Connect with us

Sağlık Haberleri

Rahim Ağzı kanserinde dikkat edilmesi gerekenler

Rahim ağzı kanseri dünyada ve ülkemizde en sık görülen jinokolojik kanserlerin başında gelmektedir. Rahim ağzı kanseri nedenleri arasında çok …

Published

on

Rahim ağzı kanseri dünyada ve ülkemizde en sık görülen jinokolojik kanserlerin başında gelmektedir. Rahim ağzı kanseri nedenleri arasında çok sayıda doğum yapmak, erken yaşta cinsel ilişkiye girmek ve sigara içmek sıralanabilir. Bunun yanı sıra ileri evreye kadar şikayet oluşturmayan rahim ağzı kanserinde en önemli risk faktörü olarak HPV virüsü yer almaktadır. Rahim ağzı kanserinde riski azaltmak için düzenli smear ve HPV tarama testi yaptırmak hastalığın erken evrede tespit edilmesine ve tedavide başarıya ulaşılmasına olanak sağlamaktadır.Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Dr. Öğt. Üyesi Şefik Gökçe ‘ Rahim Ağzı Kanseri Hakkında’ merak edilenleri cevapladı.

Rahim ağzı (serviks) kanseri nedir?

Rahim ağzı kanseri, rahim ağzının vajinaya bağlanan alt kısmı olan rahim ağzındaki hücrelerde meydana gelen bir kanser türüdür. Rahim ağzı kanseri, tespit edilmezse veya tedavi edilmezse hayatı tehdit edici olabilir. Genel olarak 30 ila 45 yaşları arasındaki cinsel açıdan aktif kadınları etkiler.

Rahim ağzı kanseri belirtileri nelerdir?

Rahim ağzı kanseri genellikle ileri evrelere kadar semptomlara neden olmaz. Rahim ağzı kanseri ile ilişkili semptomlar; Adet dönemleri arasında, cinsel ilişkiden sonra, pelvik muayeneden sonra veya menopoz sonrası kanama gibi anormal kanama bulguları, miktar, renk veya koku bakımından olağan olmayan akıntı, daha sık idrara çıkma, pelvik ağrı, ağrılı idrara çıkma.

Rahim ağzı kanseri nedenleri?

Rahim ağzı kanseri oluşumunda HPV (Human Papilloma Virus) rol oynamaktadır. HPV, cinsel yolla bulaşan bir virüstür. HPV’nin 100’den fazla çeşidi vardır. Bazı HPV çeşitleri üreme organı etrafında siğiller yaparken, bazıları da vulva, vajina, penis, makat, dil ve bademciklerde görülen kanserlere yol açmaktadır. Her HPV kapan insanda kanser gelişmez. Rahim ağzı kanserine yol açan HPV türlerinin en sık görülen tipleri; 16 ve 18’dir. (Dünya genelindeki rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık 70’inden sorumludurlar). Rahim ağzı kanseri için risk faktörleri şunlardır:

  • Birden fazla cinsel partnere sahip olmak veya partnerinin birden fazla cinsel partneri olması hastalık için risk faktörüdür. Evli çiftlerde bireylerden birinin fazla partneri olması da hastalık riskini artırır.
  • Erken yaşta cinsel aktiviteye başlamak riski artırır.
  • İlk doğumunu 17 yaşından önce gerçekleştirmiş kadınlarda ve çok sayıda doğum yapmış kadınlarda serviks kanseri riski artar.
  • C vitamini ve A vitamini eksikliğinde daha sık izlenmiştir.
  • Yapılan araştırmalarda doğum kontrol haplarını uzun yıllar kullananlarda rahim ağzı kanserinin daha sık ortaya çıktığı gözlenmiştir.
  • Sigara pek çok kanser türünün oluşumunda olduğu gibi rahim ağzı kanserinin gelişmesinde de risk faktörleri arasındadır.
  • Bağışıklık sistemi ile ilgili bozukluklar rahim ağzı kanserine yatkınlığı artırır.
  • Bir diğer risk faktörü cinsel yolla geçen klamidya, bel soğukluğu, sfiliz ve HIV gibi enfeksiyonlardır. Bu hastalıkları geçirenlerde serviks kanserine yatkınlık oluşur.
  • Annede veya kız kardeşlerde rahim ağzı kanseri olması rahim ağzı kanseri riskini artırır.
  • HPV’nin bu tiplerine karşı aşı geliştirilmiştir. Aşı yaptırmayanlar risk altındadır.

Rahim ağzı kanseri uzun yıllar sessiz kalmakta, ancak ileri evrede bulgu verir (Önce enfeksiyon, sonra kanser öncüsü hastalık ve daha sonra kanser oluşumu şeklinde doğal seyri mevcuttur). Erken tanı için düzenli olarak smear ve 30 yaştan sonra HPV testi yaptırmak gerekir.

Rahim ağzı kanserinde tarama testleri ve tanı

Taramanın amacı, kanser öncesi hücreleri erken tespit edip tedavinin erken başlanmasıdır. Bu şekilde sağ kalım oranları artar. Tarama testi olarak PAP smear ve HPV DNA kullanılır. PAP smear testi basit ve ağrısızdır. Bu test adet bittikten sonra yapılır. Hekim bir alet yardımı ile vajinayı genişletir. Bir fırça yardımı ile vajinadan ve serviksden hücre toplar. Toplanan bu hücreler patolojiye gönderilir. HPV testi aynı esnada yapılabilir veya smear kuşkulu gelirse sonra yapılabilir. Smear testi serviks kanseri taramasında ve erken teşhiste kullanılan çok önemli bir testtir. Servikal kanser için en büyük risk hiç smear yaptırmamış olmaktır.

Tarama testlerinin sonucuna göre hastada ya sadece izlemin yeterli olduğu bir değişiklik vardır, ya da rahim ağzında kolaylıkla tedavi edilebilecek bir durum var demektir. Bu iki seçenekten hangisi olursa olsun, hastanın kanserli olarak etiketlenmesinin mantıklı bir tarafı yoktur. Rahim ağzı kanser tarama testlerinde amaç kanser tanısı koymak değildir, ilerde kansere dönüşebilecek durumları erkenden saptayabilmektir. Elde edilen anormal sonuçlar çoğu kez kanser seviyesine ulaşmamış bazı anormallikler anlamına gelmektedir. Neticede adı kanser tarama testi de olsa, sağlıkta yapılan araştırmaların sebebi insanların yaşam konforuna katkıda bulunmaktır, onları huzursuz ve mutsuz etmek değildir.

Rahim ağzı kanseri, taramalar esnasında tesadüfen yakalanabilir veya ileri evrede hasta, belirtiler ile hekime başvurabilir. Kanser tanısını doğrulamak için ilk iş biyopsi almaktır. Patoloji sonucu kanser ile uyumlu gelirse kanserin hangi evrede olduğunun tespiti gerekir. Evreleme için tomografi, MR, PET (Vücudun değişik bölgelerindeki aktif kanser hücrelerini gösterir), akciğer tutulumunu kontrol etmek için akciğer grafisi, kan sayımı, böbrek testleri yapılır. Rahim ağzı kanseri komşu organlara yayılım gösterdiğinden sistoskopi ile idrar kesesi, proktoskopi ile anüs ve çevresi incelenir.

Rahim ağzı kanserinden korunma yolları

Rahim ağzı kanserini tam olarak önleme yöntemi yoktur, ancak risk azaltılabilir. Rahim ağzı kanseri için en önemli unsur düzenli olarak smear ve HPV tarama testi yaptırmaktır. Smear ile kanser öncüsü hücreler erken evrede yakalanabilir. Çoğu hekim smear esnasında HPV testi de yaptırır. Diğer bir önemli konu seksüel hayat başlamadan önce HPV aşısı yaptırmaktır. HPV aşısı ülkemizde bulunan ve uygulanan bir aşıdır, ancak ulusal aşı programında bulunmamaktadır. Cinsel partner sayısını azaltmak ve cinsel hayatı mümkün olduğunca geç başlatmak da rahim ağzı kanseri riskini azaltır. Yapılan araştırmalar prezervatifin HPV açısından tam olarak koruyucu olmadığını göstermektedir. Sağlıklı bir yaşam için genel prensiplerden olan sigara kullanmamak, sağlıklı beslenmek ve düzenli fiziksel egzersiz yapmak rahim ağzı kanserinden korunmak için de önemlidir.

Rahim ağzı kanseri tedavisi

Rahim ağzı kanseri erken aşamada teşhis edilirse, genellikle ameliyatla tedavi etmek mümkündür. Bazı durumlarda, rahmi yerinde bırakmak mümkündür, ancak çıkarılması gerekebilir. Radyoterapi erken dönem rahim ağzı kanseri olan bazı kadınlar için başka bir seçenektir. Bazı durumlarda, ameliyat veya kemoterapi ile birlikte veya her ikisinde de kullanılır. Daha ileri rahim ağzı kanseri vakaları genellikle kemoterapi ve radyoterapi kombinasyonu kullanılarak tedavi edilir. Tedavilerin bazıları, erken menopoz ve kısırlık dahil olmak üzere önemli ve uzun süreli yan etkilere sahip olabilir.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Sağlık Haberleri

Aliağa Meslek Hastalıkları Hastanesi Yükseliyor – İnternet Haber

Aliağa Belediyesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğinde Çaltılıdere Mahallesi’nde hayata geçirilen İzmir’in tek Mesleki ve Çevresel …

Published

on

By

Aliağa Belediyesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğinde Çaltılıdere Mahallesi’nde hayata geçirilen İzmir’in tek Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesinin inşaatı hızla devam ediyor. Aliağa Belediyesi tarafından yapılan kaba inşaatın yüzde 40’ı tamamlandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi’ndeki inşaat çalışmaları Aliağa Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü kontrol ve koordinesinde yürütülüyor. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın “2019-2024 Aliağa Gelişim Vizyonu” çerçevesinde projelendirilerek Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğinde başlatılan hastane yatırımı tamamlandığında bölgede büyük bir ihtiyacı karşılayacak.

İNŞAAT MÜHENDİSİ TUĞBERK ESENYEL, “BUGÜNE KADAR 19 BİN METREKÜP BETON DÖKÜMÜ YAPTIK”

Hastane kaba inşaatında çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünü belirten Aliağa Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü İnşaat Mühendisi Tuğberk Esenyel, “Meslek Hastalıkları Hastanemizin C Blok eksi bir tabliyesinin betonunu döküyoruz. Bugünkü döküm miktarımız 550 metreküp. Kaba inşaatımızın yüzde 40’nı tamamladık. Hastane inşaatımız esnasında bugüne kadar 19 bin metreküp beton dökümü yaptık. Aynı zamanda bin 700 ton demir imalatı yapılırken 29 bin metrekare kalıp imalatı yapıldı. C Blokta zemin ve birinci kat tabliyelerine geçeceğiz. İki döküm sonrasında C Bloğumuz tamamlanıyor. Hastanenin A ve B bloklarında imalatlarımız devam ediyor. Yakın bir zamanda duvar imalatına başlayacağız” dedi.

TAM DONANIMLI HASTANE TÜRKİYE’DE ÖNEMLİ BİR MERKEZ OLACAK

Sadece Aliağa’nın değil bölgenin sağlık alanında ihtiyaçlarına cevap verecek olan 200 yatak kapasiteli tam donanımlı modern hastane, 52 bin 464 metrekare kapalı alana sahip olacak. Bölgedeki vatandaşlara hizmet verecek tam donanımlı hastanede acil servis, mikrocerrahi, yanık ünitesi, fizik tedavi ünitesi, hiperbarik oksijen tedavi ünitesi gibi önemli birimler yer alacak. Hastalıklara tanı konulması açısından da ülke genelinde önemli bir merkez olacak. Hastane; E87 Uluslararası Karayolu üzerinde ve Kuzey Ege Otoyolu çıkışında bulunmasıyla önemli bir ulaşım bölgesinde yer alıyor. Hastaneye aynı zamanda denizden ve helikopterle ulaşım imkanı da bulunuyor. Hastane, çalışanlarıyla bölgede istihdama doğrudan, yan sektörlerle birlikte dolaylı katkısı olacak. Hastanenin 2022 yılında tamamlanması hedefleniyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Distimi depresyonu nasıl anlaşılır? – İnternet Haber

Depresyonun genellikle 6 aya kadar geçmesinin beklendiğini belirten uzmanlar, “geçmeyen depresyon” diye de adlandırılan ‘distimi’nin normal …

Published

on

By

Depresyonun genellikle 6 aya kadar geçmesinin beklendiğini belirten uzmanlar, “geçmeyen depresyon” diye de adlandırılan ‘distimi’nin normal depresyon kadar ağır belirtileri olmasa da hayat kalitesini bozduğunu ifade ediyor. Birçok nedenle ortaya çıkan distiminin isteksizlik, iştah kaybı, uyku bozuklukları, cinselliğe yönelik ilgide azalma gibi belirtiler gösterdiğini kaydeden uzmanlar, distiminin etkilerinin en az 2 yıl sürdüğüne dikkat çekiyor. Uzmanlar, tedavi sürecinin aylar ve hatta yıllar boyu sürebileceğinin de altını çiziyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, ‘distimi’ olarak adlandırılan geçmeyen depresyon rahatsızlığı ile ilgili önemli bilgiler ve tavsiyeler paylaştı.

Tanı için en az 1-2 hafta gerekiyor

Depresyonun toplum içerisinde oldukça tanınan bir rahatsızlık haline geldiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, “Depresyon belirtileri de hemen hemen herkes tarafından biliniyor. Genelde uzmanlar depresyonun 6 aya kadar geçmesini bekler. Bir tanı koyabilmek için en az 1-2 haftalık bir süreç gerekebiliyor. Klasik majör depresif bozuklukta gördüğümüz iştah kaybı, enerjide düşüş, isteksizlik, motivasyon kaybı, hayata dair olan ilgide ve faaliyetlere olan istekte azalma, uyku problemleri, kilo kayıpları gibi belirtiler görülüyor.” dedi.

Şiddeti arttıkça bireyde regresyon oluşuyor

Depresyonun şiddeti arttıkça kişide regresyon halinin yani elini ayağını işten güçten çekme durumunun oluştuğunu belirten Bayar, “Bu durum hayattan kopma evresine kadar gelebiliyor ve sonunda bir çıkış yolu bulamama, intihara sürüklenme gibi durumlara kadar ulaşabiliyor. Bu da depresyonun ciddiyetini ve şiddetini gösteriyor. Elbette herkes depresyonu aynı şiddette ve ölçüde yaşamıyor. Depresyon kişiden kişiye göre farklılık gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Distimi en az 2 yıl sürüyor

Geçmeyen depresyon diye de adlandırılan ‘distimi’nin bir depresyon türü olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, “Distimi bir yanıyla sızı depresyon gibidir. Kişide normal depresyon kadar ağır belirtiler görünmese de bir sızı şeklinde hayat kalitesini bozacak, zaman zaman sıkıntıya sokacak ve varlığını da sık sık hissettirecek türden bir etkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. En az 2 yıl sürüyor. Majör depresyon kadar sık olmasa da isteksizlik, iştah kaybı, uyku bozuklukları, cinselliğe yönelik ilgide azalma gibi belirtilerin görüldüğü bir süreci kapsıyor.” diye konuştu.

Birçok sebeple ortaya çıkabiliyor

İnsanların distimi yaşamasını tek bir sebebe bağlamanın mümkün olmadığını belirten Bayar, “Bir yanıyla biyolojik etmenler, beyin kimyasının ya da çeşitli hormonsal yapıların bozulması veya bunu tetikleyen sağlık problemleri olabilir. Özellikle alkol-madde kullanımlarında bir süre sonra kişinin ruh sağlığı bozulmaya başlar ve bunun getirilerinden birisi de depresyon olabilir. Çevresel olaylar, hayatta yaşanan büyük kayıplar, büyük maddi problemler, travmatik deneyimler, gelişim süreci gibi etmenler distimiye sebep olabilir. Distimi, akut yani anlık yaşanan bir rahatsızlıktan ziyade yıllar içerisinde gelişen ve sürekliliği olan bir kişilik örüntüsü gibidir.” dedi.

Terapi aylar, yıllar boyu sürebilir

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, ‘Klinik gözlem ve araştırmalar yapıldıktan hemen sonra uygulanacak psikoterapi ve farmakoterapi tedavisinin oldukça faydasının görüldüğü yapılan çalışmalar sonucu gözlemlendi’ dedi ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Elbette, bu süreçte sabır büyük önem taşıyor. Özellikle danışan ilaç kullanmaya başladıktan sonra tedavinin bir süreç olduğunu unutmamalı. 2-3 hafta içerisinde bu sorunun çözülmesini beklememek, tedavi sürecinde bir istikrar sağlamak önemlidir. Terapi aylar, hatta yıllar sürebilen bir yolculuktur. Bazen farkında olunmayan geri plandaki etmenler kişiyi bu ruhsal sıkıntıya itebilir. Bunları da terapistle keşfetmek ve çözümlemek zaman alabilir. Bu yüzden süreç boyunca tedaviye olan inancın ve güvenin kaybedilmemesi gerekiyor.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Kilo Verme Sonrası Yüzdeki Sarkma ve Yorgun Görüntü Giderilebiliyor – İnternet Haber

Fazla kiloları nedeniyle mide küçültme ameliyatı olanların ardından vücuttaki sarkmaları önlemek için operasyon geçirdiğini ancak yüz germe …

Published

on

By

Fazla kiloları nedeniyle mide küçültme ameliyatı olanların ardından vücuttaki sarkmaları önlemek için operasyon geçirdiğini ancak yüz germe işlemini ihmal ettiğini söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Özellikle fazla kilo verenlerin yüzlerinde de sarkma olabildiği için bu kişiler olduğundan yaşlı görülebiliyor. Böyle durumlarda yüz germe ameliyatı gereklidir. Bu işlem 50 yaş üstünde yapıldığında kişi 15 yaş genç gibi görünebiliyor” dedi.

Mide küçültme ameliyatı sonrasında ya da diyetle fazla kilo verilmesi sonrasında karında, bacak, kollar ve vücudun diğer bölgelerindeki sarkmalara dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, yüz germe operasyonlarına yönelik bilgi verdi.

45 KİLO VE ÜSTÜNDE HAFİFLEYENLEN DİKKAT

Yaşlılığa bağlı insanların yüzünde sarkmalar yaşanmasının doğal olabildiğini hatırlatan Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Bu sarkmalar genç görünümün kaybına neden olabilir. Ayrıca son yıllarda çokça yapılan mide küçültme ameliyatlarından sonra ani kilo verilmesi nedeniyle hastalarda yüz sarkmalarını görüyoruz. Özellikle 45 kiloya yakın ve üstende kilo kaybetmiş kişilerde yüz sarkması ortaya çıkabiliyor. Hasta o kadar kilo verince göbek bölgesi, sırt, popo, meme, kollar ve üst bacakta sarkmalar oluşuyor. Kişiler genelde bu bölgelerde sarkmalardan şikayetçi olur, düzeltilmesini ister” diye konuştu.

KİŞİ DAHA YAŞLI GÖRÜNÜYOR

Yüzde sarkmalara ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Kişilerde kaşlar aşağıya doğru sarkmaya başlıyor, orta yüz de sarkar. Burun ve dudak arasındaki oluk belirginleşir, öne doğru gelir. Dudak etrafındaki çizgiler belirginleşir. Çene altındaki bölgelerde sarkmalar olur, çenedeki açılar belli olmaz. İşte yüzde böyle durumların geliştiği hastalarda germe ameliyatlarını yapmak gerekir. Çünkü kendi yaş popülasyonlarına göre çok daha yaşlı görünürler” dedi.

KİŞİLERİN YÜZDE 20’SİNDE YÜZ SARKMASI GÖRÜLÜYOR

Mide küçültme ameliyatı olanların yaklaşık yüzde 20’sinde yüz sarkması görüldüğünü ancak kişilerin genelde bunu ihmal ettiğini söyleyen Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, bu oranın kilo verme hızına ve miktarına bağlı olarak değişebildiğini anlattı. Kilo verme sonrası ortaya çıkabilen bu şikayetler için yapılacak düzeltme ameliyatlarında zamanlamanın çok önemli olduğunu ifada eden Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Bu ameliyatları aşama aşama yapmak gerekli. Mide küçültme ameliyatı olan kişi 12-18 ay kadar bekleyip, hedef kilosuna ulaşınca düzeltme operasyonunu gerçekleştiriyoruz. Belli beslenme düzeninin oluşmasını da önemsiyoruz.” diye konuştu.

YÜZDEKİ YORGUN GÖRÜNTÜ GİDERİLİYOR

Oluşabilecek bu sarkmalar için tek seçeneğin ameliyat olmadığını da hatırlatan Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Sarkmalara ameliyatsız uygulanan teknikler de var. Ama en etkilisi yüz germe operasyonudur. Hastadan alınan yağ dokusu hacim kaybı yaşanan yerlere dolduruluyor. Çene hattını, elmacık kemikleri belirgin hale getiriliyor. Bu sayede yorgun görüntüyü giderebiliyoruz” diye konuştu.

Kişi eğer sigara içiyorsa doku kaybı yaşanmaması için ameliyattan bir ay önce bunu bırakmasını istediklerini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu. Bununla birlikte kan değerlerinin iyi olması için beslenme düzenine de dikkat edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AMELİYATTAN SONRA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Ameliyattan çıkan hastayı pıhtı olmaması için hemen hareketlendirmek gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Hastanın ameliyattan sonra da sigara içmemesi son derece önemli. Bununla birlikte özellikle tansiyon hastalarında kanama yaşanmaması için tansiyonunu da dengede tutmaya çalışıyoruz. Yüz bölgesine yapılan estetik cerrahiden sonra hastaya özel bir bandaj takıyoruz. Kulak önünde, arkasında oluşan küçük izler de 6-9 ay içerisinde çok az belirgin halde olacak şekilde azalacaktır. Hastaların özel bandajı 4 hafta takmaları gerekir. Ameliyattan 1 hafta sonra dikişleri alınan hastanın normal hele gelmesi yaklaşık üç ayı bulabiliyor. Genç bir hastaysa operasyondan sonra kendi yaş grubu gibi görünecektir. Ancak özellikle 50 yaş üstü bir hastaya yüz germe ameliyatı yapıyorsak 15 yaş gençleşme söz konusu olabiliyor. 40’lı yaşlarda bu operasyonu geçirenler ise 7 yaş kadar gençleşme gözleniyor” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending