Connect with us

Sağlık Haberleri

Biontech nedir? Yan etkileri nelerdir?

Published

on

Biontech nedir? Yan etkileri nelerdir?

Biontech nedir? Yan etkileri nelerdir?

Covid-19 pandemisi bir yılı aşkın bir süredir milyonlarca kişinin yaşamını etkilerken Covid-19 salgınının sona erdirilip normalleşmenin sağlanması amacıyla dünyanın pek çok noktasında aşı uygulaması gerçekleştiriliyor. Bu aşılardan biri de ülkemizde de uygulanan mRNA teknolojisiyle üretilen Pfizer/Biontech aşısı.İçindekiler

  • Biontech nedir?
  • mRNA aşıları nasıl çalışıyor?
  • Biontech yan etkileri nelerdir?
  • Biontech mi Sinovac mı daha etkili?
  • Biontech, m-RNA aşısı kısırlaştırır mı?
  • Alerji hikayesi olan kişilerde aşının yan etkileri daha mı ağırdır?
  • Aşıların uzun dönem sonuçları bilinmiyor, etkileri ne olabilir?
  • (Biontech-Moderna) gibi m-RNA aşıları genetiğimizi değiştirir mi?
  • ikinci dozu farklı aşıyla yapabilir miyim?
  • Aşının kanda pıhtılaşmaya neden olmaması için kan sulandırıcı ilaçlar alınmalı mı?
  • Aşı oldum, testim pozitif çıkar mı?
  • Yumurtaya, penisiline, toza, kediye alerjim var, aşı olabilir miyim?
  • Aşı sonrası nasıl besleneyim?
  • Gebelik ve emzirme döneminde aşı yapılabilir mi?
  • Sinovac ve Biontech arasındaki fark nedir?
  • Üçüncü COVID-19 aşısı kimler için gerekli?
  • Biontech, delta varyantına karşı daha fazla mı koruyucu?
  • İki doz Biontech yaptıranlara üçüncü doz yaptırabilir mi?
  • COVİD-19 geçiren hastalar aşı yaptırabilir mi?

Biontech nedir?

Biontech aşısı hedeflenen mikroorganizmanın antikor oluşturan antijenik yapısının mRNA’sını içeren Covid-19 aşısıdır. BioNTech aşısının üretiminde mRNA (messenger RNA veya kurye RNA) olarak bilinen teknoloji kullanıldığından geleneksel aşılardan ayrışır.

Biontech gibi mRNA aşıları nasıl çalışıyor?

Ülkemizde ve dünyanın birçok noktasında uygulanan BioNTech aşısı gibi mRNA vücuttaki hücrelerde Covid-19 virüsünde yer alan proteine benzer proteinlerin üretilmesini sağlıyor. Bununla birlikte bağışıklık sistemi virüsü tanımlayarak antikor üretiyor.

Sonuç olarak yapay olarak üretilen mRNA’lar tıpkı kişinin kendi mRNA’ları gibi çalışarak virüse karşı uyarmayı amaçlamaktadır.

Biontech yan etkileri nelerdir?

Öncelikle ülkemizde kullanılan gerek Biontech gerek Sinovac ve dünyanın çeşitli ülkelerinde kullanılan diğer aşılara yönelik gerçekleştirilen klinik çalışmalarda mevcut aşı uygulamalarında ciddi yan etkilere rastlanmamıştır. Aşılama sonrası yaşanabilen yan etkilerin çoğunlukla hafif şekilde geçer.

Tüm aşılar korumayı amaçladıkları mikroorganizmaları vücuda tanıtırken bazı istenmeyen yan etkiler görülebilir. Aşılara bağlı olarak aşının uygulandığı yerde veya genel bazı yakınmalar olabilir. Aşı sonrası kolda, aşının uygulandığı yerde kızarıklık, şişlik, ya da ağrı gibi yakınma ve bulgular ortaya çıkabilir. Ancak bu yakınmalar aşının yapıldığı yere soğuk uygulama yapılarak en aza indirilebilir. Ayrıca gerekiyorsa parasetamol alınabilir. Aşı, bazı kişilerde de hafif ateş, titreme, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı gibi yan etkilere neden olabilir. Bunlar aşı sonrasında görülebilen, vücudumuzun aşıya verdiği yanıta bağlı belirtilerdir. Bu yakınmalar için de parasetamol kullanılabilir.

Pfizer-Biontech aşısının özellikle ikinci dozunu yaptıranlar bazı yan etkilerden şikayet etmektedir. Söz konusu yan etkilerin bir kısmı 1-2 gün içinde görülür.

Biontech yan etkileri nelerdir?

  • Baş ağrısı şikayeti
  • Yorgun hissetme
  • Aşının uygulandığı kolda ağrı
  • Aşının uygulandığı bölgede kızarıklık
  • Kas-eklem ağrıları
  • Titreme
  • Mide bulantısı
  • İshal
  • Ateş

Not: Alerjik reaksiyonların görülmesi durumunda vakit kaybedilmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvuru yapılmalıdır.

Not: ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına  göre mRNA teknolojisi kullanan aşıların (Biontech-Moderna) ikinci dozunu alanların en az 3’te 2’si yorgunluk, halsizlik ve kas ağrısı gibi şikayetler baş gösteriyor.

Biontech aşısı mı Sinovac aşısı mı daha etkili?

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgın hastalığının önlenmesinde en önemli yardımcımız aşıdır. Yapılan çalışmalar sonucunda COVID-19 hastalığına karşı çeşitli aşılar geliştirilmiştir. Bu aşılardan biri Biontech diğeri ise Sinovac’dır. Türk aşı (Turkovac ) araştırmalarında da üçüncü faz çalışmaları yapılmaya başlandığı bilinmektedir. Erciyes Üniversitesi ve Sağlık Bakanlığı işbirliği ile geliştirilen Turkovac aşısının 3. faz çalışmaları haziran ayında başlamıştı.

Pfizer-Biontech aşısının hem ilk dozdan sonra koruyuculuğun başlaması hem de bulaşmayı engelleme açısından ve delta varyantına karşı biraz daha etkili olduğu bilgisi bulunmaktadır.

Biontech ve Sinovac aşıları ağır seyirli infeksiyonları ve ölüm olasılığını önemli oranda engellemektedir. Bu nedenle COVID-19 aşılarından hangisi size uygunsa mutlaka yaptırmanız önerilir.

Biontech, m-RNA aşısı kısırlaştırır mı?

‘Biontech m-RNA aşısı kısırlığa neden olur mu?’ sorusu sıkça sorulmaktadır. Biontech, Sinovac ve diğer hiçbir aşı kısırlığa neden olmaz. Diğer aşılarda olduğu gibi COVID-19 aşılarında da bu yönde bir bulgu ya da bilgi bulunmamaktadır.

Alerji hikayesi olan kişilerde aşının yan etkileri daha mı ağırdır?

Ciddi yan etkiler genellikle alerjik reaksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ciddi alerjisi olan kişilerin aşı olurken mutlaka bunu doktoruna bildirmesi ve buna yönelik önlemlerin alınarak aşının yapılması gerekmektedir. Bir aşıya karşı ilk uygulamada çok şiddetli, anafilaksi olarak tanımlanan alerjik reaksiyonlar gelişmişse aynı aşı tekrar uygulanmamalıdır. Bu durumu doktorunuz değerlendirerek size yapmanız gerekenler hakkında detaylı bilgi verecektir. Ciddi alerjiler gibi yan etkiler çok seyrek ve genellikle aşı uygulandıktan kısa bir süre sonra görülmektedir. Bu nedenle aşı sonrasında 15 ile 30 dakika aşının uygulandığı sağlık kuruluşunda beklenmesi gerekmektedir.

Aşıların uzun dönem sonuçları bilinmiyor, etkileri ne olabilir?

COVID-19 hastalığı 2019 sonu, aşıları ise 2021 yılı başında hayatımıza girmiştir. Bu nedenle hastalığın ve aşıların uzun dönem sonuçları için beklemek gerekir. Bununla birlikte aşıların olumsuz etkileri genellikle erken dönemde görülmektedir. Bu nedenle uzun dönemde farklı bir istenmeyen etki olmayacağı düşünülmektedir. COVID-19 aşılarının hastalığın ve buna bağlı ölümlerin önlenmesindeki yararları olası istenmeyen etkilerin çok üzerindedir.

(Biontech-Moderna) gibi m-RNA aşıları genetiğimizi değiştirir mi?

m-RNA çok kısa ömürlü bir moleküldür. Aşılamadan kısa süre sonra planlanan etkisini oluşturup parçalanır.  m-RNA hücre çekirdeğine girmez. Genetiğimizi değiştirdiği yönünde herhangi bir bulgu bulunmamaktadır.

Birinci aşıdan sonra ikinci dozu farklı bir aşıyla yapabilir miyim?

COVID-19 aşılarında şu anda birinci dozdan sonra ikinci dozu farklı bir aşıyla yapma seçeneği sunulmamaktadır. Tüm dünyada aynı aşıyla ikinci dozun yapılması önerilmekte ve bu şekilde uygulanmaktadır.

Aşının kanda pıhtılaşmaya neden olmaması için kan sulandırıcı ilaçlar alınmalı mı?

Pıhtılaşmaya neden olduğu düşünülen aşılar ülkemizde kullanılmamaktadır. Aşının pıhtılaşma yapması olasılığına karşı kan sulandırıcı olarak adlandırılan ilaçların kullanılması önerilmemektedir.

Aşı oldum, testim pozitif çıkar mı?

COVID-19 aşıları, COVID-19 hastalığına karşı bağışıklık oluşturur. Bunun önemli bir parçası da IgG ve IgM sınıfından antikorlardır. Aşı sonrası antikor testleri, yani virüsle karşılaştığımızı gösteren testler pozitif bulunabilir. Hastalığın tanısı için altın standart olan PCR testleri, yani virüsün genetik maddesini gösteren testler ise pozitif bulunmaz.

Yumurtaya, penisiline, toza, kediye alerjim var, aşı olabilir miyim?

Çeşitli alerjileri olan hastalar bu bilgileri aşı için başvurduklarında sağlık çalışanlarına mutlaka bildirmelidir. COVID-19 aşısının üretiminde yumurta kullanılmamaktadır. Bu alerjiler aşı olmaya engel değildir. Alerjisi olan kişiler aşı sonrasında sağlık kuruluşunda 15-30 dakika beklemelidir.

Aşı sonrası nasıl besleneyim?

COVID-19 aşıları sonrası yiyeceklerle ilişkili aşıya özel herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Aşı olan kişi rutin beslenme alışkanlıklarını devam ettirebilir.

Gebelik ve emzirme döneminde aşı yapılabilir mi?

Gebelik döneminde COVID-19 hastalığına yakalanan anne adayları bu hastalığı daha ağır geçirebilir. Aşı konusunda karar verilirken COVID-19’la temas olasılığı, hastalığın ciddi seyretme riski, aşının bilinen yararları ve gebelikte aşının güvenilirliğine ilişkin kısıtlı fakat giderek güçlenen bilgiler değerlendirildiğinde özellikle COVID-19’u ağır geçirme riski yüksek olan gebelere kendi istekleri halinde aşı uygulanması önerilmektedir. Aşının gebeliğin ilk üç ayında uygulanmaması tercih edilmektedir.

Sinovac ve Biontech arasındaki fark nedir?

Sinovac inaktive virüs içeren bir aşıdır ve on yıllardır aşı üretilen yöntemlerle üretilmektedir. Biontech ise m-RNA yani daha yeni bir teknoloji kullanılarak üretilmektedir. Her iki aşı da özellikle ciddi infeksiyonları ve ölümleri engellemekte çok etkilidir. Biontech aşısının koruyucu etkinliği birinci dozdan 2 hafta sonra başlamakta ve daha güçlü görünmektedir. Geleneksel aşı isteyenler Sinovac, yine etkili bir aşı isteyenler Biontech aşısı olabilirler. Toplum bağışıklığını oluşturabilmek için hızlı bir şekilde toplumun büyük çoğunluğunun aşılanması gerekir. Hangi aşı size uygun geliyor ve hangisine ulaşabiliyorsanız bir an önce aşılanmanız önerilir.

Üçüncü COVID-19 aşısı kimler için gerekli?

Salgın hastalıklar tüm toplumun aşılanması ile kontrol altına alınabilir. COVİD-19 virüsünün de kontrol altına alınabilmesi için tüm toplumun aşılanması gerekmektedir. Bu nedenle virüs ortaya çıktığı günden itibaren yapılan uzun çalışmalar sonunda aşılar geliştirilerek toplumun kullanımına sunulmuştur. Bu aşıların en önemlisi ise Sinovac ve Biontech aşılarıdır. Sinovac aşısının koruyuculuğunun 3 ile 6 ay arasında, Biontech aşısının koruyuculuğunun ise 9 ile 12 ay arasında olduğu düşünülmektedir.  Grip aşısı gibi COVID-19 aşısının da her yıl uygulanması gerekebilir. Bunu, yapılacak bilimsel araştırmalar ve sonuçları gösterecektir.

Biontech, delta varyantına karşı daha fazla mı koruyucu?

Ülkemizde ilk olarak aşılanan sağlık çalışanları ve 65 yaş üstü vatandaşlara Sinovac aşısı yapıldı. Sinovac aşısı iki doz uygulandığında koruyuculuğunun 3 ile 6 ay kadar sürdüğü tahmin edilmektedir. Bu nedenle iki doz Sinovac aşısı uygulanan kişilerin üçüncü doz COVID-19 aşısı yaptırması önerilmektedir. Üçüncü doz aşısının ise Sinovac veya Biontech olması kişinin kendi tercihine bırakılmaktadır. Üçüncü dozu Sinovac ya da Biontech aşısı yaptırmanın herhangi bir sakınca yoktur. Ancak delta varyantına karşı daha etkili olan ve koruyuculuğu daha uzun süren Biontech aşısının tercih edilmesi önerilebilir.  

İki doz Biontech yaptıranlara üçüncü doz yaptırabilir mi?

mRNA teknolojisiyle üretilen Biontech aşısı da iki doz olarak uygulanmaktadır. Biontech aşısının koruyuculuğunun 9-12 ay kadar olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle iki doz Biontech aşısı olan kişiler için üçüncü doz aşı şu an için gerekmemektedir. Bu konudaki çalışma sonuçlar beklenmektedir

COVİD-19 geçiren hastalar aşı yaptırabilir mi?

COVID-19 pandemisi hala tüm dünya ile birlikte ülkemizde de aktif olarak devam etmektedir. Yeni varyantları daha bulaşıcı olan COVİD-19 salgınını kontrol altına almak için aşı olunsa da hastalık geçirilip iyileşme olsa da kontrollerin hastalık tamamen ortadan kalkana kadar devam etmesi gerekmektedir. COVID-19 hastalığı geçiren kişiler hastalıktan 3 ay sonra aşı olabilirler. Hastalık, aşılar, tedavileri ve hastalığın kontrol altına alınıp alınmadığı konusundaki yeni gelişme ve önerileri Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kurum ve kuruluşların yapacağı açıklamalardan takip etmek gerekmektedir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık Haberleri

Sağlıklı Yaşam İçin Beynimizi Nasıl Kullanmalıyız? – İnternet Haber

Yaş ilerledikçe hafızada ya da diğer zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama olabilir. Ama beyninizi asla hafife almayın. Çünkü beyin bazı yöntemler ve …

Published

on

By

Yaş ilerledikçe hafızada ya da diğer zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama olabilir. Ama beyninizi asla hafife almayın. Çünkü beyin bazı yöntemler ve etkinliklerle yeniden yapılandırılabilir. Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Aydın beyni güçlendirebilecek yöntemlerden bahsetti.

  1. Konsantre olun ve stresini yönetin: Birçok çevresel etken, dikkatinizi dağıtabilir. Bir şey hatırlamak istediğinizde önce konuya odaklanın. O bilgiye yoğunlaşarak dikkat dağıtıcı faktörleri önlemeye çalışın. Kaygı ve stresli durumlarda hatırlamada zorluk yaşanabilir. Nefes alma ya da kas gevşetici egzersizleri gibi rahatlama tekniklerini öğrenin.
  2. Uykunuzu alın: Uyku esnasında beyin yeni bilgileri pekiştirir. Araştırmalar, iyi bir gece uykusunun ardından daha önce öğrenilen bilgilerin daha iyi hatırlandığını gösteriyor. Erken kalkın geç yatın. Asgari 6 saat uyuyun, 8 saati de geçmeyin.
  3. Gece telefona bakmak yerine kitap okuyun: Kitap okumak beyin glukoz tüketimini artırır. Zihin geliştirici oyunlar oynayın. Bulmaca, yap-boz ve sudoku çözün.
  4. İletişim kurun: Yakınlarınızla online bile olsa iletişim kurun.
  5. Dans edin, müzik dinleyin: Müzik dinlemeye zaman ayırın, dans etmekten çekinmeyin. Tiyatroları, konserleri izleyin ve seminerlere katılın.
  6. Egzersiz yapın: Egzersiz sinir kavşaklarının sayısını artırır, böylece beyinde daha fazla irtibat noktası yaratır ve yeni hücreler oluşmasına katkıda bulunur. Haftada 3 gün asgari 1 saat egzersiz, mümkünse yürüyüş, yoga ya da pilates yapmak ruhsal, fiziksel ve beyin fonksiyonları açısından olumlu etkiler sağlayacaktır.
  7. Beslenme önemli: Son dönemde ikinci beyin olarak adlandırılan bağırsaklarımızda vücut fonksiyonları için önem taşıyan mikroorganizmalar bulunmaktadır. Bunların dengede olması beyin sağlığı için hayati önem taşıyor. İşlenmiş gıdalar, aşırı yağlı, şekerli gıdaların tüketilmesi beyin sağlığı açısından olumsuz olmaktadır. İdeal olanı Akdeniz usülü beslenme şeklidir.
  8. Aktif olun: Bahçe ve toprakla uğraşmak, zihin ve vücut enerji tüketimini birlikte artırabilirsiniz. Mutfakta yemek pişirmek için gönüllü olun yeni lezzetler oluşturmaya çalışın. Yardım kuruluşlarında aktif olmak gibi sosyal etkinliklerde bulunun.
  9. Fazla Tv izlemeyin: Günde en fazla 1-2 saat televizyon seyredin. Günde 7 saatten fazla TV seyredenlerde demans riskinin arttığına dair çalışmalar var.
  10. 10-Yeni hobiler edinin: Beyni geliştirmek için yeni şeyler yapın ya da ya da öğrenin. Bir sanat dalında kursa yazılabilir ya da yeni bir dil öğrenerek beynin esnekliğini artırabilirsiniz.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

Çarpıntı ihmale gelmez! – İnternet Haber

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, çarpıntı hakkında önemli bilgiler verdi… Çarpıntı ciddi bir kalp hastalığının belirtisi …

Published

on

By

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Çaynak, çarpıntı hakkında önemli bilgiler verdi…

Çarpıntı ciddi bir kalp hastalığının belirtisi olabilir mi?

Kalple ilgili kişileri doktora gitmeye zorlayan en sık şikayetlerden biri çarpıntıdır. Kalpte ani başlayıp kendiliğinden sonlanan hızlı atış veya ritmik atışın dışına çıkmak olarak görülebilir. Kalp ritmi çok hızlandığında tansiyon düşmesine bağlı göz kararması, halsizlik, hatta bayılma olabilir. Ritm bozuklukları çok detaylı araştırılıp, doğru teşhisi koyduktan sonra yakın takiple dikkatli tedavi edilmelidir. Öncelikle ritm bozukluğuna sebep olan hastalığı bulmamız gereklidir. Çünkü çarpıntı çoğunlukla kalp damar hastalıklarına bağlı olur. Bazen kalp damarları tıkalı kişilerde göğüs ağrısı olmaksızın çarpıntı olabilir. Tetkikler sonucu böyle bir durum varsa kalp krizi geçirmeden başarılı bir tedavi olabilirsiniz. Kalbin içindeki mitral kapağa bağlı hastalıklarda çarpıntı büyük oranda eşlik eder. Kalp ultrasonu, ekokardiyografi ile böyle bir hastalık teşhis edilirse, kalp yetmezliği gelişmeden mitral kapak tamir edilebilir veya protez bir kapakla değiştirilebilir. Atriyal fibrilasyon dediğimiz ritm bozukluğunda kalp içerisinde pıhtı oluşabilir ve bu pıhtı beyine atarak felce sebep olabilir. Gördüğünüz gibi çarpıntı altta yatan çok ciddi kalp damar hastalıklarının geç kalınmadan teşhis edilmesine vesile olabilir, ihmale gelmez!

KANSIZLIK VE GUATR DA RİTM BOZUKLUĞU YAPABİLİR

Kalp dışı hastalıklar da çarpıntı yapabilir mi?

Evet, yapabilir. O nedenle öncelikle bir kan tahlili ile araştırmaya başlarız. Kansızlık, anemi, kalbin hızlı atmasına sebep olur. Halk arasında genelde guatr olarak bilinen tiroit hastalıklarında hızlı atış ve ritm bozuklukları görülür. İlaçlara veya yiyeceklere bağlı oluşmuş elektrolit bozukluklarında (çoğunlukla potasyum düşüklüğü ve ya yüksekliğinde) ritm bozuklukları olur. Bazı kalp ilaçları (digoksin gibi) dokularda birikerek ritm bozukluğu yapabilir. Tüm bu hastalıkları detaylı bir kan tahlili yaparak tespit edebiliriz.

Çarpıntısı olanlar kan sulandırıcı ilaç kullanmalı mı?

Hayır. Atriyal fibrilasyon dediğimiz kalbin kaotik bir ritm bozukluğunda, eşlik eden ileri yaş, kapak hastalığı gibi durumlar da varsa kan sulandırıcı ilaçlar felç geçirmemeniz için kullanılmalıdır. Ancak bu ilaçlar aspirin gibi değildir, daha kuvvetli ve doz aşımlarında kanama riskleri de olan ilaçlardır. Kalp doktorunuz size uygun ilacı ve dozu belirleyecek ve yakın takipte olacaktır.

4 SANTİMLİK KESİDEN KAPAK DEĞİŞİMİ

Çarpıntının altında yatan neden mitral kapak hastalığı ise kapak mutlaka değişmeli mi, bu bir açık kalp ameliyatı mı?

Hayır. Şayet kapakta darlık değil de yetmezlik (kaçak) varsa, kapağı tamir ederek kendi kapağınızla hayatınıza devam etmeniz daha ideal bir cerrahidir. Ancak kapak kireçlenmiş ve daralmışsa, temizlenip metal ya da biyolojik bir kapakla değişmesi gerekir. Metal kapakla değişmişse ömür boyu kuvvetli bir kan sulandırıcı kullanmanız gerekir. Bütün mitral kapak ameliyatları, kapak değişse de tamir de olsa, göğüs kemiği açılmadan sağ meme hizasından, 4 santimlik bir kesiyle, kaburgalar arasından yapılabilir. Üstelik ameliyat izi kadınlarda meme altında kaldığı için hiç görünmez. Ben bu nedenle bu tarz ameliyatlara ‘bikini cerrahisi’ diyorum. 4. gün taburcu oluyorsunuz ve o gün itibariyle arabanızı kullanabilirsiniz, kolunuzu dilediğiniz gibi hareket ettirebilirsiniz. Bir hafta içinde işinize dönebilir, her türlü sosyal faaliyetlerinize devam edebilirsiniz.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Sağlık Haberleri

COVID-19 Devam Ederken Aşı Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar – İnternet Haber

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yakın zamanda aşı geliştirme ve dağıtımına ilişkin seri halinde devam eden bilgilendirici içerikler yayınlıyor. Son …

Published

on

By

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yakın zamanda aşı geliştirme ve dağıtımına ilişkin seri halinde devam eden bilgilendirici içerikler yayınlıyor. Son yayınlanan içerikte yer alan aşıların nasıl etki gösterdiği, güvenilirliği ve uygulamalara ilişkin paylaşılan güncel bilgilere birlikte göz atalım:

COVID-19 aşılarının güvenli, etkili ve hayat kurtarıcı olduğunun kanıtlandığını belirten DSÖ, tüm aşılarda olduğu gibi, aşılamanın tam olarak (100) koruma sağlamadığını belirtmekle birlikte aşılamanın salgının seyri için önemini belirtiyor. Ayrıca, aşılar sayesinde insanların virüsü başkalarına bulaştırmasını hangi oranda önleyebilecekleri bilinmemekle birlikte bulaştırmayı kesinlikle azımsanmayacak oranda azalttığı kabul ediliyor. Bu nedenle, aşı olmanın yanı sıra, salgınla mücadele için diğer önlemlerin alınmaya devam edilmesi öneriliyor.

Aşıların etkinliği nasıl belirleniyor?

DSÖ tarafından acil kullanım listesi için onaylanan tüm COVID-19 aşıları, kalitelerini, güvenliklerini ve etkinliklerini test etmek için randomize klinik deneylerden geçmiştir. Aşıların onaylanabilmesi için etkinlik oranının 50 ve üzerinde olması gerekmektedir. Bu onaydan sonra, devam eden güvenlik ve etkinlik açısından izlenmeye devam edilir. Bir aşının etkinliği, kontrollü bir klinik deney ile saptanır ve plasebo alan kaç kişinin aynı sonucu geliştirdiğine kıyasla, aşılanan kaç kişinin “aynı sonucu” (genellikle hastalık) geliştirdiğine dayanıyor.

Çalışma tamamlandıktan sonra, deneklerin aşı alıp almadığına bağlı olarak göreceli hastalanma riskini hesaplamak için her gruptaki hasta insan sayısı karşılaştırılır. Böylece aşının etkinliği elde ediliyor. Başka bir deyişle, aşının hastalanma riskini ne kadar azalttığının bir ölçüsü. Bir aşının etkinliği yüksekse, aşıyı alan gruptaki plasebo verilen gruptan çok daha az insanın hastalanması beklenir. Örneğin, etkinliği kanıtlanmış 80’lik bir aşı düşünelim. Bu, klinik deneydeki kişilerden aşı alanların, plasebo alan gruba göre hastalık geliştirme riskinin 80 daha düşük olduğu anlamına geliyor. Dolayısıyla, aşılanmış gruptaki hasta vakaların sayısı ile plasebo grubu karşılaştırılarak hesaplanıyor. Aşının 80’lik etkinliği, aşılanan grubun 20’sinin hastalanacağı anlamına da gelmiyor.

Çift doz aşılarda ilk doz kısmi bir koruma sağlıyor!

Aşılar güçlü koruma sağlayabiliyor, ancak bu koruma için belirli bir zaman dilimine ihtiyaç var. Öncelikle tam bağışıklık oluşturmak için gerekli tüm aşı dozları uygulanmış olmalı. İki doz aşılar için, aşılar ilk dozdan sonra sadece kısmi koruma sağlıyor ve ikinci doz bu korumayı arttırıyor. Tek dozluk bir aşı için ise, aşılandıktan birkaç hafta sonra COVID-19’a karşı maksimum bağışıklık oluşması bekleniyor.

Aşıdan sonra da COVID-19’a karşı önlemlere dikkat!

Aşılar çoğu bireyin COVID-19’a yakalanmasını önleyebilir ancak herkes için bu durum geçerli olmayabilir. Önerilen tüm dozları aldıktan ve bağışıklığın oluşması için birkaç hafta bekledikten sonra bile enfekte olunabilir. Aşılar tam (100) koruma sağlamaz, bu nedenle salgına karşı koruyucu tedbirlere dikkat edilmesi önem taşıyor. Aşı yapıldıktan sonra, sosyal mesafe, maske takma, odaların iyi havalandırılması, kalabalıklardan kaçınma, el temizliği gibi basit önlemleri almaya devam etmek gerekiyor. Aşılı bireyler COVID-19 ile enfekte olsa da daha hafif semptomlar ile hastalığı geçirmeleri beklenir. Genel olarak aşı olan birinin hastalığı ciddi boyutlarda geçirmesi veya ölmesi ihtimali ise oldukça düşüktür.

Hastaneye yatış ve hastalığın ciddi seyrini önleyebiliyor!

Vakalar arttığında ve bulaşma hız kazandığında, daha kolay yayılabilen veya daha ciddi hastalıklara neden olabilen yeni tehlikeli ve daha bulaşıcı varyantların ortaya çıkması daha olasıdır. Şimdiye kadar var olan bilgilere dayanarak aşıların özellikle hastalığın ciddi seyri, hastaneye yatış ve COVID-19’a bağlı ölümlerin önlenmesinde mevcut varyantlara karşı etkili olduğu söylenebilir. Aşılar, neden oldukları geniş bağışıklık tepkisi nedeniyle varyantlara karşı etkili olmaya devam ediyor, bu da virüs değişikliklerinin veya mutasyonlarının aşıları tamamen etkisiz hale getirmesinin olası olmadığı anlamına geliyor. DSÖ, yeni varyantlara karşı korunmanın en iyi yollarından birinin halk sağlığı önlemlerini uygulamaya devam etmek ve aşılanmak olduğunu da vurguluyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Continue Reading

Trending