Connect with us

Ekonomi Haber

KOÇ Holding 2050 Karbon Nötr hedefine yönelik “Karbon Dönüşüm Programı”nı başlattı – İnternet Haber

Koç Holding, iklim kriziyle mücadele yolunda ve 2050 yılında karbon nötr olma hedefi kapsamında, somut ve uygulanabilir adımları içeren Karbon …

Published

on

Koç Holding, iklim kriziyle mücadele yolunda ve 2050 yılında karbon nötr olma hedefi kapsamında, somut ve uygulanabilir adımları içeren Karbon Dönüşüm Programı’nı başlattı. Bu programı Koç Topluluğu genelinde yürüttükleri kültürel dönüşümün çok önemli bir parçası olarak gördüklerini belirten Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, “2016 yılında dijital dönüşüm ile başlattığımız; inovasyon, kurum içi girişimcilik, sıfır bazlı bütçeleme, çevik yönetim, insan kaynağımızın gelişimi gibi çok önemli inisiyatiflerle sürdürdüğümüz Kültürel Dönüşüm Programımızı, karbon dönüşümünü de ekleyerek zenginleştiriyoruz. İklim krizi, iş dünyası açısından en önemli sürdürülebilirlik risklerinden biri. Paris Anlaşması’nın ülkemiz tarafından onaylanmasını büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Dünyamızın tüm önemli meselelerinde olduğu gibi bu konuda da özel sektörün çözüm ortağı olma sorumluluğu var. Karbon Dönüşümü Programımız ile gerçekçi bir yaklaşımla, bir taraftan riskleri yönetirken diğer taraftan tüketicinin, yatırımcının, çalışanın beklentilerine cevap verecek şekilde iş modellerimizi, ürünlerimizi, hizmetlerimizi dönüştürmeyi hedefliyoruz. Kararlılık ve cesaretle hareket ederek, hedeflerimize adım adım ulaşacağımıza ve liderliğimizi bu alanda küresel çapta ortaya koyacağımıza olan güvenim tam” dedi.

Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl da “Koç Topluluğu olarak bugüne kadar toplum ve çevre odaklı pek çok büyük projeyi birlikte başarıyla yürüttük. Fakat ‘Karbon Dönüşümü Programı’ hem çok daha uzun vadeli, hem de yaratacağı etki ve dönüşümün ölçeği açısından hepsinden daha büyük” derken, “Dünyanın şu an belki de en önemli gündem maddesi olan karbon dönüşümü bizim her bir sektörümüzü yakından ilgilendiriyor ve büyük sorumluluklar yüklüyor. Biz Koç Topluluğu olarak, bu alanda da ülkemiz özel sektörüne öncülük edeceğiz. Ayrıca inanıyorum ki kararlılığımız ve somut adımlarımızla önümüzdeki dönemde yalnız ülkemizde değil uluslararası ölçekte de sürdürülebilirlik performansımızdan söz ettireceğiz” diye konuştu.

Koç Holding iklim kriziyle mücadelede ve düşük karbon ekonomisine geçiş yolculuğunda Topluluk şirketlerini ve ekosistemini harekete geçirmeye hazırlanıyor. 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefini ortaya koyan Koç Holding, bu doğrultuda somut ve uygulanabilir bir yol haritasını içeren Karbon Dönüşüm Programı’nı başlattı.

Koç Topluluğu şirketlerinin iklim krizine yönelik attığı adımları hızlandırma hedefiyle hayata geçirilen programın lansmanı Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Koç Topluluğu Şirketleri’nin üst düzey yöneticilerinin katıldığı çevrimiçi etkinlikte Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl iklim krizi ve bu krizin sürdürülebilirlik gündemine etkisini katılımcılara anlatırken, Koç Holding Sürdürülebilirlik Koordinatörü Ebru Bakkaloğlu Tüzecan da “Karbon Dönüşüm Programı”nın iş planını aktardı.

Levent Çakıroğlu: “İklim krizi; özel sektörün, kamunun ve sivil toplumun iş birliği yapması gereken çok acil bir mesele.”

Etkinliğin “Koç Topluluğu 2050 Karbon Nötr Hedefi ve Yol Haritası” başlıklı oturumunda konuşan Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, iklim krizinin iş dünyası açısından en önemli sürdürülebilirlik risklerinden biri olduğuna dikkat çekerken şöyle devam etti: “Paris Anlaşması’nın ülkemiz tarafından onaylanmasını büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Diğer yandan dünyamızın tüm önemli meselelerinde olduğu gibi bu konuda da özel sektörün çözüm ortağı olma sorumluluğu var. Yine her önemli küresel meselede olduğu gibi, iklim krizi; özel sektörün, kamunun ve sivil toplumun iş birliği yapması gereken çok acil bir konu. İklim krizinin artan etkilerine bu yaz döneminde ne yazık ki hep birlikte şahit olduk. Yalnızca ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde orman yangınları, sel ve kasırga gibi iklim değişikliğinden kaynaklanan afetler meydana geldi. Küresel iklim felaketlerinin yaşandığı bu dönemde, dünyanın en saygın bilim kuruluşlarından olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 6. Değerlendirme Raporu’nu yayımladı. Rapor, Paris Anlaşması’ndaki küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlama hedefini gerçekleştirebilmek için çok hızlı ve çok güçlü bir ekonomik dönüşüme ihtiyaç olduğuna vurgu yapıyor. Sadece bu bile başlattığımız Karbon Dönüşüm Programı’nın ne kadar kritik, ne kadar doğru zamanda ve isabetli olduğunu gösteriyor.”

Levent Çakıroğlu: “Bu atılım ile aynı zamanda son yıllarda ivme kazanan küresel iklim eylemine, dolayısıyla dünyanın geleceğine önemli bir katkıda bulunuyoruz.”

Levent Çakıroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Koç Topluluğu olarak kuruluşumuzdan bu yana insanı odağına alan, dünyayı ve toplumu gözeten bir yaklaşımla hareket etmeye özen gösteriyoruz. En önemlisi, iş modelimizi sürdürülebilirlik perspektifinde güçlendirip, rekabetçi avantaj yaratacak şekilde değiştirme, dönüştürme hedefiyle hareket ediyoruz. İklim krizinin işlerimizin sürdürülebilirliği açısından en önemli risklerden biri olduğunu söylemiştim. Bir yandan Sınırda Karbon Vergisi gibi düzenlemeler, yatırımcıların gittikçe artan baskısı, diğer yandan da tüketicilerin ve özellikle çalışanların talepleri, şirketlerin düşük karbon ekonomisine daha hızlı geçiş konusunda zorlanmasına sebep oluyor. Buna ilave olarak, iklim değişikliği kaynaklı doğal afetler de fiziki riskler oluşturuyor. Değişik vesilelerle vurguladığım gibi bu konuda gerçekçi bir yaklaşımla, bir taraftan bu riskleri yönetirken diğer taraftan tüketicinin, yatırımcının ve çalışanın beklentilerine cevap verecek şekilde iş modellerimizi, ürünlerimizi, hizmetlerimizi dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamdaki çalışmalarımızı iş modelimize entegre ederek rekabetçi avantaj yaratacağımıza inanıyorum. Sürdürülebilirlik her zaman gündemimizdeydi ancak Karbon Dönüşüm Programımızla birlikte daha sistematik ve daha iddialı hedeflerle bu konuyu yönetmeye başladık.”

Levent Çakıroğlu: “Karbon Dönüşüm Programı’nı üç ana başlıkta yöneteceğiz.”

Karbon Dönüşüm Programı’nı üç ana başlık altında yöneteceklerini açıklayan Levent Çakıroğlu, programın aşamalarını şu şekilde aktardı: “Bunlardan ilki, iklimle bağlantılı risk ve fırsatlarımızın analiz edilmesi ve çıktılar doğrultusunda aksiyon planlarımızın oluşturulmasıydı. Bu kapsamda düşük karbon ekonomisine geçiş vizyonumuzun önemli adımlarından biri olarak, sıfır karbona ulaşmayı hedefleyen dünyanın önde gelen kuruluşlarını bir araya getiren “İklimle Bağlantılı Finansal Beyanlar Görev Gücü”ne (TCFD) destek veren şirketler arasına katıldık. Yol haritamızın ikinci ve diğer bir önemli ayağı ise 2050 yılına kadar karbon nötr olma taahhüdüne ulaşmak üzere Topluluk şirketlerinin hedeflerinin belirlenmesi oldu. Yol haritamızın üçüncü ve son ayağını ise AB Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel ve ulusal ölçekteki iklimi merkeze alan politika ve uygulamaların takip edilmesi oluşturuyor.”

Oya Ünlü Kızıl: “İklim kriziyle mücadele yolunda yapısal önlem ve değişikliklere gideceğiz.”

Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl lansmanın açılışında yaptığı konuşmasına, “Koç Topluluğu olarak bugüne kadar toplum ve çevre odaklı pek çok büyük projeyi birlikte başarıyla yürüttük. Fakat Karbon Dönüşümü Programı, hem çok daha uzun vadeli, hem de yaratacağı etki ve dönüşümün ölçeği açısından hepsinden daha büyük” sözleriyle başladı.

İklim krizinin gezegenimiz için varoluşsal bir tehdit olduğuna dikkat çeken Oya Ünlü Kızıl, “Harekete geçmek ya da geçmemek, yalnızca işimizin değil, insanlığın geleceğini belirleyecek. Koç Topluluğu olarak iklim kriziyle mücadele yolunda yapısal önlem ve değişikliklere gideceğiz” dedi. Oya Ünlü Kızıl şöyle devam etti: “İklim krizinin geri dönüşü olmayan etkilerinden kaçınmak için Paris Anlaşması ile belirlenmiş olan, küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutma hedefinin dahi, bilimdeki son gelişmeler ışığında yetersiz kaldığı anlaşıldı. Şimdi bütün dünya hedefleri revize ederek küresel ısınmayı 1.5 derece ile sınırlamanın yollarını arıyor, hükümetler bu hedefleri ulaşılabilir kılacak mevzuatları ve yasal düzenlemeleri hızla hayata geçiriyor. Dolayısıyla özel sektörün bu krize kayıtsız kalma şansı artık zaten yok. Paris Anlaşması’nın ülkemiz tarafından da onaylanması ile 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda ortaya koyulacak eylem planlarının, destekleyici mevzuatların, teşvik ve finansman imkânlarının da bu süreci hızlandıracağı aşikâr. Bu konu sadece hükümetlerin değil yatırımcıların gündeminde de giderek daha büyük bir ağırlık kazandı. Şirketlerin finansal sonuçları kadar, ESG olarak tanımladığımız, çevre, sosyal, kurumsal yönetim performansları da yatırımcılar tarafından sorgulanıyor. ESG performansını iyileştirmeyen şirketler, yakın gelecekte yatırımcılarını kaybetme riski taşıyor. Aslında bütün bu gelişmeler bizim ‘Geleceğe. Birlikte’ olarak tanımladığımız ve sürdürülebilirlik stratejimizin temeli olan ‘tüm paydaşlar için fayda yaratarak büyüme’ anlayışımızla doğrudan örtüşüyor ve yeni düzende de devam ettireceğimiz liderlik konumumuzun şimdiden sinyalini veriyor.”

Oya Ünlü Kızıl: “Karbon dönüşümü bizim her bir sektörümüzü yakından ilgilendiriyor ve büyük sorumluluklar yüklüyor.”

Koç Topluluğu olarak otomotivden beyaz eşyaya, enerjiden finansa pek çok farklı sektörde faaliyet gösterdiklerini vurgulayan Oya Ünlü Kızıl, “Dünyanın şu an belki de en önemli gündem maddesi olan karbon dönüşümü bizim her bir sektörümüzü yakından ilgilendiriyor ve büyük sorumluluklar yüklüyor. Alacakları aksiyonlar farklılık gösterse de tüm şirketlerimizin düşük karbon ekonomisine geçiş yolculuğunda önemli etki alanları var. Biz Koç Topluluğu olarak, bu alanda da ülkemiz özel sektörüne öncülük edeceğiz. Ayrıca inanıyorum ki kararlılığımız ve somut adımlarımızla önümüzdeki dönemde yalnız ülkemizde değil uluslararası ölçekte de sürdürülebilirlik performansımızdan söz ettireceğiz” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Ekonomi Haber

Kripto parada oltaya dikkat! – İnternet Haber

Banka kredisi ile kripto para yatırımı yapılmamalı… Geleceği tartışma konusu olan kripto para endüstrisi, 2008’de Bitcoin’in başlangıcından bu …

Published

on

By

Banka kredisi ile kripto para yatırımı yapılmamalı…

Geleceği tartışma konusu olan kripto para endüstrisi, 2008’de Bitcoin’in başlangıcından bu yana önemli ölçüde ilerleme kaydetti. Fakat kripto para piyasasının sürekli olarak siber saldırılara maruz kaldığını belirten uzmanlar; oltalama yöntemi, fidye yazılım saldırıları ve saadet zinciri gibi yöntemlerin yatırımcıları tehdit ettiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, her 40 saniyede 1 oltalama yöntemi ile saldırı gerçekleştiğini vurguluyor ve banka kredisi çekilerek kripto para yatırımı yapılmamasını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Özekes, gerçekleşen vakaları örnek göstererek kripto para yatırımının güvenilirliği konusunda değerlendirmelerde bulundu ve önemli tavsiyeler paylaştı.

Saldırılar güvenlik açıkları olduğunu gösterdi

Kripto para endüstrisinin 2008’de Bitcoin’in başlangıcından bu yana önemli ölçüde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Serhat Özekes, “Blokzincir teknolojisindeki gelişmeler, kullanıcılara mahremiyet sağladı ve merkezi olmayan finans (DeFi) hareketi muazzam bir şekilde büyüdü. Ancak, kripto para endüstrisinin artan bu popülerliği nedeniyle siber saldırıların da hedefinde olması ve geçtiğimiz yıllarda başarılı olan bazı saldırılar, bu sektörde bazı güvenlik açıklarının olabileceğini görmemizi sağladı.” dedi.

Kripto paralar siber saldırıların hedefinde

2018 yılında Japon Coincheck firmasından 530 milyon dolar değerinde 500 milyon NEM coinin çalınarak 19 farklı hesaba aktarıldığını hatırlatan Özekes, “Sadece 2019 yılında toplam 292 milyon dolar değerinde 12 büyük kripto para hırsızlığı gerçekleşti. Aralık 2020’de 1.5 milyon üzerinde kullanıcısı olan İngiltere merkezli kripto para borsası EXMO uğradığı siber saldırı sonucunda toplam varlıklarının yüzde 5’ini kaybettiğini ve farklı miktarlarda BTC, XRP, ZEC, USDT ve ETH çalındığını açıkladı. Ağustos 2021’de ise merkeziyetsiz finans platformu olarak faaliyet gösteren Poly Network, hackerların hedefindeydi ve yaklaşık 600 milyon dolar değerinde Etherium ve altcoinler saldırganların hesabına geçirildi.” ifadelerini kullandı.

Saadet zincirlerine dikkat!

Siber saldırılara ek olarak, kripto para piyasasında dolandırıcılık ve aldatmaca olaylarının da yaşandığını belirten Özekes, “Alıcılar ve satıcıların, çevrimiçi kripto para ticareti yapabileceği borsalardan bazıları sahte olabiliyor. Ünlü İtalyan dolandırıcı Charles Ponzi’den adını alan ponzi şeması saadet zinciri örnekleri de yaşanabiliyor. Bitcoin’e alternatif bir kripto para olarak ortaya çıkan OneCoin, 2014-2016 yılları arasında dünya çapında yaklaşık 3 milyon kişiyi 4 milyar dolar dolandıran en büyük kripto para saadet zincirlerinden biri olarak kabul ediliyor.” dedi.

Fidye yazılımı saldırıları yüzde 311 arttı

Prof. Dr. Serhat Özekes, küresel koronavirüs salgınının çevrimiçi yasadışı faaliyetlerde de bir patlamaya sebep olduğuna dikkat çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birleşmiş Milletler, bu dönemde internet üzerinden işlenen suçlarda yüzde 600’den fazla artış olduğunu ve her 40 saniyede bir oltalama (phishing) saldırısı gerçekleştiğini duyurdu. Oltalama türündeki siber saldırılar kripto para yatırımcılarını da artık daha çok tehdit ediyor. Fidye yazılımı saldırılarının temel ayağı olan oltalama saldırında yatırımcılar kullandıkları sanal para borsası veya dijital cüzdan firmasına ait sahte bir e-posta alıyor. Bu e-postadaki bağlantıya tıklanarak kripto para borsasını temsil eden sahte bir web sayfasına yönlendirme sağlanmasının ardından kullanıcı ve şifre bilgilerinin girilmesi durumunda tüm yatırım kontrolü siber korsanların eline geçebiliyor. Blockchain analitik firması Chainalysis, kripto para tabanlı suçlar incelendiğinde 2020 yılında 2019 yılına kıyasla fidye yazılımı saldırılarının yüzde 311 oranında arttığını raporladı.”

Saldırılara karşı tedbir alınması mümkün

Tüm bu örnekler incelendiğinde kripto para endüstrisinde çeşitli güvenlik açıklarının varlığından söz edilebileceğini belirten Özekes, “Siber saldırılar, dolandırıcılık, oltalama gibi yöntemlerle bu sistemin ve kullanıcılarının zafiyetleri ve zayıflıkları somut olarak gün yüzüne çıktı. Bu güvenlik açıklarından ve yaşanan bu olaylardan edinilen tecrübeyle gerek teknoloji geliştiricileri tarafında gerekse de kripto para kullanıcıları tarafında çeşitli tedbirler alınması mümkün. Bu tedbirler alındığı takdirde kripto para endüstrisi daha güvenilir bir yöntem olarak değerlendirilebilir.” dedi.

Kripto para kullanıcıları 3 gruba ayrılıyor

Kripto para kullanan kişilerin üç grup altında incelenebileceğini ifade eden Özekes, “İlk gruptaki kişiler Bitcoin gibi kripto para birimlerinin geleceğin para birimi olacağına inanıyorlar ve daha da değer kazanmadan satın almak için yarış içerisine giriyorlar. İkinci gruptakiler kripto para birimlerinin arkasındaki teknoloji olan blokzincir yapısına güveniyorlar, merkezi olmayan işlem ve kayıt sisteminin geleneksel ödeme yöntemlerinden daha güvenli olduğuna inandıkları için bu para birimini kullanmaya çabalıyorlar. Son gruptakiler ise anlık değer artışlarından para kazanmayı hedefliyorlar ve kripto para birimlerini gelir kaynağı ve yatırım aracı olarak görüyorlar.” diye konuştu.

Bu tavsiyelere dikkat!

Prof. Dr. Serhat Özekes, ülkemizde de çoğunlukla yatırım aracı olarak görülen kripto paralar ile ilgili dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

– Kenarda duran ve kaybedilse de olumsuz etkisinin çok olmayacağı bir miktarla yatırım yapılmalı,

– Kripto para piyasasındaki ani dalgalanmalar, fiyat düşüşleri kredinin geri ödenmesini riske atacağından banka kredisi çekilerek yatırım yapılmamalı,

– Yatırım yapılan kripto paranın whitepaper adı verilen tanıtım yazısı, kullandığı blokzincir teknolojisi, projenin geliştirici ekibi, diğer kripto para projelerinden farklı olarak sunduğu yenilikler, daha önce siber saldırıya maruz kalıp kalmadığı gibi konularda bilgi verdiği için mutlak incelenmeli,

– Her yatırımın bir dizi riskle birlikte geldiğini unutmadan az riskle yüksek kar teklifi sunulduğunda yanlış bir şeyler olabileceği düşünülmeli,

– Yatırım getirisinin pazar durumuna bağlı olarak dalgalandığını unutmadan tutarlı getirili yatırım tekliflerine karşı daima dikkatli olunmalı,

– Kripto para piyasasında dolandırıcılık, aldatmaca (ponzi şeması), siber saldırılar ve oltalama olayları yaşandığının bilincinde olarak tedbirli davranılmalı.

Giderilmesi gereken endişeler var

Kripto para birimi geleceğinin bir tartışma konusu olduğunu belirten Prof. Dr. Serhat Özekes, “Kuşkusuz küresel bir fenomen haline geldi ancak bu büyüyen teknoloji hakkında öğrenilecek çok şey var. Yasaklanmadan veya hayatın bir parçası olmadan önce dikkate alınması gereken birçok parametre ve giderilmesi gereken endişe var. Bitcoin ve diğer kripto paraların destekçileri, bunların herhangi bir hükümete, herhangi bir devlete veya kuruma bağlı olmadıkları için geleneksel fiziksel para birimlerinden çok daha üstün olduğunu iddia ediyorlar. Eleştirmenlerin veya savunucuların söylediklerine bakılmaksızın, hala gelişen bir teknoloji olduğu için net bir öngörüde bulunmak oldukça zor.” diye konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Kiralar artarken, ev arayanlar farklı semtlere taşınıyor – İnternet Haber

Emlak danışmanlığı sektörüne yeni bir soluk getiren Emlakjet, 400 bine ulaşan satılık ve kiralık emlak ilanından oluşan bir veri tabanında …

Published

on

By

Emlak danışmanlığı sektörüne yeni bir soluk getiren Emlakjet, 400 bine ulaşan satılık ve kiralık emlak ilanından oluşan bir veri tabanında gerçekleşen hareketler doğrultusunda hazırladığı Eylül 2021 emlak verilerini yayınladı. TÜİK verilerine göre Eylül ayındaki konut satışları bir önceki aya göre yüzde 4, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 8 artarken, kiralık konutların ortalama fiyatları ise Emlakjet.com verilerine göre yüzde 67 yükseldi.

Emlakjet’in bu gelişme doğrultusunda gerçekleştirdiği özel araştırma ise kiralık fiyatlarının artışlarına paralel olarak, kiralık ev arayanların farklı semtlere taşındığını gösteriyor. Araştırmaya katılanların yarısından fazlası (yüzde 54) şu anda yaşadığı ilçeden başka bir ilçeye taşınmayı düşündüğünü belirtti. Taşınmayı etkileyen en önemli faktör ise yüzde 60 ile “Daha uygun kira” oldu.

Ayda 50 milyon sayfa görüntülenme sayısı ve 10 milyon ziyaretçisi ile emlak seri ilan sektörünün öncü platformu Emlakjet, 400 bine ulaşan satılık ve kiralık emlak ilanından oluşan bir veri tabanında gerçekleşen hareketler doğrultusunda hazırladığı Eylül 2021 emlak verilerini yayınladı. Emlakjet eylül raporunda ayrıca, kiralık arayanların daha uygun kira arayışıyla farklı ilçelere taşınma isteğini ortaya koyan özel bir araştırma gerçekleştirdi.

TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde konut satışları eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 4 artarken, satışlar geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 8 artış gösterdi. Emlakjet verilerine göre ayrıca Türkiye genelinde kiralık konutların ortalama fiyatı aylık yüzde 25, yıllık yüzde 67 artarken, satılık konutların fiyatı ise aylık yüzde 5, yıllık olarak ise yüzde 35 yükseldi.

Okula dönüş dönemi ve yükselmeye devam eden konut fiyatları etkisi ile kiralıklara artan talep satılıklara artan talebin üzerinde yükselmeyi sürdürürken, İstanbul ‘dan sonra Antalya da yıllık kiralık artış oranlarında 2 kat artış seviyesine yaklaştı. İstanbul’da kiralar aydan aya artmaya devam ederek eylül ayında da yüzde 20 artış gösterdi. İstanbul’da yıllık kiralık fiyat artışı seviyesi yüzde 140’a ulaşarak fiyatların bir yıl öncesine göre yaklaşık 2,5 katına geldiğini işaret etti.

Aylık ve yıllık satılık konut fiyat artışında İstanbul liderliği bırakmıyor

Bursa’da bir süredir hareketlenme göstermeyen kiralık fiyatlar Eylül ayında ise ortalama 34 artarak en çok konut aranan iller arasında aylık kiralık fiyat değişiminde liderliğe oturdu. Yıllık satılık fiyat değişiminde ise İstanbul yüzde 46 artış, Antalya yüzde 40 artış ve İzmir yüzde 35 artış ile ilk üç sırada yer aldı.

Eylül ayında en çok konut araması yapılan ilk beş il arasında İstanbul yüzde 25’lik oran ile birinci sıradaki yerini korurken, İzmir yüzde 10 ile İstanbul’u takip ederken, ardından Ankara (yüzde 8), Antalya (yüzde 5) ve Bursa (yüzde 4) geldi.

Çankaya, en çok konut araması ve kiralık fiyat değişimde ilk sırada

Emlakjet verilerine göre, eylül ayında da en çok konut araması yapılan ilçe geçtiğimiz ay üçüncü sırada yer alan Ankara’nın Çankaya ilçesi oldu. Çankaya’da yüzde 138 oranında yıllık kiralık artış fiyatı dikkat çekerken, en çok arama yapılan ikinci ilçe ise İzmir Buca oldu. Üçüncü sırada aylık kira değişimi yüzde 13 ile İstanbul ortalamasının oldukça altında kalan Beylikdüzü ilçesi olurken, dördüncü sırada Konya’dan Selçuklu ve beşinci sırayı ise Esenyurt aldı.

Ankara’nın Çankaya ilçesi en çok konut araması yapılan ilçe olmasının yanı sıra satılık ve kiralık konutlarda aylık ve yıllık fiyat değişimlerinde de liderliğe oturdu. Aylık satılık fiyat değişiminde yüzde 11 ve yıllık satılık fiyat değişiminde yüzde 49 ile diğer ilçelere fark atan Çankaya, aylık ve yıllık kiralık fiyat değişimde en yüksek oranda fiyat artışı görülen ilçe oldu.

Kiralık fiyatları arttıkça, farklı ilçelere taşınma talebi de artıyor

Satılık fiyatlarındaki artışın hız kesmemesi ile eylül ayında kiralık trendi toplam aramalar içinde yükselmeye devam ederken, konut arayanların yüzde 47’si kiralık, yüzde 53’ü ise satılık konut aradı. Satılık konut arama trendi nisan ayından bu yana yüzde 60’tan yüzde 53’e düşerken, kiralık konut arama trendi ise yüzde 40’tan yüzde 47’ye yükseldi.

Kiralık konut arayışındaki artış ile birlikte, özellikle büyür şehirlerde yüzde 100 seviyelerine ulaşan kiralık artışı ile birlikte Emlakjet kullanıcılarına yönelik özel bir de araştırma gerçekleştirdi. Emlakjet’in eylül ayından emlakjet.com üzerinden kiralık konut arayan kullanıcılara yönelttiği ankete göre, kullanıcıların yarısından fazlası (yüzde 54), bulunduğu ilçeden farklı bir ilçede yaşamak istiyor. Bununla birlikte taşınmak isteyenleri etkileyen en önemli faktör ise yüzde 60 ile “daha uygun kira” oldu. Katılımcıların yüzde 17’si için daha geniş ya da kullanışlı ev seçeneği ikinci faktör olarak öne çıkarken, yüzde 11’i ise daha uygun çevre şartlarını taşınmayı etkileyen önemli faktör olarak belirtti.

“Gayrimenkul daha da çekici bir yatırım aracı haline geldi”

Eylül ayı verilerini değerlendiren Emlakjet CEO’su Tolga İdikat, aylardır süren yüksek fiyat artışlarına rağmen konut satışlarında geçen aylara göre canlanma görüldüğünü belirtirken, “Eylül, 2021 yılının en yüksek konut satış gerçekleşen ayı oldu. Bu durum gayrimenkulün yatırım aracı olarak ön plana çıktığına işaret ediyor. Gayrimenkul, artan fiyatları ve yıllık analizleri takip eden yatırımcılar için daha da çekici bir yatırım aracı haline geldi. Artan kira fiyatları eylül ayında etkisini göstermeye devam ederken, bu ayki gayrimenkul raporunda İstanbul’da yılık ortalama kiraların 140 seviyesinde arttığını gördük. Bu trend konut arayanları şehir merkezine nispeten uzak, kira olarak oturdukları bölgeden daha uygun semtlere yönlendiriyor. Eylül ayında gerçekleştirdiğimiz anket sonuçları daha uygun kira motivasyonu ile farklı ilçelere taşınmak isteyenlerin yüksek oranda olduğunu gösteriyor. Biz de Emlakjet olarak, değişen piyasa koşullarında hem birlikte çalıştığımız ofislere uygun potföy ve potansiyel alıcı yönlendirmesi yaparak hem de konut arayan kullanıcılara akıllı öneriler sunarak, kullanıcıların hayatını kolaylaştıran uygulamaları hayata geçiriyoruz.” dedi.

“Vatandaşlar hem fiilen hem de ileriye dönük olarak konut yarımını tercih ediyor.”

İnşaat sektöründe hayata geçirdiği başarılı projeler ile dikkat çeken Ünsal Grup Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Ünsal ise gayrimenkul yatırımının Türkiye’de hala en güvenilir yatırım aracı olarak görüldüğünü vurgularken, “Ben buna yatırımın çeyrek altını diyorum. Bilindiği üzere ülkemizde çeyrek altın fiyatları, altının ons ve gr fiyatlarından bağımsız olarak değişiyor. Ekonomik verilerdeki tüm dengesizliklere rağmen insanların birikimlerini fiilen kullanacakları bir yatırım aracına yönlendirmek istemeleri daha mantıklı gözüküyor. Tüm bunların yanında finansal okuryazarlık olarak her geçen gün daha bilinçli hale geliyoruz. Tüm dünya ekonomilerinin içerisinde bulunduğu duruma bakıldığında özellikle konut fiyatlarının her geçen gün daha da artacağı gerçeği ortada. Bu nedenle vatandaşlarımız hem fiilen kullanacağı hem de ileriye dönük olarak konut yatırımını tercih ediyor. Satışlardaki canlılığa da bu açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Büyük şehirlerde şehir merkezlerinin kira ve satış fiyatlarının yüksek olmasının gayrimenkul piyasası için normal bir durum olduğunu belirten Orhan Ünsal, “Ancak artık vatandaşlarımız şehir merkezinde bir konuttan ziyade konutun sunduğu sosyal donatılar, peyzaj kalitesi gibi etkenlere de dikkat ediyor. Projeler kendilerini bu özellikleri ile ayırt etmeye çalışıyor. Örneğin Ankara, İstanbul’a kıyasla ulaşımın hala daha rahat ve kolay olduğu bir şehir. Dolayısıyla nispeten uzak diye nitelendirilen yerleşim yerlerindeki projeler cazip sosyal donatılar ve konfor sunuyorsa çok kolay tercih edilebiliyor.” dedi.

Avcılar ve Beylikdüzü bölgesinde konut arayışı hızlandı

“Artan kira bedelleri ve konut üretiminin az olması sebebiyle gayrimenkul arayanların yeni lokasyonlara yöneldiğini belirten Emlakjet Prestige üyesi Kiana Gayrimenkul Yöneticilerinden Ramazan Büyükbulut ise, “Avcılar ve çevre ilçelerde satılık ve kiralık mülklerden oluşan bir portföyümüz bulunuyor. Özellikle pandeminin etkisini yitirmesi ve şehre dönüşlerin başlamasıyla insanlar tekrardan kiralık konut arayışına başladılar. Buna okulların açılması da eklenince var olan kiralık ilanlara talep arttı ve fiyatlar yükseldi. Son 1 yılda Bakırköy bölgesinde hem satılık hem de kiralık konut fiyatları beklenenin üzerinde arttı. Özellikle satılık konutların fiyatları 56 seviyelerinde artış gösterirken, kiralık konut seçenekleri ise buna paralel olarak 100 oranında yükseldi. Bu rakamlar İstanbul genelinde benzer seyretmesi sonucunda, önceleri m2 fiyatı daha yüksek olan lokasyonlarda ikamet eden müşterilerimiz Avcılar ve Beylikdüzü bölgesinde konut arayışını hızlandırdılar. Arzın kısıtlı olduğu bu dönemde müşterilerimize çeşitli alternatifler sunmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Garanti BBVA ve TURMEPA iş birliğiyle gerçekleşen Mavi Nefes Projesi eğitimleri başladı – İnternet Haber

Garanti BBVA ve DenizTemiz Derneği/ TURMEPA, deniz kirliliğini önlemek adına Marmara Denizi’nde atık yüzey temizliği ve bölge illerinde deniz …

Published

on

By

Garanti BBVA ve DenizTemiz Derneği/ TURMEPA, deniz kirliliğini önlemek adına Marmara Denizi’nde atık yüzey temizliği ve bölge illerinde deniz temizliği konusunda farkındalık eğitimlerini kapsayan Mavi Nefes Projesi’ni geçtiğimiz ay hayata geçirdi. Projenin önemli bir ayağı olan eğitimler ise 18 Ekim’de Kocaeli’nde başladı. Projeyle Marmara Bölgesi’nde 7 ilde 60 bin öğrenci ve 4 bin öğretmene ulaşılması hedefleniyor.

Mavi Nefes Eğitim Projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullarda okuyan öğrencilere ve öğretmenlere denizlerin önemi, deniz ekosisteminin korunması, sıfır atık ve sürdürülebilir su kaynakları için bireysel sorumlulukları aktarılacak. Bölgeye özel hazırlanmış eğitim sunumları, dijital oyunlar, kısa filmler ve farkındalık faaliyetleriyle özellikle öğrenciler, öğretmenler ve çarpan etkisiyle bölge halkının bilgilenmesi sağlanacak. Çevrimiçi eğitimlerin yanı sıra Mavi Nefes eğitim otobüsüyle de Kasım ayı içerisinde çocuklarla atölyeler düzenlenecek. Kocaeli’nin yanı sıra Marmara Bölgesi’nde İstanbul, Tekirdağ, Yalova, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale’de, 60 bin öğrenci ve 4 bin öğretmene ulaşılması hedeflenen eğitimlerle 3 yıl süresince deniz temizliği konusunda bölgesel farkındalığın artırılması sağlanacak.

Konuyla ilgili bilgi veren Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, “Garanti BBVA olarak, sürdürülebilir kalkınma, iklim krizi ve eşitsizliklerle mücadele 15 yıldır en temel önceliklerimizden biri oldu. Çevrenin korunmasına yönelik, ülkemizde ve dünyada üzerimize düşen görevleri yapmaktan geri durmuyor bilakis bu konuda iş dünyasının dönüşümüne öncülük etmekten mutluluk duyuyoruz. Sürdürülebilirlik politikamız ve iklim kriziyle mücadele kapsamında bir adımı da deniz ekosistemini etkileyen müsilaj sorunu çözümüne destek olmak üzere attık. Kısa bir süre önce TURMEPA ile birlikte duyurduğumuz Mavi Nefes Projemizin çok önemli bir adımı olan eğitimlere de başladık. Denizlerimizin temizlenmesi için deniz temizliği konusunda gelecek nesillerin eğitilmesini ve farkındalığın artırılmasını son derece önemli görüyoruz. Çünkü bu konuda bilinç oluşturmadan sonuç almak güç. Banka olarak üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. İnanıyorum ki bu çok değerli projeyle Marmara Denizi’ndeki ekosistem başta olmak üzere gelecek kuşaklara daha temiz denizler bırakmaya katkı sunacağız.” dedi.

TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu, “Biz TURMEPA olarak denizi temizlemenin en kolay yolunun onu kirletmemeyi öğrenmek olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin her yerine ulaşmaya, verdiğimiz eğitimlerle denizi sevdirmeye ve denizlerimizi koruma bilincini aşılamaya çalışıyoruz. Mavi Nefes Eğitim Projemiz kapsamında da Marmara Bölgesi’ndeki 7 ilimize gideceğiz: Kocaeli, Bursa, Tekirdağ, Çanakkale, Yalova, Balıkesir ve tabii ki İstanbul. Online eğitimlerle 60 bin ortaöğretim öğrencisine ve 4 bin öğretmene ulaşmayı hedefliyoruz. Eğitimlerin yanı sıra ilk defa Mavi Nefes Eğitim Otobüsümüz yola çıkıyor. Bu yıl önce Kocaeli, sonra İstanbul Anadolu Yakası (Üsküdar-Kadıköy) ve Bursa’da olacağız. Gelecek yıl Tekirdağ, İstanbul Avrupa Yakası ve Çanakkale ve 3. yılımızda da Yalova ve Balıkesir’de olacağız. Her ilimizde birer hafta, İstanbul’da ise 2’şer hafta Mavi Nefes Otobüsümüz şehirlerin önemli merkezlerinde sizlerle olacak. Otobüste ve otobüs önünde kurulacak alanda etkinlikler yapılacak. Otobüs içerisinde ise Sıfır Atık Mavi bilincini kazandırmak amacıyla Üretim Becerileri Atölyesi ve Robotik Kodlama Atölyesi gerçekleştireceğiz. Böylece çocuklarımızın denizleri korumak için teknolojinin olanaklarından faydalanarak kendi projelerini geliştirmelerini sağlayacağız.” diye belirtti.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending