Connect with us

Ekonomi Haber

Türkçimento Anadolu Buluşmaları’nın üçüncüsü Gaziantep’te yapıldı

TÜRKÇİMENTO’nun Gaziantep’te düzenlediği Anadolu Buluşmaları’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, “Çimento sektörü olarak yüksek …

Published

on

TÜRKÇİMENTO’nun Gaziantep’te düzenlediği Anadolu Buluşmaları’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, “Çimento sektörü olarak yüksek maliyet artışlarından kaynaklı büyük fiyat baskılamasına maruz kaldığımız dönemlerde dahi ülkemize katma değer yaratacak çalışmalara imza atmaktan geri durmadık. İnşaat sektörü proje üretsin, biz Türkiye’ye yeteriz. Her yerde çimento fabrikalarımız var” dedi.

Çimento sektörünün 94’ünü temsil eden TÜRKÇİMENTO’nun geleneksel hale gelen Anadolu Buluşmaları bu kez Gaziantep’te yapıldı. Gaziantep’teki buluşma TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, Başkan Vekili Adil Sani Konukoğlu ve Başkan Yardımcısı Nihat Özdemir’in katılımıyla gerçekleşti. Çimento sektörünün temsilcileri, son günlerde yaşanan maliyet-fiyat tartışmasına da değinerek, dünyada en ucuz çimentonun Türkiye’de satıldığına dikkat çekti. Konuşmacılar, çimento ihracatına getirilmesi düşünülen ihracat kısıtlamasının ise Türkiye’de zaten düşük olan kapasite kullanımını daha da azaltarak maliyetleri yukarı çekebileceği uyarısında bulundu.

Çimento ihracatının durdurulması konusunu değerlendiren Fatih Yücelik, sektörün ihracata büyümeyi hedeflediğini hatırlatarak, “Sektörün fazla tonajı var. İç pazardaki tüketim belli. İhracata bir kısıtlama getirilmesi halinde fabrikalar tonajlarını düşürmek zorunda kalırlar. Matematiksel olarak değerlendirildiğinde bu maliyetlerin artması demektir. Biz tam kapasite üreterek içerdeki maliyeti de düşürmeye çalışıyoruz. İhracata mal veremezsek oluşacak maliyetlerin iç piyasa fiyatlarına yansıması muhtemeldir. . Sektörün kapasite kullanım oranı yüzde 60-70 arası… Kullanılmayan kapasite 30 – 40 civarı. Proje üretilsin biz Türkiye’ye yeteriz. Her yerde üretime hazır fabrikalarımız var” diye konuştu. Adil Sani Konukoğlu ise “İhracatı durdurursanız eksik kapasite çalışırsınız, üretim düşer. Birim başı maliyet daha da artar. İnşaatçılar fabrika kuracakmış gelsinler biz fabrikaları satalım. Olduğu gibi devretmeye hazırız yatırdığımız parayı bize verin yeter ki” dedi. Nihat Özdemir de ihracata getirilecek bir kısıtlamanın yabancı sermayeyi üzeceğine dikkat çekerek, bunun Türkiye ekonomisi açısından da sıkıntı yaratacağını söyledi.

“PANDEMİYE RAĞMEN İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN DEVAMLILIĞI İÇİN ÇABA GÖSTERDİK”

TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, Anadolu Buluşmaları’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yaklaşık 115 milyon ton toplam kapasiteyle Avrupa’nın en büyük ve Dünya’nın ise 5. büyük üreticisi ve dünyanın en büyük 2. ihracatçısı olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

Son 10 yılda, sektörümüz 2 milyar dolara yakın yeni fabrika yatırımı yaparak üretim kapasitesini 2 katına çıkardı. Bu dönemde inşaat sektörünün ihtiyacı olan çimento tamamen yerel üretimden karşılandı. Çimento sektörü, 2020 sonu itibariyle 55’i entegre 76 tesis ile 17.200 kişiye istihdam sağlıyor. Sektörümüzün iç piyasa cirosu yaklaşık 1,7 milyar , ihracat geliri ise 1,1 milyar dolar.”

Dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisinin, üretim ve ekonomiye büyük darbeye yol açtığı dönemde de inşaat sektörünün devamlılığına her zamanki gibi katkı sunmak adına büyük çaba gösterdiklerini vurgulayan Fatih Yücelik, “Sektörümüz, 2017 yılında 72 milyon ton olan iç piyasa çimento tüketiminin, 2019’da 45 milyon tona düşmesi ile maalesef büyük bir yara alarak pandemi dönemine girmişti. Çimento sektörü olarak, yıllara dayanan azim ve fedakarlıklarla, yüksek maliyet artışlarından kaynaklı büyük fiyat baskılamasına maruz kaldığımız dönemlerde dahi ülkemize katma değer yaratacak çalışmalara imza atmaktan geri durmadık” dedi.

Çimento sektörünün toplam maliyet kalemlerinin yaklaşık 80’ini ithal girdilerin ve elektrik maliyetinin oluşturduğuna dikkat çeken TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı yücelik, maliyetlere ilişkin şu bilgileri verdi:

“Sektörümüzün yakıt tedarikinde ithalata olan bağımlılığı da oldukça yüksek. Çimento sektörü birincil yakıt ihtiyacının 90’dan fazlasını petrokok ve ithal kömürden karşılanıyor. Üretimde yoğun olarak kullanılan fosil yakıtların nerdeyse tamamı (92) ithal ediliyor, yani dövize endeksli. 2021 yılı Ağustos ayında petrokok fiyatları geçen yılın Ağustos ayına göre 270 artarken, elektrik ve ithal kömür fiyatları sırasıyla 62 ve 197 artış gösterdi. Yine 2021 yılı Temmuz ayında Yerli Linyit 43 oranında arttı. 2020 Ağustos ayında 7,27 TL olan dolar kuru ise 8,49 TL’ye yükseldi. Tüm bu gelişmelere rağmen sektör, çimento fiyatlarını maliyet artışının çok daha altında bir noktada tutma fedakârlığını gösterdi. Bu dönemde çimento fiyatlarındaki artış, maliyet artışlarının çok daha altında kaldı. Ancak bu gelişmeler yaşanırken, sektörümüz maalesef inşaat sektöründe yaşanan fiyat artışlarının sorumlusu gibi gösteriliyor.”

“SEKTÖRÜN ÜRETİMİNİN 80’İ İÇ PİYASAYA GİDİYOR “

TÜRKÇİMENTO üyelerinin 2020 sonunda 40 milyon tona yakın kapasite fazlasının ortaya çıktığını belirten Fatih Yücelik, sektörün 2021 yılı 6 aylık dönemine ilişkin de şu bilgileri verdi: “Yılın ilk yarısında sektörün çimento üretimi geçen yıla oranla 26’lık artışla 37 milyon tona çıkarken, iç satışlar 29 artışla 28,3 milyon tonu buldu. Yılın ilk 6 ayında üretilen çimentonun 21,8’i ihracata konu oldu. Üretimin 80’e yakını iç piyasaya gitti. İhracatçı Birlikleri’nin geçici verilerine göre, 2021 Ocak-Ağustos döneminde çimento sektörünün toplam ihracatı değer bazında 12,3 artarak 836 milyon dolara çıktı. Ancak toplam ihracat miktarı bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,9 gerileyerek 20,8 milyon tona indi.”

Yücelik, 100 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren çimento sektörünün, ortak geleceğimizin de baş aktörlerinden biri olma sorumluluğunu her şeye rağmen fedakârlıkla üstlenmeye devam edeceğini belirterek, “Sürdürülebilirlik konularının dünya genelinde böylesine önem kazandığı bir dönemde gerek sektör gerekse ülke olarak konsantrasyonumuzu bu alana yöneltmemizin çok daha önemli olduğu görüşündeyim” dedi.

ADİL SANİ KONUKOĞLU: 150 METREKARE BİR DAİREDE ÇİMENTONUN PAYI 7-9 BİN LİRA

TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Adil Sani Konukoğlu, TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Adil Sani Konukoğlu, Gaziantep’in her zaman Türkiye ekonomisine katkı veren bir şehir olduğunu hatırlatarak, “180 ülkeye ihracat yapan şehrimiz halen 9,5 milyar dolar ihracatla Türkiye’nin en büyük 5. İhracatçı şehri. Hedefimiz bu yılsonunda 10 milyar doları yakalamak. Kullandığınız her şeyde mutlaka bir Gaziantep imzası vardır. Dünyada maske kumaşı sıkıntısı yaşanırken Gaziantepli sanayiciler maske kumaşı üreterek Türkiye’nin rahat nefes almasını sağladı. Hedefimiz 10 milyar doları bu yıl yakalamak” dedi.

Çimento sektöründe son yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Adil Sani Konukoğlu, “Çin’de çimento 70 dolar, Türkiye’de fabrika çıkış fiyatı 340 lira. Bugün 150 metrekare bir dairede temeli, bahçesi dahil 70 metreküp beton harcanıyor. Beton ortalama metreküp fiyatı ise 300 lira. Yani toplam 21 bin lira yapıyor. Burada çimentonun payı da en fazla 33-35. Müteahhitlerin 1 milyona sattıkları dairenin içinde çimentonun bedeli 7-9 bin lira. Dolayısıyla konut fiyatının içinde çimentonun maliyeti oldukça kısıtlı” diye konuştu.

NİHAT ÖZDEMİR: DÜNYANIN EN UCUZ ÇİMENTOSU TÜRKİYE’DE

TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nihat Özdemir de çimento ve inşaat sektörünün birbirinden ayrılamayacağına dikkat çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ekonomi büyüyorsa büyüme inşaat sektöründen başlar. İnşaat sektörü 200 sektörle birlikte hareket eder. Ekonomi durursa ilk hisseden yine inşaat sektörü olur. Biz de inşaatın alt sektörlerinden biriyiz. Yükte ağır ama pahada hafif bir ürün üretiyoruz. Yaklaşık 2 yıl önce ODTÜ’ye 6 ay süren bir araştırma yaptırdık. Bu araştırmanın sonucunda konut inşaatının maliyetinde çimentonun değeri yüzde 3.5 çıktı. Konut lüks olunca bu 3’e düşüyor. Bizim şirketimiz dünyanın 3, Türkiye’nin en yüksek barajı olan Yusufeli’ni yaptı. Yüksekliği 275 metre. Bu baraja 4,3 milyon metreküp beton döktük. Bunun tüm çimentosunu nakliye nedeniyle daha ucuz olduğundan Erzurumlu Aşkale Çimento’dan satın aldık. Bu barajda kullandığımız çimento barajın toplam maliyetinin yüzde 7,7’si. Türkiye’de 55 fabrika var, hiçbirinde iddia edildiği gibi 500 liralara varan fiyatla satış yoktur. Türkiye’nin çimento fabrikalarının tamamının fabrika kapısındaki satış fiyatı 330-340 TL. Bu nakliye ile 200 km taşınırsa o tamamen nakliye bedeli olarak fiyatın üzerine gelir. Bu çimentocuları bağlamaz. Limak olarak yurtdışında da çimento fabrikalarımız var. Biz hem çimento üreticisi hem tüketicisiyiz. Fildişi’nde 1000 TL. Mozambik’te 105 dolar. Türkiye’deki satış fiyatımız 35 dolar. Dünyanın en ucuz çimentosu Türkiye’de.”

Nihat Özdemir, son günlerde yapılan tartışmalarda gerçekliği olmayan açıklamaların yapıldığını, kamuoyunun bu konuda yanıltıldığını iddia ederek, “Biz maliyetlerin matematiğini her platformda tartışmaya hazırız. Burada medyadan da isteğimiz söyleneni peşin doğru kabul etmemesi araştırmasıdır”

Ekonomi finans yazarı Abdurrahman Yıldırım da toplantıda yaptığı konuşmada, “çimento fiyatlarındaki tartışmada ana sebep dövizdir. Dolar kurudur. Son 8 yılda 77 değer kaybetti TL. 2013 yılı ortalama dolar kuru ve 2021 yılı OVP 8.30’luk dolar kuru. Her yıl 10 değer kaybetti. Bu enflasyonu fırlatıyor. Kur artışında beraberinde enflasyon artışı ve diğer faktörlerle ülke olarak yatırım reytingimizi de kaybettik. Yatırım yapılabilir seviyede 4 sıra geriledik. 77 değer kaybeden bir ülkede kim nasıl yatırım yapsın. Maalesef Türkiye ithalat yapmadan üretemiyor. Hammadde ithal edinip üretimin içinde kullanılınca, kur artışı tüm üretimin içine yayılıyor. Sorunlar bütüncül yaklaşımla ele alınıp yerli üretime ağırlık verilebilirse çözülebilir” diye konuştu.

Gazeteci Vahap Munyar da, hükümetin çimento sektörü başta olmak üzere ekonomide dinamizmin önünü açacak şekilde adımlar atması gerektiğini düşündüğünü söyledi. Munyar, “Hammadde ve ara mal ithalatıyla birlikte enflasyon da ithal ediyoruz. Bu bizi de daha zorlar noktaya geliyor” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi Haber

VakıfBank’tan “Bugün Esnaf Kazansın” Kampanyası

VakıfBank, Ahilik Haftası kapsamında esnaflara destek olmak amacıyla bir kampanya başlatarak, 18 Eylül Cumartesi gününü mahalle esnafından …

Published

on

By

VakıfBank, Ahilik Haftası kapsamında esnaflara destek olmak amacıyla bir kampanya başlatarak, 18 Eylül Cumartesi gününü mahalle esnafından alışveriş yapmaya davet ediyor. Kampanya ile esnaftan alışveriş yapmayı müşterileri için de kazançlı hale getiren VakıfBank, kendi kredi kartları ile esnaftan yapılan 100 TL’lik harcamaya 20 TL değerinde Worldpuan hediye ediyor.

VakıfBank, bu yıl 13-19 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen 34. Ahilik Haftası kutlamalarına, tüketicileri, alışverişlerini mahalle esnafından yapmaya yönlendirecek özel bir kampanya ile destek veriyor.

Kampanya kapsamında, 18 Eylül Cumartesi günü alışveriş tercihlerini VakıfBank üye işyeri konumundaki esnaftan yana kullanan VakıfBank kredi kartı sahipleri, tek seferde yapacakları ilk 100 TL harcama karşılığında 20 Worldpuan kazanma şansına sahip oluyor.

Yardımlaşma, hoşgörü, dostluk ve dayanışma gibi temel değerlerin taşıyıcısı olan Ahilik geleneğinin Anadolu’nun kültürel mirasından önemli yere sahip olduğunun bilincinde olan VakıfBank, bu geleneğinin günümüzdeki temsilcileri olan esnaf ve sanatkârı desteklemeyi önemsiyor, bu yönde pek çok çalışmaya imza atıyor. Bu yıl Ahilik Haftası kutlamaları kapsamında hem müşterilerine hem de üye işyeri esnafına fayda sağlayacak bir kampanyayı hayata geçiren VakıfBank, yılsonuna kadar VakıfBank üye işyeri olacak esnaftan da ödeme kaydedici cihaz (ÖKC) ücreti almayacak.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

NFT’den Sonra GameFi Sektöre Hızlı Giriş Yapabilir, Bitcoin’de Golden Cross

2 Trilyon dolarlık kripto para sektörünün son iki aylık dönemi NFT çılgınlığına büründü. Fakat son dönemde Google’ın da yatırım yaptığı bir …

Published

on

By

2 Trilyon dolarlık kripto para sektörünün son iki aylık dönemi NFT çılgınlığına büründü. Fakat son dönemde Google’ın da yatırım yaptığı bir sektör var ki oyun, dijital ve merkeziyetsiz varlıklar ön plana çıkmaya başlayabilir. Google, ilk kez Huobi’de listelenen FLOW’un kurucusu Dapper Labs’e yatırım yaptı. GameFi olarak adlandırılan bu sektör için de Huobi Venture 10 milyon dolarlık bir yatırım ayırdı. Kripto yatırımı yapan ya da yapmayı düşünen yatırımcıların dünyadaki oyun sektörünün ne deni büyük olduklarının farkında olduklarını tahminen NFT furyasını katlayabileceği düşünülmekte. Bu nedenle ölçeklendirme sorunu olmayan, oyun ve merkeziyetsiz uygulamalar üreten projelerin coinleri örneğin ZKS ve FLOW Huobi’de ilk kez listelenen ve bu grubun coinleri olmak üzere araştırma birimini yakın markajında bulunuyor. Dün de bahsettiğimiz gibi Bitcoin 43.000 seviyesinde desteğinde buldu ve 50, 200 günlük Golden Cross kesişimini 46.000 seviyesinde gerçekleştirdi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Ekonomi Haber

Türkiye sabit getirili ve kısa vadeli yatırım tercihini sürdürüyor

Lider küresel insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı firması Mercer, Latin Amerika, Orta Doğu, Afrika ve Asya’da emeklilik fonu varlıklarını …

Published

on

By

Lider küresel insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı firması Mercer, Latin Amerika, Orta Doğu, Afrika ve Asya’da emeklilik fonu varlıklarını etkileyen varlık dağılımları ve yatırım eğilimleri hakkında bilgi sağlayan ‘Varlık Dağılım Öngörüleri 2021’ raporunun sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre; çoğu yatırımcı, geçen yıl boyunca artan volatilite ve belirsizliğe rağmen varlık dağılımında rotasını korudu. Araştırmada bu yıl ilk kez, yatırımcıların yabancı ülke yatırımlarının kendi iç piyasadaki yatırımlarını aştığı gözlemlendi.

Türkiye’de yetenek yönetimi, ölçme ve değerlendirme, çalışan bağlılığı ve deneyimi, ücret araştırmaları, mobil işgücü/expat yönetimi danışmanlığı, yan haklar ve esnek yan haklar danışmanlığı, bireysel emeklilik planları ve aktüeryal değerleme konularında insan kaynakları yönetim danışmanlığı hizmetleri sunan Mercer Türkiye, ‘Varlık Dağılım Öngörüleri 2021’ raporunu yayınladı. Her yıl gerçekleştirilen araştırmada bu yıl ilk kez, yatırımcıların yabancı ülke hisse senediyatırımlarının kendi iç piyasadaki yatırımlarını aştığı gözlemlenirken, yabancı hisse senetleri toplam hisse senetlerinin yüzde 51’ini oluşturuyor.

Latin Amerika, Orta Doğu, Afrika ve Asya’daki yatırımcıların yönetim altındaki varlıklarda 5,3 trilyon ABD dolarından fazlasını temsil eden yatırım stratejileriyle aldıkları kararları inceleyen ‘Mercer Varlık Dağılım Öngörüleri 2021’ raporu, emeklilik fonu yatırımcılarına ve paydaşlarına yerel olarak hizmet ederken, küresel yatırım ortamının da nasıl geliştiğine dikkat çekiyor. Rapor ayrıca, COVID-19 pandemisiyle de hız kazanan bir etkiyle, hem ekonomik toparlanma hem de sürdürülebilirlik hedeflerini doğrultusunda, bölgeler genelinde sürdürülebilir yatırımlara artan ilgiyi de ortaya koyuyor.

Türkiye’de yatırım tercihleri değişmedi

Türkiye’de 31 Ağustos 2021 itibarıyla bakıldığında, yaklaşık 7 milyon gönüllü ve 6 milyon otomatik katılım planı sahibi yatırımcı, yaklaşık 188 milyarlık fon büyüklüğüyle toplam 399 emeklilik fonuna yatırım yapıyor. Türkiye’deki ekonomik dalgalanmalar ve kısa vadede yüksek faiz oranları nedeniyle fon büyüklüğünün büyük bir bölümünü yerel sabit getirili menkul kıymetler oluşturuyor. Yüzde 55’in üzerinde bir oranda sabit getirili ve kısa vadeli nakit yatırım araçlarına dayalı bir varlık dağılımı görülüyor. Genel ortalamada hisse senedi dağılımı yüzde 36 iken, Türkiye’de ise yüzde 12,5 olarak gerçekleşti. Son yıllarda yatırım dağılım oranlarında, kıymetli maden ve kamu kira sertifikaları yönünde artış gözlemlendi. Son dönemde uygulanmaya başlayan yılda 12 defa kullanılabilecek fon değişikliği hakkı, fon dağılım önerileri ve katılımcıların risk seviyelerine göre otomatik olarak yapılan fon dağılımı değişiklik uygulamalarıyla (robo-advisory) daha uzun vadeli ve farklı yatırım araçlarına yönlenen dağılımlarının artması bekleniyor.

Son 7 yılda sabit getirili yatırım araçlarının oranı yüzde 50’lere geriledi

Rapora göre; genel varlık dağılımı geçen yıl boyunca nispeten değişmedi. Bununla birlikte, Endonezya ve Arjantin gibi bazı pazarlardaki yatırımcıların 2020’de daha konservatif pozisyon aldığı ve COVID-19 kaynaklı çıkışlara cevap verecek likit ve düşük riskli varlık sınıflarına yatırımın artırdığı görüldü. Öte yandan, araştırmanın başlangıcından bu yana olan 7 yıllık dönemde hisse senetlerinde artış, sabit getirili yatırım araçlarında ise yüzde 56,7’den yüzde 50,9’a belirgin bir düşüş yaşandı.

Hisse senedi portföylerinde yabancı hisse oranı arttı

Rapora göre toplamda, hisse senedi portföylerinde yabancı hisse oranları arttı ve toplam portföyün yarısından fazlasını geçti. Yurtiçi önyargılar devam ederken, yabancı menkul kıymetler çok az farkla yüzde 51’lik oranla yerli menkul kıymetlerin önünde yer aldı. Yurt içi odaklı bir portföy ile yatırımcılar, portföylerini risklere maruz bırakırken, daha yüksek getiri potansiyelinden de vazgeçiyor. Kendi ülke kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalanlar bile, bir dereceye kadar küresel çeşitliliğe erişebilirlerse, değerli deneyimler kazanabilir ve gelecekteki serbestleşme politikaları kapsamında kendilerini daha iyi konumlandırabilirler.

Geçen yıl bazı alanlarda artışlar olsa da, alternatif yatırım araçlarına doğru kaymalar (araştırmadaki toplam varlıkların yüzde 4,2’si) genel olarak durakladı. Peru, büyük ölçüde ikincil sermaye ve gayrimenkul de dahil olmak üzere özel sermaye yoluyla, araştırmadaki alternatif yatırım araçlarında en büyük paya sahip olan ülke. Güney Kore, Kolombiya ve Tayvan’da ise, toplam varlıkların yüzde 10’u veya biraz üzerinde alternatif yatırım araçlarına yatırım yapılıyor. Önümüzdeki yıllarda yatırımlar çeşitlendikçe ve riske göre ayarlanmış getiriler artırmaya başladıkça, alternatif yatırım araçlarına daha fazla ilgi olması bekleniyor.

Yatırımcıların gündeminde ESG var

Raporun sonuçlarına göre yatırımcılar, COVID-19’un getirdiği zorluklar arasında daha da önemli hale gelen Sürdürülebilirlik/Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG), plan yönetişimi ve ücretler gibi geniş piyasa trendlerini ele almaya odaklanıyor. Özellikle sürdürülebilirlik ve sorumlu yatırımın önemi artmış durumda. Tüm yatırımcılar ve hükümetler, her ne kadar bireysel pazarlar farklı olsa da, bu konuyu giderek daha fazla öncelik haline getirdiğini belirtiyor.

İçinde bulunduğumuz dönem birtakım zorluklar yaratırken, fırsatları da doğurabilir

Yatırımcıların çevresel, demografik, teknolojik ve jeopolitik riskler gibi küresel piyasa endişelerine yanıt verirken, daha yüksek getiri elde etmek, maliyetleri en aza indirmek ve daha iyi yönetişim yapıları uygulamak için büyük bir baskı altında olduklarına dikkat çeken Mercer Türkiye Bireysel Emeklilik Danışmanlığı ve Brokerlik Direktörü Serap Özalp Arslanargın, “Çoğu yatırımcı, geçen yıl boyunca artan volatilite ve belirsizliğe rağmen varlık dağılımında rotasını korudu. Bu yıl raporda genel dağılımda ilk kez yabancı hisse senedi yatırımları, az bir farkla da olsa yerli yatırımların önüne geçti. Türkiye’de geçtiğimiz yıla göre yatırım tercihlerinde büyük değişiklikler yaşanmadı. Yüzde 55’in üzerinde bir oranda sabit getirili ve kısa vadeli nakit yatırım araçlarına dayalı bir varlık dağılımı görülüyor. Piyasanın stresli olduğu dönemlerde, uzun vadeli yatırımcıların varlık dağılımında disiplini sürdürmeleri gerekiyor. Bir yandan da potansiyel senaryoları ve portföy risklerini değerlendirmek ve gelecekteki fırsatlara hazırlanmak için de iyi bir zaman olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending