanının önlenmesi konusunda etkili tedbirlere yer verilmediğine dair görüşlerini dile getirdiklerini söyleyen Yeneroğlu’nun açıklamaları şöyle:

‘Müzakere kültüründen tamamen uzaklaşan iktidar nedeniyle bugün gri listedeyiz’

İktidarı dernek ve vakıflara yönelik aşırı kısıtlamalardan vazgeçmesi gerektiği konusunda uyardıklarını belirten Yeneroğlu:

“Ancak müzakere kültüründen tamamen uzaklaşan iktidar nedeniyle bugün FATF’in kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda ‘yeterince çaba göstermeyen’ ülkelerin bulunduğu ‘gri liste’sinde yer almaktayız. DEVA Partisi olarak söz konusu kanun teklifi hakkında FATF eleştirilerinin odağında olan ‘Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler’ ile ilgili FATF düzenlemelerine uyum için herhangi bir değişiklik yapılmamasını eleştirmiş ve uyarılarda bulunmuştuk. Ne yazık ki, geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu da Türkiye’de idarenin şeffaf çalışmadığını, ihalelerin açık bir şekilde gerçekleştirilmediğini ve yolsuzluk konularında yargının siyasi etkiye açık olduğunu ifade etti. FATF da yolsuzlukla mücadele konusunda yeterli çabanın gösterilmediğini aynı şekilde tespit etti.”

‘Belediyelerdeki kayyum rejimi FATF düzenlemelerine uyum adı altında STK’lara uyarlanmıştır’

“FATF, sivil toplum kuruluşlarının yasa içerisinde faaliyet gösterdiği müddetçe faaliyetlerine müdahale edilmemesi ve engellenmemesi; öte yandan terörizmin sivil toplum kuruluşları üzerinden finanse edilmesinin önüne geçmek için de gerçek riske dayalı denetimi hayata geçirmesi gerektiğini ortaya koydu. Yasal faaliyette bulunan dernek ve vakıfların terörle suçlanmaması ve faaliyetlerinin önlenmemesi, öte yandan Türkiye’nin özellikle uluslararası terör örgütlerinin para akışlarının sağlandığı bir merkez olmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Fakat ne yazık ki hükûmet bugüne kadar bunun neredeyse tam tersini yapmış, geçtiğimiz yıl çıkarılan söz konusu Kanun ile de belediyelerdeki kayyum rejimi FATF düzenlemelerine uyum adı altında sivil toplum kuruluşlarına uyarlanmıştır.”

‘Bu kararla birlikte Türkiye’nin yurtdışı sermaye piyasalarına erişimi ve bankacılık işlemleri yapması daha da zorlaşacaktır.’

“Türkiye’nin gri listeye alınması, risk primi yüksek olan ülkemizi daha da riskli hale getirmiştir. Bu kararla birlikte Türkiye’nin yurtdışı sermaye piyasalarına erişimi ve bankacılık işlemleri yapması daha da zorlaşacaktır. Pahalı olan dış kaynaklar ne yazık ki daha da pahalılaşacaktır.”

‘DEVA Partisi olarak hükûmete çağrıda bulunuyoruz’

1- Yolsuzluk ve rüşveti önlemek için şeffaflık kurallarını hayata geçirin. Siyasi nüfuz sahibi kişilerle alakalı uluslararası kriterleri iç hukuka uyarlayın.

2- Türkiye’nin bir kara para aklama ve uluslararası terör örgütlerinin nakit akışını gerçekleştirdiği bir merkez ülke olmasını engelleyin.

3- Terörizmin finansmanını önleme kanunlarını sivil toplum kuruluşları üzerinde bir sopa olarak kullanmaktan vazgeçin. Dernek ve vakıflara ilişkin mevzuatı derhal demokratik toplum düzeninin gerekliliklerine uygun hale getirin.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Gündem

En Çok Trafik Cezası Araç Plakalarına Kesildi – İnternet Haber

2021 yılının ilk 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı sebeplerden dolayı …

Published

on

By

2021 yılının ilk 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı sebeplerden dolayı meydana geldi. Uygulanan denetimlerde ise 9 aylık dönemde 13 milyon 838 bin 997 trafik cezası kesildiği görülürken, bu cezaların 11 milyon 103 bin 937 ile büyük bir kısmının araç plakasına uygulandığı kaydedildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı (trafik.gov.tr) verilerinden elde edilen bilgilere göre, 2021 yılının 9 aylık diliminde 308 bin 955 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 142 bin 555’ü sürücü kaynaklı meydana geldi. Bu kazalarda bin 797 kişi olay yerinde yaşamını yitirirken, 202 bin 501 kişi ise yaralandı. Ayrıca 2021 yılının geneline bakıldığında kazaların en çok yandan çarpma şeklinde olduğu görüldü. Ülke genelinde uygulanan trafik cezalarının adetsel dağılımına bakıldığında ise yaya, yolcu, sürücü ve araç plakası olmak üzere 2021 yılının ilk 9 ayında toplam 13 milyon 833 bin 997 ceza kesildiği saptandı.

Medya takip kurumu Ajans Press, trafik kazaları ile alakalı basına yansıyan haber adetlerini çıkardı. Ajans Press’in dijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre 2021 yılı içerisinde trafik kazaları ile alakalı basına 12 bin 329 haber yansıdığı tespit edildi. 2021 yılının başından bugüne kadar yapılan haber incelemesinde trafik kazalarının en çok yerel yayınlarda yer aldığı görülürken, online mecrada çıkan haber sayısının 35 binden fazla olduğu kaydedildi. Özellikle şehirlerarası yolcu taşımacılığında meydana gelen kazaların medyanın da gündeminde olduğu görüldü.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Gündem

İl Müdürü Özen: İklim Değişikliğine Karşı Önlemlerimizi Vakit Kaybetmeden Almalıyız – İnternet Haber

İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nde İklim Değişikliği ve Tarıma Etkilerini konuşmak üzere düzenlenen toplantıda üreticilerle bir araya gelen İl …

Published

on

By

İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nde İklim Değişikliği ve Tarıma Etkilerini konuşmak üzere düzenlenen toplantıda üreticilerle bir araya gelen İl Müdürlüğü yöneticileri, iklim değişikliği sürecini ve alınması gereken önlemleri değerlendirdi. FAO tarafından uygulanan bir proje vasıtasıyla düzenlenen toplantıya uzman konuk olarak İklimbilimci Prof. Dr. Murat Türkeş de katıldı.

Toplantının açılışında konuşan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, iklim değişikliğinden en çok etkilenen sektörün tarım olduğunu hatırlattı ve bu konuda önlemlerin vakit kaybetmeden alınması gerektiğini söyledi. Tarımsal faaliyetler ve su kullanımı konusunda üreticilere seslenen Özen, “Kuraklık önümüzdeki yılların en önemli sorunu olacak. Artık sulamada geleneksel yöntemlerden uzaklaşmalıyız. Salma sulama yöntemleri yerine modern sistemleri tercih etmeye, suyumuzu doğru kullanmaya mecburuz.

Üreticilerimizin Duyarlı Olması Gerekiyor

Kuraklığa daha dayanıklı ve daha az sulama isteyen alternatif tarım ürünlerine ve tekniklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bizler de tüm tarım teşkilatı olarak, Bakanlığımızın destekleri vasıtasıyla ve yerelde İzmirli üreticilerimiz için alacağımız tedbirlerle sizlerin yanında olacağız. Kurum ve kuruluşlar bu süreci çok iyi yönetse bile, başarılı olmak için üreticilerimizin bu konuya sahip çıkmaları ve duyarlı yaklaşmaları gerekiyor. İklim değişikliği sürecinin olumsuz etkilerinden en az şekilde etkilenmemiz için bu şart.” Dedi.

Toplantıda katılımcılara iklim değişikliğinin dünyada ve Türkiye’deki etkilerinden bahseden Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliği krizinden en çok etkilenen ülkelerden birinin Türkiye olacağını belirterek “1980 lerin başından bu yana afetlerin artması ve hava sıcaklıklarının yükselmesi bize önemli sorunların geleceğini işaret ediyor. Türkiye Suptropik iklimden tropik iklime geçiş yapıyor. Her alanda ciddi bir risk yönetimi şart” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending