Connect with us

Ekonomi Haber

Mavi Yakada Kadın İstihdamı Yüzde 17 – İnternet Haber

Lider küresel insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı firması Mercer, mavi yakalı çalışanlara yönelik gerçekleştirdiği ‘2021 Mavi Yaka Ücret …

Published

on

Lider küresel insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı firması Mercer, mavi yakalı çalışanlara yönelik gerçekleştirdiği ‘2021 Mavi Yaka Ücret Artışı ve Yan Haklar Politika & Uygulama Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Mavi yakalıların, 36 yaş ortalamasıyla genç bir çalışan profili çizdiği gözlemlenen araştırmanın sonuçlarına göre; çalışanların yüzde 83’ü erkek, yüzde 17’si ise kadınlardan oluşuyor. Bu anlamda mavi yakada cinsiyet eşitliğinin sağlanması için iş dünyasının yeni politikalar geliştirilmesi gerektiği, daha fazla kadın istihdamı sağlanabilmesine yönelik somut adımlar atılması gerekiyor. Araştırma, şirketlerin mavi yaka çalışanlar için şehir, bölge farklılıklarını da göz önüne alarak piyasa / ücret karşılaştırma analizleri yapmaları ve ücret politikalarını buna göre gözden geçirmeleri gerektiğine de dikkat çekiyor.

İstanbul, 05 Ekim 2021 – Türkiye’de yetenek yönetimi, ölçme ve değerlendirme, çalışan bağlılığı ve deneyimi, ücret araştırmaları, mobil işgücü (expat) yönetimi danışmanlığı, yan haklar ve esnek yan haklar danışmanlığı, bireysel emeklilik planları ve aktüeryal değerleme konularında insan kaynakları yönetim danışmanlığı hizmetleri sunan Mercer Türkiye, ‘2021 Mavi Yaka Ücret Artışı ve Yan Haklar Politika & Uygulama Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. 221 şirketin mavi yaka çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre; sendikalı şirketlerin özellikle kıdem teşvik ödeneği, ikramiye ödeneği ve gece vardiyası fark ödeme primine yönelik uygulamaları kullanarak ücretlendirmede sendikasız şirketlere göre fark yarattığı ön plana çıkıyor.

Mavi yakada kadın istihdamı yüzde 17

Araştırmanın sonuçlarına göre; Türkiye’de mavi yaka çalışan istihdamında 36 yaş ortalamasıyla genç bir çalışan profili ortaya çıkıyor. Çalışanların yüzde 83’ü erkek, yüzde 17’si ise kadın çalışanlardan oluşuyor. Kadın istihdam oranı; teknik rollerin yoğunlukta olduğu maden-metal sektöründe yüzde 5.6, teknolojide yüzde 6.9, otomotiv yan sanayide yüzde 8.7, kimyada yüzde 11.1 ve üretimde yüzde 13.7 gibi oldukça düşük oranlara sahip. Yüzde 33.9 ile hizmet, yüzde 34.6 ile bankacılık ve finansal hizmetler, yüzde 34.6 ile ilaç ve sağlık sektörlerinde ise kadın istihdam oranlarının daha yüksek olduğu görülüyor.

Yüzde 66’lık bir oranla teknoloji, yüzde 51.3 ile otomotiv yan sanayi, yüzde 43.8 ile maden metal sektörlerine iş gücü oluşturabilmeleri açısından meslek lisesi ve teknik liseli mezunlarının oldukça önemli bir etkiye sahip oldukları gözlemleniyor.

Ücret ve yan haklarda sendika ön plana çıkıyor

Araştırmaya göre; ücretlendirmeyle ilgili olarak, sendikalı şirketlerin özellikle kıdem teşvik ödeneği, ikramiye ödeneği ve gece vardiyası fark ödeme primine yönelik uygulamaları kullanarak ücretlendirmede sendikasız şirketlere göre fark yarattığı ortaya çıkıyor. Sendikalı şirketlerin yüzde 50’sinde kıdem teşvik ödeneği uygulaması bulunurken, sendikasız şirketlerde bu oran yüzde 24.1 olarak göze çarpıyor. Benzer şekilde, sendikalı şirketlerin yüzde 93’ünde mavi yakalı çalışanlara yönelik ikramiye ödeneği uygulaması bulunurken, bu oran sendikasız şirketlerde yüzde 47.3. Sendikasız şirketlerin yüzde 24.1’i gece vardiyası fark ödeme primini uygularken, sendikalı şirketlerin yüzde 90.7’sinde bu uygulama bulunuyor.

Sendikalı ve sendikasız şirketlerde yan hak uygulamalarının benzer olduğu gözlemlenirken, sendikalı şirketlerde cenaze yardımı, çocuk yardımı, çalışan çocukları için eğitim yardımı, giyim yardımı uygulamalarının daha yüksek oranlarda olduğu görülüyor. Sendikasız şirketlerin yüzde 11.1’inde işveren katılımlı bireysel emeklilik uygulaması bulunurken, sendikalı şirketlerde ise bu oran yüzde 16 civarında.

Sendikalı şirketlerdeki çalışanların işten ayrılma oranı yüzde 2.2 iken, sendikasız şirketlerde bu oran yüzde 4.5 olarak belirleniyor. Aradaki farkın nedenlerini anlamak için işten ayrılmaya etki eden faktörler incelendiğinde; sendikasız şirketler içerisindeki temel işten ayrılma sebebinin yüzde 54.7’lik bir oranla baz ücret olduğu gözlemleniyor.

Şirketlerin yüzde 43’ü özel sağlık sigortası uygulaması sunmuyor

Araştırmanın sonuçlarına göre tüm şirketlerde mavi yakalı çalışanlardan özel sağlık sigortasına sahip olanların oranı yüzde 25.5 olarak belirtiliyor. Çalışanların yüzde 31.5’u ise tamamlayıcı sağlık sigortasına sahip. Yüzde 43’ü ise bir özel sağlık sigortasından faydalanmıyor. Şirketlerin yüzde 21.9’u mavi yaka çalışanları için bir sağlık sigortası yapmayı düşünürken, yüzde 78.1’inin ise böyle bir planı bulunmuyor.

Şirketlerin yüzde 27.2’sinde mavi yaka çalışanlar bir hayat sigortası uygulamasından faydalanırken, yüzde 72.8’inin böyle imkanı bulunmuyor. Çalışanlarına hayat sigortası sunmayı planlayan şirketlerin oranı ise yüzde 7.5 olarak gözüküyor.

Ferdi kaza sigortası planı uygulaması sunan şirketlerin oranı yüzde 47.6 iken, sunmayan şirketlerin oranı ise yüzde 52.4 olarak gözüküyor. Şirketlerin yüzde 97.4’ü mavi yaka çalışına yönelik bir ferdi kaza sigortası planı sunmayı düşünmüyor.

Şadiye Azışık Kılcıgil: “Şirketler mavi yaka ücret ve yan haklar politikalarını gözden geçirmeli”

Türkiye’de 36 yaş ortalamasıyla mavi yakada genç bir çalışan profili olduğuna dikkat çeken Mercer Türkiye Kariyer Bölümü Ülke Lideri Şadiye Azışık Kılcıgil, “Araştırmamızın sonuçlarına göre; çalışanların yüzde 83’ü erkek, yüzde 17’si ise kadınlardan oluşuyor. Bu anlamda mavi yakada cinsiyet eşitliğinin sağlanması için iş dünyasının yeni politikalar geliştirilmesi gerektiği, daha fazla kadın istihdamı sağlanabilmesine yönelik somut adımlar atılması gerekiyor. Yine önemli bulgulardan biri; sendikalı şirketlerdeki çalışanların işten ayrılma oranı yüzde 2.2 iken, sendikasız şirketlerde bu oran yüzde 4.5 olarak belirleniyor. Aradaki farkın nedenlerini anlamak için işten ayrılmaya etki eden faktörler incelendiğinde; sendikasız şirketler içerisindeki temel işten ayrılma sebebinin yüzde 54.7’lik bir oranla baz ücret olduğu gözlemleniyor. Şirketlerin içerisinde bulunduğumuz yeni dünyaya hızlı adaptasyonu için mavi yaka işgücünü; hem ücret ve yan haklar hem de çalışma ortamı, çeşitlilik ve kapsayıcılık başlıklarında piyasa verilerinin yanı sıra şehir ve bölge farklılıklarını da göz önünde bulundurarak gözden geçirmeleri gerekiyor” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Ekonomi Haber

Etik değerler muhasebe ve finans sektörünün kalbinde yer alır – İnternet Haber

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın Dünya Etik Günü nedeniyle düzenlediği “Covid Döneminde Meslek Etiği” konulu webinara …

Published

on

By

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın Dünya Etik Günü nedeniyle düzenlediği “Covid Döneminde Meslek Etiği” konulu webinara katılan ACCA Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Afganistan Bölge Başkanı Filiz Demiröz, muhasebe ve finans profesyonellerinin katıldığı küresel anketin sonuçlarını anlattı.

Etik değerlerin muhasebe ve finans sektörünün kalbinde yer aldığını söyleyen Demiröz, “Ankete katılan muhasebe ve finans profesyonellerinin 20’si önümüzdeki iki yıl içinde kendisinin veya tanıdığı birinin iş hayatında etik değerlerden ödün verilmesiyle karşı karşıya kalacağını öngörüyor” dedi.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası İSMMMO tarafından düzenlenen “Covid Döneminde Meslek Etiği” konulu webinar 21 Ekim 2021 tarihinde Dünya Etik Günü’nde gerçekleşti. Webinarda konuşan ACCA Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Afganistan Bölge Başkanı Filiz Demiröz, “Covid-19 Dönemi İçinde Etik Değerler” başlığıyla yaptığı konuşmada muhasebe ve finans profesyonellerinin katıldığı küresel anketin sonuçlarını aktardı.

Dünyanın 178 ülkesinde 233 binden fazla üyesi bulunan küresel bir finans ve muhasebe meslek kuruluşu olan ACCA’nın 2020’de yaptığı küresel anketin sonuçlarını anlatan Filiz Demiröz, şunları söyledi:

“ACCA, Eylül 2020 tarihinde ACCA ve Institute of Management Accountants (IMA) üyelerinin katılımı ile küresel bir anket gerçekleştirdi. Bu anketin sonuçlarına göre, muhasebe ve finans profesyonellerinin 20’si doğrudan veya bir iş arkadaşı aracılığıyla Covid-19 sebebiyle etik yaklaşımdan ödün verilmesinin söz konusu olduğuna şahit oldu. Etik değerleri ve yaklaşımlarından ödün verilmesinin söz konusu olduğu durumların 25’i teknolojinin kullanımı ile alakalı oldu. Muhasebe ve finans profesyonellerinin 20’si önümüzdeki iki yıl içinde kendisinin veya tanıdığı birinin iş hayatında etik değerlerden ödün verilmesiyle karşı karşıya kalacağını öngörüyor. İçinde bulunduğumuz dönemde toparlanma muhakkak öncelikli, ancak bunun sağlanması etik ve kamu yararına hizmet eden bir şekilde olmalı.”

ETİK DEĞERLERE UYUM HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ HALE GELDİ

Filiz Demiröz, Covid-19’un iş dünyasında profesyonellerin ve işverenlerin etik davranışı riske atabilecekleri yeni zorluklar yaratması etik değerlere uyumun hem işletmeler hem de muhasebe ve finans fonksiyonları için her zamankinden daha önemli hale geldiğine dikkat çekti. Demiröz, “Muhasebe ve finans profesyonelleri, kamu yararı ilkesi uyarınca toplumların ve ekonomilerin sürdürülebilirliği için etik sorunlarla mücadele etmelerine faydalı olacak yeni ve farklı mesleki yetkinliklere sahip olmak için çalışmalılar” dedi.

Etik değerlerin ACCA için muhasebe ve finans mesleğinin tam kalbinde yer aldığını belirten Filiz Demiröz, “Etik, aynı zamanda kurum kültürümüzün, gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin, ACCA Ruhsat yolculuğunun, müfredatımızın ve sürekli mesleki eğitimlerimizin de merkezinde yer alır” diyerek, şunları söyledi:

“Geleceğin sürdürülebilir muhasebe ve finans profesyonellerinin sahip olması gerektiğini düşündüğümüz 7 temel yeteneği olduğunu tespit ettik. Bu yeteneklerden biri de etik. Zira ACCA’e göre günümüz ve geleceğin iş dünyasında stratejik düşünen, en yüksek mesleki ve etik standartlara sahip, büyük resmi görebilen finans ve muhasebe profesyonellerine ihtiyaç duyulmaktadır. Öte yandan, ACCA Ruhsatı’na sahip olmak isteyen muhasebe ve finans profesyonellerinin, 21 saat süren online Etik ve Mesleki Beceriler Modülü’nü tamamlamaları gerekir. Ayrıca tüm üye ve adaylarımız uymakla yükümlü olduğu Etik ve Davranış Koduyla Etik konusundaki çerçeve çizilmiş durumdadır.”

Küçük ve orta ölçekli muhasebe bürolarının (SMP’ler) kamusal ve toplumsal refahı sağlayan güçlü kuruluşlar olduğunun altını çizen Filiz Demiröz, şöyle devam etti: “Kamu yararını gözetme ilkesinden yola çıkarak canla başla çalışan küçük ve orta ölçekli muhasebe büroları, 2020’li yıllarda, müşterileri olan KOBİ’lere ve ekonomiye katkıda bulunmaya devam etmek için muhasebe alanındaki dijital teknolojileri benimsemeli. Ayrıca bu alanda ortaya çıkabilecek sorunlarla karşılaşmaya hazır olmalılar. Ancak sahip oldukları güçlü mesleki etik değerler ve mesleki muhakeme ile sorunları çözebileceklerdir.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Rolls-Royce, Boeing ve World Energy, yüzde 100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı ile yapılacak uçuş için güçlerini birleştirdi – İnternet Haber

Rolls-Royce, Boeing ve World Energy’le bir araya gelerek yürüttüğü çalışmalar bünyesinde yüzde 100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ile …

Published

on

By

Rolls-Royce, Boeing ve World Energy’le bir araya gelerek yürüttüğü çalışmalar bünyesinde yüzde 100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ile güçlendirilmiş Trent 1000 motoru bulunan 747 Flying Testbed uçağının test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.

Testleri başarıyla tamamlayan uçak, Arizona’daki Tucson havaalanından kalkış yaparken, üzerindeki Trent 1000 motorunda yalnızca yüzde 100 SAF yakıtı kullanarak, kalan üç RB211 motorunda ise standart jet yakıtı kullanarak gökyüzüyle buluşmayı başardı. Bunun yanı sıra uçak, New Mexico ve Texas’ı geçerek 3 saat 54 dakika sonra kalkış yaptığı havaalanına başarıyla dönüş sağladı. Uçuş sonrasında elde edilen veriler, uçuş esnasında herhangi bir mühendislik sorunu yaşanmadığını teyit ederken, yakıtın ticari kullanıma uygunluğunu doğrulayan daha ileri bulguları da gözler önüne serdi.

Bu testin doğrulanması ile birlikte Rolls-Royce, Trent XWB ve Pearl motorlarının hem yerde hem de havada gerçekleştirilen testlerini pekiştirerek, yüzde 100 SAF’ın benimsenmesine öncülük etmeye devam ediyor. Öte yandan şirket, tüm Trent motorlarının 2023 yılına kadar yüzde 100 SAF ile uyumlu olacağını teyit ediyor. Rolls-Royce ayrıca uzun mesafeli havacılığın net sıfıra geçişini sağlamak üzere, UN Race to Zero ile belirlenen hedeflerin de ötesine geçmek için havacılık sektörüne ve hükûmetlere iş birliği çağrısında bulunuyor.

Günümüzde hâlihazırda faaliyet gösteren uçaklar, geleneksel jet yakıtlarla yüzde 50’yevaran oranda karıştırılmış SAF yakıtı ile çalışmak için gerekli onaylara sahip. Bu oranı daha da yukarılara taşımak üzere Rolls-Royce, harmanlanmamış SAF onayına ilişkin çalışmaları desteklemeye devam ediyor. Yürütülen bu çalışmalar ise, özellikle önümüzdeki yıllarda gaz türbinlerinin güç yoğunluğunu gerektirecek uzun mesafeli hava yolculuklarında sürdürülebilirliği desteklemek için önemli bir noktada bulunuyor.

Sektör genelinde SAF kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan Rolls-Royce ise, testi yapılan uçağın modifikasyonları konusunda teknik destek ve gözetim sağlamasının yanı sıra uçak sistemlerinin de yüzde 100 SAF ile planlanan şekilde çalışmasını güvence altına alan Boeing ile yakın bir iş birliği gerçekleştiriyor. Şirket ayrıca, uçuş için düşük karbonlu yakıt sağlayabilmek adına dünyanın ilk ve ABD’nin tek ticari ölçekli SAF üretim şirketi olan World Energy ile güçlerini birleştiriyor.

Daha geniş bir havacılık iklim eylem planının bir parçası…

SAF üretiminin önemli ölçüde artırılmasına yönelik ilk ihtiyaç, yakın zamanda ABD yönetimi tarafından, 2030 yılına kadar yılda üç milyar galon yakıt üretilmesi için Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Teşvik Programı’nın başlatılmasıyla kabul edildi. Bu durum, önümüzdeki aylarda açıklanması beklenen daha geniş bir havacılık iklim eylem planının bir parçasını oluşturuyor. Avrupa Komisyonu ise, AB havalimanlarında sağlanan yakıtlara SAF yakıtının dâhil edilmesini zorunlu kılmayı hedeflerken bu doğrultuda bir ReFuelEU Aviation önerisi oluşturuyor. Bu öneriyle belirlenen oranın ise 2050 yılına kadar yüzde 63’e ulaşması bekleniyor.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Rolls-Royce Sivil Havacılık Ürün Geliştirme ve Teknoloji Direktörü Simon Burr şunları söyledi: “Rolls-Royce olarak endüstrimizi karbondan arındırmak için harekete geçmemiz gerekiyor. Gerçekleştirdiğimiz bu uçuş ile de yüzde 100 SAF’ın sektörümüzde sorunsuz bir şekilde kullanılmaya başlanmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Buna ek olarak, tüm uçak teknolojisi çözümlerinin bu tip bir değişime hazır olduğundan emin olmak için çeşitli iş birlikleri yapmaya devam ediyoruz.”

Yapılan iş birliği hakkında yorumlarını dile getiren Boeing Çevresel Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Sheila Remes ise şöyle dedi: “Yüzde 100 SAF yakıtla yapılan bu uçuşta Rolls-Royce ve World Energy ile ortak olmak bizim için oldukça gurur verici. Elde ettiğimiz bu başarı, SAF’ın uzun vadede geleneksel jet yakıtının yerini alabileceğini ve önümüzdeki 20-30 yıl içinde havacılığın karbondan arındırılması için uygulanabilir bir yenilenebilir enerji çözümü olduğunu gözler önüne seriyor.”

World Energy CEO’su Gene Gebolys ise yapılan işbirliğinin havacılık için önemini vurgularken, konu ile ilgili görüşlerini “Dünyadaki ilk ve ABD’deki tek SAF üreticisi olarak ortaklarımızın yürüttükleri bu öncü çalışmaları takdir ediyoruz. Rolls-Royce’un, kendi ürettiği jet motorlarına bizim ürettiğimiz yüzde 100 yenilenebilir SAF ile güç sağlamanın uygulanabilirliğini ortaya koyma çabası, fosil yakıtsız uçuşlara geçiş için sağlam bir zemin hazırlıyor. Yapılan bu çalışma kritik bir önem taşıyor. Bu dönemde bizimle birlikte çalıştığı için Rolls-Royce’a teşekkür ediyoruz.” diyerek paylaştı.

Rolls-Royce Flying Testbed, verimliliği ve dayanıklılığı artıran ve aynı zamanda Rolls-Royce’un karbondan arındırma stratejisini destekleyen motorla ilgili çeşitli testleri yürütmek için kullanılıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Hyundai’nin Marka Değeri Tırmanışa Geçti. – İnternet Haber

Hyundai Motor Company, Interbrand’e göre marka değerini yüzde 6 artırarak 15 milyara çıkardı. Yedi yıldan bu yana dünyanın en iyi 30 markası …

Published

on

By

  • Hyundai Motor Company, Interbrand’e göre marka değerini yüzde 6 artırarak 15 milyara çıkardı.
  • Yedi yıldan bu yana dünyanın en iyi 30 markası arasında yer alan Hyundai, zirveye doğru koşuyor.
  • Elektirifikasyon ve mobilite alanındaki ilerleme, marka değeri açısından oldukça önemli rol oynadı.

Hyundai Motor Company, marka değerini 2021 yılında yüzde 6 oranında artırarak toplam 15.1 milyar dolar seviyesine çıkardı. Aynı zamanda dünyanın en iyi 30 markası arasında yerleşen Hyundai, böylelikle otomotiv dünyasındaki yeteneklerini, müşterilerin değer ve önem verdiği şekilde güçlendirdi. Dünya çapındaki bağımsız kuruluşlardan ödüller ve övgüler alan Hyundai, marka değeri açısından yedi yıl üstüte gelişim gösterirken aynı zamanda mobilite alanındaki hızlı çözümleriyle de geleceğe yönelik ciddi adımlar atmaya devam ediyor.

Son olarak Interbrand tarafından açıklanan bu önemli artışa, markanın çevre dostu elektrikli modelleri üretmesi ve akıllı mobilite uygulamaları önemli ölçüde katkıda bulundu. Aynı zamanda, 2045 yılına kadar karbon nötrlüğü ve hidrojen yakıt hücreli araçlar konusundaki gelişmeler de markanın yükselmesine yardımcı oldu.

Hyundai Motor Company, geleceğin akıllı mobilite cihazlarını ve hizmetlerini göstermek için bir akıllı şehir inşaatı projesi başlatırken aynı zamanda bu insan merkezli, doğa dostu yerleşim bölgesi, şehir içindeki yoğun araç trafiği ve çevre kirliliği gibi kentleşme sorunlarını da ele alıyor. Urban Air Mobility (UAM) adı verilen bu konsept, robotik ve otonom elektrikli araçları gelecekte yoğun bir şekilde kullanmayı amaçlıyor. Buna ek olarak, 2030 yılına kadar hava taksilerinin günlük kullanımını öngören Hyundai, bu planları ve stratejileri sayesinde ödülleri toplarken aynı zamanda otoriteler tarafından da her zaman en üst sıralarda değerlendiriliyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending