Connect with us

Sağlık Haberleri

Temizlik Takıntısının Kökeni Geçmiş Travmalara Dayanıyor

Saatlerce temizlik yapan, ellerini, saçlarını yıkayan, hayatını temiz olmak üzerine kuran kişiler, bu takıntı yüzünden çok zor bir hayat yaşıyor …

Published

on

Saatlerce temizlik yapan, ellerini, saçlarını yıkayan, hayatını temiz olmak üzerine kuran kişiler, bu takıntı yüzünden çok zor bir hayat yaşıyor. Ancak bu takıntıdan kurtulmak sanıldığından daha kolay. Temizlik hastalığının tedavisinde çoğu kez psikoterapinin yeterli olduğunu söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Psk. Didem Çengel temizlik takıntısına ilişkin merak edilenleri anlatıyor.

Sil, süpür, toparla hopp olmadı elleri bir daha yıka, kapının dışında soyun ve koşa koşa banyoya git, tekrar sil, süpür silkele, toparla… Kirlenmiş midir herhangi bir yer? Mutfak da temizlensin tamam! Şimdi yeniden, bir, iki, üç, dört ve beş! Evet, beş kere yıkadık elleri… Üç kere şampuan yapmazsam kesin kötü bir şey olacak… Saatler süren, bir türlü bitmek bilmeyen, asla yeterli olduğuna inanılmayan temizlik rutinleri… Peki, temiz olmak neden insanın hayatını zorlaştırır? Bu sorunun yanıtını DoktorTakvimi uzmanlarından Psk. Didem Çengel veriyor.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin günlük yaşam aktivitelerini bozacak şekilde tekrarlayan düşünce ve davranış örüntüsüne girmesi olarak tanımlanıyor. Psk. Çengel, zihinde istemsiz bir şekilde beliren ve kişide huzursuzluk yaratan düşüncelere obsesyon (takıntı), bu obsesyonların yarattığı huzursuzluğa karşı kişinin rahatlamak için yaptığı davranışlara kompulsiyon veya ritüel dendiğini anlatıyor. Temizlik takıntısının bir obsesif kompulsif bozukluk olduğunu söyleyen Psk. Çengel, farklı nedenlerle ortaya çıkabilen hijyen takıntısının kökeninin genellikle geçmiş yaşam travmalarına dayandığına dikkat çekiyor. Çengel, şöyle devam ediyor: “Aile içerisinde kurulan bağın niteliği, ebeveynlerin pek çok davranışı, pis, kirli ya da kötü olarak değerlendirmesi, aile üyelerinin temizlik hastalığı, cinselliğin günah, ayıp ve pis olarak değerlendirilmesi ve bastırılması, şiddete maruz kalmak, ilgi ve ihtiyaçlarının karşılanamadığı bir ortamda yetişmek bu takıntıya neden olabiliyor. Ayrıca çevresel ve genetik faktörlerin etkisini de göz ardı etmemek gerekiyor.”

Temizlik hastalığının belirtileri nelerdir?

“Bir kişinin günlük yaşamının akışını bozan, işlevselliğine engel olduğunda, hayatın normal akışı içerisinde devam etmekte zorlanmalar başladığında ya da çevreyle ilişkiler etkilendiğinde temizlik hastalığından söz edilebilir” diyen Psk. Çengel, tüm bunların dışında kişinin belirgin bir kirlilik ya da dağınıklık olmasa bile yoğun bir temizlik yapma isteği duymaya ve saatlerce bitmek bilmeyen şekilde temizlik yapmaya başladığında bunun bir sorun haline dönüştüğünün altını çiziyor. Temizlik hastaları için kişisel temizliğin çok önemli olduğunu söyleyen Psk. Çengel, bu kişilerin duş alma sürelerinin diğerlerine göre daha uzun olduğunu ve ne kadar yıkansalar bile akıllarının bir köşesinde hala tam anlamıyla temizlenmediğine dair soru işaretleri bulunduğunu ifade ediyor.

Sürekli kirlenme korkusuyla karşı karşıya kalan temizlik hastalarının tekrarlayan bir şekilde el yıkama takıntısına sahip olduğunu hatırlatan Psk. Çengel, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bazı ileri vakalarda elleri sık sık ve bazı hijyen maddeleriyle yıkamak kaynaklı yaralar ya da çatlaklar oluşabilir. Temizlik yaparken 3, 5, 7 gibi tekrarlara ihtiyaç duyması da başka bir davranış örüntüsüdür. Temizlik hastaları özellikle yaşadığı alana dışarıdan gelen her şeyi pis bulduğu için defalarca kere yıkama gereksinimi hissedebilir. Ne kadar temizlik yapılırsa yapılsın yeterli gelmez, pis olduğu düşüncesi devam eder, pislikten arınmadığını düşünür. Temizlik hastalığı yaşayanlarda da bazı durumlara karşı takıntılı davranışlar görülebilir. Bazı hastalarda sürekli olarak kirli olma düşüncesi kendini gösterirken, bazı temizlik hastaları karşılaşılabilecek olumsuz durumlar ile tekrarlayan düşüncelere sahip olduğu davranışlarını kaçınmak amaçlı yineleyebilir. Örneğin; ellerimi üç kez yıkamazsam, anneme bir şey olabilir.”

Psikoterapiyle tedavi mümkün

DoktorTakvimi uzmanlarından Psk. Çengel, temizlik hastalığının tedavisinde bazı vakalarda ilaç tedavisi ve psikoterapi önerilirken, çoğu kez psikoterapinin yeterli olduğunu söylüyor. OKB ve takıntıların tedavisinde kullanılan en etkin yöntemin bilişsel davranışçı terapi yöntemi olduğunu anlatan Psk. Çengel, “Aslında temizlik hastalarıyla tedavi sürecinde en önemli aşama bilişsel yeniden yapılandırma yapabilmektir. Zihnimiz olumsuza odaklanma eğilimindedir. Takıntı ise zihnin olumsuz filtresine sürekli odaklanıp, tuzağa düşüren ve sizi sürekli esir gibi hayata yerden bakmanıza neden olan, tekrarlara sahiptir. Bilişsel terapiyle yapılan yeniden çerçeveleme, kişinin çarpıtılmış düşünceleriyle çalışır. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; çok yoğun temizlik takıntısı yaşıyorsanız gerçekten neyi temizlemeye çalıştığınıza bakın, elleriniz ya da eviniz değil temizlemeye çalıştığınız aslında düşünceleriniz. 50 kez yıkadığınız şey, düşünceler ve kaygınız…”

Tüm tekrarlayan davranışların düşünceler ve onun yarattığı kaygıyı giderebilmek için gerçekleştiğini belirten Psk. Çengel, dünyaya düşüncelerle bakarsak kaygıların peşimizi bırakmayacağını söylüyor. Düşünceler algısal olduğunu, algıların ise bazen kişiyi yanıltabileceğini hatırlatan Psk. Çengel, zihnin olumsuz hikâyelere odaklanma eğiliminde olduğunu anlatıyor. Çengel, şöyle devam ediyor: “Eğer bu olumsuz hikâyelerde kaybolursanız elinizi de evinizi de temizler durursunuz. Bunun için her düşüncenin akış halinde olduğunu ve misafir olduğunu kabul etmek gerekiyor. Aile ve çevre desteği unutulmadan bir uzman eşliğinde bu düşünceleri keşfedebilirsiniz. Kirlenmekten kaçmak için temizlemek yerine kirlenebilme ihtimalini kabul edebilir, tekrarlayan düşünceleri rahatlatmak için yapılan döngüsel davranışları görebilirsiniz.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Sağlık Haberleri

Aliağa Meslek Hastalıkları Hastanesi Yükseliyor – İnternet Haber

Aliağa Belediyesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğinde Çaltılıdere Mahallesi’nde hayata geçirilen İzmir’in tek Mesleki ve Çevresel …

Published

on

By

Aliağa Belediyesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğinde Çaltılıdere Mahallesi’nde hayata geçirilen İzmir’in tek Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesinin inşaatı hızla devam ediyor. Aliağa Belediyesi tarafından yapılan kaba inşaatın yüzde 40’ı tamamlandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi’ndeki inşaat çalışmaları Aliağa Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü kontrol ve koordinesinde yürütülüyor. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın “2019-2024 Aliağa Gelişim Vizyonu” çerçevesinde projelendirilerek Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğinde başlatılan hastane yatırımı tamamlandığında bölgede büyük bir ihtiyacı karşılayacak.

İNŞAAT MÜHENDİSİ TUĞBERK ESENYEL, “BUGÜNE KADAR 19 BİN METREKÜP BETON DÖKÜMÜ YAPTIK”

Hastane kaba inşaatında çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünü belirten Aliağa Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü İnşaat Mühendisi Tuğberk Esenyel, “Meslek Hastalıkları Hastanemizin C Blok eksi bir tabliyesinin betonunu döküyoruz. Bugünkü döküm miktarımız 550 metreküp. Kaba inşaatımızın yüzde 40’nı tamamladık. Hastane inşaatımız esnasında bugüne kadar 19 bin metreküp beton dökümü yaptık. Aynı zamanda bin 700 ton demir imalatı yapılırken 29 bin metrekare kalıp imalatı yapıldı. C Blokta zemin ve birinci kat tabliyelerine geçeceğiz. İki döküm sonrasında C Bloğumuz tamamlanıyor. Hastanenin A ve B bloklarında imalatlarımız devam ediyor. Yakın bir zamanda duvar imalatına başlayacağız” dedi.

TAM DONANIMLI HASTANE TÜRKİYE’DE ÖNEMLİ BİR MERKEZ OLACAK

Sadece Aliağa’nın değil bölgenin sağlık alanında ihtiyaçlarına cevap verecek olan 200 yatak kapasiteli tam donanımlı modern hastane, 52 bin 464 metrekare kapalı alana sahip olacak. Bölgedeki vatandaşlara hizmet verecek tam donanımlı hastanede acil servis, mikrocerrahi, yanık ünitesi, fizik tedavi ünitesi, hiperbarik oksijen tedavi ünitesi gibi önemli birimler yer alacak. Hastalıklara tanı konulması açısından da ülke genelinde önemli bir merkez olacak. Hastane; E87 Uluslararası Karayolu üzerinde ve Kuzey Ege Otoyolu çıkışında bulunmasıyla önemli bir ulaşım bölgesinde yer alıyor. Hastaneye aynı zamanda denizden ve helikopterle ulaşım imkanı da bulunuyor. Hastane, çalışanlarıyla bölgede istihdama doğrudan, yan sektörlerle birlikte dolaylı katkısı olacak. Hastanenin 2022 yılında tamamlanması hedefleniyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Distimi depresyonu nasıl anlaşılır? – İnternet Haber

Depresyonun genellikle 6 aya kadar geçmesinin beklendiğini belirten uzmanlar, “geçmeyen depresyon” diye de adlandırılan ‘distimi’nin normal …

Published

on

By

Depresyonun genellikle 6 aya kadar geçmesinin beklendiğini belirten uzmanlar, “geçmeyen depresyon” diye de adlandırılan ‘distimi’nin normal depresyon kadar ağır belirtileri olmasa da hayat kalitesini bozduğunu ifade ediyor. Birçok nedenle ortaya çıkan distiminin isteksizlik, iştah kaybı, uyku bozuklukları, cinselliğe yönelik ilgide azalma gibi belirtiler gösterdiğini kaydeden uzmanlar, distiminin etkilerinin en az 2 yıl sürdüğüne dikkat çekiyor. Uzmanlar, tedavi sürecinin aylar ve hatta yıllar boyu sürebileceğinin de altını çiziyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, ‘distimi’ olarak adlandırılan geçmeyen depresyon rahatsızlığı ile ilgili önemli bilgiler ve tavsiyeler paylaştı.

Tanı için en az 1-2 hafta gerekiyor

Depresyonun toplum içerisinde oldukça tanınan bir rahatsızlık haline geldiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, “Depresyon belirtileri de hemen hemen herkes tarafından biliniyor. Genelde uzmanlar depresyonun 6 aya kadar geçmesini bekler. Bir tanı koyabilmek için en az 1-2 haftalık bir süreç gerekebiliyor. Klasik majör depresif bozuklukta gördüğümüz iştah kaybı, enerjide düşüş, isteksizlik, motivasyon kaybı, hayata dair olan ilgide ve faaliyetlere olan istekte azalma, uyku problemleri, kilo kayıpları gibi belirtiler görülüyor.” dedi.

Şiddeti arttıkça bireyde regresyon oluşuyor

Depresyonun şiddeti arttıkça kişide regresyon halinin yani elini ayağını işten güçten çekme durumunun oluştuğunu belirten Bayar, “Bu durum hayattan kopma evresine kadar gelebiliyor ve sonunda bir çıkış yolu bulamama, intihara sürüklenme gibi durumlara kadar ulaşabiliyor. Bu da depresyonun ciddiyetini ve şiddetini gösteriyor. Elbette herkes depresyonu aynı şiddette ve ölçüde yaşamıyor. Depresyon kişiden kişiye göre farklılık gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Distimi en az 2 yıl sürüyor

Geçmeyen depresyon diye de adlandırılan ‘distimi’nin bir depresyon türü olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, “Distimi bir yanıyla sızı depresyon gibidir. Kişide normal depresyon kadar ağır belirtiler görünmese de bir sızı şeklinde hayat kalitesini bozacak, zaman zaman sıkıntıya sokacak ve varlığını da sık sık hissettirecek türden bir etkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. En az 2 yıl sürüyor. Majör depresyon kadar sık olmasa da isteksizlik, iştah kaybı, uyku bozuklukları, cinselliğe yönelik ilgide azalma gibi belirtilerin görüldüğü bir süreci kapsıyor.” diye konuştu.

Birçok sebeple ortaya çıkabiliyor

İnsanların distimi yaşamasını tek bir sebebe bağlamanın mümkün olmadığını belirten Bayar, “Bir yanıyla biyolojik etmenler, beyin kimyasının ya da çeşitli hormonsal yapıların bozulması veya bunu tetikleyen sağlık problemleri olabilir. Özellikle alkol-madde kullanımlarında bir süre sonra kişinin ruh sağlığı bozulmaya başlar ve bunun getirilerinden birisi de depresyon olabilir. Çevresel olaylar, hayatta yaşanan büyük kayıplar, büyük maddi problemler, travmatik deneyimler, gelişim süreci gibi etmenler distimiye sebep olabilir. Distimi, akut yani anlık yaşanan bir rahatsızlıktan ziyade yıllar içerisinde gelişen ve sürekliliği olan bir kişilik örüntüsü gibidir.” dedi.

Terapi aylar, yıllar boyu sürebilir

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, ‘Klinik gözlem ve araştırmalar yapıldıktan hemen sonra uygulanacak psikoterapi ve farmakoterapi tedavisinin oldukça faydasının görüldüğü yapılan çalışmalar sonucu gözlemlendi’ dedi ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Elbette, bu süreçte sabır büyük önem taşıyor. Özellikle danışan ilaç kullanmaya başladıktan sonra tedavinin bir süreç olduğunu unutmamalı. 2-3 hafta içerisinde bu sorunun çözülmesini beklememek, tedavi sürecinde bir istikrar sağlamak önemlidir. Terapi aylar, hatta yıllar sürebilen bir yolculuktur. Bazen farkında olunmayan geri plandaki etmenler kişiyi bu ruhsal sıkıntıya itebilir. Bunları da terapistle keşfetmek ve çözümlemek zaman alabilir. Bu yüzden süreç boyunca tedaviye olan inancın ve güvenin kaybedilmemesi gerekiyor.”

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Kilo Verme Sonrası Yüzdeki Sarkma ve Yorgun Görüntü Giderilebiliyor – İnternet Haber

Fazla kiloları nedeniyle mide küçültme ameliyatı olanların ardından vücuttaki sarkmaları önlemek için operasyon geçirdiğini ancak yüz germe …

Published

on

By

Fazla kiloları nedeniyle mide küçültme ameliyatı olanların ardından vücuttaki sarkmaları önlemek için operasyon geçirdiğini ancak yüz germe işlemini ihmal ettiğini söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Özellikle fazla kilo verenlerin yüzlerinde de sarkma olabildiği için bu kişiler olduğundan yaşlı görülebiliyor. Böyle durumlarda yüz germe ameliyatı gereklidir. Bu işlem 50 yaş üstünde yapıldığında kişi 15 yaş genç gibi görünebiliyor” dedi.

Mide küçültme ameliyatı sonrasında ya da diyetle fazla kilo verilmesi sonrasında karında, bacak, kollar ve vücudun diğer bölgelerindeki sarkmalara dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, yüz germe operasyonlarına yönelik bilgi verdi.

45 KİLO VE ÜSTÜNDE HAFİFLEYENLEN DİKKAT

Yaşlılığa bağlı insanların yüzünde sarkmalar yaşanmasının doğal olabildiğini hatırlatan Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Bu sarkmalar genç görünümün kaybına neden olabilir. Ayrıca son yıllarda çokça yapılan mide küçültme ameliyatlarından sonra ani kilo verilmesi nedeniyle hastalarda yüz sarkmalarını görüyoruz. Özellikle 45 kiloya yakın ve üstende kilo kaybetmiş kişilerde yüz sarkması ortaya çıkabiliyor. Hasta o kadar kilo verince göbek bölgesi, sırt, popo, meme, kollar ve üst bacakta sarkmalar oluşuyor. Kişiler genelde bu bölgelerde sarkmalardan şikayetçi olur, düzeltilmesini ister” diye konuştu.

KİŞİ DAHA YAŞLI GÖRÜNÜYOR

Yüzde sarkmalara ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Kişilerde kaşlar aşağıya doğru sarkmaya başlıyor, orta yüz de sarkar. Burun ve dudak arasındaki oluk belirginleşir, öne doğru gelir. Dudak etrafındaki çizgiler belirginleşir. Çene altındaki bölgelerde sarkmalar olur, çenedeki açılar belli olmaz. İşte yüzde böyle durumların geliştiği hastalarda germe ameliyatlarını yapmak gerekir. Çünkü kendi yaş popülasyonlarına göre çok daha yaşlı görünürler” dedi.

KİŞİLERİN YÜZDE 20’SİNDE YÜZ SARKMASI GÖRÜLÜYOR

Mide küçültme ameliyatı olanların yaklaşık yüzde 20’sinde yüz sarkması görüldüğünü ancak kişilerin genelde bunu ihmal ettiğini söyleyen Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, bu oranın kilo verme hızına ve miktarına bağlı olarak değişebildiğini anlattı. Kilo verme sonrası ortaya çıkabilen bu şikayetler için yapılacak düzeltme ameliyatlarında zamanlamanın çok önemli olduğunu ifada eden Doç. Dr. Kelahmetoğlu, “Bu ameliyatları aşama aşama yapmak gerekli. Mide küçültme ameliyatı olan kişi 12-18 ay kadar bekleyip, hedef kilosuna ulaşınca düzeltme operasyonunu gerçekleştiriyoruz. Belli beslenme düzeninin oluşmasını da önemsiyoruz.” diye konuştu.

YÜZDEKİ YORGUN GÖRÜNTÜ GİDERİLİYOR

Oluşabilecek bu sarkmalar için tek seçeneğin ameliyat olmadığını da hatırlatan Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Sarkmalara ameliyatsız uygulanan teknikler de var. Ama en etkilisi yüz germe operasyonudur. Hastadan alınan yağ dokusu hacim kaybı yaşanan yerlere dolduruluyor. Çene hattını, elmacık kemikleri belirgin hale getiriliyor. Bu sayede yorgun görüntüyü giderebiliyoruz” diye konuştu.

Kişi eğer sigara içiyorsa doku kaybı yaşanmaması için ameliyattan bir ay önce bunu bırakmasını istediklerini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu. Bununla birlikte kan değerlerinin iyi olması için beslenme düzenine de dikkat edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AMELİYATTAN SONRA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Ameliyattan çıkan hastayı pıhtı olmaması için hemen hareketlendirmek gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Osman Kelahmetoğlu, “Hastanın ameliyattan sonra da sigara içmemesi son derece önemli. Bununla birlikte özellikle tansiyon hastalarında kanama yaşanmaması için tansiyonunu da dengede tutmaya çalışıyoruz. Yüz bölgesine yapılan estetik cerrahiden sonra hastaya özel bir bandaj takıyoruz. Kulak önünde, arkasında oluşan küçük izler de 6-9 ay içerisinde çok az belirgin halde olacak şekilde azalacaktır. Hastaların özel bandajı 4 hafta takmaları gerekir. Ameliyattan 1 hafta sonra dikişleri alınan hastanın normal hele gelmesi yaklaşık üç ayı bulabiliyor. Genç bir hastaysa operasyondan sonra kendi yaş grubu gibi görünecektir. Ancak özellikle 50 yaş üstü bir hastaya yüz germe ameliyatı yapıyorsak 15 yaş gençleşme söz konusu olabiliyor. 40’lı yaşlarda bu operasyonu geçirenler ise 7 yaş kadar gençleşme gözleniyor” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending